Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 09. 03. 2002


Kenya:
Tecavüz - görünmeyen suç

Uluslararası Af Örgütü (UAÖ), Kenya ile ilgili yayınladığı raporda, "Kenya hükümeti yurttaşlarının yarısına karşı insan hakları yükümlülüklerini yerine getirmemektedir ve yasa ve uygulamalarını, kadınlara yönelik şiddet uygulayanların cezasız kalmasını sona erdirecek biçimde derhal değiştirmelidir." dedi.

Kenya: Rape - The Invisible Crime başlıklı raporda kadınlara yönelik şiddet, özellikle de cinsel şiddet incelenmekte ve hem güvenlik görevlileri hem de özel kişiler tarafından işlenen tecavüz olaylarına odaklanmakta. Şiddete maruz kalan kadınların neden yasalarca yeterince korunmadığı ve kadınlara şiddet uygulayanların hâlâ cezalandırılmaksızın bu eylemlerini sürdürdüklerini incelemektedir.

Sonuç oldukça gerçekçi. Tüm Kenya'da, her sosyal ve etnik grupta kadınlar hergün fiziksel ve cinsel tacize uğruyor. Bu, kurbanı şok ve travmatize eden ve kadının toplumdaki statüsünü zayıflatan bir suç. Ne var ki, kurbanların büyük oranı sessizlik içinde katlanıyor. Tecavüz kurbanları suçluları adalet önüne çıkarmaya çabalarken sıklıkla aşılamaz engellerle karşılaşıyor. Tecavüz veya diğer cinsel taciz biçimlerine maruz kalmış pekçok kadın, belli kültürel anlayışlar ya da devletin ataleti nedeniyle giderim sağlamak konusunda sindiriliyor. Bunu yapmak çok düşük başarı umudu taşıyor ve aile, topluluk ve polisten düşmanca tavır görmeye neden olabiliyor. Adalet arayışına girişenler ise kadınlara yönelik şiddeti gözardı eden, reddeden ve hatta göz yuman, ve ister devlet görevlileri olsun, ister özel kişiler, suçluları koruyan bir sistemle karşı karşıya kalıyor.

UAÖ, kadınlara yönelik şiddet eylemlerinin, uluslararası standartlarda belirtilen işkence tanımının doğa ve ağırlığında olması ve devletin etkin koruma, soruşturma ve kovuşturma sağlamaması durumunda, devletin sorumluluğu bulunan işkenceyi oluşturduğuna inanmaktadır.

UAÖ, "Tecavüz, devletin kadın kurbanları korumak, vakayı soruşturmak ve giderim sağlamakla ilgili sorumluluklarını yerine getirmediği zaman işkencedir. Kenya hükümeti kadınlara yönelik şiddetin cezasız kalmasını sona erdirmek ve uluslararası insani hukuka karşı yükümlülüklerini yerine getirmek için yasa ve uygulamalarında reforma gitmelidir." dedi. Hükümet ısrarla yasama yoluyla cinsiyet eşitliğini geliştirmekle ilgili niyetini ifade etmesine rağmen, anayasal hükümleri yürürlüğe koymakta, taraf olduğu ve kadın haklarını geliştiren ve koruyan uluslararası aygıtları ulusal yasalarına uyarlamakta başarısız olmuştur.

Ceza Yasası evlilik içi tecavüzü cezai suç olarak kabul etmemektedir. Bunun nedeni, özellikle ceza yasasında, cinsel ilişkiye rıza, evlilik yoluyla verildiği varsayımıdır. Kenya mahkemelerinde bugüne dek bu varsayıma karşı hiçbir hukuksal meydan okuma gerçekleşmemiştir. Evlilik içi tecavüz vakalarında daha düşük azami ceza öngören ve daha hafif bir suçlama olan saldırı suçlamasında bulunulmaktadır.

"Ahlaki ve hukuki yükümlülüklerine rağmen hükümet, kadınlara yönelik tüm şiddet eylemlerinin cezai suçlar haline getirilmesi yönünde Kenya yasalarında reform yapmadığı gibi, polis gücü, cezaevi hizmetleri ve mahkeme sisteminin ayrımcı uygulamalarına da eğilmemiştir. İster devlet görevlileri ister özel kişiler tarafından işlenmiş olsun, bu tip ihlallere karşı devletin harekete geçmemesi , bu kişilerin cezalandırılmadan bu fiillerine devam etmelerine olanak vermektedir. Devlet, kadınları devam etmekte olan şiddete karşı korumakla yükümlüdür."

UAÖ'nün raporunda yer alan vakalar arasında, ortak çok noktaları bulunan Mary, Agnes ve Louise'in de hikayeleri bulunuyor. Her üçü de ailelerinin erkekleri tarafından feci şekilde dövülmüş. Üçü de bu erkeklerin tecavüzüne uğradığını söylüyor. Yıllarca, yetkililerin yardım edeceği umudunu taşımadan bu acıyla yaşamışlar. Polisev içi şiddet olaylarına karışmak istememekte ve kadınlara, özellikle yoksul kadınlara karşı taraflı davranıyor. Ayrıca, ev içi şiddetten kaçan kadınları korumak için hiçbir devlet kurumu bulunmuyor.

Bugün Uluslararası Kadın Günü'nde, dünya çapında kadınların elde ettiği başarılar kutlanırken, gerek devlet görevlileri gerekse aile üyeleri tarafından tecavüze uğrayan, dövülen ve temel haklarından mahrum edilen kadınlar unutulmamalıdır.

UAÖ, "2002 yılında Kenya'da hem başkanlık hem de yasama meclisi seçimleri yapılacak. Kenya'da meclis üyeleri, seçmenler ve kadınlar kadın haklarının seçim gündeminin birinci önceliği olması ve adayların hem politikalarında hem de yaklaşımlarında cinsiyet-duyarlı olması için tüm güçleriyle mücadele etmelidir." dedi.

Kenya: Rape- the invisible crime adlı raporu bulabileceğiniz internet adresi: http://web.amnesty.org/ai.nsf/recent/afr320012002

Uluslararası Ceza Mahkemesi:
Mahkemenin kurulabilmesi için 5 imza eksik


Uluslararası Af Örgütü (UAÖ), Uluslararası Ceza mahkemesi Roma Tüzüğü'ne 60. katılıma doğru ilerleyen hızlı süreçten memnuniyet duyuyor. Geçtiğimiz üç gün içinde 53., 54. ve 55. katılımcılar olarak Mauritus, Makedonya ve Kıbrıs Roma Tüzüğü'nü imzaladı. UAÖ, bugüne dek Roma Tüzüğü'nü onaylayarak, insanlığın bildiği en korkunç suçların cezasız kalmaması için taahhüt ve bağlılıklarını gösteren tüm ülkelere memnuniyetini iletti. UAÖ, "Mahkemenin kurulması yolundaki bu önemli aşamada, tüm ülkelere Tüzüğü onaylamaları için acil adımlar atmaya ve Mahkemeyle tam işbirliği de dahil, yürürlüğe geçmesi için etkin yasal düzenlemeleri yapmaya çağırıyoruz." dedi.

Arka plan bilgisi: Uluslararası Ceza mahkemesi Roma Tüzüğü 17 Temmuz 1998 tarihinde gerçekleştirilen bir diplomatik konferansla kabul edilmişti. Tüzük, soykırım, insanlığa karşı işlenmiş suçlar ve savaş suçlarıyla itham edilen kişileri soruşturmak ve kovuşturmak için daimi bir Uluslararası Ceza Mahkemesinin kurulmasına olanak sağlıyor. Tüzük'te, Mahkeme'nin kurulabilmesi için 60 ülkenin katılımının gerektiğine dair bir şart bulunuyor. UAÖ 1993 yılından beri, Uluslararası Ceza Mahkemesi için Koalisyon'da yer alan binin üzerindeki üyeyle birlikte Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin kurulması için çalışmakta. Roma Tüzüğü'nün kabul edilmesinden hemen sonra UAÖ, tüm hükümetlerin Roma Tüzüğü'nü onaylamaları ve Mahkemeyle tam işbirliğini sağlayacak yasal düzenlemelerin yürürlüğe sokulması için dünya çapında bir kampanya başlatmıştı. 60. katılım da gerçekleştikten ve Mahkeme kurulduktan sonra bile UAÖ tüm ülkelerin Tüzüğü onaylaması için kampanyasını sürdürecektir. Bu çok önemli çünkü birçok olayda Mahkemenin yargı yetkisi yalnızca eğer suç katılımcı bir ülkenin topraklarında işlenmişse ya da katılımcı bir ülkenin yurttaşı zanlıysa geçerli olabilecek.

Kadınlara yönelik şiddet
İnsan hakları ihlallerinin gizli biçimi

Dünya Kadınlar Günü'nde , UAÖ Genel Sekreteri Irene Khan "Kadınlara yönelik şiddet, dünya çapında en yaygın ama en çok gizlenen insan hakları ihlallerinden biridir." dedi.

"Dünyanın dört bir yanında çatışmalarda, siyasi istikrarsızlık dönemlerinde, devlet gözaltında ve ev ve toplulukta kadınların fiziksel, ussal ve cinsel bütünlükleri risk altında ve farklı siyasi görüşleri olan hükümetlerin yönetiminde ."

Türkiye'de her yıl yaklaşık 200 genç kız namus adına öldürülüyor. Yargıçlar, öldürülen kadının suça "tahrik" ettiği gerekçesiyle ceza indiriminin uygun olduğu hükümleri verdi. ABD'de kadın hapishanelerinde tıbbi bakım ihmalinin yanı sıra ussal, fiziksel ve cinsel tacizin sürdüğüne dair bilgiler geliyor. Afganistan'daki askeri hareket dünyanın dikkatini Taliban'ın kadınlar üzerindeki baskısı üzerine çekti. Bu arada Suudi Arabistan ve Pakistan gibi komşu ülkelerdeki kadınlar üzerindeki baskı ise büyük oranda dikkate alınmıyor. Khan, "Uluslararası topluluk kadınlara yönelik şiddetin bazı biçimleriyle ilgili harekete geçmesine rağmen, uluslararası politikaya uygun olmadığı, ya da yerel durum "çok zor" olduğu duygusunu verdiğinde, diğerleriyle ilgilenmiyor." dedi.

"Bu, kadın hakları aktivistlerinin karşısındaki en büyük zorluklardan birinin altını çizmekte: hükümetlerin kadınların insan haklarına karşı sembolik ve kısa süren ilgileri." Avusturalya'da bulunan Irene Khan, Kadın Hakları Günü'yle ilgili yaptığı açıklamada şiddetten kaçan kadınlara genellikle yeterli koruma sağlanmadığını belirtti. "Kadın sığınmacıların ihlal iddiaları daha çok 'özel' çevrelerinde gerçekleştiği üzerine; ancak hükümetler ev içi şiddet, seks amaçlı kadın ticareti ve tecavüz gibi cinsiyet temelli ihlalleri mülteci koruması için bir gerekçe olarak değerlendirmiyor." "Hükümetler, kadınları hem kendi görevlilerinin ellerinde, hem de toplum ve evde insan hakları ihlallerinden korumakla yükümlüdür.

 
Diğer duyurular için tıklayın

SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla