Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 25.01.2002

BASIN AÇIKLAMASI
(Mini Demokrasi Paketi)

Mini demokrasi paketi, Türkiye için öngörülen minimum demokrasinin unsurlarını taşıyor. Maksimum demokrasi (tam demokrasi) düşünce suçunu kabul etmez. Tam demokrasi, TCK'nun 159. maddesinde olduğu gibi, devlet kurumlarının bazılarını ve görevlilerini değil; Türkiye Cumhuriyetinin yurttaşları arasında ayrım yaparak çoğunluğu teşkil edeni -Türklüğü demek suretiyle- değil, etnik kökeni ne olursa olsun tüm yurttaşlarının değerlerini koruma altına alır.

TCK. 159. madde tümüyle kaldırılmalı, genel hakaret suçu çerçevesindeki hükümler işletilmelidir.

TCK. 312. maddesi, yeni düzenlemesi ile de , ifade özgürlüğünü koruma altına almamaktadır. Subjektif değerlendirmelere açıktır. O nedenle, kesinlik, açıklık ve netlik ilkelerine uygun olarak, suça tahrik ve teşvik fiilleri tanımlanmalıdır.

Her şeyden önemlisi, insan haklarını koruma ve geliştirme konusunda yaşamsal işlevi olan yargı gücü, yürütmeden bağımsızlaştırılmalı ve yargıçlar, yargıçlık güvencesi ile donatılmalıdır. Yasama, yürütme ve Yargı gücü, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesini dışsal bir olgu olarak görme ve gösterme yanlışından kendilerini bir an önce kurtarmalıdır. Türkiye yargısı, evrensel ölçekte kabul edilmiş haklara ve özgürlüklere, evrensel ölçekteki ölçütlerle yaklaşmalıdır. Bu yönde bir zihniyet değişikliği ve kurumsal yeniden yapılanma -yargı reformu- gerçekleştirilemediği sürece, maddi yasalardaki değişikliğin uygulamada olumlu sonuç doğurması olası değildir.

Yıllardır, kaldırılan TCK.nun 163. maddesi yerine 312. madde uygulanmaktadır. Bu da açıkça söylenmektedir. Hukukun evrensel ilkesi olan "kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi göz göre göre ihlal edilmektedir. Yalnız bu kadar da değil. Kötü üne kavuşan maddeler yerine, örneğin Terörle Mücadele Yasası'nın 8. maddesi yerine TCK.312. madde, son iki yıldır da TCK. 169. madde uygulanmaktadır. Düşünce açıklamalarına 168. maddenin uygulandığı da görülmektedir. Yargı, politik otoriteye ve her tür politik etkilenmeye karşı güçlendirilmelidir.

Hüsnü Öndül
İHD Genel Başkanı


Düşünceye Özgürlük: HERKES İÇİN
7. Yıldönümünü kutluyor Nerde? İstanbul DGM (Beşiktaş) arka girişinde, duruşma sonrasında.
Ne zaman? 23 Ocak 2001 Çarşamba saat 09:00'daki duruşma bitiminde Ne duruşması? 77.663 yayıncılı "Düşünceye Özgürlük: HERKES İÇİN"in duruşması
Sanıklar? Bakınız (*) dipnotu
Ne bekleniyor? Hiiiç, ilk celsede bulunmayan sanıkların sorgularına devam edilecek.
Sonra? Duruşma bitince dışarı çıkıp, DGM arkasında pastamızı üfleyecek ve katılanlarla birlikte yiyeceğiz. Tam 7 yıl önce, Yaşar Kemal ifade vermek için DGM'ye çağrıldığında imza kampanyamızı burda başlatmıştık. (Pastamızdan, ayırım yapmaksızın tüm konuklara birer lokma düşecektir)
Daha neler? Evet, bitmedi. Tanıtılacak yeni bir kitap var: "Düşünceye Özgürlük 2001"
İçinde ne var? 2001 yılının "Düşünce Suçları" özeti ve farklı suçlardan birer örnek (Bak: **)
En sonunda? Tabii DGM savcısı kitabımızla tanışmak için kendisini ziyaretimizi bekliyor.

7. yılımızda yeni suçumuz Vatana, Millete hayırlı olsun.
(*) Sanıklar Listesi: (İddianamedeki sırayla) Şanar Yurdatapan, Mustafa Kahveci, Hasan Basri Çıplak, Ziver Özdemir, Yaşar Buhan, Mustafa Altunel, Murat Kaya, İsrafil Kahraman, Yılmaz Tunç, Abdullah Kaya, Dursun Güleç, Zuhal Olcay, Sabiha Ünlü, Ahmet Şişman, Mustafa İslamoğlu, İhsan Çelik, Oktay Saral, Lale Mansur, Emine Şenlikoğlu, Adalet Ağaoğlu, Canan Ceylan, Ulvi Alacakaptan, Yalçın Balaban, Erdoğan Turan, Abdurrahman Dilipak, Mustafa Yavuz, Aydın Polat, Atilla Dede, Ahmet Han Yılmaz, Hüsnü Öndül, Halil Ürün, Cengiz Tayfur, Rüstem Altunbaş, Şaban Sarı, Orhan Şahin, Bekir Gürsoy, İlhan Durmuş, Mehmet Sami Büyükyılmaz, Hatice Kübra Kalıpçı, Hayrullah Küçükdağ, Süleyman Kurnaz, Necip Bilek, Bekir Özer, Gürsoy Bilgin, Mustafa Acar, Veli Tolu, Hasibe Demirel Çepni, Kazım Batmaz, Ahmet Sorgun, Ahmet Yaradanakul, Bahattin Yıldırım, Hasan Terzi, Suat Altınsoy, Ahmet Güney, Yusuf Karataş, Ali Aşlık, Halil Güven, Hasan Ünal, Ertan Kara, Hasan Burgan, Mehmet Çelik, Muzaffer Cengiz, Mustafa Akkaş, Rıfat Çiftçi, Ali Gök.

Kitapta yer alan suçlu yazılar:(Soyadına göre alfabetik)
Celal Başlangıç ("Korku Tapınağı" adlı kitabı yüzünden, TCY 159. maddeden yargılanıyor)
Fikret Başkaya ("Asrın davası mı?" başlıklı yazısı nedeniyle Terör Yasası 8/1'den halen cezaevinde)
Nevin Berktaş, (Zaten hapiste. Bir de "Hücreler" adlı kitabı nedeniyle TCY 169'dan ceza aldı)
Noam Chomsky, ("Amerikan Müdahaleciliği" adlı kitabı Terör Yasası 8/1'den yargılanıyor)
Yılmaz Çamlıbel (Bir konuşması nedeniyle TCY 312'den hüküm giydi, cezası ertelendi.)
Abdurrahman Dilipak (Bir konuşması nedeniyle 312. Maddeden hüküm giydi, ceza ertelendi.)
Eren Keskin (Bir basın açıklaması nedeniyle TCY 159. maddesinden yargılanıyor.)
Fehmi Koru (Bir TV yorumu nedeniyle TCY 312'den yargılanıyor)
Mehmet Kutlular ("Deprem Allahın cezasıdır" dediği için hüküm giydi, halen cezaevinde)
Emine Şenlikoğlu (Bir TV konuşması nedeniyle TCY 312'den hüküm onaylandı. Hapse girecek.)
ve "Kürtçe seçmeli ders olsun" diye DİLEKÇE VEREN ÖĞRENCİLER. (TCY 168, 169)
Bu kitabın bir özelliği, yayıncıların da aynı kişiler oluşu. Yani herkes hem kendi suç(!?)unu yineliyor, hem de birbirininkine ortak oluyor. İki de konuk yayıncı var: TBBM'nin onurunu temsilen Mehmet Bekaroğlu, ve teknik ve geleneksel nedenlerden ötürü Şanar Yurdatapan.
Sizi de bekleriz...


Kadınlara çağrı: Kurtuluşumuzu örgütleyelim!

Kadın Dayanışma Grubu'nun düzenlediği Diyarbakır, Batman ve İstanbul kadın buluşmalarında barış için "farklılıklarımızla bir araya" geldik. Kitaplarda okuduğumuz, dilimize, gönlümüze doladığımız bu sözü yaşama geçirme çabasının heyecanını yaşadık. Acılar birikmiş, mesafeler açılmıştı. Yalıtılmışlığımızı kırmaya, birbirimizi tanımaya, mesafeleri kapamaya çalıştık. Bu üç buluşma biz kadınlar için büyük bir adımdı. Ama yalnızca bir adım.

İstanbul Buluşması'nda bir günümüzü konferansa ayırdık. Elbet yetmedi zaman. Öylesine uzun zaman bağlanmıştı ki diller, çözülünce duramadı. Salonu boşaltma zamanı geldiğinde Diyarbakır'dan, Batman'dan, Gölcük'ten, Değirmendere'den, İzmir, Ankara, Eskişehir, Tekirdağ, Kütahya, Manisa, Bursa, İstanbul'dan tüm kadınların boğazlarında düğümlenip kalmış nice anlatılacak vardı.

İkinci adımı atma zamanı.

İstanbul Buluşması'na katılan kadınların ortak talebi daha geniş bir zaman dilimine yayacağımız, dertleşmenin ötesinde çözüm yolları üzerinde duracağımız bir büyük konferans düzenlemekti.

Biz MAZLUMDER olarak, dünyanın ortak değeri olan insan haklarının ve hukuk normlarının keyfi ve çifte standartlı uygulamalar ile çiğnenmesini kınıyor, bu utanç tablosunu kaygı verici buluyoruz. Dünya kamuoyunun yaşanan hak ihlalleri ve uygulanan çifte standartlı tavır ile mücadele etmesini insanlık ve evrensel hukuk adına talep ediyoruz.

Kadın kurtuluşunun önündeki engelleri, örgütlenmemiz, farklılıklarımızla bir arada mücadele etmemiz önündeki sorunları nasıl aşabileceğimizi tartışacağımız bu büyük konferansın her aşamasını Türkiye'nin dört bir yanından kadınlar birlikte düzenleyelim.

Farklılıklarımızla bir arada!

Kadın Dayanışma Grubu
Not: Konferanın içeriğinin netleşeceği ve altbaşlıklarının belirleneceği, Türkiye çapında iletişimin örgütleneceği ilk toplantıda hep birlikte olalım. 10 Şubat 2002 Pazar günü saat 14.00'te Amargi Kadın Kooperatifi'nde gerçekleşecek toplantıya katılamayacak olanlar görüş ve önerilerini telefon ve faks aracılığıyla gönderebilirler.

Tel ve faks no: 0212 243 23 93
Adres: Amargi Kadın Kooperatifi Sahne Sokak 11/5 Galatasaray İSTANBUL (Balık Pazarı Mercan Midyecisi Üstü 3. Kat)

Öğretim Elemanları Dernekleri:

YÖK Yasası Değişikliği Tasarısı ile
ilgili açıklama


Türkiye'de her yıl yüze yakın gemi sökülmektedir. Greenpeace gemilerin sökülmesine karşı değildir, ancak bu gemilerin tehlikeli atık boşaltımı için bir bahane olarak kullanılamayacağını garanti altına almak istemektedir. Greenpeace zehirli hurda gemi ticaretinin bugünlerde İsviçre'nin Cenevre kentinde tartışılan uluslararası Basel Yasağı'nın kapsamına alınmasını talep etmektedir(3).

Toplumsal kalkınma, aydınlanma, bilgi toplumunun yaratılması ve yoksulluğun giderilmesi gibi temel sorunları olan ülkemizde, batık özel sektör bankalarını kurtarmak için kamu kaynakları seferber edilirken, TC Anayasası açıkça çiğnenerek yüksek öğretiminbir kamu hizmeti olmaktan çıkartılmasını kabul etmek olanaklı değildir.

YÖK yasasında yapılmak istenen değişiklik, eğitim maliyetlerinin geçmiştekinden daha yüksek oranda doğrudan öğrenci tarafından üstlenilmesini öngörmektedir. Öğrenci katkı payları %12,5'lardan %50'lere yükseltilmekte, kimi programlarda bu artış 15 kata çıkmaktadır. Örneğin ODTÜ'de bugün 225 Milyon TL harç ödeyen bir öğrencinin katkı payı, maliyet artışlarıyla birlikte bu tasarıyla 1 Milyar TL düzeyine çıkacak, bir tıp öğrencisinin ise yılda 4,5 Milyar TL ödemesi gerekecektir. Üniversite eğitiminin, toplumun kendi geleceğine yatırımı olmaktan çıkarılıp bireysel bir yatırıma dönüştürülmesi, ülkesine, yaşadığı topluma bağlılık, toplumsal sorumluluk duygularını ve bilincini yok edecektir.

Tasarıda, bireysel katkı yapabilecek öğrencilerden sağlanacak kaynakla bu ödemeyi yapabilecek gücü olmayanlara destek sağlanacağı savını gerçekleştirecek hiçbir önlem bulunmamaktadır. Tasarıda değinilen katkı payı ve öğrenim kredileri, öğrenciden faizi ile geri alınacak borç niteliğindedir.

Yasa tasarısı, üniversiteleri kamu hizmeti üreten kamu kurumları olmaktan çıkarıp, müşterileri öğrenci olan bir işletmeye dönüştürmektedir. Tasarı, üniversitelerdeki nitelik denetimine hiç değinmemekte, olsa olsa eğitim pazarındaki rekabet nedeniyle kurumların güçlenebileceğini varsaymaktadır. Oysa ki günümüzde üniversitenin en önemli sorunları, öncelikle eğitim ve araştırma niteliğine ve toplum istemlerinin karşılanamamasına ilişkindir.

Üniversiteler, eğitim ve araştırma etkinliklerinin bir bütün oluşturması gereken yerlerdir. Araştırma ve eğitim etkinliklerinin birbirlerinden koparılması üniversite kurumunun temel niteliğini bozacaktır. Tasarı öğretim elemanlarının bazılarını yalnızca araştırmacı olarak tanımlayıp yüksek maddi olanaklarla desteklerken bazılarını salt eğitim işleviyle sınırlamaktadır. Bu haliyle Tasarı, üniversitede araştırma etkinliğinin dışında bir eğitim etkinliğin olabileceği anlayışına dayanmaktadır. Tasarıda, öğrencileri ve öğretim elemanlarını yaratıcılığa yönlendirmeyen ve aktarmacılıktan öteye geçemeyen bir eğitim etkinliği varsayılmaktadır. Tasarıda öngörülen araştırma profesörlüğü kurumunun büyük ölçüde özel fonlarla desteklenmesi, araştırma alanlarının toplumsal önem ve niteliğini azaltacak, özel çıkar ve hedeflere öncelik kazandırarak üniversitenin kamusal kimliğini zayıflatacaktır. Üniversite-sanayi işbirliği, uygulamalı bilimsel ve teknolojik Ar-Ge çalışmaları, üniversitenin temel işlevleri arasında olup bu çerçevede özel kuruluşlarla işbirliği kuşkusuz üniversite açısından önemlidir. Ancak, bu çalışmaların, üniversitenin özünde kamusal ve bilimsel görevine aykırılık oluşturmaması için başat niteliği akademik olan düzenlemelerin yapılması ve korunması zorunludur.

Yüksek öğretimi kamu hizmeti olmaktan çıkartan, paralı öğretim yükünü tümüyle öğrencinin üzerine yıkan bu Tasarının yasalaşma sürecinin durdurulması ve üniversite topluluğunun birikim ve deneyimlerini değerlendirecek biçimde her kesimden üniversite mensuplarının doğrudan katkısıyla, üniversite sistemimizde yıllardır dile getirilen niteliksel ve kurumsal aksaklıkları giderecek yeni bir tasarının hazırlanması gereklidir.

TBMM'ni bu yasa tasarısını reddetmeye çağırıyoruz.

ODTÜ Öğretim Elemanları Derneği,
Tüm Öğretim Üyeleri Derneği,
Gazi Üniversitesi Öğretim Elemanları Derneği,
Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyeleri Derneği.

 

Diğer duyurular için tıklayın

SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla