Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 15.12.2001

Ölüm orucu/açlık grevi/operasyon sürecinde
Sağ kalanların tedavisi için
Dayanışma Çağrısı

Onlar, açlık grevleri/ölüm oruçları/operasyon sürecinden şimdilik sağ çıktılar. Ancak yaşamlarını sürdürebilmeleri, gerektiği gibi tedavi edilmelerine bağlı. Tedavilerini üstlenen Türkiye İnsan Hakları Vakfı'nın bu hizmeti sürdürebilmesi için acil desteğe ihtiyacı var. Adalet Bakanlığı, uzun süreli ölüm orucu/açlık grevi sonucu ağır sağlık sorunları yaşayan tutuklu ve hükümlüleri beşer onar, geçici olarak tahliye ediyor. 19 Aralık 2000 cezaevleri operasyonundan sağ kurtulan ve aralarında ağır yanık vakalarının da bulunduğu 19 kişi de tahliye edilenler arasında.

Büyük çoğunluğunun tutuklu ya da mahkûm statüsü devam eden ve bu nedenle yaşamları devlet güvencesinde olması gereken bu kişilerin tedavisi Adalet Bakanlığı'nın görevidir. Bakanlık ise onları deneyimli uzmanlar ve doğru yöntemlerle tedavi etmek yerine kaderlerine terk ediyor. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), uzun süreli açlık grevi/ölüm orucu/operasyon sonucunda sağlığı bozulduğu için tahliye edilen tutuklu ve hükümlülerin tedavisini yürütüyor. Vakfa bu konuda bugüne değin yapılan başvuruların toplam sayısı 214. Bunların 156'sı İstanbul Temsilciliği'ne yapılan başvurular. Her gün de yenileri ekleniyor.

Başvuru sayısının bu kadar yüksek olmasının nedeni, 1990 yılından bu yana işkence gören toplam 6 binden fazla kişinin tedavisini gerçekleştiren TİHV'nin, bu durumdaki kişilerin tedavisi konusunda bugüne kadar biriktirdiği bilgi ve deneyimin yanı sıra konuya yaklaşımıyla da başvuranlarda ve ailelerinde uyandırdığı güvendir.

Uzun süreli açlık sonucu başta merkezi sinir sistemi tahribatının yol açtığı işitme, görme ve yürüme yetilerinin kaybından, geçici ya da kalıcı bellek kaybına kadar uzanan çeşitli işlev bozuklukları, bağışıklık sisteminin tahribatı sonucu enfeksiyonları içeren ciddi sağlık sorunları, özel bir tedavi gerektiriyor. Örneğin merkezi sinir sistemi tahribatına işaret eden ilk belirtiler gereğince tedavi edilemezse kişi, kendisini ömür boyu 5 yaşında bir çocuğun yaşamına, işlevsiz bir beyine mahkum eden ve yaşamak için başkalarına muhtaç bırakan bir "Wernicke-Korsakoff" vakasına dönüşüyor. Özel bir özen, titizlik ve uzmanlık gerektiren tedavi süreci bu nedenle yaşamsal bir öneme sahip.

Bugün tedavi için yeterli deneyim birikimi var, ancak bu tedavi büyük mali kaynaklar gerektiriyor. Sağlık alanındaki vakıf gönüllülerinin özverilerine karşın, bir kişinin tedavi maliyeti ortalama 1.5 - 2 milyar TL.'yi buluyor. Yanık vakalarının tedavisi için gereken miktar ise, kişi başına en az 15 milyarTL. Gerek tahliyelerin, gerekse cezaevlerinde açlık grevlerinin/ölüm oruçlarının devam etmesi nedeniyle daha aylarca, belki yıllarca sürecek olan bu çabaların maliyeti TİHV'nin kaynaklarını kat kat aşacak boyutta. Vakıf bu nedenle 19 Temmuz tarihli bir "Dayanışma Çağrısı" yayımladı.

Biz vakıf gönüllüleri, yeni acılara seyirci kalmak istemeyenlerin bu çağrıya kulak vereceğine inanıyor; hayatta kalanları yaşatmak, yeni Wernicke - Korsakoff vakalarına izin vermemek için, yaşamdan yana olan herkesi TİHV'yla dayanışmaya çağırıyoruz.
Türkiye İnsan Hakları Vakfı Gönüllüleri

-----
Sayın .........
İlişikte size, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) gönüllüleri olarak başlatmayı planladığımız dayanışma faaliyetinin çağrı metnini sunuyor ve desteğinizi rica ediyoruz. Bu çalışmayı TV, basın ve internet aracılığıyla mümkün olan en geniş kesimlere sesini duyuracak, yaygın bir dayanışma hareketi olarak düşündük. Amaç, çağrı metninde de görüleceği gibi, uzun süreli açlık grevi / ölüm orucu nedeniyle ağır sağlık sorunları yaşayan ve tahliyeleri süren tutuklu / hükümlülerin tedavisini yürüten TİHV'ye destek olmak.

Dayanışma çalışmasını, kamuoyunu etkileyecek kişilerin destek beyanı ve katılım çağrısının duyurulacağı bir basın toplantısıyla başlatmayı düşünüyoruz. Bu kişiler arasında yer almayı kabul ederseniz bu faaliyetimizden yana umutlarımız güçlenecek. Adınızın destek verecek kişiler arasında yer almasını istiyorsanız, ekteki çağrı metnini altında belirtilen Vakıf Gönüllüleri'nden biriyle ilişkiye geçmenizi rica ederiz.
Saygılarımızla.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı Gönüllüleri
İletişim için: E posta : [email protected] ya da
Cezmi Ersöz: [email protected]
Celal Başlangıç: [email protected]
Ergül Sönmez: 535 - 791 85 38
Esra Koç: 216 - 318 87 38, [email protected]
İlkay Akkaya: 535 - 663 09 30
Jülide Kural: [email protected]
Nazmiye Güçlü: 212 - 546 16 02, [email protected]
Orhan Alkaya: [email protected]
Sükun Öztoklu: 216 - 361 13 00, [email protected]


Bayram ve Yılbaşı tebrikleri için
henüz geç kalmadınız!

Bu bayram ve yılbaşı, bir e kart atarak anakültür'ün Güneydoğu Anadolu bölgesinde, kız çocukları ve kadınlar ile yürütmekte olduğu çalışmalarına, cebinizden bir kuruş çıkmadan, katkıda bulunmak isterseniz....
http://www.alisbagis.com.tr/ekart/send/index.php
adresinden bir e-kart seçin ve stk seçeneklerinden anakültür'ü tıklayın lütfen.

Teşekkürlerlerimiz ve sevgiyle...

anakültür

İHD: Anadilde Eğitim Hakkı
Anadilde Eğitim Hakkı İçin Üniversite Öğrencileri ile Birlikte Düzenlenen Basın Toplantısı Metni:

"Değerli Basın Mensupları,
Bir süredir üniversitelerde, bazı öğrenciler, anadillerinin seçimlik ders olarak okutulmasını isteyen dilekçeleri üniversite rektörlüklerine vermektedir. Bu öğrencilerin bazıları hakkında disiplin, bazıları hakkında da Cumhuriyet Savcılıklarınca ceza soruşturması açılmaktadır. Konu ile ilgili olarak İHD'nin değerlendirmesi şöyledir:

İHD, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye adaylığının 10 Aralık 1999 tarihinde kabul edilmesi vesilesi ile Türkiye'nin mevzuatını Kopenhag Siyasi Kriterleri olan, demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve azınlıkların korunması ölçütlerine göre taramış ve analiz etmişti. Tarama ve analiz sonuçlarını da 13 Temmuz 2000 tarihinde yaptığımız basın toplantısı ile kamuoyuna duyurmuş; Sayın Başbakan'a ve Avrupa Birliği ile İlişkilerden Sorumlu Başbakan Yardımcısına ve o tarihte Türkiye'de bulunan Avrupa Birliği Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu üyesine sunmuştuk. Ekim 2000 tarihinde de anılan çalışma Türkçe ve İngilizce olarak Kopenhag Siyasi Kriterleri ve Türkiye (Mevzuat Taraması) adıyla kitap olarak yayınlanmıştı.

Değerli Basın Mensupları,
İHD, anayasal vatandaşlık kavramına uygun bir devlet yapılanması ve devlet-yurttaş ilişkisi önermişti adı geçen çalışmada. Buna göre devlet, tüm yurttaşlarına, onların etnik kökenlerinden, inançlarından, dillerinden, siyasal görüşlerinden, sosyal statülerinden ve kültürel özelliklerinden bağımsız olarak yaklaşacaktı. Bizim değerlendirmemize göre, Türkiye toplumu çoğulcu etnik, dilsel, dinsel ve kültürel dokuya sahipti. Devlet tek bir ırkdan olanların, tek bir dinden olanların devleti değildi. Herkesi kucaklaması gerekirdi. Herkes nasıl kucaklanabilir? İHD'ye göre, herkes anayasal vatandaşlık sisteminde kucaklanabilir. Bu durumda Anayasa ve yasalarda değişiklikler yapmak gerekir. Anayasa, tek bir ideolojiyi milliyetçiliği, tek bir etnik kimliği, Türklüğü, tek bir dini, İslamı ve onun tek bir mezhebini ve tek bir kültürü temel almaktadır. Bu anlayış, 1979 yılındaki Aydınlar Ocağı'nın Türk-İslam Sentezi tezinin anayasal ve yasal sisteme yansımasıdır. Bu tekçi anlayış ile toplumun çoğulcu özellikleri çelişmektedir.

İHD demokrasinin çoğulculuk, katılımcılık ve açıklık ilkeleri açısından yaptığı incelemede, devletin temel amaç ve görevinin "devlet Türkiye'nin çoğulcu etnik yapısını ve kültür çeşitliliğini, ülke bütünlüğü içinde korumak ve geliştirmek için gerekli tüm koşulları hazırlar ve uygun önlemleri alır" biçiminde belirlenmesini önermekteydi. Böyle bir amaç ve görevin devlete verilmesi, farklı olanın farklılığını korumak ve geliştirmek için olanaklara ve fırsatlara sahip olmasını sağlayacaktır. Ekte andığımız çalışmanın konuyla ilgili bölümünde yaptığımız değerlendirme sunulmaktadır.

Değerli Basın Mensupları,
Bilindiği gibi, 3 Ekim 2001 Anayasa değişikleri paketinde, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve dil kullanımı alanlarında değişiklikler yapıldı. Anayasanın 13, 14, 26 ve 28. maddelerindeki bu değişikliklerin zaman içinde ne tür iyileşmelere yol açacağını ya da açmayacağını göreceğiz. Konu ile ilgili olarak tereddütlerimizi ve kaygılarımızı saklamıyoruz. Uyum yasaları ile idarenin ve yargının tutumu, bu alanlardaki özgürlüklerin sınırını gösterecek. Ancak bildiğiniz gibi, Anayasa'nın 42. maddesinde bir değişiklik yapılmadı. Anayasanın 42. maddesinde, "Türkçe'den başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. Eğitim ve öğretim kurumlarında okutulacak yabancı diller ile yabancı dille eğitim ve öğretim yapan okulların tabi olacağı esaslar kanunla düzenlenir." denmektedir.

Bu hüküm doğa yasalarına ve Türkiye'nin gerçeklerine ters düşmektedir. Türkiye'de herkesin anadili Türkçe değildir. Türkiye toplumu 26 farklı dili konuşmaktadır. Ayrıca Kürtçe ya da Lazca yabancı dil olarak algılanamaz. Bu coğrafyanın, bu toplumun bireylerinin, bu ülkenin yurttaşlarının konuştuğu bir dildir.


Değerli Basın Mensupları, BM Ulusal ya da Etnik, Dinsel ve Dil Azınlıklarına Mensup Kişilerin Hakları Bildirgesi, Avrupa Konseyi Ulusal Azınlıkların Korunması Hakkında Çerçeve Sözleşme, Avrupa Bölge ve Azınlık Dilleri Sözleşmesi ve elbette daha genel nitelikte İnsan Hakları Evrensel Bildirisi ile BM.Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşme anadil ve dilin kullanımı ile ilgili ilkeleri düzenlemektedir.


Değerli Basın Mensupları,
Demokrasi mücadelesi ya da daha spesifik olarak insan hakları mücadelesi, demokratik araç ve yöntemlerle verilebilir. Üniversite öğrencilerinin anadilde eğitim ve öğretim konusunda, dilekçe haklarını kullanmaları, bu konu ile ilgili düşünsel üretim faaliyetinde bulunmaları ve istemlerini şiddet dışı araçlarla gündeme getirmeleri sevindiricidir ve bu şiddet araçlarını dıştalayan eğilim teşvik edilmelidir. Türkiye demokrasisi ancak böyle uygar fikri tartışmalarla gelişebilir. Öğrencilerin disiplin soruşturmalarına uğramalarını protesto ediyoruz. Üzerlerindeki baskıların kaldırılmasını istiyoruz. Yapılması gereken şey, sorun olduğu bilinen bir konuyu, bu bizim sorunumuzdur, toplumun sorunudur diyenleri anlamaya çalışmak ve demokrasinin çoğulculuk ilkesinin doğal sonucu olan tutumu almaktır. Önemli olan, farklı olanın farklılığını ifade edebilmesi, varlığını sürdürebilmesi, kendisini koruma ve geliştirme olanaklarına sahip olabilmesidir. Farklı dil ve kültürler devlet tarafından hem eşitlik ilkesi ile karşılık bulmalı, hem de eşdeğer kabul edilmelidir. Hangi yöntemler, hangi biçimler ve hangi sınırlar altında, hem özel ve hem de kamusal yaşamda hukuksal düzenlemeler yapılacağı ya da yapılması gereği ortaya çıkar; bu ancak demokratik ilkeler uygulanarak yapılacak tartışmaların sonucunda ortaya çıkacaktır. Üniversite gençlerinden bazıları, sorunu günyüzüne çıkarıp topluma "tartışalım" çağrısı yapıyorlar. Bu bir sorundur ve bu sorunu tartışarak ve ulusalüstü insan hakları belgelerinde yer alan ilkeleri gözeterek çözebiliriz.
Saygılarımızla.
Hüsnü Öndül
Genel Başkan

EK: Kopenhag Siyasi Kriterleri ve Türkiye (Mevzuat Taraması) s.31-35

 

 


Diğer duyurular için tıklayın

SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla