Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 21.09.2001

"Savaş İstemiyoruz!"
Tüm dünyada İnternet üzerinden imzaya açılan "Savaş İstemiyoruz" metni, Açık Radyo'nun web sayfasında da imzaya açıldı. www.acikradyo.com.tr adresinden girip imzalayıp gönderebilirsiniz.

MAZLUMDER: Terör terörle yok edilemez
Amerika Birleşik Devletleri'nin New York ve Washington kentlerinde 11 Eylül 2001 tarihinde gerçekleştirilen saldırılar sonucu binlerce masum insan hayatını kaybetmiş veya yaralanmıştır. Kim tarafından, hangi gerekçeyle ve kime karşı yapılmış olursa olsun, masum insanların hayatını kaybetmesine neden olan bu ve benzeri eylemleri bir kez daha kınıyoruz.

Bütün insanlığı sarsan ve katliam olarak nitelenmeyi hak eden bu olay üzerinde iyi düşünülmesi ve herkes açısından ders alınması gerekmektedir. Ancak aradan geçen günler, başta ABD olmak üzere ilgili devletlerin bu trajediyi gereği gibi anlayıp, dünya barışı adına ondan gerekli dersi çıkarabileceklerinden yana ciddi kuşkuları da beraberinde getirmiştir. ABD'den yapılan üst düzey açıklamalar, bu ülkenin olayı sağduyulu bir analize tabi tutmak yerine, "uygarlık-barbarlık" ikileminde "iyiler ve kötüler" arasında yapılan bir savaş olarak algıladığını ve dünyanın neresinde olursa olsun düşmanları bulup cezalandırarak, "yüzyılın ilk savaşı"nı kazanmayı düşündüğünü göstermektedir. ABD'ye göre çözüm, saldırıları yapan kişi veya grupların fiziksel varlığını ortadan kaldırmak ve onları destekleyenleri cezalandırmaktan geçmektedir.

Oysa böyle bir felaket karşısında sorulması gereken ilk soru, bunun nedeni olmalıdır. ABD, kendisine yönelik saldırıları bertaraf etmek için sertlik politikası izlemesinin veya "sizi yok edeceğim" şeklindeki tehditlerinin, bu amaçla zaten canını ortaya koymuş olanlar açısından bir anlamı olmadığını artık anlamalı; öncelikle bunca insanın neden kendisine karşı canlarını ortaya koymuş oldukları üzerinde düşünmelidir. Kaldı ki bu saldırının failleri, iddia edildiği gibi Müslüman bir ülkeden olsalar bile, bu, bütün bir İslam dünyasının mahkum edilmesi için gerekçe yapılamaz ve failler ile saldırıyı planlayanların kökenlerinin mutlaka aynı olduğu ileri sürülemez.

Bu süreçte ABD yönetiminden gelen ve bu olayın bir medeniyetler arası savaşa dönüştürülmemesi, bunun bir Hıristiyan-Müslüman çatışması olmadığı ve ABD'de yaşayan Müslümanların bu saldırıdan sorumlu tutulamayacakları gibi sağduyulu açıklamalar ve özellikle Ulusal Katedral'de farklı dinlerin temsilcilerinin terörü birlikte kınamaları gibi olumlu bazı girişimler, ABD Başkanı'nın, ülkesinin terörle mücadelesini "Haçlı Seferi" olarak nitelemesinin gölgesinde kalmıştır. Bu ifade, en iyimser yaklaşımla yanlış seçilmiş bir deyim olarak görülse bile, ABD yönetimine egemen olan bilinçaltının bir yansımasına da işaret etmektedir. Bu süreçte özellikle kaygı verici olan, ABD'nin tüm dünyayı etkileyecek bir dizi şiddet dalgasını başlatacak bir müdahale hazırlığının içinde olmasıdır. Son olarak ABD, Üsame Bin Ladin'in cezalandırılmasına karar vermiş ve Afganistan'a saldırı için hazırlıklara başlamıştır. Türkiye'de yaşayan bizler açısından daha endişe verici durum ise, yaşadığımız ülkenin bir kez daha ABD'nin siyasi ve ekonomik çıkarları için bir savaşın içine çekilmesi tehlikesiyle karşı karşıya bulunmasıdır. Türkiye'nin, üslerini kullandırmayı da içeren peşin desteği, bölge ve dünya barışına yönelik bir tehdit altında olduğumuz ve her an kendimizi sıcak bir çatışmanın parçası olarak görme riskiyle karşı karşıya bulunduğumuz anlamına gelmektedir. Çünkü ABD'nin, yaşadığı son saldırıdan, Türkiye'nin ise hem kendi yaşadıklarından, hem de Körfez Savaşından hiçbir ders çıkarmadığı anlaşılmaktadır.

Bu süreçte insan hakları savunucuları olarak bizler, Amerika ve onun desteklediği devletler tarafından masum insanlara yönelik olarak gerçekleştirilen terör ve katliamları kınadığımız gibi, Amerika'daki terör ve katliamı da kınıyoruz. Bu olay sonrasında Amerika'nın sergilediği tutumu, insan hakları, adalet ve barış gibi değerler adına kaygı verici, çözümden uzak ve aynı acıları tekrar yaşatmaya aday bir tutum olarak değerlendiriyoruz. Adil ve kalıcı bir çözümün, birçok koşulun yanında ABD'nin kendi politikasının ciddi bir eleştirisini yapmasına bağlı olduğuna inanıyoruz. Yarın Kabil'de veya Kandehar'da ölecek masum insanların Amerika'da ölen masum insanlardan daha az değerli olmayacağını, onlara yönelik bir saldırının da terör eylemi olacağını, dolayısıyla ABD'nin gücünü ispatlamak dürtüsüyle girişeceği ve masum insanların zarar görmesine yol açabilecek birtakım operasyonlara Türkiye'nin yardım ve yataklık yapmaması gerektiğine inanıyoruz. Terörle mücadele, ayrımsız ve evrensel hukuk kuralları içinde yapılmalıdır. Toplum olarak göstereceğimiz duyarlılık, sivil toplum örgütlerinin ısrarlı tutumu ve TBMM'in ortaya koyacağı kararlı bir tavır, hükümetin ve Türkiye'nin bir maceraya sürüklenmesini önleyebilir.

Sonuç olarak; ABD önderliğindeki bu savaş çığırtkanlığının, tüm dünyada daha ağır insan hakları ihlallerine yol açacağından ve insan haklarının evrenselliği ilkesinin büyük yara alacağından derin kaygı duyuyoruz. Çünkü başta ABD Başkanı George W. Bush olmak üzere birçok Amerikalının, saldırıların arkasında kimler olduğu daha aydınlığa kavuşmadan intikam hesaplarına girmiş olduklarını; daha saldırılarda ölen kurbanları tespit edemeyen ABD'nin, dünyanın bir başka bölgesinde, yeni kurbanları toprak altına gömmenin hesabını yaptığını; suçlunun adil bir yargılama sonunda tespit edilmesi gerektiğinin ve suçun şahsiliği ilkesinin unutulduğunu ve hedef tahtasına oturtulan Afganistan'da insanların daha şimdiden yollara düşmüş olduğunu ibretle görüyoruz. Öte yandan saldırılarla ilişkisi olmadığını sık sık tekrarlayan Ladin ise, ABD ve "uluslararası adalet" nezdinde daha şimdiden "mahkum" olmuş durumda ve ABD, elindeki en etkili silah olan medya aracılığıyla, dünya kamuoyunu dezenformasyon bonbardımanına tabi tutarak Ladin hakkında verdiği mahkumiyet kararını meşrulaştırmaya çalışmaktadır.

Eğer ABD ve müttefikleri gerçekten yeryüzünden terörü silmek istiyorlarsa,
a) Gerçek suçlular, uluslararası bağımsız mahkemelerde adil yargılanarak tespit edilmeli ve verilen karar, kanıtlarıyla birlikte dünya kamuoyuna açıklanmalıdır.
b) ABD'de ve diğer Batılı ülkelerde yaşayan yabancıların can ve mal güvenlikleri sağlanmalı ve Ortadoğu kökenli olduğu sanılan bir Hintlinin öldürülmesi gibi olaylara meydan verilmemelidir.
c) Körfez savaşı sonrasında Irak'a uygulanan ambargo nedeniyle hala her ay yüzlerce çocuğun ölüme sürüklendiği unutulmamalı ve bu tür yeni insanlık suçlarına yol açılmamalıdır.
d) Terör, en ağır insanlık suçudur ve ister devletler, isterse örgütler ya da bireyler tarafından ve hangi amaçla gerçekleştirilmiş olursa olsun, ayrımsız bir biçimde lanetlenmelidir, kınanmalıdır ve karşı çıkılmalıdır. Ancak terörle mücadele adına bir başka teröre yol açılmamalıdır. Teröre karşı verilecek mücadele, hukuk kuralları çerçevesinde yapılmalı ve adalet öfkeye kurban edilmemelidir. Hiçbir devletin ya da örgütün terörü görmezden gelinmemelidir.
* Herhangi bir devletin ya da örgütün, masum insanlara yönelik saldırılar düzenlemesinin veya bu tür saldırılar düzenleyen kişi ya da gruplara, ülkelere hamilik yapıyor olmasının, hiçbir biçimde o ülkedeki masum insanlara yönelik saldırıları meşrulaştırmayacağı unutulmamalıdır.
* ABD başta olmak üzere dünya devletleri, güçlerini ispatlayacak hukukdışı saldırıların, meşruiyetlerini gölgeleyeceğini bilmelidir.
* ABD önderliğindeki bu savaş çığırtkanlığı, insan hakları ihlalini bir yönetim pratiğine dönüştürmüş ülkeleri, hak ve özgürlükleri kısıtlama yolunda cesaretlendirmemelidir.
* Tarih kitapları, Birinci Dünya Savaşına bir insanın öldürülmesinin, İkinci Dünya Savaşına ise Almanya'nın ırkçılığının neden olduğunu anlatmaktadır. Her ikisinde de sebep ne olursa olsun sonuçta ölen ve sakat kalan onmilyonlarca insan olmuştur. Amerikan hükümeti, saldırıyı "Üçüncü Dünya Savaşı" olarak adlandırmıştır. Tetikçilerinin öldüğü bir terör olayını yeni bir dünya savaşı sebebi saymak, "medeni aklın" öngörüsü olamaz. Dünya, bu öngörüyle yola çıkılan savaşta ölecek masum insanların ardından bir başka "İnsan Hakları Bildirgesi" düzenlemek zorunda bırakılmamalıdır.

"Düşünce" yargı önünde...
"Düşünceye Özgürlük: Herkes İçin" adlı kitaba yayıncı olarak imza atan 65 kişi hakkında 11 yıla kadar ağır hapis cezası istemiyle dava açıldı. Kitaba yayıncı oarak imza atanlar arasında Zuhal Olcay, Şanar Yurdatapan, Lale Mansur, Emine Şenlikoğlu, Adalet Ağaoğlu ve Abdurrahman Dilipak gibi isimler de yer alıyor. İstanbul DGM Cumhuriyet başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede kitabın bazı bölümlerinde suç unsuruna rastlandığı belirtildi.

İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığı`nca hazırlanan iddianamede, `Düşünceye Özgürlük Herkes İçin` adlı kitabın çesitli bölümlerinde suç unsurlarına rastlandığı belirtildi. İddianamede, aralarında Zuhal Olcay, Şanar Yurdatapan, Lale Mansur, Emine Şenlikoğlu, Adalet Agaoğlu ve Abdurrahman Dilipak`ın da bulunduğu, kitaba yayıncı olarak imza atan 65 kişinin `Terörle Mücadele Yasası`na muhalefet etmek` ve `halkı sınıf, ırk, din, mezhep farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek` suçlarından, 5 ile 11`er yıl arasında ağır hapis cezasına çarptırılması istendi. Bu kişilerin yargılanmasına, önümüzdeki günlerde İstanbul DGM`de başlanacak.

Barış ve Adalet için bir imza
ABD´den insanlar, Washington yönetimini intikam değil "BARIŞ VE ADALET" e çağıran bir dilekce yazıp imzaya açmış bulunuyor. Orijinaline aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. İsteyen imzalıyor. Dakikada 100'den fazla kişinin imzaladığı bildiriliyor. Hedef 1 milyon imza. Ve imzalayanların yorumları da yayınlanıyor. Metin şöyle:

"ACİL: Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagona acımasız saldırıların ardından ABD liderlerinden, bütün ulusların masum insanlarının korunarak adalete ulaşılmasını talep ediyoruz.

Başkan'ın bütün ABD´de oturanların özgürlüğünü ayakta tutmasını, yurtta ve dışarda tüm insanların insan haklarını korumasını ve ABD´nin ilkelerine ve özgürlüklerine karşı bu saldırı girişiminin başarıya ulaşmayacağını garanti etmesini talep ediyoruz.
Terörist olayların, herhangi bir misillemeden önce bütünüyle araştırılmasını istiyoruz.
İntikam değil, BARIŞ ve ADALET çağrısı yapıyoruz.
Dayanışma duygularıyla
İmza"
http://www.thePetitionSite.com/takeaction/224622495

LKD Eylül Seminerleri'nde değişiklikler
LKD Eylül Seminerleri (19 Eylül - İPTAL /26 Eylül)
2. Inet-tr aktif katılım (Bildiri / panel /açık oturum / eğitim semineri) süresi 23 Eylül'e uzatıldı.
3. Bilişim Şurası 24 Eylül
4. Kritik teknolojiler kongresi 20-21 Eylül
5. 9. Ulusal Elektrik-Elektronik-Bilgisayar Müh. Kongresi, 19-21 Eylül Kocaeli Ü. Daha önce 19 Eylül çarşamba akşamı 18.30'da Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi D blok/ Kırmızı Salon'da yapılacağı ilan edilen LKD sohbetleri 28'incisi ise iptal edilmiştir.

LKD 29: 26 Eylül Çarşamba Serbest yazılımlarla üniversite/fakülte hizmetleri: Tanju Aktuğ ([email protected])
2. Inet-tr'01 Aktif katılım başvurusu süresi 15 Eylül'den 23 Eylül saat 14.00'e uzatılmıştır.

Inet-tr 2001 konferansı (aktif katılım --Bildiri, Panel/Çalışma Grubu ve Eğitim semineri) önerilerini kabul süresi sonuna yaklaştı. Bu sene cyberchair adlı bir programla, başvurular sadece webten yapılabilecek. Başvuru 2 aşamada olacak. Öneri ekibi adına bir kişi, bağlantı kişisi olarak web'i dolduracak, bu kişiye bir kullanıcı adı ve şifresi gönderilecek. Bağlantı kişisi bunları kullarak, bildiri metnini webe yükleyebilecektir.

Başvuru süresi 23 Eylül'de bitecektir: www.inet-tr.org.tr, [email protected]

Inet-tr hakkında:
Inet-tr'01 E-turkiye+'ya odaklanıyor. Türkiye'nin Internet odakli tek konferansı olan inet-tr, internetle ilgili tüm partilerin katılımıyla, Türkiye Internetinin önünü açacak ortak akıl arayışlarına bir platform olmayı, bir bilgi ve tecrübe paylaşımı ortamı olmayı hedeflemektedir. Bildiri ve öneri sunmanın son tarihi 23 Eylül'dür.

3. Bilişim Şurası 12-14 Nisan'da
Nisan 2001'de ülkenin bilişim politikalarını belirlemek amacıyla Bilişim Şurası yapılacaktır. Bunun ilk hazırlık toplantısı 24 Eylül'de yapılacaktır. Şura, Başbakanlık ve Bilişim Sivil Toplum Örgütleri'nce yapılacaktır. Kamu kurumları ve sivil toplum örgütleri bu toplantıya ilişkin gelecek yazı ve duyurulara hazırlıklı olsunlar.

4. Kritik Teknolojiler Sempozyumu
20-21 Eylül Marmara Araştırma Enstitüsü, Gebze. Daha fazla bilgi için: www.mam.gov.tr

5. 9. Ulusal Elektrik-Elektronik-Bilgisayar Mühendisliği Kongresi
Kocaeli Üniversitesi, TMYO Uygulama Oteli, Derbent/KOCAELİ http://www.kou.edu.tr/kongre/ 20 Eylül 15.30-17.30'da bir Panel: E-turkiye: Politikalar, Mekanizmalar, Eylem Planları
Mustafa Akgül


SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla