Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 18.07.2001
3 yazara daha dava

Bazi yazılarında askerî kuvvetleri tahkir ve tezyif ettikleri öne sürülen Ahmet Altan, Ali Bayramoglu ve Gülay Göktürk hakkında beş ayrı dava açıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamelerden birinde, yazar Ahmet Altan tarafından kaleme alınan, Aktüel Dergisi'nin 22 Temmuz 2000 tarihli sayısındaki ''Sarıkamış'tan Akdeniz'e'' başlıklı yazıda, ''Askeri kuvvetleri tahkir ve tezyif etmek'' suçunun unsurlarının bulunduğu belirtildi.

İddianamede, Ahmet Altan ile derginin Sorumlu Yaziişleri Müdürü Murat Tunalı'nın, eylemlerine uyan TCK'nin 159. maddesinin 1. fıkrası gereğince 1 ile 6'şar yıl arasında ağır hapis cezasına çarptırılmaları istendi.

Aktüel Dergisi'nin 22 Şubat 2001 tarihli sayısında yayınlanan ''Oralarda Geceler'' başlıklı yazıya ilişkin hazırlanan başka bir iddianamede de Ahmet Altan ve Murat Tunalı'nın, yine aynı suçtan aynı cezaya çarptırılmaları talep edildi.

Sabah Gazetesi'nde 8 Şubat 2001'de ''Silopi'ye yolculuk'' ve 24 Şubat 2001'de ''Asker ve muhalefet'' başlıklı yazılardan dolayı yazar Ali Bayramoğlu ve suç tarihinde gazetenin Sorumlu Yaziişleri Müdürü olan Semra Uncu hakkında da her yazı için ayrı dava açıldı.

''Askeri kuvvetleri tahkir ve tezyif etmek'' suçlarından açılan bu davaların iddianamelerinde, Bayramoğlu ve Uncu'nun her dava için 1 ile 6'şar yıl arasında ağır hapis cezasına çarptırılmaları öngörüldü.

Yine Sabah Gazetesi'nin 8 Şubat 2001 tarihli sayısında yer alan ''Güneydoğu'daki karadelik'' başlıklı yazıdan dolayı yazar Gülay Göktürk ile Semra Uncu hakkında başka bir dava daha açıldı.

Göktürk ve Uncu'nun, bu dava kapsamında ''Askeri kuvvetleri tahkir ve tezyif etmek'' suçundan 1 ile 6'şar yıl arasında ağır hapis cezalarına çarptırılmaları istendi. Ayrı ayrı açılan bu davaların görülmesine, önümüzdeki günlerde basın davaları konusunda ihtisas mahkemesi olan İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlanacak.

"İnsan Hakları Günü" etkinliği
10 Aralık "Dünya İnsan Hakları Günü' nün ülkemizde daha etkin biçimde tanıtılması ve İnsan Hakları kavramının sanat etkinlikleri aracılığı yaygınlaştırılması amacı ile düzenlenen "İnsan Hakları 2001" etkinliği 8-9-10 Aralık 2001 tarihlerinde gerçekleştirilecektir.

Geçtiğimiz yıl IH 2000 başlığı altında ilkini düzenlediğimiz İnsan Hakları Haftası etkinliklerini bu yıl biraz farklı biçimde ama daha da kapsamlı bir katılımla IH 2001 adı altında yineleyeceğiz. Umudumuz, bu düzenlemenin gelenekselleşerek sürmesidir.

Dünyamızda ve ülkemizde hala süregelen insan hakları ihlallerinin son bulması, kuşkusuz ki kapsamlı bir insan hakları eğitimine bağlıdır. Bu düşünceden hareketle projemiz, insan hakları temasını işleyen düşünce ve sanat yapıtı üretimini özendirmeyi ve bu üretimin geniş kitlelere ulaştırılmasını hedeflemektedir.

Bu yıl projemiz çerçevesinde, katkıda bulunmak isteyen kuruluşların açacakları standların yanısıra İnsan Hakları konulu plastik sanatlar, fotoğraf, karikatür sergileri; performanslar; söyleşiler vb. Etkinlikler ile "İnsan Hakları - Sosyal ve Ekonomik Haklar" başlıklı bir sempozyum düzenlenecektir.

8-9-10 Aralık tarihleri arasında, İstanbul Tepebaşı TÜYAP salonlarında düzenlenecek etkinliklere katkıda bulunmanız hiç kuşkusuz İnsan Hakları'nın iyileştirilmesi, geliştirilmesi yolundaki çabalara güç katacaktır. Kuruluşunuzun ne tür bir katılımda bulunacağının ve özel stand açıp açamayacağının 15 Eylül 2001 tarihine kadar SODEV'e bildirilmesini önemle rica ederiz.

Saygılarımızla, Düzenleme Kurulu adına

Erol KIZILELMA SODEV Genel Müdürü
Aydın CINGI SODEV Başkan Vekili

Güncelleme: 16.07.2001

Anakültür'den, Anahaber'den
Genelde Güneydoğu'nun, özelde Güneydoğulu genç kız ve kadınların sesi olmayı hedefleyen Anakültür ve aylık haber bülteni Anahaber'e dair iki güzel haber: Batman-Çok Amaçlı Toplum Merkezi kursiyerlerinden bir mektup var: "Batman ÇATOM katılımcıları olarak ÇATOM'la Anakültür arasında bir köprü olan Anahaber'i takip etmekteyiz. Daha önce yayımlanan bültenlerinizde bir çok kişiye vermiş olduğunuz destek dolayısıyla bu mektubu yazmaya karar verdik.

Bizler eğitime susamış olan genç kızlarız. Çoğumuz okuma-yazma dahi bilmeyen; fakat ÇATOM'da açılan okuma-yazma kursları sayesinde aydınlanan kişiler olarak sizden tüm katılımcıların genel isteği olan bilgisayar kursunun açılması için destek bekliyoruz. Bizler ÇATOM katılımcıları olarak oturup, kalkıp ÇATOM'da bilgisayar kursunun açılması için diyalog kuruyoruz. Her zaman karanlıkta bir mum yakmayı ilke edinen Anakültür'ün bizlerin bir parçası olarak gördüğümüz için sizlerin yardımlarını gönülden arzu ediyoruz. Bilgisayar temini icin yazılarınızla destek vermenizi canı gönülden temenni ediyoruz. Batman ÇATOM katılımcıları olarak şimdiden teşekkür ediyoruz.

Saygılarımızla,

Batman ÇATOM Katılımcıları"

Küreselleşen Güneydoğu'lu Genç Kızlar!

Dargeçit'li (Mardin) genç kızların yazıları; ABD'de yayınlanan, ancak tüm Dünya genç kızlarının buluştuğu, yazı gönderdiği, iletişim kurduğu, düşlerini paylaştığı New Moon (The Magazine for Girls and Their Dreams) dergisinin Temmuz-Ağustos 2001 sayısında! 1999 yılı sonunda, Anakültür'un Güneydoğu'daki çalışmalarından ötürü, Anakültür ile ilişki kurarak; Güneydoğu'lu genc kızların "düşlerini" kaleme almalarına Anakültür'ün aracılık yapmasını rica eden New Moon dergisinin çağrısını, Dargeçit'li genç kızlara duyurmuş ve gönderdikleri fotoğrafları ve yazıları İngilizce'ye çevirerek New Moon dergisine iletmiştik. 2001 yılı programına alınacağını bildirdikleri yazılar nihayet yayınlanmış.

Nisan 2000 tarihinde, Dargeçit'e giderek, bu genç kızlarımızı girişimlerinden ötürü kutlamış, birer kitap armağan etmiştik. Bu ziyaret ile ilgili yazı ve fotoğraflar, Anahaber'de yayınlanmıştı. ("Güneydoğu'lu Kızların Küreselleşmesi"; Mayıs 2000-sayı 3). Şimdi kızlarımızın bu girişimlerinin tüm Dünya genç kızları ve genç kızların düşleriyle ilgilenenlerce okunuyor olduğunu bilerek, bir kez daha gurur duyuyor, Hamdiye Çelik, Firdevs Kaya ve Songül Kaya'yı kutluyor; düş kurmayı sürdürmelerini diliyoruz!
Anakültür

Nesin Vakfı'ndan Mektup, 2001-07
Sevgili Dostlar,
Geçen ay zaman bulup da Vakıf mektubunu yazamadım. O zamandan bu zamana neler oldu Vakıf'ta?

7 Temmuz'da Aziz Nesin'i andik. Piknik yaptik, yedik içtik, şarkılar, türküler söyledik, şiirler okuduk, çocuklarımız Aziz Nesin'in "Yüzde Kaç Aptalız" adlı öyküsünü sahnelemişler, onu seyrettik, hem sahneleme hem de oyunculuk gerçekten çok başarılıydı. Sonra gece ateş yakıldı.

Yasa gömülmedik, hiçbir zaman da gömülmeyeceğiz. Tam tersine... Vasiyetiydi, "Arkamdan ağlamayın" demişti. Hastanedeydi, kalbinden rahatsızdı, ölümünden bir iki hafta önceydi. Salya sümük hüngür hüngür ağlayan bir delikanlı görmüş koridorda.
- Herhalde anası, babası, bir yakını ölmüştür... demişti. Sakın ha arkamdan böyle ağlamayın. Ben bile hâlâ daha babamı düşündükçe ağlarım, ama yalnız başımayken... Böyle kendinizi koyvermeyin uluorta...

Daha daha neler oldu Vakıf'ta?

Çocuklarımız karnelerini aldı, çoğu geçti, sınıf atlayanlarımız bile oldu, birkaçımız da kaldı. Önemli değil, onlar da seneye geçerler. Liseyi bitiren gençlerimiz üniversite sınavlarına girdi. Bunlar olağan gelişmeler elbet...

Ama bizim için çok önemli bir gelişme var: Süleyman oğlumuz başımıza ressam oldu! Marmara Üniversitesi Resim Bölümü'nü bitirdi. Seneye İsviçre'ye gidiyor. Bir yıl orada kalacak. Mehmet Ali oğlumuz da edebiyat öğretmenliğinden mezun olacak bu yaz sonunda.

Süleyman'la Mehmet Ali yaşama atılırken, iki yeni çocuk daha alıyoruz aramıza. 4 ve 7 yaşlarında iki kız çocuğu. Bakalım onlar büyüyünce ne olacaklar? Aziz Nesin'in arkada bıraktığı arşivi rutubetten, börtü böcekten, farelerden, gün ışığıdan, tozdan ve insanlardan koruyacak bir arşiv odası yaptık. Aziz Yengin'in katkılarıyla ve Theo Hasselo'nun emeğiyle... Kendilerine teşekkür ederiz.

Sayın Kültür Bakanımız İstemihan Talay'ın teşvik etmesiyle aylarımı vererek hazırladığım Aziz Nesin Arşivi projesi, gene Sayın Kültür Bakanımız İstemihan Talay tarafından reddedilmişti. Kendi cılız olanaklarımızla elimizden geleni yapıyoruz. Keşke Aziz Nesin yaşasaydı da Vakf'ının ne kadar canlı, ne kadar neşeli olduğunu görseydi... En azından her yıl birkaç dakika olsun Vakf'ı görebilse, sonra tekrar yumsa gözlerini...

Bir yıldan uzun bir süredir hafta sonları Aziz Nesin'in Mumhala'sını yayına hazırlıyorum. Mumhala, Aziz Nesin'in güncesidir. Birinci cildi eski Türkçe'den çevrilip 1996'da yayımlanmıştı. Bu arada ben de eski Türkçe öğrendim ve eski çevirideki birkaç yanlışı düzelttim. Vakıf'ta bulduğum başka günceleri de çevirdim. Herhalde sonbaharda Aziz Nesin'in gözden geçirilmiş ve genişletilmiş güncesi yeniden yayımlanır.

Sevgili Sabri Koz Mumhala'nın ikinci cildini de çevirmis. O da yayımlanacak önümüzdeki yayın döneminde. Bu arada benim de popüler matematik kitaplarım (Matematik ve Korku, Matematik ve Oyun, Matematik ve Doğa, Matematik ve Sonsuz) Bilgi Üniversitesi Yayınlarınları'ndan çıktı. Bu kitapların geliri Nesin Vakfı'nındır. Bir yenisi daha yolda.

Çocuklarımızın büyük emeklerle diktikleri ve her gün suladıkları domates, biber, salatalık, mısır, kabak, kavun, karpuz vb. büyüyor. Salatalıkları yiyoruz bile. Ağaçlarımız meyvelerini taşıyamaz halde. Ceviz fidanlarımızın birçoğu iki metreyi aştı. Yirmi yıl sonra, evet yirmi yıl sonra, hayır, artık on dokuz yıl sonra, bize yılda 20 bin dolar gelir getirecekler.

Özel bir lisenin ücreti 8 bin dolar. Yani bizim yirmi yıl boyunca emek vererek, ter dökerek, zaman ve para harcayarak büyüteceğimiz ceviz ağaçlarımızın getireceği gelir iki buçuk ögrencinin özel okul ücretine eşit. Ben ekonomist değilim ve ekonomiden neredeyse hiç anlamam. Ama bu hesaba benim aklım yatmıyor. Bir yerde bir yanlışlık olmalı.

Daha daha neler oldu?

Mercedes'in torunu olacak! Milenia hamile...

Mercedes'in ikinci kızı Cilveli gençkız oldu bile. O da ablası gibi anasından daha iri olacak belli ki. Emektar Mercedes de çok yaşlandı zavallı. Geceleri öksürüğünü duyuyorum, nerdeyse ciğerlerini tükürecek. Aynen insan gibi öksürüyor. İçim eriyor. Çok sömürülmüş, hor bakılmış. Geldiğinde veremliydi. Veremin izi kalmış anlaşılan. Ama sütü bol. Sütünden yoğurt, tereyağ, kaymak, peynir yapıyoruz. Az kalsın unutuyordum, Mercedes'in sütünü bir de süt olarak içiyoruz.

Türkiye'de çok tuhaf olaylar yaşıyoruz ve bunlara "tam Aziz Nesinlik" diyoruz. İşte bu Aziz Nesinlik olaylardan birini yaşadık geçenlerde. Satılsın da Vakf'a gelir getirsin diye Almanya'ya 1000 kadar Aziz Nesin kitabı yollamak istedik. Eğer başarılı olursak ilerde daha da fazla kitap yollayacağız. Önümüze dağ gibi bir bürokrasi çıktı. Örneğin yurtdışına çıkacak kitapların bir listesini Emniyet'e vermek gerekiyormuş. Çünkü yasak kitapların yurtdışına çıkması yasakmış, yasak kitaplar illa da Türkiye'de kalmalıymışlar... Kitapların listesini Emniyet'e yolladık. Araştırdılar. Sonuç geldi. Azizname 1948 yılında yasaklanmış ve toplatılmış... Bunu biliyordum. Ama ötesi var: Kitapların, görüldükleri anda, mühürlenip kendilerine yollanması için bir yazı yollanmış Emniyet'ten sınır kapısına...

Hemen telefona sarıldım, Emniyet'i aradım. İlgili kişiyle konuşmayı beklerken arkadan konuşmalar kulağıma çarpıyor, pek anlayamadım ama "Azizname" sözü bir kaç kez geçti. Belli ki telefonumdan telaşlanmışlar, ne diyeceklerini bilemiyorlar.
- Efendim, ben Nesin Vakfı'ndan Ali Nesin, konuyu biliyorsunuz sanıyorum, Azizname'nin yurtdışına çıkmasına izin vermemişsiniz...
- Evet Ali Bey, Azizname 1948'de hükümet kararıyla yasaklanmış...
- Ama efendim, 1948'den bu yana tam 53 yıl geçti, yarım asırdan fazla... O gün bugün Türkiye üç küsur darbe gördü, kaç kez anayasa değişti, kaç kez af oldu, Sovyetler dağıldı, Avrupa Birliği kuruldu, aya gidildi, bilgisayarlar, cep telefonları, uydular.... Dünya tersyüz oldu... Hatta ve hatta o günden beri Azizname en az on basım yapmıştır...
- On değil, on iki basım yapmış...
Pes doğrusu!
- Efendim, dedim, belli ki bu işte bir yanlışlık var. Sizden istirham etsem acaba yanlışı düzeltmeniz mümkün müdür?
- Bizim kayıtlarımızda 1948 yılında hükümet kararıyla kitabın yasaklandığı yazıyor...

1948... İnönü'nün Milli Şef'lik dönemi... O dönemde sayıları üçü beşi aşmayan solculara yapılan baskı, sanırım ancak 12 Eylül'de aşılabilmiştir. 1946-1950 dönemi Aziz Nesin'in en çok polis baskısı altında olduğu dönemdir. Hani şu meşhur Markopaşa, Malumpaşa, Merhumpaşa, Bizimpaşa dönemleri...

En sakin ve en uzlaşmacı sesimle:
- Beyefendi, dedim, kitabın 1948'de yasaklandığını biliyorum, ama daha sonra izin çıkmış olmalı. Lütfen bunu araştırır mısınız?
- Bizim kayıtlarımızda sadece yasaklandığı yazılı. İzin çıktığı yazmıyor...
- Ama belli ki izin çıkmış...
- Arşivimizde böyle bir kayıt yok...
- Elinizde kitabın yasaklandığına dair bir kayıt var da, izin çıktığına dair bir kayıt yok mu?
- Bizde yok, siz de var mı?
- Nasıl olur? Yani elinizde yeterli bilgi olmadan mı karar alıyorsunuz?
- Efendim, Türkiye'nin halini siz de biliyorsunuz...

Güler misin ağlar mısın? Tam trajikomik. Bir polis memuru, yani bir devlet yetkilisi, ben vatandaş Ali Nesin'e "Türkiye'nin halini siz de biliyorsunuz" diye Türkiye'den yakınıyor...
- Beyefendi, bu durumu basına bildirsem çok gülünç bir duruma düşersiniz. Lütfen şu durumu düzeltin...
-Elinizde izin çıktığına dair bir belge varsa bize yollayın, biz gerekeni yaparız...
- Çok rica ederim efendim, dedim, ben mi kanıtlayacağım kitabın yasaklanmadığını? Üstelik, 1948'den beri evimizi kaç kez bastınız, çuval çuval, bavul bavul, sandık sandık, kucak kucak belgeyi evimizden alıp Emniyet'e götürdünüz ve bir daha da geri vermediniz. Bizde olması gereken belgeler sizde olmalı, arşivinize bir kez daha bakın...

Telefonlarimi bıraktım. Ama beni aramadılar. Aradan bir aydan fazla zaman geçti. İşte böyle.
Tüm dostlara sevgiler, saygılar.
Ali Nesin
Tel: 0212 783 60 49 / 0532 707 57 17
Fax: 0212 783 60 50 / 0212 244 36 84
e-posta: [email protected]


SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla