Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Lösemili Çocuklar Sizi Bekliyor
Lösemi (kan kanseri), özellikle yavrularımızı tehdit eden çok ciddi bir hastalıktır. Dünyada her yıl 7 milyon çocuk kansere yakalanmaktadır. Bunun 18 bini lösemidir. Ülkemizde her yıl 2 bin çocuk bu hastalığa yakalanmakta; yapılan tedavilerle %70'i yeniden sağlığına kavuşmaktadır. 2000 yılında her bin çocuktan biri lösemiden kurtulmuş olacaktır. Fakat, ne yazık ki dünyada lösemiye yakalanan çocukların %85'i imkansızlıklar yüzünden tedavi olamamaktadır. Oysa ki,
Lösemi Tedavi Edilebilir
Evet, lösemi tedavi edilebilir bir hastalıktır. Fakat tedavisi uzun sürer ve pahalıdır. 3 yıllık tedavi giderleri 50.000 $'dır.

Bizim Lösemili Çocuklar Vakfı Ulusların geleceğine yön verecek çocuklarımızın bakımı ve sağlığı onlar için hazırladığımız eğitim ve öğretim programı içeriğinde yer almalıdır. Hastayı kabul etme, laboratuar ve görüntüleme teknolojisi imkanları ile hızla tanıya varma ve tedavi için tüm imkanların günün her saatinde hazır bulunması hastalarımızın en doğal hakları arasında bulunmalıdır. Bu nedenle çocukluk çağı tüm hastalıkları ve özellikle çocukluk çağı kan hastalıkları, lösemileri ve tümörleri konusunda hizmet vermeyi amaçlayan Bizim Lösemili Çocuklar Vakfı 1980 yılında bir grup hayırsever tarafından Prof.Dr.Gündüz Gedikoğlu başkanlığında kurulmuştur.

1986 yılında Sağlık Kuruluşu'na İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Kliniği çatısı altında Bizim-Lösemili Çocuklar Vakfı Sağlık Kuruluşu oluşumuyla yerleşim alanı, araç-gereç ve insan gücü ile en iyi, en kaliteli hizmet vermeyi sürdürmüştür. 1989 yılında en ileri tedavi yöntemlerinden biri olan kemik iliği nakline çocuklarda Türkiye'de ilk kez Bizim Lösemili Çocuklar Vakfı'nda başlanmıştır. 1994 yılında mevcut kat üzerine bir kat daha inşa edilerek kemik iliği nakil merkezi genişletilmiş ve hizmetin kalitesinin batı standartlarında olması hedeflenmiş, beşyüze yakın lösemi hastası tedavi edilmiş, çocukluk çağı lösemilerinden ALL'de (G1) %89.1 başarı sağlanmış, şu ana kadar gerçekleştirilen 103 kemik iliği nakli ile dünya standartlarında sonuç alınmıştır. Halen Avrupa Pediatrik Kemik İliği Nakili Grubunun Türkiye temsilciliğini sürdürmekteyiz. Vakfımız hastaya sunduğu hizmet yanında eğitime (hasta, anne, hemşire, hekim, psikolog, teknisyen, hasta personeli) de çok önem vermektedir. Tıp öğrencilerine burs verilmiş, bir çok öğrenci ve hekim yurt dışına eğitime gönderilmiş, ulusal ve uluslarası kongreler yurt dışından değerli hekimler getirilmiş ve özellikle çocuk kan hastalıkları ve kanserleri konusunda dünyaya açılan pencere olmuştur.

Tüm bu gelişmelere rağmen mevcut 40 yatak kapasitemiz ile ihtiyaçlara gönlümüzce cevap verememenin sıkıntısını hissetmekte, hastalarımıza bir nefes daha kazandırmak için çalışırken daha fazla çocuğu şifaya kavuşturamamanın üzüntüsünü yaşamaktayız.

Bu nedenle en büyük hedeflerimizden biri de daha büyük, en az 300 yataklı bir hastaneye sahip olmaktır. Kurulacak olan tam teşekküllü hastanede çocukluk çağı kan hastalıkları, lösemi ve tümörleri yanısıra tüm çocukluk çağı hastalıkları tedavi edilecek, hastanemiz aynı zamanda kurduğumuz Haliç Üniversite'mizin uygulama hastanesi olacaktır. Hastanemizde en modern araç-gereçler şu andaki sağlık kuruluşumuzda olduğu gibi kullanılacak tecrübeli sağlık ekibimiz ayrıca yurt dışındaki değerli hekimlerin işbirliği ile 24 saat hizmet verecektir. Gönüllerimizde yatan, modern tıbbı tüm olanakları ile insanoğlunun hizmetine sunmaktır. Diğer taraftan, "Hastalıklar ile uğraşı zor, pahalı ve sonunda sakatlıklar söz konusu iken hastalıkların önlenmesi kolay, masrafsız ve daima sağlam bir neslin yetişmesi için gereklidir" sloganı ile progranmalıdır inancı içindeyiz.

Tümüyle gurur duyduğumuz hizmetleri olası kılan devlet büyüklerimize, komutanlarımıza ve eşlerine, değerli işadamlarımız, sanatçı dostlarımıza, sporcularımıza, öğrencilerimize, öğretmenlerimize, Lion klüplerimize, basın ve TV mensuplarına, sağlık ekibimize tüm kadirşinas ve vatanperver vakıf dostlarımıza hiçbir zaman esirgemedikleri desteklerinden dolayı şükranlarımızı sunarız. Yaptıklarımız yapacaklarımızın örneği olarak, en güzel, en iyi, en doğru sağlık hizmetlerini kadirşinas insanımıza sunacağız. Hastaların ve yakınlarının eğitim, ekonomi, iş ve ruhsal sorunlarında hastanede ve evlerinde beraber olacağız.

Değerli Vakıf Dostlarımız, tüm insanların gönlü, sevgi, barış, vatan aşkıyla dolu olsun, tüm dünyadan kin, nefret, savaş yok olsun dileklerimizle "Çocuklarımız hasta olmasın analarımız hiç ağlamasın" diyoruz.

Saygılarımızla
Prof.Dr.Gündüz Gediklioğlu
Bizim Lösemili Çocuklar Vakfı Başkanı

Not: Yapacağınız bağışları muhasebe kayıtlarınıza gider olarak işlemeniz mümkündür



Felaket vanası açıldı
Kazakistan Tengiz Petrol Yataklarından Novorosisk terminaline gelen 1580 kilometrelik Boru Hattı'nın vanası açıldı. Bu gün için, günde 560.000 varil/gün petrol pompalanan boru hattından (yılda 26.500.000 ton), ileride günde 1.500.000 ton petrol pompalanacak (yılda 76.500.000 ton). Karadeniz'e indirilerek, tankerlerle, dünya piyasalarına çıkarılması düşünülen bu petrolün, Türk Boğazları sisteminden geçmesi mümkün değildir. Türk Boğazları su yolundaki tehlikeli madde taşımacılığının meydana getireceği felaketleri engellemek amacıyla 1993 yılından beri ulusal ve uluslararası anlamda sürekli çalışan ve eylem yapan Sivil Toplum Kuruluşları olarak bu girişime engel olmak için elimizden gelen her şeyi yapacağımızı bildiririz.
Ülkemiz ve bölge ülkelerini onarılamaz büyük bir felakete sürükleyebilecek sorumsuz ve sadece çıkar gözeten bu girişime engel olabilmemiz için, başta medyamızmız olmak üzere, artık geliyorum diyen felakette zarar görecek tüm kişi ve kuruluşları ve halkımızı yanımızda yer almaya çağırıyoruz.

Destek olun! Bu girişimi engelleyelim! Giderek artan eylemlerle bu petrolü Boğazlar'dan geçirmeyelim!
Lütfen arayın: Yüksel Üstün - Doğa İle Barış Derneği Kalamış Fener Cad. No:30 D:3 Kızıltoprak Kadıköy İstanbul Tel: (216) 4149025 Faks: (216) 4149026 [email protected] http://www.satko.com.tr



Uluslararası Af Örgütü'nden basın açıklaması
"İşkence Ticaretini Durdurmak"

Hükümetler umursamıyor, işkence ticareti yaygınlaşıyor İşkenceciler kendilerini her gün biraz daha gelişkin hale gelen malzemelerle silahlandırırken, bu aletlerin ticaret hacmi de büyüyor. Bu aletler arasında yüksek voltajlı elektroşok sersemletici silahlar ve kitle kontrolüne yönelik kimyasallar da yer alırken, işkenceciler zapt aletleri gibi eski model gereçleri de amaçları için kullanmayı sürdürüyor.

Uluslararası Af Örgütü'nün "İşkence Ticaretini Durdurmak" başlıklı yeni raporu, yüksek voltajlı elektroşok sersemletici jop, kalkan, sersemletici silah ve kemerlerin uluslararası ticaretinin 1990'lı yıllar boyunca yaygınlaştığını ortaya koymaktadır. Bunlar arasında, 90 metre uzağa kadar kurbana tele bağlı 'olta kancası' fırlatabilen 'tazerler'; mahkûma takılan ve uzaktan kumandayla kontrol edilen sersemletici kemerler de bulunmakta. Bu kemerler, mahkûmun böbreklerine 8 saniye boyunca yaklaşık 50.000 volt vermesiyle meşhur. Bu teknoloji Amerika Birleşik Devletleri'nde başladı ve Asya, Avrupa ve Güney Afrika'ya yayıldı.

UAÖ'nün rapor üzerinde çalışan araştırmacılarından Brian Wood, 1970'lerde yüksek voltajlı elektroşok sersemletici silahlar sattığı bilinen yalnızca iki şirket olduğunu ancak şimdi dünya çapında yüzelliden fazla olduklarını belirterek, "Bu malzemenin işkencecilerin eline geçmesini önleyecek katı kontrol mekanizmaları bulunmadığı için, sorumlu hükümetler bu aletlerin ihracını derhal yasaklamalıdır." dedi.

Son iki yıl içinde 22 ülkede bulunan 150'den fazla şirket elektroşok silah üretmekte veya pazarlamaktaydı. Şimdi, Tayvan, Güney Kore ve Çin şirketleri belki de ABD'deki şirketlerden daha fazla elektroşok sersemletici silah üretmekte. Alman, Fransız ve İsrail şirketleri de kilit üreticiler arasında ve son dönemlerde Polonya, Rusya, Çek, Meksika, Brezilya ve Güney Afrika şirketleri de bunlara katıldı. Alman hükümeti, bu silahların Alman cezaevlerinde veya Alman polisi tarafından yurttaşlar üzerinde kullanımına izin vermemekte, ancak Alman şirketlerinin bu silahları yurtdışında kullanılmak üzere pazarlaması ve satmasına izin vermektedir. Güney Afrika hükümeti halen elektroşok aletlerinin Asya'da satışı için çalışırken, bunları kendi mahkumları üzerinde de kullanıyor.

Raporda yer alan bir olaya göre, Muhammed Nagib Adu-Higazi 1997 yılında Mısır'ın İskenderiye kentinde Devlet Güvenlik Soruşturma (DGS) görevlilerince tutuklanmıştı. DGS ofisinde tutulurken giysileri çıkartılarak, "üstünde spiral bir metal tel bulunan silindir şeklinde bir sopa" ile elektrik verilmişti. Üç gün boyunca yemek verilmediği, 9 günlük gözaltı boyunca gözlerinin bağlı tutulduğu ve cinsel saldırıyla tehdit edildiği bildirilmişti. ABD, 1997 - Mart 2000 tarihleri arasında Mısır'a elektroşok jop, sersemletici tabanca ve değeri 40,000 Dolardan fazla olan optik izleme gereçlerinin ihraç edilmesini onaylamıştır.

UAÖ'nün İşkenceyi Durdurmak için bir yıl boyunca sürecek olan kampanyasının bir dizi raporundan biri olan "İşkence Ticaretini Durdurmak" adlı raporunda kırktan fazla şirketin ağır insan hakları ihlallerinde kullanılabilen mekanik zapt gereçleri ve kimyasal spreyler gibi daha konvansiyonel güvenlik gereçlerinin ticaretini yaptığını da gözler önüne sermektedir. Bir İngiliz şirketi olan Pains-Wessex, 1997 yılında Zambia'da çoğu kadın ve çocuk olan barışçıl göstericiler üzerinde kullanılan gözyaşı bombaları üretti. Buna rağmen Birleşik Krallık (BK) Hükümeti'nin silah ithalatı üzerine hazırladığı son yıllık rapor, 1999 yılında BK'ın Zaire'ye CS bombaları ve gözyaşı gazı/tahriş edici mühimmatın ithal edilmesi için ruhsat verdiğini ortaya çıkardı. BK gözyaşı gazı Kenya'da kötü kullanıldığında ve satışı durdurulduğunda, Kenya polisi malzemeyi Fransa'dan almıştı. ABD'de biber gazı spreyleri gibi kimyasal silahların birçok ölüme neden olduğu belirtildi. Uygun bağımsız testler sonuçlanıncaya kadar bu tip silahların uluslararası transferi askıya alınmalıdır. Bir ABD şirketi polise biber gazı püskürten fırlatıcılar sattı ve bunlar ilk kez 1999'da Seattle'da protestocular üzerinde kullanıldı.

Yayınlanan rapora göre, uluslararası olarak öğretilen askeri, güvenlik ve polis uzmanlığı da işkence için kullanılmaktadır. ABD Amerika Ülkeleri Okulu'nun yüzlerce mezunu Güney Amerika'daki insan hakları ihlallerine bulaştı. Bu askeri okul, ABD ve dışında yabancı subayların eğitildiği 150'den fazla merkezden bir tanesi. İnsan hakları hakkında genel bilgi içerikli eğitim ise minimum düzeyde.

UAÖ'nün raporu ayrıca Fransız güvenlik eğitiminin Togo'da sivil halkın sindirilmesi ve işkence için kullanıldığını da ifade ediyor. Togo Ulusal İnsan Hakları Komisyonu tarafından Ağustos 1990'te dört kişiye işkence yapılması emrini vermekle suçlanan Togo jandarmasından yüksek rütbeli bir subay, daha sonra Fransız hükümeti tarafından Ulusal Şeref Nişanı'yla ödüllendirildi. Bir başka olay ise, İsrail güvenlik güçleri güney Lübnan'daki meşhur Khiam gözaltı merkezindeki gardiyan ve sorgucuları merkezin kapandığı Mayıs 2000'e kadar eğitmiş ve para vermiş ve daha sonra İsrailli görevliler işkence altında alınmış bilgileri kullanmışlardır.

UAÖ, "Güvenlik eğitimi sıkı bir biçimde denetlenmediği ve bağımsız olarak izlenmediği takdirde, insan hakları ihlallerini kolaylaştırmada kullanılma riski daima bulunmaktadır." demiştir. UAÖ, hükümetlerin güvenlik malzemesi ve uzmanlığının üretimi, transferi ve kullanımına dair izin verme yöntemlerinin somut olarak değiştirilmesine acil ihtiyaç duyulduğunu ifade etmiştir.

Uluslararası Af Örgütü, hükümetleri özellikle aşağıdaki tavsiyelere uymaya davet etmektedir:
1) Kullanımı zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı olan polis ve güvenlik malzemelerini yasaklayın. Bu malzemelerin üretim ve tanıtımını ve diğer ülkelere satılmasını yasaklayın. Bu malzemeler bacak demirleri, elektroşok sersemletici kemerler ve testere dişli başparmak kelepçeleri gibi kaçınılmaz olarak acı veren aletleri de kapsamalıdır.
2) Elektroşok, ayak kelepçeleri, başparmak kelepçeleri, prangalar, zapt iskemleleri ve biber gazı silahlarının kullanımını, bu araçların etkileri üzerine özenli ve bağımsız bir inceleme yapılıp sonuçları belirleninceye kadar yasaklayın. Bu malzemelerin diğer ülkelere transferini sonuçlar ortaya çıkıncaya kadar durdurun.
3) Bir diğer ülkenin askeri, güvenlik ve polis personeline yönelik eğitimin, işkence yapmak için kullanılabileceği beceri, bilgi ve teknikleri içermemesini garanti altına alın.

Diğer duyurular için tıklayın

 

SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla