Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 21. 11. 2005


'Şemdinli Olayları' İnceleme Raporu

İnsan Hakları Derneği (İHD), Mazlumder, İNSAN-DER, Çağdaş Hukukçular Derneği Van Şb., Hakkari Esnaf ve Sanatkarlar Odası, Hakkari Memur Sen, KESK Hakkari Şubeler Platformu ve Hakkari ÖVDER'in "Şemdinli Olayları" üzerine yaptığı 12 Kasım 2005 tarihli İnceleme Raporu'nu tam metin olarak sunuyoruz:

A. OLAY:
Basında; Hakkari ili Şemdinli ilçesinde 9 Kasım 2005 günü üç kişinin bir kitabevine bomba atması sonucu işyerinde bulunan üç kişiden birinin ölmesi, diğerinin yaralanması bir diğerinin ise bombacıyı takip etmesi sonucu bu kişinin kaçarak bir arabaya binmesi, işyerindeki kişinin ve vatandaşların takibi sonucu kaçan kişilerin araçta kıstırılması, araçta uzun namlulu silahların görülmesi sonrasında savcı tarafından yapılan keşif esnasında bu kez halkın başka bir şahıs tarafından taranması sonucu bir kişinin öldüğü 4 kişinin de yaralandığı haberleri yer almıştır.

Olaylar esnasında yaşam halkının ihlal edilmesi, Şemdinli'de toplumsal tepkilerin gelişmesi, ilçeye giriş-çıkışların yasaklanması üzerine konunun araştırılması ve bu konuda bir rapor tanzim edilmesi lüzumu doğmuştur.

B. HEYET OLUŞUMU:
Hadisenin bu şekilde basından duyulması üzerine; iddiaları araştırmak, araştırma ve incelemeler sonrasında kamuoyunun gerçek bilgiye ulaşmasını sağlamak ve çeşitli ulusal ve uluslararası sözleşmelerde güvence altına alınan "yaşam hakkı"nın korunmasına katkı sunmak amacıyla;
İHD Genel Yönetim Kurulu Üyesi Av. Abdulvahap ERTAN,
* MAZLUMDER Genel Yönetim Kurulu Üyesi ve Van Şube Başkanı Av. Abdulbasit BİLDİRİCİ,
* İnsan-Der Başkanı M. Yasin HASKANLI,
* Çağdaş Hukukçular Derneği Van Şube Başkanı Av. Murat TİMUR, * Hakkari Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Arif KOPARAN,
* İHD Van Şube Başkanı Av. Cüneyt CANİŞ,
* MAZLUMDER Van Şubesi Başkan Yardımcısı Abidin ENGİN,
* İHD Hakkari Şube Başkanı Necibe GÜNEŞ,
* KESK Şubeler Platformu adına SES Şube Başkanı Ahmet EDİŞ,
* MEMUR-SEN Hakkari İl Başkanı Abdulcebbar YAKAR ve
* Hakkari ÖVDER Başkanı Übeydullah DÜNDAN'ın yer aldığı "İnsan Hakları Heyeti" oluşturulmuştur.

C. İZLENİMLER:
Heyet 10 Kasım 2005 günü sabah erken saatlerde Şemdinli ilcesine gitmek için yola çıkmıştır. Yüksekova ilçesinden Şemdinli ilçesine doğru seyir halinde iken güvenlik önlemlerinin peyderpey artmakta olduğu gözlenmiştir. Şemdinli'ye 22 km kala Jandarmanın ilçe girişini kapattığı ve gelen araçlara ilçeye girişin ve çıkışın yasaklandığını bildirmesi üzerine heyetimiz kendini tanıtmış, geliş amacından mülki amirliğin haberdar olduğunu belirtmiştir. Bunun üzerine görevlilerce birtakım görüşmeler yapılmış ve yalnızca heyetimize ait üç aracın ilçeye girişine izin verilmiştir. Sonraki noktalarda sorunsuz bir şekilde ilerleyebilmemiz için plakalarımız ilerideki kontrol noktalarına bildirilmiş ve sorunsuz bir şekilde ilçe merkezine varılmıştır.

İlçeye girişte sağ tarafta bulunan polis kontrol noktasının boş olduğu ve köz haline gelmiş çokça odun yığınının halen yanmakta olduğu, hemen yanında aynı büyüklükte ikinci bir ateşin yanmakta olduğu, ateş etrafında kimsenin olmadığı, ateşin içerisinde makineli silah tablasının bulunduğu ve kısmen yanmış olduğu, yolun ortasında bir araç mazot deposunun bulunduğu gözlenmiştir.

İlçeye girişten itibaren tüm esnafın kepenklerini kapatmış olduğu, ilçe merkezinde görünürde güvenlik güçlerinin bulunmadığı, halkın büyük ve toplu bir kalabalık şeklinde ve sessizce ana cadde olan Cumhuriyet caddesi üzerinde bekleştiği, ilçeye giriş yapan araçtakilerin kim olduklarının öğrenilmesi üzerine kalabalığın heyete doğru gelip heyeti alkışladığı gözlenmiştir.

Heyet öncelikle bombalı patlamanın olduğu yere gitmiş ancak o esnada cumhuriyet savcısının keşfini tamamlamış olması ve heyetimize olası eksikliklere karşı pasajı mühürleyeceklerini belirtmesi üzerine heyet pasaj içine girmemiş ve makul olan bu gerekçeyle oradan ayrılmıştır.

Heyetimiz buradan ayrılarak randevularını gerçekleştirmek üzere kaymakamlık, emniyet müdürlüğü ve adliye binasının bulunduğu mahalle gitmiştir. Giriş kapısında silahlı polislerin bulunduğu, bina girişindeki güvenlik kulübesinin camlarının kırık olduğu, duvarlarında taş izine benzer izlerin bulunduğu, bina bahçesinde iki adet tahrip edilmiş araç bulunduğu, kaymakamlık ve adliyenin içinde bulunduğu binanın neredeyse tüm camlarının kırılmış olduğu, yerlerde cam kırıkları ile taş parçalarının bulunduğu, Kaymakamlık binasının giriş kapısının karşısında bulunan bir binanın camlarında çok sayıda kurşun izi bulunduğu gözlenmiştir.

İlçede güvenlik güçlerinin yalnızca bitişik olan emniyet müdürlüğü, kaymakamlık ve adliye binası ile lojmanları koruduğu, bunun dışında ilçenin hiçbir yerinde güvenlik gücü görülmediği, ana cadde üzerinde toplanan halkın kontrol ve sakinleştirilmesi ile ilçede bulunan belediye başkanları ve STÖ temsilcilerinin ilgilendiği gözlenmiştir.

Heyetimiz görüşmelerini sürdürürken ilçedeki tansiyonun düşmediği, halkın dağılmayarak ilçe merkezinde toplu halde bulunmaya devam ettiği, kalabalık bir grubun ilçe merkezinde sloganlı yürüyüş yaptığı, Ak Parti ilçe merkez binası önüne gelindiğinde bazı şahısların taş atarak zaten kırık olan parti binası camlarının kalan kısımlarını da kırdığı bu arada küçük yaştaki çocukların ısrarla emniyet müdürlüğüne doğru taş attıkları, kalabalık içinde bulunan yaşça büyük vatandaşların ise taş atılmaması yönünde sürekli uyarıda bulundukları, çocukların ellerindeki taşları alıp bıraktıkları, özellikle mülki idare binalarına yönelmemeleri için kalabalığın önünü kestikleri, sloganların devam etmesi ve kalabalığın dağılmaması üzerine kalabalığın bir anda sağa sola doğru kaçıştığı, bazılarının burnunu ve gözlerini bezlerle kapatmaya çalıştığı, bu arada toplantı halinde olan ve balkona çıkarak olayları gözleyen heyet üyelerinin geniz, burun ve gözlerinin yanmaya başlaması üzerine biber gazı kullanıldığının anlaşıldığı gözlenmiştir.

Heyet bir gün öncesinden resmi randevu taleplerini iletmiş bu kapsamda mülki erkanla resmi görüşmelerini yapmak istemiş ancak nizamiyenin silahlı polislerce tutuluyor olması ve heyetin içeriye girememesi nedeniyle geliş amacı bu kez güvenlik güçlerine anlatılmış, güvenlik güçleri telsizleri ile görüşmelerini yapmış ve akabinde heyetimize kaymakamın makamında bulunmadığı, C. Savcısının iş yoğunluğu nedeniyle görüşemeyeceği, vali, kaymakam, il emniyet müdürü, garnizon komutanı ve ilin diğer üst düzey yetkililerinin alayda toplantı halinde oldukları iletilmiştir. Bu kez heyetimiz ilçe emniyet müdürünün de randevu talep edilenler arasında olduğunu belirtmiş, akabinde kendisi ile ancak bina girişinde görüşebileceğimiz belirtilmiştir.

İl Emniyet müdür yardımcısı ile bina girişinde ayak üstü bir görüşme gerçekleştirilmiş ve görüşmede; mülki erkanın toplantı halinde olduğu, ilçede kontrolün sağlanmaya çalışıldığını, kendisinin her hangi bir açıklama yapmaya yetkisinin olmadığını, görüşme taleplerimizi ayrıca kendisinin de vali, kaymakam ve savcıya ileteceğini kibarca ifade edip görüşmeyi tamamlamıştır.

HURŞİT TEKİN (Şemdinli Belediye Başkanı)
Hurşit TEKİN yapılan görüşmede:
"Patlama meydana geldiği zaman ilçede değildim. Taziye için bir köyde idim. Kaymakam telefonumdan arayıp 'başkan hemen ilçeye gelmeniz gerekiyor, ilçede olaylar meydana geliyor, gelip olayları yatıştırmanız gerekiyor' dedi. 15 dakika sonra ilçeye vardım. İlçede halkın panik içinde olduğunu gördüm. İlçenin önde gelen şahsiyetlerini yanıma alarak halkı sükunete devam ettim.

Bu arada kalabalık bir grubun ilçe girişinde bulunan polis noktasına doğru yürüdüğünü ve üç polisin orada mahsur kaldığını güvenlik güçleri bana bildirdi. Benden mahsur kalan polisleri kurtarmam istendi. Bunun üzerine olay mahalline gittim. Halk ve polis arasında meydana gelen arbedede yüzümden yaralandım. Beni hastaneye götürdüler.

Hastanede yarım saat kaldıktan sonra dayanamayıp insanların arasına geri geldim. İlçe emniyet müdüründen polis noktasını oradan kaldırmasını istedim. Cevaben orada ağır silahların bulunduğunu ve bu yüzden noktanın terk edilemeyeceği tarafıma bildirildi. Bir süre sonra ilçe Jandarmaya Hakkari milletvekili Esat CANAN, Hakkari Belediye başkanı Metin TEKÇE, Yüksekova Belediye Başkanı Salih YILDIZ, ilçede bulunan Yüksekovalı Avukatlar ile birlikte durum değerlendirmesi için çağrıldım.

Toplantıda mülki erkandan Vali, Kaymakam ve üst düzey yetkililer ve C. Savcısı vardı. Toplantıda bu gerilimin nasıl dindirileceği tartışıldı ve emniyete teslim edilen üç kişinin göz altında olduğunun teyit edilmesi, olayda kullanılan aracın emniyet müdürlüğüne ait olduğunun teyidi istendi. Emniyet müdürü söze girip aracın kendilerine değil jandarmaya ait olduğunu belirtti. Vali'de müdürü teyit etti. Teslim edilen üç kişinin ise üç değil tek kişi olduğu belirtildi."

Zeydan ÖZEL (Esnaf-görgü tanığı)
Zeydan ÖZEL yapılan görüşmede:
"Benim dükkanım patlamanın meydana geldiği pasajın tam karşısındadır. Ben olaydan 15 dakika önce o üç kişinin pasajı araç içerisinden gözlemlediklerini gördüm. Bunlardan kuşkulandım. Çaktırmadan amcam oğlunun dükkanına girip gözetlemeye devam ettim. Onlar da pasaja bakıyorlardı. Arabanın içinde üç kişi bulunuyordu. İkisi önde biri arkada oturuyordu. Arkada oturan sarıya çalan montlu kişinin elindeki siyah poşetle arabadan çıkıp pasaja doğru yürüdüğünü gördüm. Ben de dükkandan çıkıp arabanın yanına gittim. Elimi cebime koyup hiç görmüyormuş gibi orada beklemeye başladım. Top sakallı olan beni gördü. Bu arada sürücü arabayı çalıştırıp yavaşça oradan uzaklaştı. Bu arada aracın plakasını aldım. Plaka 30.AK.933 idi. Beyaz renkli bir Renault 19 marka araç idi. Tekrar kendi dükkanıma gittim. Birkaç dakika sonra pasajın içinden büyük bir patlama sesi geldi. Halk patlama yerine koşarken ben de oraya doğru yöneldim. Sarıya çalan montlu kişi pasajın aşağısına doğru telaşlı bir şekilde telefonu elinde konuşarak "neredesiniz şu an" diyerek hızlı adımlarla ilerliyordu. Ben de o adamın arkasından hızlı bir şekilde yürüdüm. Bu adam dükkan önünde bekleyen aynı araca bindi. Ben de halka 'bombayı patlatan bu adamdır' dedim. Halkta aracın önünü keserek onları tartaklamaya başladı. Sonrasında resmi polisler gelerek havaya ateş etmeye başladı. Aynı zamanda polisler bu üç kişiyi ablukaya alıp iki kişiyi arabaya bindirerek götürdü. Bu arada top sakallı olan kişi olay yerinden uzaklaşmaya başladı. Ben de kendisini tanıdığım için takip ettim. İleride yarbay ve askerler vardı. Ben de yarbaya yanaşarak 'yarbayım olaya karışan kişilerden bir tanesi de budur' dedim. Yarbay'da 'tamam oğlum yakaladık.' Dedi. Üç asker koluna girerek şahsı ilçe jandarmaya götürdü." Şeklinde beyanda bulunmuştur.

Muharrem TEKİN (Şemdinli Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı)
Muharrem TEKİN beyanında: "Olay tam büromuzun karşısında meydana geldi. Araba odanın hemen önündeydi. Üç kişi gelip arabaya binmek istedi. Araba da odanın hemen önündeydi. Bende aşağı indim. Bu arada halk toplanmıştı. O üç kişiden biri pişkin bir tavırla 'noluyor' dedi. Bu şahıslar kaçmaya çalıştılar. 10-15 kişilik grup bunları engelledi. Vatandaşlar; "bombayı bırakan kişi aracın arkasında oturan kişidir. Onu bize teslim etmelisiniz" dedi. Halk bombanın patladığı dükkanda ölü olduğunu hala bilmiyordu. Arabanın arka camı vatandaşlar tarafından kırıldı ve şahıs darp edildi. Aracın önünde oturan şoför de darp edildi. Önde oturan kişi aniden araçtan çıkıp arka bagajı açtı ve içinden bir adet kaleşnikof marka silah çakardı. Ben bu arada bagajı gözetliyordum. İçinde 3 adet kaleşnikof vardı. Şerit halinde keleş mermileri vardı. Bir iki tane kapalı poşet vardı. Bu şahıs silaha mermiyi sürmek istedi. Vatandaş ise keleşi şahsın elinden alıp bagaja koydu ve bagaj kapağını kilitledi. Peşinden bu şahıs da vatandaşlar tarafından dövüldü. Bu esnada otuza yakın resmi polis gelip arabayı ve şahısları çembere aldı. Polislere rağmen vatandaşlar aracın içindeki şahsı tekrar dövüyordu. Sonra bir panzer aracın yanına gelerek içerdeki tek kişiyi çıkarıp panzere aldı. Sonrasında halk arabayı tahrip etti. Arabanın içinden bir ajanda, bir kroki ve isim listesi çıktı. Sonra kaymakam olay yerine geldi. Av. Mehmet EKİCİ ile birlikte aracın üzerine çıkıp açıklama yapmak istediler. Bu arada pasajda ölen şahsın cenazesi el üstünde getiriliyordu. Grup cenazeyi fark edip kaymakama yönelmeye başlayınca kaymakam açıklama yapamadan aracına binip olay yerinden ayrıldı. Bu arada onbeşe yakın maskeli polis gelip havaya ateş açmasına rağmen halk dağılmadı. Bunun üzerine alay komutanı da olay yerine geldi. Halk komutana rica edince komutan emniyet müdürüne "silah atılmasın" dedi. Silahlar susunca halk tekrar arabaya yöneldi ve bu kez araç tamamen tahrip edildi. Bu arada 40-50 ye yakın asker de olay yerine geldi. Askerlerin başında bulunan yüzbaşı beni iterek 'tarayın bunları, biz yirmi kişi bunlara yeteriz' diye emir verdi. Yüzbaşı bu sözleri söylerken alay komutanı da oradaydı. Bunu duyan bir astsubay cadde ortasındaki demirlerin üstüne çıktı ve silahını halkın üstüne yöneltti. Benle bir arkadaş silahın namlusunu tutup yukarı kaldırdıktan sonra silah ateş aldı. Bunu gören askerler de havaya ateş açtı. Alay komutanı tekrar müdahale edince silah atışları durdu ve askerler geri çekildi. Sonra polis ve askerlerin tamamı emniyet müdürlüğünün önüne çekilip barikat kurdu. Aracın başında bekleyen halk grup grup çıkıp emniyet müdürlüğünün önüne doğru gidiyordu. Burada bir grup da aracın başında bekliyordu. Askerler emniyet müdürlüğünün önünde camlı kalkanlarla barikat kurmuştu. Bu askerler, emniyet müdürlüğü ve hükümet konağı halk tarafından taşlandı. Barikatların önünde biri emniyete ikisi askeriyeye mensup üç adet panzer vardı. Panzerler havaya askerler halkın üstüne doğru ateş açtı. Bu esnada iki vatandaş kurşun yarasıyla yaralandı. Bunun üzerine aracı bekleyen vatandaşlar da emniyet müdürlüğünün önüne gelince biber gazı kullanıldığı için halk dağıldı. Bu arada Altınsu köylüleri ilçeye doğru akmaya başladı. Polis köylüleri engellemeye başlayınca bu kez halk oraya doğru yürümeye başladı. Halk ile polis arasında arbede yaşandı. Halk polisi taşladı poliste havaya ateş açtı. Burada yaşanan 10 dakikalık gerginlikten sonra tekrar şehre yürüyüş yaşandı. Herkes meydanda toplanmaya başladı. Artık ortalıkta polis ve asker kalmamıştı. Saat 15:00 olmuştu. Bu arada bir uzman çavuşa ait araç çarşı içinde ateşe verildi. Saat 16:00-17:00 arası aniden beyaz renkli doğan marka bir araç hızla halkın üzerine doğru gelmeye başladı. Aracı süren Tanju ÇAVUŞ adlı, hepimizin tanıdığı bir uzman çavuş idi. Ziraat Bankasının önünde aracının ön camını açtı ve kendisine karşı hiçbir tepki yokken kurşunu bitinceye kadar halkın üzerine ateş açtı. Bu ateş üzerine 5 kişi yaralanmıştı. Yaralılardan Ali YILMAZ adlı kişi sonradan öldü. Tanju uzman çavuş halkı taradıktan sonra aynı hızla kaçarak Jandarmaya sığındı. Bu esnada savcı keşif yapmaktaydı. Uzman çavuşun halkı taraması üzerine keşif yarıda kaldı. Bu keşif ancak saat 22.00 gibi yapılabildi."şeklinde konuşmuştur.


Raporun Devamı için tıklayın

 

Diğer duyurular için tıklayın

SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla