Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 11. 10. 2004



Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu:

"Bush'a Hayır, Irak'ta İşgale Son!"


YENİ KAMPANYA BAŞLADI

2 Kasım'da Amerika'da yapılacak seçimlerde sadece Amerika'yı değil aslında tüm dünyayı yönetmeye aday olan Bush'un kanlı yüzünü ve Irak'ta devam eden insanlık dışı işgali teşhir etmek amacıyla, Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu olarak "Bush'a hayır, Irak'ta işgale son" isimli bir kampanya başlatıldı. Savaşa ve işgale karşı olanlar, barışseverler aşağıdaki adresten gelişmeleri izleyebilirler.
Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu
Tel: (212) 243 89 57
www.kureselbarisveadalet.org

İHD ve İHV:
Başbakan'a Açık Mektup
Sayın Başbakan,

9 Aralık 1998 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul ve ilan edilen "İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesi", insan hakları savunucularının ve örgütlerinin çalışmaları, bu çalışmalar nedeniyle sahip oldukları hakları ve sorumluluklarını düzenler. Aynı zamanda bu düzenlemeler, devlet ve hükümetlerin yükümlülüklerine işaret eder. Devletler açısından önemli bir yükümlülük, insan hakları savunularının ve örgütlerinin çalışmalarını kolaylaştırmak, onların iddialarını araştırmak, düşünceleri, araştırmaları, incelemeleri ve değerlendirmeleri nedeniyle onları cezalandırma yoluna gitmemektir. Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Komite işkenceyi yaygın, sürekli ve kasıtlı ise, sistematik olarak tanımlamaktadır.

Türkiye'nin önde gelen insan hakları örgütlerinden olan İHD ve TİHV, Türkiye'deki işkence uygulamalarını, bu ölçütlere göre değerlendirmekte ve "sistematik uygulama" olarak nitelemektedir. Bu değerlendirmelerimiz, ayrıca örgütlerimize ulaşan binlerce şikayetin özel verilerine de ve yargılama süreçleri, adli tıp raporları, yasal çerçeve gibi bazı genel verilere dayanmaktadır.

Her iki insan hakları örgütü de, öncelikle genel olarak ifade özgürlüğü hakkını kullanmakta, sonra da görevlerini yapmaktadır. İnsan hakları örgütlerinin ihlaller konusunda sessiz kalması istenemez. Sayın Başbakan, İşkence konusunda hükümetlerin görevi, işkence şikayet ve iddialarını zamanında ve tarafsız olarak incelemek ve araştırmaktır.

İşkence iddialarını incelemek/araştırmak/soruşturmak yerine, bu şikayet ve iddiaları kamuoyunun ve yetkili makamların bilgisine sunan ve işkencenin ortadan kaldırılması için çalışan insan hakları örgütlerini teröristlerle bağlantılı göstermek, onları istihbarat örgütlerine havale etmek, onlar hakkında çalışmalar yaptırmak ise, demokratik ve iyi niyetli bir tutum değildir. Son zamanlardaki mesajlarınızda ve özellikle Avrupa Konseyi'nde yaptığınız konuşmada sergilenen bu tutum, işkenceye sıfır tolerans söylemi ile çelişmektedir. Bu beyanlar aynı zamanda, insan hakları savunucularını tehdit anlamına gelir.

"İşkenceye sıfır tolerans" söylemini, işkenceye karşı bir kararlılık mesajı olarak, yerinde ve gerekli görmemize karşın, işkence suçunu işleyenlere karşı bu kararlılığın uygulamada gereğinin yerine getirilmediğini düşünüyoruz. İşkence iddialarını dile getiren insan hakları savunucularını suçlayıcı ifadeleri ısrarla sürdürmeniz ise bir talihsizliktir ve bizleri kaygılandırmaktadır.

Sayın Başbakan,
Türkiye'deki insan hakları savunucuları, 1990'lı yıllarda ülkemizin caddelerinde "kahrolsun insan hakları" sloganları ile yürütülen polisleri anımsamaktadırlar. Öldürülen ve öldürülmek istenen insan hakları örgütlerinin üye ve yöneticilerini de unutmamışlardır. İnsan hakları savunucularını, dile getirdikleri ihlal şikayetleri ve iddiaları nedeniyle terörizmle bağlantılı göstermek diktatörlük rejimleri yöneticilerine ait bir özelliktir. Bu özelliklere sahip yöneticiler bize pek de yabancı değildir.

Saygılarımızla.

Yavuz Önen
Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı

Hüsnü Öndül
İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı

Tüketiciler Birliği:
Tekel İşletmeleri
Yabancı Firmaları Kalkındırıyor

Tekel Genel Müdürlüğü'nün ürettiği sigaralardaki kalitenin her geçen gün düşüşüne dikkat çeken Tüketiciler Birliği Pendik Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Çetinkaya; "Tekel'in ürettiği sigaraların kalitesinin düşürülmesi milli servetin yurt dışına çıkmasına neden olmaktadır. " dedi.

Tüketiciler Birliği Pendik Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Çetinkaya konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu görüşlere yer verdi: Derneğimize Tekel ürünü sigaraların içinden harmanlanmış tütün yerine, odun parçalarının çıktığına, sigaranın yanmadığına, çoğu kez bayilerde bulunmadığına dair yoğun şikayetler gelmektedir. En iyi tütünlerin topraklarımızda üretilmesine, gerekli tesislerimizin de bulunmasına rağmen yabancı sigaralara alternatif olabilen ve Adnan Kahveci'nin mirası olan Tekel 2000 gibi ürünlerimiz şimdi yoğun eleştiri almaktadır.

Her firma ürününün ve hizmetinin kalitesini arttırmaya çalışırken Tekel'de tam aksini görüyoruz. Tekel 'in kaybettiği müşterilerle kaynaklarımız yurtdışına aktarılmaktadır. Tekel İşletmeleri ve tütünümüz yabancı rakiplere peşkeş çekilmemelidir.

Kaynaklarımızın yurt dışına akmasına neden olan Tekel Genel Müdürü görevini layıkıyla yapmalıdır. Aksi takdirde kamuoyu önünde istifaya davet ediyoruz.

İsmail Çetinkaya
Pendik Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi
TÜKETİCİLER BİRLİĞİ PENDİK ŞUBESİ
www.tuketiciler.org E-Posta: [email protected]


Ramazan Fırsatçıları Yine Sahnede
Ramazan dolayısıyla bir biri ardına gelen zamları değerlendiren ve tüketicileri uyaran Tüketiciler Birliği Konya Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Gıda Komisyonu Başkanı Mehmet Ali Malkoç; "Ramazan'ı fırsatçılık ayına dönüştürmeye kimsenin hakkı yoktur ve Müslümanlara yakışmamaktadır" dedi.

"Rahmet ve bereket ayı Ramazan'da özellikle gıda ürünlerinde artan tüketimi fırsat bilen bazı fırsatçılar haksız zamlar yapmış ve yapmaktadırlar. Ramazan'dan birkaç gün önce ekmeği 200.000'den 250 bine, yumurtayı 3 milyon'dan 6 milyona, yufkayı 2,5 milyondan 3,5 milyona çıkarmak ve zeytinlerin kilosunu 1-2 milyon artırmak, süt ürünlerine %30-40 zam yapmak fırsatçılıktır ve dinin ticarete alet edilmesidir. Hani bizim geleneğimizde Ramazan açların doyurulduğu, yoksulların gözetildiği aydı? Gelin görün ki bugün Ramazan ayı fyrsatçılık ve vurgun ayına dönüştürülmüştür. Ramazan'ın bereketine inanmayan fırsatçılara bu fırsatı veremeyeceğiz. Ürünlerine Ramazan tüketici nedeniyle zam yapan hiçbir üretici ve mağazanyn ürünlerini tüketmeyeceğiz. Onları vicdan muhasebesine davet ediyoruz. Ramazan nedeniyle fahiş fiyatlara ve sağlıksız Ramazan pideleri üretilmektedir. Son derece kalitesiz ve sağlıksız bu ürünlerin hiçbirine tüketiciler itibar etmemelidir.

Ülkemizde Ramazan ayları gıda açısından her türlü keşmekeşin zirveye çıktığı ve vurgunun yapıldığı bir fırsat haline dönüştürülerek dince kutsal sayylan değerlere de saldırı yapılmaktadır." dedi. Ramazan ayynda alışverişlere biraz daha özen gösterilmesi gerektiğini ifade eden Malkoç "Fırsatçılara fırsat vermeyelim" dedi.

1- Alacağınız ürünün Ramazan öncesi fiyatını bilmekte yarar var
2- Alışverişe çıkmadan önce mutlaka bir ihtiyaç listesi yapyn.
3- Alışveriş bütçenizi yapın ve yanınıza fazla para almayın.
4- Kredi kartı ile yapılan alışverişlerde, ay sonunda hesabı yine kendiniz ödeyeceğinizi unutmayın.
5- Karnınız aç, yorgun, uykusuz ve moraliniz bozuk iken ya da arkadaşlarınız ile birlikte alışveriş yapmayın.
6- İhtiyaç listesi dışında markette gözünüze çarpan şeylerle vakit geçirmeyin.
7- Uzun vadeli kullanılabilecek ve fiyatları yüksek ürünlerde ilk görüşte karar vermeyin mutlaka fiyat, servis, kalite gibi araştırmaları yapın.
8- Marketlerin ve çarşının kalabalık olduğu akşam üzeri ve hafta sonları ya da arefe, bayram gibi günlerde alışverişe çıkmayın.
9- Fiyatları karşılaştırırken miktarları da karşılaştırın, düşük fiyat eksik gramajdan kaynaklanıyor olabilir. 1 Kg sandığınız ürün 900 Gr olabilir.
10- Et, süt gibi gıda ürünlerinde ucuz ürünler yerine sağlıklı olduğuna güvendiğiniz firmaların ürünlerini alın.
11- Bir gün ihtiyaç olur diye ürün almayın. Onda bir fiyatına da olsa ihtiyacınız olmayan bir şey pahalı demektir.
12- Tartım ve ölçüm esnasında mutlaka satıcının yanında durun, eksik tartım ve ölçümlere dikkat edin.
13- Barkod okumalarında ekranda ya da fişteki rakamlarla etiket fiyatlarının aynı olup olmadığını kontrol edin, farklı ise kasiyeri mutlaka uyarın.
14- Promosyon ve ihtiyacınızdan fazla olarak paketlenmiş ürünleri dikkatlice inceleyin, bu tür ürünler genellikle son kullanma tarihi yaklaşmış ya da yerine yenisi çıkacağından demode olacak ürünler olabilir ve süresi içinde kullanamayacağınız ürünler bozulacağından daha pahalıya gelebilecektir.
15- Alacağınız ürünlerin üretim ve son kullanım tarihlerini kontrol ediniz.
16- Kullanım süresi uzun ürünlerde üretim tarihinin yeni olmasına dikkat edin.
17- Sebze-Meyve gibi ürünlerde seçtirmeyen yerlerden almayın, 5 domatesten birinin çürük ya da ezik olması fiyatın aslında %20 daha pahalı olduğu anlamına gelir.
18- Ramazana özel pide, tahinli pide, yumurtalı pide gibi ürünlere dikkat edin, açıkta satılanlarını ve gramajına göre fiyatı yüksek olanlarını almayın.
19- Ramazanda tüketimi artan hurmaların temiz, kuru, ezilmemiş ve toz toprak karışmamış olanlarını tercih edin.
20- Tekstil türü alışverişleri son haftaya veya gece alışverişine bırakmayın. Son haftaya seçilmiş ürünler kalabilir ve gece alışverişlerinde ışıklandırmanın etkisi ile renk ve desenler yanıltıcı olabilir.
21- Ramazan promosyonları genelde aldatıcı olabilir.
22- Çoğu zaman satış açısından meşru kabul edilen pazarlama uygulamaları tüketiciler için yanıltıcı ve gereksiz tüketim olabilir. 23- 990.000.-TL gibi tedavülde olmayan paralara göre fiyat belirleyen mağazaları tercih etmeyin.
24- Paranızın üstünün tam vermeyen ya da fazla para üstü vererek kasiyeri zor durumda bırakan mağazalardan aldığınız ürünleri geri bırakın.
25- İndirim hesaplamalarına dikkat edin. Bazı mağazalar indirimi gerçek şekli ile yapmazlar.
26- Alışveriş sonrasındaki şikayetleriniz için fişlerinizi muhafaza edin.
27- Tüketicileri ciddiye almayan hiçbir satış mağazasını tercih etmeyin.
28- Hiçbir şey için boş vermeyin, beklenen işlevini yerine getirmeyen ürünleri iade edin, hakkınızı arayın.
29- Yoksul ve kimsesizleri unutmayın.

Malkoç: "Ramazan aldatma ve aldanma ayı değildir. Kardeşliğin bereketin arttığı dayanışma ve yardımlaşmanyn doruğa çıkması gereken aydır. Bu ayda bile tüketicilerini aldatan satıcıların çıkması vahim bir durumdur. Yaşadığınız sorunları derneğimizle paylaşın" dedi.

Tüketiciler Birliği
Belediye İşhanı Hastane Cad. No 46 Kat 8/30 KONYA
Tel 352 92 92 Fax 353 16 90
www.tuketiciler.org [email protected]

Yeşiller:
AB Uyum Sürecine
Tunceli Dahil Değil Mi?

Yeşiller Türkiye Grubu olarak 2 Ekim 2004 tarihinde Tunceli'de "Medeniyetler, Göç, Kültür ve Barajlar" başlıklı bir toplantı düzenledik. Yeşiller'in yerel konferanslar dizisinin üçüncüsü olarak yapılan bu toplantynyn hazırlık süreci ve Tunceli Emniyet Müdürlüğü'nün toplantı sırasındaki uygulamaları Türkiye'nin demokratikleşme süreci ile ilgili kaygılarımızı arttırmıştır.

Yaşadıklarımız Tunceli'de toplantı düzenlemenin hâlâ 12 Eylül yasalarına tabi olduğunu göstermektedir. Tunceli Valiliği, toplantıyı düzenleyebilmemiz için yedi tertip komitesi üyesinin Tunceli Emniyet Müdürlüğü'ne ikametgah belgeleri, sabyka kayıtları ve kimlik bilgilerinin yanı sıra "medeni haklarımı kullanmaya haiz olduğumu beyan ederim" yazılı bir dilekçeyle başvurmalarını ve toplantıyı izleyecek iki hükümet komiseri için 26 milyon TL'nin yatırılmasını şart koşmuştur. Toplantıyı baştan sona hükümet komiserleri takip ettiği gibi, bir sivil polis tarafından toplantının tamamı videoya kaydedilmiştir.

Toplantı salonu girişinde de çok sayıda polis tarafından üst araması yapılmıştır. İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu tarafından 11.05.2004 tarihinde yayımlanarak 81 ilin valiliklerine gönderilen 2004/100 sayılı genelgede "Bilhassa sivil toplum örgütlerinin genel kurullarına, Basın toplantılarına ve diğer faaliyetlerine kolluk güçlerinin video kamera ile girip katılanları tespit etmesi, bu kuruluşların demokratik tepki mahiyetindeki Basın Açıklamalarının engellenmesi, insan hak ve özgürlüklerinin uygulayıcı birimlerce sınırlayıcı bir şekilde yorumlanması bahse konu kuruluş yetkililerince sıkca şikayet konusu edilmektedir.

Bu gibi durumlar Türkiye'nin itibarına ve geçirmekte olduğu reform sürecinin inanılırlığına gölge düşürmekte ve AB üyelik sürecini olumsuz yönde etkilemektedir" denilmektedir. Aynı genelgede "düşünce, düşünceyi ifade, toplantı ve gösteri özgürlüklerinin kullanılmasına yönelik sivil toplum örgütleri ya da doğrudan kişiler tarafından gerçekleştirilen toplumsal eylemler sırasında aşağıda sıralanan hususlara titizlikle uyulması önem arz etmektedir" denilerek kapalı yer toplantılarında "kolluk kuvvetlerince video kamera, fotoğraf ve film makineleri gibi araçlar kullanılmayacak, katılımcıların yasadışı bir eylem yaptıkları izlenimini uyandıracak bu ve benzeri davranışlardan kaçınılacaktır" talimatlarına yer verilmektedir. Tunceli Valiliği'nin geçtiğimiz hafta sonu Yeşiller'in toplantısında gerçekleştirdiği uygulama, Tunceli'de yaşayan insanlar tarafından ne yazık ki "alışıldık" bir uygulama olarak nitelendirilmektedir.

Yeşiller olarak soruyoruz: Tunceli Valiliği İçişleri Bakanlığı'nın genelgesinden muaf mıdır? Tunceli AB uyum sürecinin bir parçası olarak değerlendirilen toplantı ve gösteri düzenlemekle ilgili uygulamaların demokratikleştirilmesi açısından Türkiye'nin bir parçası değil midir? Olağanüstü hal uygulamaları keyfi olarak devam mı etmektedir? Toplantımızın tamamının hükümet komiseri tarafından izlenmesi ve videoya kaydedilmesi İçişleri Bakanı tarafından nasıl açıklanmaktadır?

İçişleri Bakanı'nın genelgelerinin Tunceli Valisi tarafından dikkate alınmadığını ve Avrupa Komisyonu'nun ilerleme raporunun olumlu çıkması beklenen günlerde AB uyum sürecinin henüz Tunceli'ye ulaşamadığını gösteren bu uygulamalar hükümetin demokratikleşme konusundaki samimiyeti hakkında ciddi soru işaretleri doğurmakta ve bizi kaygılandırmaktadır.


Yeşiller Türkiye
Yeşiller Yeşil Oda: İstiklâl Cd., Kurabiye Sk., No: 13, Kat: 3 (Parsifal'in üstü), Tarlabaşı-Beyoğlu/İstanbul (Hafta içi her gün 16.30-19.30 arası açıktır) Tel/Faks: +90 (212) 243 83 33
E-Posta: [email protected] Web-URL: www.yesiller.org


 

Diğer duyurular için tıklayın

SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla