Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 24. 09. 2004

İnsan Hakları Derneği:
Yaşam Hakkı İhlali İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlardandır

İnsan hakları savunucuları olarak yıllardan bu yana yaşam hakkının her koşulda ve her yerde dokunulamaz haklardan olduğunu ifade etmekteyiz. İnsan hakları hukuku, her koşulda geçerli olan normları ve kurumları düzenlemektedir. Bunun dışında, savaş koşullarında bile askıya alınamayacak, dokunulamayacak ve sınırlanamayacak haklar ve özgürlükler vardır.

Zeynel Benler, Mustafa Büyükkaya ve Süleyman Burmaağaç isimli maktullerin aileleri İnsan Hakları Derneği Genel Merkezimize, Diyarbakır ve Elazığ Şubelerimize şahsen ve telefonla başvuruda bulunarak, yasadışı Maoist Komünist Partisi üyelerince, adı geçen yakınlarının yaşam haklarına kast edildiğini ileri sürmüşlerdir.

Derneğimize yapılan başvurularda Zeynel Benler'in 24 Temmuz 2004 tarihinde Tunceli ili Pülümür ilçesi Hel Yaylasında; Mustafa Büyükkaya' nın 13 Ağustos 2004'de Tunceli ili Mazgirt ilçesi Kızılcık Köyü yakınlarında ve son olarak da Süleyman Burmaağaç'ın 10 Eylül 2004'de Tunceli ili Ovacık ilçesi Topuzlar Köyü'nde kendilerini Maoist Komünist Partisi üyeleri olarak tanıtan şahıslarca öldürüldükleri ileri sürülmektedir.

15 günde bir yayımlanan Devrimci Demokrasi Gazetesi'nin 16-30 Eylül 2004 tarihli sayısında "İntikamı Alınmamış Her Şehidin Mezartaşı Devriktir" başlıklı haberinde, adı geçen örgütün konuyla ilgili yaptığı açıklama, başvurucu ailelerin iddialarını doğrular niteliktedir. Haberin kaynağı olan söz konusu açıklamada, maktullerin örgüt üyeleri tarafından öldürüldükleri açıklanmaktadır.

İnsan Hakları Derneği olarak, kurulduğumuz günden bugüne her koşulda ve her yerde yaşam hakkının korunması gerektiğini ve kutsal olduğunu ifade ettik. Savaş halini düzenleyen 12 Ağustos 1949 tarihli 4 adet Cenevre Sözleşmesinin dördünde de ortak olan 3. maddede, savaş halinde dahi sivillerin korunması gerektiği ve sivillere yönelik yaşam hakkının korunması gerektiği düzenlenirken, 2000'li yılları yaşadığımız böylesi bir süreçte kimden gelirse gelsin yaşam hakkı ihlalini kabul edilemez bulduğumuzu ve kınadığımızı ifade ediyoruz.

Yaşamını yitiren her üç şahıs da sivildir ve sivillerin yaşam hakkına yönelik ihlaller nerede, ne zaman ve kim tarafından gerçekleşirse gerçekleşsin insanlığa karşı işlenen suçlar kapsamındadır. Ulusal mevzuatta ve uluslararası sözleşmelerde koruma altına alınan Yaşam Hakkına kast etmenin h İnsan hakları savunucuları olarak, Zeynel Benler, Mustafa Büyükkaya ve Süleyman Burmaağaç'ın yaşam haklarına kast eden failler bir an önce yargı önüne çıkartılmalıdır.

Adli makamları bu konuda göreve çağırırken İHD olarak bundan sonraki sürecin de takipçisi olacağımızı ifade ediyoruz.

Av. Reyhan YALÇINDAĞ
İHD Genel Başkan Yrd.

İstanbul Temel Haklar ve Özgürlükler Derneği:
Türkiye'de İşkence ve Adalet!
Birtan Altunbaş katledildiğinde İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'ydu! Birtan'ın katilleri ödül gibi "cezalar" ile kurtarıldığında İçişleri Bakanı YİNE Abdülkadir Aksu! 16 Ocak 1991'den 2004'e; Birtan Altunbaş, bu ülkenin resmi kurumlarından biri olan Ankara Emniyet Müdürlüğü'nde işkenceyle katledileli 13 yıl oldu.

Birtan Altunbaş'ın işkenceyle katledilmesi davasında daha önce "bulunamayan"(!) ve bulunamadıkları için yargılanamayan iki polisin davası 10 Eylül'de, bu ülkenin mahkemelerinden adalet beklenemeyeceğinin yeni bir kanıtıyla sona erdi. Yargılanan iki işkenceci polisten Naip Kılıç "beraat" ettirilirken, bir önceki duruşmada işkence yaptığını itiraf eden Ahmet Baştan 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezasına çarptırıldı. ADALET Mİ BU?

Bakalım: 1) Suçun niteliği, mahkeme tarafından "faili belli olmayacak biçimde kastı aşan adam öldürme" olarak adlandırılıyor. Suçu böyle nitelemek, tüm işkence davalarında işkencecilerin suçunu hafifletmenin yoludur. Bununla da yetinmiyor mahkeme; suç için öngörülen ceza "en alt sınır"dan uygulanıyor.
2) İşkenceci için "ödüllendirmeler" bitmiyor. İşkenceci Ahmet Baştan için bir de "iyi hal" indirimi yapılıyor. Sanığa "iyi hal"den indirim vermek, bir işkence davasının özüne aykırıdır. İşkenceci 13 yıl boyunca kaçmıştır mahkemeden. 13 yıl sonra lütfedip ifade verdi diye mahkemeden "iyi hal" alan bir sanık gördünüz mü? Resmi devlet yetkisini kullanarak adam öldürme cezasına "iyi hal" verildiğini gördünüz mü? Bu ülkede çok görmüşsünüzdür. Daha da çok görülecektir. İşkencenin "devlet politikası", işkencecinin de "devlet himayesinde" olduğu ülkelerde, mecburen açmak zorunda kaldıkları işkence davaları da böyle olur.
3) 13 yıl boyunca mahkemeden kaçan işkencecinin tutuklanması istemini de reddetmiştir mahkeme. Bu da hesaplıdır; çünkü daha sırada "zaman aşımı" vardır. Tekrar soruyoruz, adalet mi bu? İşkence yapma suçu, cezalandırılmış mı oluyor? Yargıdan kaçtığı için, davayı zaman aşımına uğratmaya çalıştığı için ödüllendiriliyor! Mahkemenin kararı aynı zamanda şu anlama geliyor; "salak işkenceci, birkaç ay daha kaçsaydın, zaten davayı kapatacaktık..." Adalet adına bir kara mizah! "İşkenceye sıfır tolerans" diyenler adına bir kara mizah! "AB'ye uyum" oyununda bir kara mizah!

Bu Kara Mizah, İşkencenin Bir Devlet Politikası Olmasının Sonucudur; İşkenceci Devlet, Demokrasicilik Oyunu Gereği Aynı Zamanda İşkencecileri Yargılama Şovu da Yapmak Zorundadır!

Sonuç, Bu Davada Olduğu Gibi Tam Bir Kara Mizahtır.

Birkaç gün önce, AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komisyon üyesi Verheugen'in açıklamaları vesilesiyle yapılan işkence tartışmalarını hatırlayın: işkence sistematik mi, münferit mi? İşkencecilerin alenen ve resmen yargı (yani devlet) tarafından korunduğu bir ülkede, bunu tartışmak bile abestir. İşkencecilerin korunması, dünyanın her yerinde tek bir şeyi gösterir:
İŞKENCE DEVLET POLİTİKASIDIR. DEV-GENÇ'li olduğu için işkencede katledilen Birtan Altunbaş Davası'nın 13 yıldır hala sürüyor olmasının nedeni budur. Bu davada yargılanan işkencecilerin yıllarca bulunamamasının(!) nedeni budur. Ahmet Baştan 17 Ağustos'taki duruşmada şu açıklamayı yapmıştı: "O dönemlerde gözaltına alınanları uykusuz bırakarak, ayakta bırakarak, yorma yöntemi kullanarak suçunu söylemelerini isterdik. O şubede arıza bırakacak şekilde sorgulama yöntemi kullanılmazdı. Bunun kullanılması da kesinlikle istenilmezdi. Tazyikli su verme, askıya asma yöntemlerini kullanmazdık." Mahkemenin bu itiraflara rağmen "size bu talimatı veren kimdi?" diye sormamasının nedeni de budur. Hiç bir işkence davasında, işkencede ölümlerden doğrudan sorumlu olması gereken amirler, Emniyet Müdürleri, İçişleri Bakanı yargılanmaz.

BİRTAN ALTUNBAŞ KATLEDİLDİĞİNDE İÇİŞLERİ BAKANI, TIPKI BUGÜNKÜ GİBİ ABDÜLKADİR AKSU'YDU.

Aksu işkencenin en başındaki isimdi yani. Doğrudan sorumlu olduğu bu cinayetten yargılanması gerekirken, bugün personeline sahip çıkmaya devam ediyor. Nedeni yine işkencenin devlet politikası olmasındadır. Sözde aranıyordu bu davanın işkenceci sanıkları. Bu davanın baş sanıklarından işkenceci İbrahim Dedeoğlu, Devlet Bakanı Faruk Bal'un danışmanı olarak onun hep yanıbaşındaydı, kameralar, objektifler sık sık çekiyordu onu, ama polis onu bir türlü bulamıyordu. Güya aranan diğer işkencecilerin ev adresleri, emekli sandığından maaş aldıkları yerler, Birtan Altunbaş'ın avukatları tarafından mahkemeye defalarca sunulmasına rağmen, "kahraman polis" onları yine de bulamamıştı. "Bağımsız" Yargı, onları bir türlü mahkemeye getirtememişti. Tam bir kara mizah değil mi! Ama bekleyin, kara mizah henüz bitmiş değil. İzleyin.

Yargıtay'da davayı uzatmanın tüm yolları kullanılacak. Eskaza Yargıtay verilen cezaları onaylarsa, "sanıkların 2006 Ocak ayına kadar yakalanmaması durumunda" dava zaman aşımından düşecek. 13 yıl boyunca, işkencecileri bulamayanlar, bundan sonra da bulamayacaklardır tabii ki. AKP, "işkenceye sıfır tolerans" sözünü yerine getirmiyor, ancak "işkenceciye yüzde yüz tolerans" politikasını olduğu gibi sürdürüyor. İşkence davalarının kara mizaha dönüştüğü bir ülkede kim adaletten söz edebilir?

Eurosolar Türkiye :
3. ULUSLAR ARASI SARIGERME ENERJİNİN ETKİN KULLANIMI SEMPOZYUMU VE ÇALIŞTAYI
1 - 3 KASIM 2004 (PAZARTESİ - ÇARŞAMBA) İberotel Sarıgerme Park, Ortaca, Muğla
Düzenleme Kurulu: Prof. Dr. Eralp Özil / Prof. Dr. Hasan Heperkan / Öğr. Gör. Dr. Derya Özkan (Sempozyum Sekreteri)
Adres: Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi,
Makine Mühendisliği Bölümü
Yıldız / İSTANBUL Posta Kod: 34349
Tel :0212 259 70 70 / 2817 Fax : 0212 261 66 59,
e-mail: [email protected]
Düzenleyen Kuruluşlar: EUROSOLAR Türkiye, Yıldız Teknik Üniversitesi, Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi

Konu Başlıkları
:
· Ulusal Talep Yönetimi Planı ve AB ye Uyum.
· Enerjinin Etkin Kullanımının Ekonomik Analizi
· Sanayide Enerjinin Etkin Kullanımı
· Sanayide Isıl Enerji ve Elektrik Enerjisi Tasarrufunun Genel İlkeleri · Binalarda Enerjinin Etkin Kullanımı
· Binalarda Isıl Enerji ve Elektrik Enerjisi Tasarrufunun Genel İlkeleri · Elektrik Enerjisi Tüketiminde Son Kullanım Verimliliği
· Standart ve Yönetmelikler
· Yakıt Aktarma (Fuel Switching )

Başvuru tarihleri, katılım ücretleri ve diğer bilgilere www.atc2005.net/sarigerme-tr internet adresinden ulaşılabilir.

TASLAK PROGRAM
Birinci Gün: Sabah - Genel Sunumlar
1. Ön Açılış
2. Enerji Bakanlığı, Müsteşar Yrd.
3. Elektrik İşleri Etüt İdaresi, Genel Müdür Yrd.
4. EPDK Temsilcisi
5. Enerji Bakanlığı, Enerji İşleri Genel Müdür Yrd.
Öğleden sonra - Panel
1. Enerjinin Etkin Kullanımı ile ilgili sorunların ve önündeki engellerin tartışılacağı bir toplantı
2. Resmi Açılış
3. Çalıştay Gruplarının Belirlenmesi

İkinci Gün: Sabah - Sunumlar (bilimsel ve teknik)
Öğleden sonra: Çalıştay Grup Toplantıları
1. Konutlarda Enerjinin Etkin Kullanımı
2. Sanayide Enerjinin Etkin Kullanımı
3. Ulaşımda Enerjinin Etkin Kullanımı

Üçüncü Gün: Sabah - Sunumlar (bilimsel, teknik)
Öğleden sonra - Kapanış Toplantısı
Çalıştay Sonuç Raporları ve Genel Değerlendirme.

EUROSOLAR TÜRKİYE adına
Doç. Dr. Tanay Sıdkı UYAR
Yönetim Kurulu Başkanı

SODEV:
Barış ve Demokrasi Buluşması

25-26 Eylül 2004 Halitağa Caddesi, Kadıköy SODEV, Kadıköy Belediyesi'nin katkılarıyla düzenlediği bir etkinlik çerçevesinde sivil toplum kuruluşları ile sokaktaki insanı Kadıköy, Halitağa Caddesinde buluşturuyor. 25 - 26 Eylül 2004, Cumartesi - Pazar günleri "Barış" ve "Demokrasi" kavramları ekseninde gerçekleştirilecek buluşmaya aşağıda belirtilen 25 sivil toplum kuruluşu katılıyor.

Etkinlikte, sivil toplum kuruluşları, çalışmalarını tanıtmak üzere stand kuracaklar ve temsilcileri aracılığıyla halk ile söyleşeceklerdir. Buluşmada ayrıca müzik dinletileri yer alacak ve imza kampanyaları düzenlenecektir.

Etkinlikler Cumartesi ve Pazar günleri saat 12.00 - 19.00 arası gerçekleştirilecektir. Cumartesi günü saat 15.00'de Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk'ün de katılacağı bir selamlama töreni yapılacaktır.

Katılan kuruluşlar: 78'liler - Aykırı Yayınevi - Beyoğlu Gazetesi - Büke Yayınları - CHP Kadıköy Gençlik Kolu - Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Kadıköy Şb. (ÇYDD) - DİSK Birleşik Metal İş Sendikası - DİSK Emekli-Sen - Greenpeace - İnsan Hakları Derneği İst. Şb.(İHD) - İstanbul Sosyal Forumu (İSF) - İstanbul Tabip Odası - İstanbul Toplumsal Ekoloji Platformu - Kadıköy Belediyesi - Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği (KADER) - Karacaahmet Sultan Derneği - Kitap Yayınevi - Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu - Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV) - Tarih Vakfı - Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) - Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı (TUSTAV) - Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) - Türkiye Sosyal, Ekonomik ve Siyasal Araştırmalar Vakfı (TÜSES), Z Yayınevi

Söyleşiye katılacaklar: Algan Hacaloğlu, Aydın Cıngı, Celalettin Can, Çiğdem Aydın, Ercan Karakaş, Ertan Keskinsoy, Faik Bulut, Hasan Sever, İbrahim Ünal, Mete Çubukçu, Tolga Yarman, Yasemin Avşar

SODEV - Sosyal Demokrasi Vakfı
İstiklal Cad. Bekar Sok. 22/2 Beyoğlu 34435, İSTANBUL
Tel: (0212) 292 52 52 - 53 Faks: (0212) 292 32 33
www.sodev.org.tr e-mail: [email protected]


Doğa ile Barış Derneği:
İSTANBUL FELAKETİN EŞİĞİNDE!
Türk Boğazlarından tehlikeli madde taşıyan gemilerin ve yüklerinin, canlı yaşamı ile doğal, tarihi, kültürel ve ekonomik değerler açısından doğurduğu tehlikenin boyutu ve bir felaket yaşanma olasılığı her geçen gün artmaktadır. Son 50 yılda 700'ün üzerinde deniz kazası olmuş ve çoğu şans eseri hafif atlatılmıştır. Türk Boğazları ve Karadeniz'den geçen tehlikeli madde taşıyan gemi sayısı ve boyutları daha da artmıştır. Yıllık 160 milyon ton civarında tehlikeli yük taşınmakta olup, yakın bir gelecekte 250 milyon tona çıkarma isteği vardır. BU KORKUNÇ BİR GELİŞMEDİR.

Bir tanker kazası sonucunda, UNESCO'nun dünya mirası listesindeki 3000 yıllık tarihi İstanbul kenti ve 14 milyondan fazla insanın yaşamı etkilenecektir. İstanbul Boğazı uzun süre deniz trafiğine kapandığında buradan tehlikeli maddeleri taşımakta ısrar edenler de dahil olmak üzere tüm dünya ekonomisi milyarlarca dolarlık kayıplarla karşılaşacaktır. Kaybolacak doğal, tarihi, kültürel değerlerin ise telafisi yoktur. Hiç kimse, ekonomik veya siyasi çıkarlar nedeniyle, bu akıl dışı tehlikeye seyirci kalmamızı bekleyemez.

Yaşam hakkımızı ve yaşama ortamımızı korumak için tüm imkanlarımızla mücadeleyi sonuna kadar sürdürmeyi göze alıyor; Ulusumuzu ve Uluslararası toplumu, yaşanacak felaketten zarar görebilecek tüm kişi ve kuruluşları, felaketi önlemek üzere oluşturduğumuz "Güç Birliği"nde yerlerini almaya davet ediyoruz.

Tüm dünyayı uyarmak amacıyla, İSTANBUL BOGAZI'INDA Binlerce tekneyle BÜYÜK BİR DENİZ EYLEMİ düzenliyoruz, (26 Eylül 2004 Pazar Saat 14:00'den itibaren tüm Boğaz'da gerçekleştirilecektir.) (TEKNELERİN BULUŞMA YERİ BEYLERBEYİ KOYU)

HAREKETE GEÇİN!

DESTEĞİNİZE FELAKETTEN ÖNCE İHTİYACIMIZ VAR…


Desteğinize şimdiden teşekkür eder saygılarımızı sunarız.


Yüksel Üstün

Doğa İle Barış Derneği Başkanı-
Türkiye Çevre Kozası Kolaylaştırıcısı (238 kuruluş)


 

Diğer duyurular için tıklayın

SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla