Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 12. 08. 2004

İnsan Hakları Derneği:
Gelişmelerden Kaygı Duyuyoruz

Türkiye'de on beş yıl kadar süren ve beş bini güvenlik görevlisi kırk bin kadar insanın ölümüne, binlerce insanın sakat kalmasına ve milyonlarca insanın göç etmesine, çevre tahribine ve ülke ekonomisine ağır yükler getiren çatışma ortamının sona ermesine, herkes gibi biz insan hakları savunucuları sevinmiştik. Ateş kes kararının açıklanması, OHAL'in sona ermesi, bölgede demokratik yaşamın yeniden kurulmasına hizmet etmiştir. Hükümetlerin AB'ne uyum yasaları çerçevesinde idam cezasının kaldırılması, Türkçe'den başka dillerde, bu arada kısıtlı ve sınırlı da olsa Kürtçe, dil kursları ve TRT yayını Kürt sorununun çözümüne katkı sağlayan olumlu gelişmeler olmuştur. Ancak KONGRA GEL aldığı yeni bir kararla bu barışçıl süreci zora sokmuştur. Bunu halkımızın ve insan hakları ve demokrasi güçlerinin özlem ve istemlerine aykırı olumsuz bir gelişme olarak değerlendiriyoruz.

Güvenlik görevlilerine yönelik saldırıları ve bu arada Diyarbakır'da karakol binasına yapılan ve bir bekçinin ölümüne neden olan saldırıyı bir kez daha kınıyoruz. Dün İstanbul'da gerçekleşen ve sivil hedeflere yönelik bombalı saldırılar da insanlık suçu niteliğindedir. Şiddet ortamına yeniden dönülmesinden büyük kaygı duyduğumuzu öncelikle belirtmek istiyoruz.

Diyarbakır emniyet müdürünün Hevsel Bahçeleri'nin 7 gün kuşatma altında tutulmasından kaynaklı şikayetleri yerinde görmek üzere gelen sivil toplum örgütü temsilcilerine ve Belediye Başkanlarına karşı sergilediği suçlayıcı tavır da ve bu tavrın kaynaklandığı zihniyet de kabul edilemez. Eleştirmek ve denetlemek sivil toplum kuruluşlarının varlık nedenidir. Emniyet müdürünün, sekiz bin insanın abluka altına alınmasına karşı sivil toplum örgüt temsilcileri tarafından dile getirilen duyarlılığı teröre destek olarak nitelemesi de kabul edilemez bir değerlendirmedir. Hükümet, emniyet müdürünün, görüşmeyi reddeden halkla bağları koparmaya yönelik bu tarzından sorumludur ve gereğini yapmalıdır.

Diyarbakır'da belediye başkanlarının abluka altındaki bölgede öldürülen kişinin ailesine yaptıkları taziye ziyaretini, teröristlere destek olarak niteleyen kampanyayı kaygıyla izliyoruz. İnsan hakları ve barış savunucuları açısından, bu gibi ziyaretlerin savaşı/şehitliği yüreklendirici değil, insan kayıpları karşısındaki, ölümler karşısındaki içten üzüntüyü ve çatışma ortamına tepkiyi yansıtması önemlidir. İçinde bulunduğumuz ortamda, taziyelerin böyle bir duyguyu çoğaltmasını ve bu duyguyla algılanmasını dileriz.

Bu ziyaretin siyasi sorumluluğu kuşkusuz belediye başkanlarına aittir. Ancak bu olay, güvenlik güçlerinin görevlerini ifa ederken insan hakları hukuku ile bağdaşmayan eylemlerini ve gelişen olaylarda hükümetin sorumluluğunu perdelememelidir. Bazı gazetelerin ve televizyon kanallarının da olaylar karşısında takındığı yanlı tavrını ve belediye başkanlarını linç etme gayretini de kaygıyla izliyoruz. Bazı köşe yazarları ve program yapıcıları olayları aktarırken güvenlik görevlisi ya da savcı gibi davranmaktadır, gazetecilik görevini kötüye kullanmaktadır.

Yaşamakta olduğumuz bu olumsuz durumdan kurtulmak üzere Hükümet'e, güvenlik görevlilerine, medyaya, siyasi partilere, sivil toplum örgütlerine ve biz insan hakları savunucularına görev düşmektedir. Herkesi şiddete karşı durmaya, sorunları barış yolu ile çözmeye insan hakları hukukuna saygı göstermeye ve sağ duyuya davet ediyoruz.


Hüsnü Öndül Yavuz Önen
İHD Genel Bşk. Türkiye İnsan Hakları Vakfı Bşk.

TAYAD'lı Aileler
Susurluk vahşeti sürüyor
TÜRKİYE GERÇEĞİ
Türkiye'de "bölücülük ve terörle mücadele" adına kafa koparılır, kol kesilir, cesetlere işkence yapılır, kulak kesilip koleksiyon yapılır Dersim'e bağlı Pülümür ilçesinde yaşanan çatışmada öldürülen HPG gerillalarını teşhis için morga giren aileler, Necat Muhammed Kerim isimli kişinin başının ve kolunun koparılmış olduğunu, vücudunun çeşitli yerlerinde işkence izleri olduğunu gördüler... Bu vahşet son zamanlarda yaşanan benzeri olayların ilki değildi. Bundan önce de; Şırnak kırsalında 26 Haziran günü yaşanan çatışmada yaşamını yitiren HPG gerillası Meas Reşit Reşo'nun kulakları kesildi. Muş Merkeze bağlı Kızılağaç Beldesi'nde 13 Temmuz günü korucular tarafından infaz edilen 3 HPG gerillasının kulakları kesildi, yüzleri parçalandı.

Vahşetin Kılıfı; "Bölücülük ve Terörle Mücadele"
Vahşetin en çıplak hale geldiği, yüzündeki demokratikleşme, "AB'ye uyum", insan hakları maskesini çıkaran faşist iktidarın halkın karşısına gerçek yüzüyle çıktığı örneklerdir bunlar. Türkiye'de demokrasi, hukuk adına kafa kesilir, kesilen kulaklardan özel timciler kolye yapar. Ve bu özel timciler devletin en "vatansever, değerli evlatları" diye lanse edilir. Susurluk devleti gerçeğidir bu. Susurluk devleti bütün kurumları ve vahşetiyle sürüyor.

Bu ülkede onyıllardır "bölücülük ve terörle mücadele" adına, en büyük vahşetler sergilendi. Sağ yakaladıkları insanları infaz etmek, öldürdüklerinin kafalarını kesmek, vücutlarına işkence yapmak, kulaklarını kesip koleksiyon yapmak bu ülkenin gerçeğidir. Ve bugün aynı vahşet sürüyor. 1990'lı yıllarda Susurluk'un, OHAL'in en pervasız olduğu günlerde yaşanan vahşet neyse, bugün, demokratikleşmeden, hak ve özgürlüklerden, insan haklarından en çok söz edildiği ve iktidarda islamcı bir partinin bulunduğu 2004'ün Türkiyesi'nde yaşanan vahşet odur. Burjuva basın, 1990'lı yıllarda olduğu gibi, bugün de gerçekleri sansürle gizliyor, faşizmin zulmüne hizmet ediyor. On yıl önce de binlerce köyün yakılıp, yüzbinlerce köylünün göç ettirildiği gizlenmişti.

İktidar, bugün de F tiplerinde 116 ölümü, Doğu ve Güneydoğu'da cesetlerin kulaklarını kesme, kafalarını koparma vahşetlerini bu sansür sayesinde pervasızca sürdürüyor.

Demokrasi ve Hukuk Yok;
Kafa Kesme, Kol Koparma, Göz Oyma Var

Türkiye'de hukuk vardır! Türkiye'de kafa kesen, kol koparan, kulak koleksiyonu yapan bir hukuk vardır. Kimse sorgulamaz, yargılamaz bu vahşeti. Devlet nezdinde kendinden olmayanı, muhalif olanı her türlü vahşeti uygulayarak imha etmek meşrudur. Devletten yana değilsen kafa da, kol da kesilir. Katliamcılık, infazlar, kayıplar, kimyasal silahlar kullanmak, köyleri yakıp yıkmak, devrimci-demokratlara komplolar kurmak, hukuksuz şekilde tutuklamak, sahte belgeler hazırlamak "terörle mücadele"nin bir parçası olarak uygulanır. "Terörle mücadele" nasıl İsrail'de devlet terörünün, Irak'ta katliamcılığın ve işgalin adıysa, AKP'nin Türkiyesi'nde de her türlü hukuksuzluğun ve vahşetin adıdır.

Evet, Türkiye'de demokrasi de vardır. İktidarların her yaptığına "evet" diyorsan, onaylıyorsan, hak ve özgürlük mücadelesi vermiyorsan, ne verilirse onunla yetiniyorsan; demokrasi vardır. İktidarların yaptığı baskıya, zulme, sömürüye karşı çıkıyorsan, IMF politikalarına muhalifsen, faşizme karşıysan, bağımsız bir Türkiye'den yanaysan, zulme karşı direnme hakkını kullanıyorsan; baskı, katliam, infaz, işkence, göz çıkartma, hapishanelerde olduğu gibi kadınlar diri diri yakma mübahtır. Bu düzenin hukukunda devletin vahşetini cezalandıracak hiç bir madde yoktur.

İşte Dersim'de kafa koparma olayı. Var mı bu vahşeti soruşturacak bir savcı? Yoktur!

Olsa dahi, operasyonu yapan özel timcilerin adını dahi öğrenemeyecektir. Terörle mücadele adına göz oyup kafa kesenlerin adını gizlemek, bu devletin yasalarında vardır. 19 Aralık 2000'de Bayrampaşa Hapishanesi'nde 6 kadını diri diri yakanların Genelkurmay tarafından mahkemeye isimlerinin dahi bildirilmediğini, valilerin yargılanmalarına izin vermediğini ve bunun tek örnek olmadığını herkes biliyor. Devletin terörünün ve vahşetin hakim olduğu yerde tek yasa koyucusu polis ve askerlerdir. Yasaları da onlar koyar, cezayı da onlar verir, infazını da onlar gerçekleştirir. Yasalar göstermelik, kafa koparan, kol kesen, göz oyan demokrasi ve hukuk Türkiye gerçeğidir.
Mahalle Afet Gönüllüleri ve Kadıköy Belediyesi:
"Yaşama Evet, Afete Hayır!"

YAŞAMA EVET!
AFETE HAYIR DE!
HAZIRLIKLI OL!
ÖNLEM AL!
İrtibat: [email protected]
Tel: 0.216.4143800 Dahili 415-474
17 Ağustos 2004 Salı, saat 17:00'de Göztepe Özgürlük Parkı'nda Buluşalım.
Mahalle Afet Gönüllüleri
Mahalle-Aile-Birey ölçeğinde Afete Karşı Dirençli Toplum

Biz:Mahalle Afet Gönüllüleri, 17 Ağustos 1999 Marmara Depreminde, ülkemizde meydana gelen tüm afetlerde hayatını kaybedenleri rahmetle anıyoruz.
Biz:Mahalle Afet Gönüllüleri, herkesin elele verip, tüm olumsuzluklardan arınıp, bir daha yaşamak istemediğimiz afetlere karşı hazırlık yapmamız gerektiğine inanıyoruz.
Biz:Mahalle Afet Gönüllüleri, Valimizle, Kaymakamımızla, Belediye Başkanımızla, Muhtarlarımızla, Gönüllülerle birlikte, Kadıköy Belediyesi Afet Yönetim Projesi çercevesinde, zarar azaltma, hazırlık, müdahale ve iyileştirme süreçlerinde topyekün çalışıyoruz. Afet Yönetim Projesinin bileşenleri Kurumsal Planlama (Acil Yardım Planları), Fiziksel Planlama (Afet Yerleşim Planları), Afet Yönetim Merkezi, Beton ve Zemin Laboratuarı, ve Katılım Planlaması'dır.

Yerel halk ve gönüllülerin görev almadığı bir yönetimin başarı şansının olamıyacağını biliyoruz. Bu gerçekten hareketle Katılım Planlamasında Mahalle Afet Gönüllülerinin en önemli unsurlardan biri olduğuna inanıyoruz. Dünyada 1900-2002 yılları arasında uluslararası afet veri havuzu (www.em-dat.net) verilerine göre 8800 den fazla sayıda gerçekleşen olaylardan sırasıyla Fırtına(%29), Sel(%27), Deprem(%10), Salgın Hastalıklar(%10), Kuraklık(%9), Toprak Kayması(%5), Orman Yangını(%3), Aşırı Isı farklılıkları(%3) gibi doğal afetlerin yaklaşık yüzde ellisi içinde bulunduğumuz bölgede Asya(%37) ve Avrupa(%13) kıtalarında meydana gelmiştir.

İnsanlık olarak önleyemediğimiz bu doğal afet tehlikelerine karşı 1 asırlık dönem içindeki afetlerden etkilenen yaklaşık 2.3 milyar kişiyi, 500 milyar dolar hasarı dikkate aldığımızda Türkiye olarak içinde yer aldığımız Asya ve Avrupa kıtalarında doğal afet riskini azaltmak için yapılabileceklerin önemi ve bunun hassasiyeti bariz bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Türkiye her yıl afetler nedeniyle GSMH sının yaklaşık %2 sini (kaba bir rakamla 5 milyar dolar) yapıları güçlendirme, onarma, yeniden inşaa için harcamaktadır. Afet İşleri Genel Müdürlüğü kaynaklarına göre 1995-1999 arasında Deprem ve Sel afetlerinde 18629 kişi ölmüş, 50957 kişi yaralanmış, 814000 kişi evsiz kalmış, 16.5 milyon kişi etkilenmiş, 20.5 milyar dolar civarında ekonomik kayıp meydana gelmiştir. Doğal afetler arasında en fazla depremler maddi, manevi kayıplara neden olmaktadır.

Afetleri tamamen önleyememekle birlikte etkilerini azaltabilmenin mümkün olduğunuda gayet iyi biliyoruz. Madem her yıl belli bir rakam afet zararları için Türkiye Cumhuriyeti bütçesine yük oluyor öyleyse şimdiden bu rakamları zarar azaltma/hazırlık projelerinde, programlarında harcıyalım ki önümüzdeki yıllarda afetler sonucu daha az maddi ve manevi kayıplarımız olsun. Afet zararlarını azaltmak, afetlere hazırlanıp, etkin ve zamanında ( sorumluluk ve yetkimiz kapsamında) müdahalede bulunup, afet sonrası tekrar eski yaşam düzenimize kavuşabilmek için:
- Afet bilincimizi yükseltmeyi,
- Evimizi, sokağımızı, mahallemizi afete hazırlamayı,
- T
ehlike ve risk analizlerimizi tamamlamayı,
- Eğitim ve tatbikatlar yaparak hazırlanmayı,
- Korku ve endişelerimizi yenmeyi,
- Her mahallede başlangıçta 50 kişilik takımlar oluşturmayı,
- Koordinasyon ve işbirliğini gerçekleştirmeyi,

Tüm bunları ''Muhtarlarımız'' başkanlığında, ''Valimiz'', ''Kaymakamımız'', ''Belediye Başkanımız'' emir ve direktifleriyle, ''Afet Yönetim Projesi'' kapsamında, tüm kurum ve kuruluşların desteğiyle başaracağız.

KADIKÖY MAHALLE AFET GÖNÜLLÜLERİ
Katılımcı olarak davet edilenler: VALİLİK / BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ / SİVİL SAVUNMA / İTFAİYE / KAYMAKAMLIK / KADIKÖY BELEDİYESİ YÖNETİMİ VE ÇALIŞANLARI / MUHTARLAR / KADIKÖY MAHALLE AFET GÖNÜLLÜLERİ / KADIKÖY SAĞLIK VE DAYANIŞMA VAKFI / KAS HASTALIKLARI VAKFI / UMUT ÇOCUKLARI DERNEĞİ / TÜRKİYE RADYO AMATÖRLERİ CEMİYETİ KADIKÖY ŞUBESİ / DOĞA HAREKETLERİ ARAŞTIRMA DERNEĞİ / DEPREM ARAMA KURTARMA DERNEĞİ / LİONS - LİDAM / DOĞA İLE BARIŞ DERNEĞİ / KIZILAY / ÖZEL GÖKSOY HASTANESİ / ÖZEL GÖZTEPE HASTANESİ / KADIKÖY ŞİFA HASTANESİ / ÜNİMED / MARMARA TIP / KADIKÖY BELEDİYESİ POLİKLİNİĞİ / ANADOLU SİGORTA / GÜNEŞ SİGORTA / BATI SİGORTA / AİLE DANIŞMA MERKEZİ YEMEK ATÖLYESİ / NESTLE ve ÇOCUK / IŞIL ÖZGENTÜRK / AKADEMİ TÜRKİYE SANATÇILARI BEŞİKTAŞ KÜLTÜR MERKEZİ / İSTANBUL FM / SABAH / ATV / MİLLİYET / HABERTÜRK / FENERBAHÇE TV / AÇIK RADYO / RADYO KLAS / DOĞUŞ FM / CEM RADYO / DOSTLAR TİYATROSU- GENCO ERKAL / AVAM TİYATRO / İ.T.Ü Afet Yönetim Merkezi / BU Afete Hazırlık Eğitim Projesi / AKUT Arama Kurtarma Derneği / Nasuh Mahruki / Ercan Yılmaz

Evimiz Dünya:
BARIŞA
ROCK FESTİVALİ
Mehmet Akif Ersoy Piknik Alanı, Sarıyer/İstanbul
21-22 Ağustos 2004

Evimiz Dünya
Dünyamız acı çekiyor.

Irak... Filistin... Sudan... Afganistan... Çeçenya... Kongo... Liberya... ve ülkemiz... susmayan silahlar, ağlayan çocuklar... yıkımlar... gözyaşı... kan... yoksulluk... açlık... mülteciler... AIDS... şovenizm... küresel ısınma... hoşgörüsüzlük... nükleer saçmalık... zehirlenen topraklar... genetik oyunlar... ekolojik felaket... tüketim çılgınlığı... cehalet... soykırım... fanatizm... kâbus... kâbus... kâbus... Dünyamız, evimiz bizim... Kasaları dolsun, piyasaları coşsun diye aptalca bir körlükle, zalim bir hırsla mahvediyorlar onu. Şarkılarımız yeryüzüne… Şimdi biz, barışçı rock müzisyenleri ve barışçı rocksevenler, şarkılarımızı dünyamıza sahip çıkmak için söyleyeceğiz... Evimizi korumak için... İki gün boyunca; paradan, pazardan uzakta... Bağımsız tavrımızla... İtirazımızı haykırmak, insanları yardıma çağırmak için; "Başka bir dünya mümkün" demek için... Hani geçen seneki gibi...

Yani yine barış, yine rock! Yine BarışaRock!
BarışaRock "İşte mutluluk bu!
"
21 Ağustos Cumartesi: Stuka, Feather Fall, Highway, Arka Bahçe, Moribund Oblivition, IQ, Unplayed, Kep, Yolgezer, False in Truth, Abraxas, Kronik, Karakutu (Turgut Berkes), Anima, Çamur, Siya Siya Band, Zardanadam, Tibet Ağırtan, Gökalp Baykal, Işığın Yansıması, İhtiyaç Molası. 22 Ağustos Pazar: Flash Royal, Sypo, Teneke Trampet, Sakin, Dirty Black, Infected, Karakedi, Oyuncak Araba, Karagüneş, Pilli Bebek, Soul Sacrifice, Gür Aakad, Crush, Objektif, Version Forward, Vedat Sakman, Metro, Akın Eldes, Cavit Murtezaoğlu, Moğollar, Cem Karaca Yol Arkadaşları.


Antimililitaristler, Vicdani Retçiler:
Pilavdan Dönenin Kaşığı Kırılsın!
5 Eylül 2004 Pazar Saat 12:00
Ankara Sıhhiye Orduevi'nin yanındaki Danıştay Parkı (Zafer Çarsısı'nın karşısı)

BARIŞ MİLİTARİZME BIRAKILAMAYACAK KADAR DEĞERLİ! Bizler; antimililitaristler, vicdani retçiler ve total retçiler, dünya barış gününden hemen bir kaç gün sonra Ankara'da olacağız. Savaşların, orduların, savaş destekçilerinin, güce tapanların uğultusu altında boğulan sesimizi bir kez de Ankara'da yükselteceğiz ve bir öğle vaktinde, orduevinin önünde, askerlerle karşılıklı yemek yiyeceğiz. Türkiye'de 15 yıldan fazladır bir antimilitarist hareket var. Aynı zamanda bu 15 yıldır da retçiler fikirleri ve eylemleri yüzünden ömür boyu hapis riski ile karşıkarşıya. Diğer yandan İtaatsizliği "tehlikeli" bulan devlet, tüm kurumlarıyla görmezden gelme politikası yürütürek; antimilitarizmin geniş bir tabanda hayat bulmasını engellemeye çalışıyor.
Toplumda neredeyse her konu tartışılabilirken, ordudan veya militarizmin yarattığı tahribattan bahsedildiğinde kalemler yazmamaya, ağızlar kapanmaya başlıyor. İşte bu yüzden, 5 Eylül'de, bizleri görmezden gelenlere kendimizi göstermek ve hiç kimsenin askeri olmayacağımızı tekrar ilan etmek için Sıhhiye Orduevi'nin önünde, "Vicdani Retçiler / Total Retçiler Pilav Günü"ndeyiz.

Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın!
Antimilitaristler
www.savaskarsitlari.org
Eposta Ankara: [email protected]
İstanbul: [email protected]
İzmir: [email protected]


 

Diğer duyurular için tıklayın

SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla