Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 17. 07. 2004

İHD 18 Yaşında
Yaşasın İnsan Hak ve Özgürlükleri
İnsan Hakları Derneği (İHD), 17 Temmuz 1986 tarihinde 98 kişi tarafından kuruldu. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin yarattığı tahribat, oluşturduğu baskı koşulları ve çizdiği anayasal ve yasal çerçeve İHD'nin doğuşunun maddi koşullarını ve gerekliliğini doğurdu. İHD oluşumu için ilk girişimi başlatan, dönemin sol görüşlü politik tutuklu ve hükümlülerinin aileleriydi. Yazarlar, gazeteciler, akademisyenler, avukatlar, hekimler, mühendis ve mimarlar, sendikacılar İHD kuruluşunda kurucu olarak yer aldılar.

Bugün İHD'nin 34 şubesi ve 14 bine yakın üyesi var. İHD; kuruluş tarihi ve yaygın örgütlülüğü ve üye sayısıyla Türkiye'nin en eski ve en büyük insan hakları örgütü durumunda.

Liberal Düşünce Topluluğu'nun 3 Aralık 2002 tarihinde açıkladığı bilimsel nitelikli kamuoyu araştırması sonuçlarına göre, Türkiye'de en çok tanınan ve çalışmalarına en fazla olumlu kanaatin oluştuğu bir insan hakları örgütü İHD. İHD ülkemizde İnsan hakları kavramının tanıtılmasında, insan hakları bilincinin yerleşmesinde ve hak arama bilincinin gelişmesinde büyük katkılarda bulundu.

Hakları ihlal edilenlerin yanında, onlarla dayanışma içersinde olan bir örgüt İHD. İnsan haklarının evrenselliğini ve bölünmezliğini savunan; dünya ölçeğindeki uluslararası insan hakları örgütleri ile doğal dayanışma ağları oluşturan ve dünya insan hakları platformlarında tanınan bir örgüt İHD.

İHD, Ölüm cezasına, işkencelere, yargısız infazlara, faili meçhul cinayetlere, gözaltında kayıplara, düşünceleri nedeniyle insanların gözaltına alınmasına, tutuklanmasına, yargılanmasına karşı çıkıyor 18 yıldır. Köylerin boşaltılmasına, Kürt sorunu dahil sorunların şiddet uygulayarak çözülmesi anlayışına ve uygulamalarına karşı çıkıyor. Türkiye toplumunun çoğulcu dil, etnik köken, din ve kültürel dokusunu zenginlik olarak görüyor. Bu farklılıkların kendisini koruması ve geliştirmesinin olanaklarını devletin sunmasını istiyor.

Barışı savunuyor.
Şiddete ve savaşa karşı çıkıyor.
Tecrite karşı çıkıyor.
Tecritin F Tipine de, D Tipine de, İmralı Tipine de karşı çıkıyor. Hiçbir tutuklu ve hükümlü tecrit koşullarında tutulamayacağını savunuyor. İHD diyor ki: "Tecrit insan sağlığına zararlıdır. Hapishanede de olsa, insan onuruna uygun muamele görmelidir herkes."

İHD, 18 yıl içersinde pek çok konuda kampanyalar, yüzlerce panel ve sempozyum düzenledi; aylık, üç aylık, altı aylık ve yıllık raporları ile ihlalleri sergiledi; insan hakları ihlallerinin olduğu yerlerde incelemeler ve araştırmalar yaptı, bunları raporlaştırdı. Kamuoyunun ve yetkili makamların bilgisine sundu.

Hukukçulara, eğitimcilere, aktivistlere, mültecilere, engellilere yönelik eğitim projeleri hazırladı ve uyguladı. Hem ihlalleri protesto etti sokakta; hem de talep etti hakları ve özgürlükleri.

İHD, hem insan haklarının korunması ve geliştirilmesi için pratik faaliyette bulundu; hem de insan haklarının felsefi ve teorik temellendirilmesi konusunda çalışmalar yaptı. Uğradığı ağır baskılara, saldırılara, yönetici ve üyelerinden 14'ünün öldürülmüş olmasına, yönetici ve üyelerine karşı açılan toplamda 800'ün üzerindeki soruşturma ve davalara rağmen, inatla, ısrarla, bilime, akla ve vicdana dayanan çalışmasını sürdürdü İHD.

İHD, saldırılara en açık ve en korumasız olduğu zamanlarda bile, insanlık ilkelerinin kendisini koruyacağını biliyordu ve bu bilinçle hareket etti. Her geçen gün, daha güçlü ve etkili bir insan hakları örgütü olma yolunda kararlılıkla ilerledi ve bunu başardı.

İHD, kendisini kuran kurucularına, yönetici kademelerde hizmet vermiş tüm yönetici ve üyelerine; insan hakları ve özgürlüklerinin korunması ve geliştirilmesi için İHD'ye destek veren herkese, teşekkürlerini ve saygılarını sunar.

Yaşasın insan hak ve özgürlükleri!
Yaşasın İHD!


Hüsnü Öndül
İHD Genel Başkanı

İzmir Barosu
İşkenceyi Önleme Grubu Raporu
İzmir Barosu İşkenceyi Önleme Grubu işkence gördüğü iddiası ile başvuru yapan kişilere Şubat 2002 tarihinde bu yana hukuksal vermektedir. Başvurulara ilişkin kısa bilgiler aşağıda sunulmuştur. Bu veriler doğrultusunda değerlendirildiğinde Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı'nın işkence konusunda kamuoyuna açıkladığı veriler ve ülkemizde işkencenin azaldığı yönündeki beyanlar gerçeği yansıtmamaktadır.

Şubat 2002* tarihinden 12 temmuz 2004'e kadar İzmir Barosu İşkenceyi Önleme Grubu' na başvuruda bulunan mağdurlara ilişkin sayısal veriler:

Mağdur Sayısı: 526
18 Yaşından Küçük Mağdur Sayısı: 135
18 Yaşından Büyük Mağdur Sayısı: 391
Kadın Mağdur Sayısı: 69
Erkek Mağdur Sayısı: 457
Dosya Sayısı: 293
Yargılama Aşamasındaki Dosya Sayısı: 106
Yargılama Aşamasındaki Dosyaların Mahkemelere Göre Dağılımı: Ağır Ceza Mahkemesi: 25
Asliye Ceza Mahkemesi: 81
* İşkenceyi Önleme Grubu' nun ilk başvuru aldığı tarih

İzmir Barosu İşkenceyi Önleme Grubu
857 Sok. No:3 Salihağa İşhanı
Kat: 7/713 Konak-İZMİR
90 232 446 28 44 - 90 232 463 31 15 - 90 533 612 49 98 www.izmirbarosu.org.tr - [email protected]

"Ben İşkence Yapmış Olsaydım
Daha Şiddetli Vururdum"

Yukarıdaki cümle Hipokrat yemini etmiş Konya Numune Hastanesi'nde görevli ortopedi uzmanı Dr. Halit Balevi'ne ait… Ve bu cümle Balevi tarafından 15 Temmuz günü Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 9 ve 10 yaşlarında iki çocuğa işkence yaptıkları iddiasıyla dört polisin yargılandığı davada söylendi.

Aynı doktor tarafından İ.A. adlı çocuğun polislerin ayağının üzerine çıkarak çiğnediklerini söylediği izler hakkında da "Doktor gözüyle yaraya baktığım zaman düşük enerjili bir travmadır; ayak burkulması, ayakkabının sıkmasıyla, ayağını bir yere çarpmasıyla oluşabilir" yorumu yapıldı.

İHD Genel Merkezi tarafından yürütülen "İşkenceye Sessiz Kalma" Projesi kapsamında izlenen İ.A. (9) ve B.K. (10) adlı çocukların mağdur olduğu işkence davasına dün (15 Temmuz 2004) devam edildi. Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılan duruşmaya Türk Ceza Kanunu'nun 243. maddesince uyarınca 8 yıla kadar ağır hapis cezası istemiyle yargılanan komiser Hasan Alpaslan Altuğ, komiser yardımcısı İsa Akyüz, polis memurları Ziya Yıldırım ve Hasan Yılmaz katılmadı. Duruşmada İ.A. ve B.K.'nın durumuyla ilgili rapor düzenleyen Konya Numune Hastanesi'nde görevli dört doktor ve bir psikiyatri uzmanı tanık olarak dinlendi.

Tanık olarak dinlenen doktorların mağdurlarla ilgili raporlarında tespit ettikleri izleri "işkence" ya da kötü muamele olarak değerlendirmekten kaçındılar. Mahkeme Başkanı'nın da duruşmada tanıkları yönlendirici ve adlı tıp uzmanı olmayan doktorları bilirkişi gibi değerlendirerek yorum yapmalarını istemesi ve rapordaki bulguların işkence sonucu olmadığı yönünde beyan alma konusundaki ısrarı dikkat çekti. Duruşmada müdahil vekilinin soru ve itirazlarının birçoğu da tutanaklara geçirilmedi.

Duruşmadan sonra İ.A. ve ailesinin İ.A.'yı muayene etmediğini açıkladıkları Dilek Gidiş Şahinoğlu adlı psikiyatri uzmanı ifadesinde, "Bana gelen kişinin sanık ya da mağdur olması bizim yapacağımız işin konusu ve önemi itibarıyla bizce bir önem arzetmez. Biz sadece görevimizle ilgili olan bölümlerine bakıyoruz" dedi. Ancak Şahinoğlu tarafından olayın ardından İ.A. hakkında İ.A.'nın mağdur değil sanık kabul edilerek düzenlenen raporda, "…işlediği suçun faik ve mümeyyizi olduğu tıbbi kanaatine varılmıştır" denilmişti.

Bizler İ.A. ve B.K.'ye yapılan işkence davasını izleyen kurumların temsilcileri olarak; duruşmada tanık olarak dinlenen doktorlar hakkında disiplin soruşturması açılması istemiyle Konya Tabip Odası ve Türk Tabipleri Birliği'ne başvuruda bulunacağız. Bizler işkence mağdurlarıyla dayanışmaya devam etmek üzere 21 Ekim 2004 tarihinde yine Konya'da olacağız. Ve duyarlı herkesi de duruşmayı izlemek üzere Konya'da buluşmaya çağırıyoruz.


İşkence Mağdurları İçin Adalet;
İşkencecilerin Cezasızlığına Son…
İŞKENCEYE SESSİZ KALMA

Davayı izleyen kuruluşlar:
İHD
Mazlum Der
TİHV
Eğitim-Sen
Dev Maden Sen
Ankara 78'liler Dayanışma Araştırma Derneği


Tüketiciler Birliği:
Köprü ve Otoyol Zammı Yargı'da

Geçtiğimiz günlerde otoyol ve köprü geçiş ücretlerine yapılan % 20'lik zam ile ilgili olarak, önceki zamlarda olduğu gibi yine yargı yoluna başvuracağımızı kamuoyuna açıklamıştık. Derneğimiz tarafından Karayolları Genel Müdürlüğü ve Bayındırlık Bakanlığı aleyhine, Ankara İdare Mahkemesi'nde, 13.07.2004 tarihinde dava açılarak, otoyol ve köprü geçiş ücretlerine yapılan zammın iptali ve yürütmenin durdurulması talep edilmiştir.

Asgari ücretin % 5 arttırıldığı, yıllık enflasyon hedefinin % 12 olarak açıklandığı bir konjonktürde, siyasi iktidar tarafından yapılan % 20 oranındaki haksız ve gerekçesiz zammın, (bundan önceki zam kararları ile ilgili olarak verilen yargı kararlarında olduğu gibi), yine yargı tarafından iptal edileceği inancındayız.

Av. Burak Görgülü
İstanbul Şube Başkan Yardımcısı
Tüketiciler Birliği İstanbul ŞubesiSTANBUL ŞUBESİ
Tel:(212)567 97 44 Faks:(212)567 36 47
www.tuketiciler.org [email protected]

Mazlumder:
YÖK Başkanına Kamusal Alana
Uydurma Soruları

Başbakan Erdoğan'ın "Başörtülü kızlar bari vakıf ve özel üniversitelerde okuyabilsin" teklifini "Oralar da kamusal alan" gerekçesiyle reddeden YÖK Başkanı Erdoğan Teziç, yaptığı açıklama ile sokağı bile kamusal alan ilan etti. Teziç, "kamu'' denilen yerde, herkesin eşit görüntüsüyle kendisini ifade etmek zorunda olduğunu kaydetti.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Anayasa Hukuku Profesörü Erdoğan Teziç, "kamusal alan''ın coğrafi bir tanım olmadığını, işlevsel açıdan değerlendirmek gerektiğini ileri sürdü. Teziç, son günlerde tartışılan "kamusal alan'' kavramına ilişkin görüşlerini açıklarken şöyle konuştu: "Örneğin biz şu anda parktayız. Siz, benim yanımda tesettürlüsünüz ve yürüyoruz. Park gibi özel bir alanda ilerliyoruz. Bir olay var ve polis kimlik kontrolü yapıyor. Bizi de durdurdu, kimlik görmek istedi. Siz çıkardınız kimliğinizi ancak kolluk kuvveti 'Sizi, üstünüzdeki giysi nedeniyle tanımakta güçlük çekiyorum' dedi. Orada birden bire kamusal alan oluşmaya başlar. Onun için işlevseldir.''

Erdoğan Teziç, böyle bir durumda kişinin giysi biçimini kolluk kuvvetinin kendisini tanıyabileceği biçime dönüştürmesi gerektiğini ifade ederek, "Bir devlet faaliyetinin yapıldığı alanda, bireyler, inançlarına dayalı hususları dışlaştıramazlar'' görüşünü ileri sürdü.Teziç, "kamu'' denilen yerde, herkesin eşit görüntüsüyle kendisini ifade etmek zorunda olduğunu belirtti.

Yukarıdaki haberdeki ifadeleri olan YÖK başkanını aşağıdaki soruları cevaplaması kamusal alanın pratikte daha netleşmesini sağlayacaktır.

- Devlet dairelerinin girişlerine kamusal alan mevzuatına uygun hale getirme kabinleri kurulmalı mı?

- Devlet töreni ile gömülen resmi görevliler için kefen dışında farklı bir giysi biçimi de olmalı mı?

- Muayeneye gelen başörtülü ve sakallı şahısların hastane önlerinde girişe uygun hale getirilmesi için özel görevlilerin istihdam sorununu nasıl çözecek?

- Vatandaşlar kolluk kuvvetlerinin kendilerini daha iyi tanıması ve aramalarda ayak üstü saç, sakal, bıyık traşını yapabilmesi için seyyar berberleri nasıl temin edecekler?

- Kamusal alan için ani bir farklılaşmayı sağlayıcı kromozomal bir mutasyon için tıp adamlarının uğraşması gerekiyor mu?

- Nüfus kağıtlarındaki başörtülü ve sakallı fotoğrafları yok edebilmek için ne gibi bir yasaklayıcı tedbiri olacak?

- Devletin dinsel görüntü verdiği örneğin cumhurbaşkanının cenaze namazı kılması gibi durumlar için suç duyurusunda hiç bulundu mu?

- Ülkemizdeki rahip ve hahamlar da devlet dairelerine girerken yeni üniformalar edinsin mi?

- Ülkemize turistik amaçla gelen Sihlerin sarıkları, Yahudilerin kippası kamusal alana girerse ne gibi tedbirler alacağız?

Dr.Ömer Faruk Gergerlioğlu
MAZLUMDER Kocaeli şube başkanı
MAZLUMDER İSTANBUL ŞUBESİ
Genel Bilgi: [email protected]
İrtibat: [email protected]
www.mazlumder.org

Koca Sinan Cad. No:28 Kat:5 Fatih-İstanbul



 

Diğer duyurular için tıklayın

SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla