Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 28. 05. 2004

Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu:
Bush terörü derhal sona ersin!
Emekçiler değil Bush göz altına alınsın!

27 Mayıs'ta sekiz TRT çalışanı güvenlik soruşturması için göz altına alındı. Yıllardır en stratejik yerlerde görev yapan TRT çalışanları, birdenbire potansiyel terörist olarak görülmeye başlandılar. TRT Genel Müdürlüğü, Harbiye Orduevi`nde bazı kurum çalışanlarının gözaltına alındığı haberlerini "İsim benzerliği ve askerlik görevi tecili gibi bir-iki münferit olayın, akreditasyonla ilgili çalışamalar sırasında ve böylesi yoğun bir güvenlik ortamında ortaya çıkmış olması ise tesadüfidir" açıklamasıyla geçiştirmeye çalışıyor.

Göz altıların nedeni apaçık ortada. Bush'un Türkiye'ye gelmesinden ve NATO zirvesinden önce, savaş karşıtlarını, barış yanlılarını, Bush'un Türkiye'ye gelmesini istemeyenleri yıldırmak istiyorlar! Ellerinden gelse, güneşin doğmasını engelleyecekler.

Nedir bu Bush severlik?
Bush bir işkenceci değil midir? Bush bir yalancı değil midir? Afganistan'da, Irak'ta ve Filistin'de binlerce sivilin öldürülmesinin siyasi sorumlularının en başında Bush gelmemekte midir? Kitle imha silahlarının temizleyip Irak'a özgürlük getireceğiz yalanını söyleyerek Irak'ta ayyuka çıkan katliam ve işkenceleri başlatan bu adama hayır demek, "Bush gelme, is-te-mi-yo-ruz!" demek, bugün insan olmanın gereğidir.
TRT çalışanları hakkındaki soruşturma derhal sona ermelidir!
NATO zirvesi öncesi yaratılmaya çalışılan terör ortamı sona ermelidir!
Emekçiler değil, Bush göz altına alınmalıdır!
Bush savaş suçlusudur, işkencecidir!
Bush'u ve NATO zirvesini protesto etme hakkımızı gasp edemeyeceksiniz!

Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu
İstiklal Cad. No:99 Ankara Han Kat:4
Beyoğlu / İstanbul - Türkiye
www.kureselbarisveadalet.org
[email protected]
Faks: +90 (212) 243 88 10 Tel: +90 (212) 243 89 57



Greenpeace:
YAŞAM PATENTLENEMEZ

'GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMALARA HAYIR' PLATFORMU
21. yüzyılın en büyük felaketi olarak algıladığımız Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ile ilgili olarak 30'u aşkın sivil toplum kuruluşunu barındıran bir platform oluşturulmuş ve 'GDO'ya Hayır' başlıklı bir kampanya başlatılmıştır.

(1) GDO, uluslararası literatürde kısaltılmış şekliyle "GM" veya "GMO" olarak geçen "Genetically Modified Organism"in Türkçe karşılığıdır. GDO ile kastedilen: "Modern biyoteknoloji kullanılarak elde edilmiş yeni bir genetik materyal kombinasyonuna sahip olan herhangi bir canlı organizma"dır.
GDO'ya NEDEN KARŞI ÇIKIYORUZ? (2)
1) Yaşam patentlenemez: İnsanlık tarihinde ilk kez canlılar üzerinde mülkiyet hakkı elde edilmektedir. Bir biyoteknoloji şirketi herhangi bir canlıya ait bir genin fonksiyonunu açığa çıkardığı zaman o gen üzerinde mulkiyet elde etmektedir. Oysa patent hakkı, yenilik getiren sinai buluşlara verilmektedir. Biz diyoruz ki, patent sadece o genin fonksiyonunu açığa çıkarmakta kullanılan tekniğe verilebilir. Hiçbir kişi ya da kuruluş kendini yeniden üretebilen ve milyarlarca yıl yaşayabilen bir canlı organizma üzerinde mülkiyet sahibi olamaz. Bunun adı biyolojik korsanlıktır. Sözünü ettiğimiz biyolojik korsanlığın amacı; çok uluslu şirketlerin yüzyılımızın yeşil altını olarak gördükleri gen kaynaklarını sömürmesi, üçüncü dunya ülkelerinin biyolojik zenginliğinin gelişmiş ülkelere transfer edilmesidir.
2) Sağlık riskleri: GDO'lu üretim insan sağlığı için ciddi riskler taşımaktadır. Kolera bakterisi taşıyan yonca, akrep geni taşıyan pamuk, tavuk geni taşıyan patates, balık genli domates gibi frankeştaynlar gıda olarak soframıza getirilmeye çalışılıyor. Uzmanlar, hastalıklar ve böceklere direnç gösteren transgenik bitkilerin diğer bitkilerden daha yüksek bir alerjik potansiyele sahip olduğunu söylüyorlar. Yapılan deneyler, genetik yapısı değiştirilen patateslerin fareler için toksik olduğunu, bağışıklık sisteminde bozukluklar ve viral enfeksiyonlar gibi birçok etkileri olduğunu ortaya çıkarmıştır.
3) Biyoçeşitliliğe tehdit: GDO'lu tarım, kendi dışındaki tarım şekillerini, özellikle ekolojik tarımı ve son tahlilde de biyoçeşitliliği tehdit eden totaliter bir tekniktir. GDO'lar 5-10 km'lik bir alana yayılmakta, komşu tarla ya da köylerdeki geleneksel ekinin ya da orman bitkileri gibi yabani türlerin genetiğini değiştirme tehlikesi doğurmaktadır. Milyonlarca yılda oluşan türler 5-10 yıllık bir sürede yok olmakta ve yeni oluşan deli bitki türleri ortaya çıkabilmektedir. Sonuç olarak GDO, yeryüzündeki milyonlarca canlı türün varlığını tehdit etmekte, ekosistemi tahrip etmektedir.
4) Tarımda bağımlılık: İnsanlık tarihinde, tarım toplumlarının varoluşundan bu yana, üretim yapan çiftçi ektiği üründen bir sonraki ekimde kullanmak üzere tohumluk ayırır. Böylece kuşaktan kuşağa geçen bu sağlıklı tohumlar binlerce yıllık genetik yapıyı korur, geliştirir. GDO'lu tohum ise çiftçiyi her ekimde yeniden tohum satın almak zorunda bırakmaktadır. Temel girdileri, enerji, gübre, ilaç ve tohum olan ülkemiz çiftçisi sürekli tohum satın almak zorunda bırakılarak çok uluslu tohum şirketlerine bağımlı hale getirilmek istenmektedir. Ayrıca belli bir zararlıya karşı genleriyle oynanmış tohum, potansiyel başka bir zararlıyı önleyemez. İddia edilenin aksine GDO'lu tohum kullanan çiftçi daha fazla tarım ilacı kullanmak zorunda kalmaktadır. ABD'li köylüler bugün düşük verim nedeniyle GDO tüccarlarına davalar açmaktadır.

TÜRKİYE'DE NE OLUYOR?
Türkiye Uluslararası Biyogüvenlik Sözleşmesi olan Cartagena Protokolu'ne taraf ülkelerden biri olmasına karşın hâlâ Ulusal Acil Eylem Planını hazırlamamıştır. Biyogüvenlik komitesi bu konudaki çalışmalarını hâlâ sonuçlandıramamıştır. Şu anda Türkiye'de GDO'lar ile ilgili atılmış tek adım, GDO tohum ithalinin yasak olmasıdır. Ancak ülke içinde deneme amaçlı üretime izin verilmektedir (3). GDO ile ilgili hiçbir yasal düzenleme ve yönetmeliğin olmaması, etiketleme zorunluluğunun olmaması Türkiye'yi potansiyel pazar haline getirmektedir. Evrensel bir tehdit haline gelen GDO'lu ürünlerin Türkiye'ye serbestçe ithali, üretimi ve kullanımının bir an önce gerekli yasal düzenlemelerle engellenmesini talep ediyoruz. Ülke tarımının çokuluslu şirketlere teslim edilmemesi için Tarım Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı'nı gerekli yasal altyapıyı hazırlamaya çağırıyoruz. (4)

Ayrıntılı bilgi için:
Levent Gürsel Alev - Banu Dökmeci - Prof. Dr. Seminur Topal
İmza Kampanyamızın sürdürüldüğü siteler:
www.gdo.bugday.org - gdo.ekolojikpolitika.org


1) GDO'ya Hayır Platformu, yoğun bir çalışma sonucu "YAŞAM PATENTLENEMEZ" başlıklı deklarasyonu Subat 2004'te tamamladı ve ilgili tum sivil toplum kuruluşlarına göndermeye başladı. Bu çağrımıza yanıt veren STK temsilcileriyle Mart sonunda ilk eşgüdüm kurulu toplantımızı, Nisan sonunda Ankara I. Bölge Toplantımızı, 15 Mayıs'ta I. İstanbul Bölge toplantımızı gerçekleştirdik. Başlattığımız imza kampanyası şu anda platform üyeleri tarafından yurt çapında yoğun bir biçimde sürdürülüyor. Bunların dışında paneller ve çeşitli etkinlikler düzenlenlenerek konu tartışmaya açılıyor. Platform üyesi kuruluşların listesini size verilen dokümanlarda bulabilirsiniz.,
2) GDO ve riskleri ile ilgili daha ayrıntılı bilgi platformun 'Yaşam Patentlenemez' deklarasyonunda bulunabilir.
3) Türkiye'deki çokuluslu şirketlere ait deneme sahaları ile ilgili liste platformdan temin edilebilir.
4) Konu ile ilgili taleplerimiz ekte sıralanmaktadır.

GDO'YA HAYIR PLATFORMU OLARAK TALEPLERİMİZ

1) Gelecekte ekoloji ve insanlık adına ne kadar bedel ödeteceği belli olmayan, sistemi tümüyle değiştirebilecek, çıkaracağı sağlık problemleriyle dünyanin düzenini bozacak GDO'lu ürünleri kesinlikle reddediyoruz. Bunların Türkiye'ye sokulmasının önlenmesini istiyoruz.
2) GDO'lu tarım kendi dışındaki tüm tarım şekillerini ve özellikle ekolojik tarımı yokeden totaliter bir tekniktir. Bu nedenle GDO tohumlarının ülkemize girişi yasaklanmalı, GDO'lu tarım yapılmamalıdır. Tarımsal üretimin doğal evrelerine ve ritmine saygılı olunmalıdır.
3) GDO'lu besinler geleneksel ve yerel beslenme kültürü ve hakkına açık bir saldırıdır. GDO'lu ürünlerin ülkeye girişinin mümkün olması durumunda ve her halukârda bu ürünlerin üzerinde "ne olduklarını" belirten "etiketlerin" olmasını istiyoruz. Tüketicinin alacağı üründe GDO olup olmadığını bilmesi, seçimini kendi insiyatifine göre yapabilmesi tüketicinin en temel hakkıdır, diye düşünüyoruz.
4) GDO'lu ürünlerin kullanılmış olması ihtimaline karşı GDO'lu ürün kullandığı bilinen Nestle ürünleri gibi ithal bazı ürünlerin mercek altına alınmasını, Cargill, Novartis, Zeneca, Du-Pont, Syngenta, Monsanto ve Dow Chemical gibi GDO üreticisi şirketlerin Türkiye'ye getirdiği ürünlerin mercek altına alınmasını istiyoruz.
5) GDO'lu ürünlerin %98'i böcek ilacı içerdiği için Sağlık Bakanlığı'nın ilgili kuruluşlarınca denetlenmelidir.
6) Çiftçi örgütleri, meslek odaları gibi kurumlar GDO'lu ürünlerle mücadele kapsamında kendi aralarında memoranduma gitmelidirler. Gelecekte olası bir GDO tehlikesinde, gen tekniklerinden ve genetik olarak değiştirilmiş ürünlerden arındırılmış olan kurtarılmış bölgeler, ancak bu şekilde oluşturulabilir.
7) Ulusal Biyogüvenlik Komitesi'ne başta ekoloji-çevre örgütleri olmak üzere, ziraat odaları, tarımla ilgili tüm kitle örgütleri ve tüketici örgütleri katılmalıdır.
8) GDO'lu tohumların ekimleriyle ilgili karşı çıkışlar ve oluşturulan memorandumlar, sadece ekolojik olarak hassas bölgelerle sınırlı olmamalıdır.
9) Türkiye'de genetiği değiştirilmiş tarım ve yem ürünleri fiyatları, genetik olarak değiştirilmemiş tarım ve yem ürünleri fiyatlarının çok çok altındadır. Bu fiyatlar Türk çiftçisi ve hayvancılık ile uğraşanlar için ekonomik bir çöküş olarak görülmektedir. Bu aldatmacanın karşısında gerekli bilgilendirmenin başta il ve ilçe tarım örgütleri olmak üzere ilgili kurumlarca yapılması bir görevdir.
10) Cartagena Protokolu olarak tanımlanan Uluslararası Biyogüvenlik Çerçeve Sözleşmesi 24 Ocak tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir. Ancak, Cartagena Protokolu, ulusal acil eylem planı ve gerekli yasal düzenlemelerin yapılması ile gerçek anlamda yürürlüğe girebilecektir. GDO'lu ürünler hakkında her ülkenin kendi önlemlerini alacağı yönündeki uyarı gereği Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Genelgesi'nin 11. ve 12. Maddelerinde belirtilen yasaklamalar geçerliliğini korumalı, bu hükümlerin aksine düzenlemelere gidilmemelidir.
11) Türk Gıda Kodeksi mevzuatında GDO'lu ürünler tanımlanmalı ve insan sağlığına zararlı olduğu için yasaklanmalıdır.
12) İnsan sağlığını tehdit edecek, kamu düzenini bozacak, çevre sağlığına, ekolojik sisteme ve biyolojik çeşitliliğe zarar vereceği düşünülen buluşlara patent verilmemesi, varolan patentlerin de iptal edilmesi gündeme getirilmelidir.
13) Genetiği değiştirilmiş tarım ve yem ürünleri için mevcut yasa, yönetmelik ve mevzuatlarımız, gümrüklerimiz, analiz için laboratuvarlarımız hazır değildir. Bu hazırlıkların bir an önce yapılması gerekmektedir.
14) Ülkemizin sahip olduğu gen kaynakları en önemli zenginliklerimizden biridir. Bu çerçevede devlet ve sivil toplum kuruluşları yerli gen kaynaklarının korunması ve ıslahı için kurumsallaşmalı, yerli tohum çeşitlerimizi koruyacak mekanizmalar kurulmalı, gen kaynaklarımız, yasalarla çok uluslu şirketlerin tehditlerine karşı korunmalıdır.


Banu Dökmecibaşı
Toxics Campaigner Greenpeace Mediterranean Office, Turkey
phone;+90 212 292 76 20 fax;+90 212 292 76 22 www.greenpeacemed.org.mt


Yeşiller - Türkiye:
İsrail Devletini İnsanlığa Davet Ediyoruz!
İsrail ordusu, işgal altında tuttuğu Filistin topraklarında uyguladığı devlet terörünü dünyanın gözleri önünde inanılmaz katliamlar yapma boyutuna taşımış bulunuyor. Geçtiğimiz günlerde Gazze şeridinde bulunan Refah mülteci kampında girişilen operasyonlar ve sokakta toplanan Filistinli sivillerin üzerine İsrail helikopterlerinden yağdırılan füzelerle çoğunluğu çocuk, onlarca insanın öldürülmesi, İsrail Devleti'nin bu katliamları tüm dünyanın gözleri önünde yapmaktan çekinmediğini gösteriyor.

Bu olaylar, Ortadoğu'da ABD ve müttefiklerinin Irak işgaliyle iyice derinleşen dehşet sarmalının asıl sorumlularının kimler olduğunu göstermektedir. Hem ABD ve müttefikleri, hem de İsrail devleti dizginlenemez bir savaş ve ölüm makinesi haline gelmiş durumdalar. Dünya ise insani değerleri bütünüyle yitiren bu savaş makinesini neredeyse tüm duyuları körelmiş bir şekilde seyrediyor.

İsrail devleti, artık tam anlamıyla etnik temizlik noktasına ulaştırdığı işgal ve katliamlarını dünyadan hiçbir gerçek yanıt almadan, hiçbir samimi kınamayla karşılaşmadan, kendi ülkesindeki barış yanlılarının sesini bile duymayarak ve militarizmi daha da tırmandırarak sürdürüyor. Bu dehşet sarmalı insanlık değerlerini tüm dünya için tamir edilemez bir şekilde yıkıma uğratıyor.

Şiddetin ve savaşın her türlüsüne karşı olan, insanların doğayla ve birbirleriyle ne pahasına olursa olsun barış ve uyum içinde yaşaması gerektiğine inanan biz Yeşiller, ülkemizdeki ve dünyadaki tüm insanları bu vahşet karşısındaki suskunluklarını bozmaya, AKP hükümetini ve Avrupa Birliği başta olmak üzere barıştan ve insan haklarından yana olduğunu iddia eden tüm devletleri İsrail devletine karşı süresiz olarak ağır ekonomik ve siyasi yaptırımlar uygulamaya ve İsrail devletini de işgali sona erdirmeye ve bütünüyle kaybetmiş göründüğü insanlık değerlerini hatırlamaya çağırıyoruz.

Filistin halkı kendi topraklarında özgürce yaşama hakkına sahiptir.

Daha fazla katliam, daha fazla vahşet olmasın.

Yeşiller Türkiye


Devamı

 

 

Diğer duyurular için tıklayın

SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla