Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 17. 05. 2004

Düşünce Suçu(?!)na Karşı Girişim:
Toplumsal bir "ORTAK PAYDA"ya
doğru Sivil Önermeler

Düşünce Suçu(!?)na Karşı Girişim'in 2003 yılında sürdürdüğü bir "mevuzat taraması" sonucunda, düşünce ve ifade özgürlüğünü şu yada bu şekilde kısıtlayan, engelleyen yasa maddelerini, bakanlar kurulu kararlarını ve genelgeleri bir araya getiren 2300 sayfalık bir kitap hazırlanmış ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu'na törenle teslim edilmişti. Özetle şunu demiştik yönetenlere:

"7 pakette 90'dan fazla yasa maddesindeki düzenlemeler her ne kadar birçok olumluluk içeriyorsa da, yasaklamalar T.C. mevzuatını öylesine kanser gibi sarmış ve en ufak hücrelerine kadar işlemiş ki yapılanlar devede kulak kalıyor. Buyrun, işte bunların tümünü düzeltmek gerek!".
Şimdi bir daha atarak; "Sivil toplum işte bunları istiyor" diyebileceğimiz bir çalışmaya başlıyoruz. Bu ise hiç kolay bir iş değil, kuşkusuz. 67 milyonluk Türkiye ufak bir İsviçre kantonu değil ki bir meydanda toplanıp ne istediğimizi belirleyiverelim. Katılımınızı önerdiğimiz ve beklediğimiz bu "Ön çalışma", çabucak bir sonuç almayı değil, ama bu yönde sivil girişimleri cesaretlendirmeyi, onların geliştirecekleri daha geniş çalışmaların yolunu açmayı hedefliyor. Seçmen olarak 5 yılda bir oy vermekle yetinmeyerek seçtiklerimizle -ya da seçmediklerimizle- sürekli diyalog içinde olmak, istediklerimizi ve istemediklerimizi aynı açıklıkla dile getirmek gerektiğine inanıyoruz.

TOPLUMSAL BİR ORTAK PAYDAYA DOĞRU SİVİL ÖNERMELER (Çalışma programı)
Amaç: Sivil toplum kesimlerinin demokratikleşme ve sivilleşme yönündeki görüş ve istemlerini belirleyerek yönetimle onu seçenler arasında bu doğrultuda sürekli bir diyalog geliştirmek
Araç: Sivil toplum tarafından seslendirecek görüş ve istemleri ana hatlarıyla bir araya getiren bir belge oluşturmak, buna dayanarak somut adımlar atmak
Yöntem: Sivil toplum örgütlerinin ve etkin bireylerin biraraya gelip, demokratikleşme ve sivilleşme önünde sorun olarak gördükleri konuları tartışacağı ve ortak görüşlerin saptanacağı bir dizi bölgesel toplantı yapmak, aynı zamanda bunları bir web sitesinde tartışmaya açmak, sonuçların yetkin bir çalışma gurubu tarafından bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi ve bölgesel toplantılardan seçilecek temsilcilerle birlikte sonuç belgenin oluşturulması.
Yapı:
a. Daha önce benzer çalışmalar içinde bulunan bir koordinatör ve dar bir çekirdek bir sekreterya oluşturmak,
b. Sekreterya grubu ile bu gruba davet edilecek deneyimli kişilerden oluşan bir "Çalışma Gurubu" tarafından Türkiye'de demokratikleşme konusundaki temel tartışma alanlarının listesinin çıkarılması,
c. Listesi yapılan bu konuların bir web sitesinde tartışmaya açılması,
d. İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır, Trabzon ve Adana'da yapılacak bölgesel arama toplantıları ile her bölgede en önem verilen konuların bir de yüzyüze tartışılması, ortak noktaların saptanması,
e. Her bölgesel toplantıdan sonra çekirdek sekretarya ve ilk toplantıya katılan davetlilerle (grup adı vermişsek onlarla) değerlendirmek,
f. Bölgesel toplantılarda saptanacak ikişer temsilcinin de katılımıyla oluşacak ve Ekim sonunda sonuç belgeyi kaleme alacak "Genişletilmiş Çalışma Gurubu" oluşması
g. Tüm çalışmayı hazırlayacak ve yürütülmesini sağlayacak bir genel koordinatör,
h. Bölgesel toplantıların düzenli şekilde yürümesini sağlayacak "Arama toplantıları" uzmanı bir kolaylaştırıcı
Aşamalar: Genel Koordinatör ve Arama Toplantıları kolaylaştırıcısının belirlenmesi
Çekirdek sekretaryanın oluşturulması,
Bölgelerde ilgili kurum ve kişilerin tespiti ve ilk ziyaretin gerçekleştirilmesi,
Çekirdek sekretarya ve dahil olacak 3-4 kişi ile ilk toplantının gerçekleştirilmesi,
Türkiye'de demokratikleşme ve sivilleşme önünde engel olarak görülen sorunların/ konuların/ tartışma alanlarının listesinin çıkarılması

ŞİMDİ BURADAYIZ
WEB sitesinin açılması (Mayıs 13-14)
İlk toplantı dizisi (26 Mayıs- 6 Haziran 2004)
İkinci toplantı dizisi (Eylül 2004'ün ikinci yarısında)
Genişletilmiş Çalışma Gurubu ve metnin hazırlanışı (Ekim 2004 ortası)
Sonuç metnin kitap halinde basılması (Kasım 2004 başı)
Belgenin TBMM'ne sunuluşu (23 veya 24 Kasım 2004)
Ve asıl çalışmanın başlangıcı: Belgenin tüm topluma ulaştırılması ve tartışmanın her kesime yayılması için (özellikle medyada) sürekli bir tartışma ortamı sağlamak

Akla gelen bazı sorular, görüşler ve yanıtları:
Bu çok ciddi bir iş. Bu kadar kısa bir sürede sağlıklı sonuç alınamaz. Evet, bu çalışmayı KESİN SONUÇ olarak düşünürsek tabii ki doğru. Oysa amaç "son sözü söylemek" değil, bu tür sivil çabaların sadece ilk adımı olabilmek. Bu nedenle alınacak sonuç da bir sonraki ve daha üst düzeyde, daha ayrıntılı bir çalışmanın olsa olsa "ilk basamağı"dır.

Önceden çalışma planı ve gündem hazırlanarak belli bir şema dayatılmış olmuyor mu? Yöntem ve plan belirlemeden yapılan toplantıların günlerce de sürse bir noktaya varamadığını, bezginlik ve umutsuzluk yarattığını çok yaşadık. Bu nedenle ve bir başlangıç adımını daha da geciktirmemek için planlı ve gündemli çalışma yolunu seçtik.

AKP hükümeti iyi niyetle çalışıyor. Onlara yardımcı olmak yerine neden eleştirelim? Amacımız bir iktidarı yermek ya da övmek değil, sivil toplumun sesini devlete doğrudan ulaştırmak. Ayrıca, bir partiyi umutlarla iktidara getirip 5 yıl herşeyi içimize atarak sonunda alaşağı etmekle ona iyilik etmiyoruz.

Bu çalışmada sapla saman, örgütlerle-bireyler, İslamla-laikler karışık. Sonuç çıkmaz! Evet, bu niyetle yola çıkılırsa haklısınız. Biz ise, görüş ayrılıklarına rağmen ortak sorunlara ortak çareler üretilebileceğine inanıyoruz.

Düşünce Suçu(?!)na Karşı Girişim
Nacak sok. 21/11, TR-34674 ISTANBUL
Tel:+90 216 531 70 80 faks:+90 0216 532 75 45
E-mail: [email protected]

"Toplumsal Bir Ortak Paydaya Doğru Sivil Önermeler" projesinin web sitesi www.ortakpayda.org açıldı, izleme ve katılım için bu adresten yararlanılabilir.

Vicdani Redçiler:
1. Geleneksel Militurizm Festivali'nden

1. Geleneksel Militurizm Festivali'nde okunan tüm basın açıklamaları
Bugün '15 Mayıs Dünya Vicdani Retçiler Günü';
Bu topraklarda, 15 yıldır vicdani ret sesleri duyuyorsunuz ve 1997 den beri her yıl da, 'Dünya Vicdani Retçiler Günü'nü çeşitli etkinliklerle kutlama geleneğimiz sürüyor. Elbette bu 15 yılda çok bedeller ödendi. Vicdani reddini açıklayanlar, bu konuyu yazanlar, televizyonda haber yapanlar; askeri mahkemelerde yargılandılar, hapis yattılar, askeri cezaevlerinde açlık grevlerinde işkence gördüler. Basın susturuldu, haber yapılamadı. Ne yazık ki, kendi militarist zihniyet ve yapılanmalarını aşamayan muhalif oluşumların büyük bir kısmından, şu ya da bu savaşa karşı olduklarını söyleyenlerden de kayda değer bir destek göremedik.

Tüm bu süreçte Genel Kurmay ve Askeri Yargı; önce "Vicdani ret hakkını savunmanın suç olamayacağı", sonra "kişinin kendi vicdani reddini açıklamasının düşünce hürriyeti kapsamında olacağı" ve daha sonra da "sivillerin askeri mahkemelerde yargılanamıyacağı" gibi kararlar alarak, konuyu olabildiğince tartışılır olmaktan kaçırmaya çalışmış, vicdani retçileri de yok saymışlardır. Bugün sizlere; bu Festivalle, bir buz dağının görünen kısmını göstermeye, anlatmaya çalışacağız... Öyle ki; buzdağının sürekli gördüğümüz bu yüzü, bizlerde yarattığı alışmışlık ve kanıksanmışlıkla görünmeyen kısmının gizlenmesine de yardımcı oluyor.

Bizler bugün burada toplanarak, bir kere daha: - Bütün savaşların karşısında olacağımızı, - Şu ya da bu sıfatlar ekleyerek, kimsenin bizleri savaşın bir tarafı yapamayacağını, - Kişi olarak da; hiç bir zaman kimsenin askeri ve de hiçbir savaşın insan malzemesi olmayacağımızı, - Savaş araçlarının üretim ve transferine, her türlü ulusal ve uluslararası militarist yapı, kurum ve organizasyonlara karşı olduğumuzu, - Evde, okulda, işte kısaca yaşamımızın her anında, her gün yeniden üretilen ve bizlere dayatılan, itaat kültürüne, hiyerarşik, otoriter, ayrımcı, cinsiyetçi, heteroseksist militarist anlayışlara ve kısaca toplumsal yaşamın militarizasyonuna karşı olduğumuzu, ilan ediyoruz ve herkesi savaşın insan kaynaklarını kurutmaya çağırıyoruz.

HAYDARPAŞA TREN GARI
Festivalimizin ilk durağı olarak; yüzyılın başında Almanlar tarafından -1700 kazık üzerinde, Prusya yeni rönesans üslubuyla- inşa edilen Haydarpaşa Tren Garı'nı seçtik. İstanbul'un Anadolu'ya, Anadolu'nun da İstanbul'a açılan kapısı olması dolayısıyla önemli bir kesişme noktası olan bu gar davul-zurnalarla, halaylarla yapılan "asker uğurlamaları"na ev sahipliği yapan en önemli mekanlardan biridir. Geçmişten bugüne uzanan geleneksel uğurlama şekline günümüzde bir de; kimsenin karşı çıkmaya cüret edemeyeceği, çoğu zaman silahlı bir gösteriyi de dönüşen ve bu nedenle de bir çok insanın canına mal olan, "trafik terörü" olarak da tanımlanabilecek şehir turları eklendi.

Öyle ki bu gösteriler, geçmişteki masumane "uğurlama" özelliğinin ötesine geçerek, milliyetçi-şoven duyguların ön plana çıkarıldığı ve bunların propagandasının yapıldığı açık-militarist savaş propagandasına dönüşmüştür. Kişi tüm yaşamını geride bırakarak tektipleştirileceği ve itaat eğitimi alacağı askerliğin, toplumsal kabulünün ön şartı olduğuna inandırılarak hazırlanıyor.

Erkek ve yakınları hayatı boyunca maruz kaldığı militarist propagandanın etkisiyle tüm bu irade devrine "gönüllü" olabiliyor. İşte biz antimilitaristler, bugün burada yaptığımız "retçi karşılaması" ile bu açık-militarist propagandanın karşısında olduğumuzu bir kez daha duyurmak, askere gidenlere, uğurlayan asker yakınlarına "bu gerçekten sizin isteğiniz mi?" diye sormak istiyoruz.

SELİMİYE KIŞLASI
1800'lerde Nizam-ı Cedit askerleri için ahşap olarak yapılıp, 1807 yeniçeri ayaklanamasında yıkılan, 1842'de kârgir olarak tekrar yapımına başlanıp, 1853'de bitirilen bu yapı, hastaneden tütün deposuna ve ordunun çeşitli şekillerde kullanımından sonra 1959'da askeri okula dönüştürülmüş, 1963'de ise onarılarak I. Ordu Karargahı haline getirilmiştir. Militarizmin torna tezgahları olan kışlalar gündelik yaşamdan kopartılmış bireylere emir alıp vermeyi, sorgulamadan itaat etmeyi öğretiyor. Topluluk psikolojisi pompalanarak bireylerin ahlaki ve vicdani sorumlulukları yok ediliyor. Bu sayede birey yakın ve uzak çevresinde gelişen olaylara karşı bireysel duruş geliştiremez hale getiriliyor.

Erkeği kadınlardan izole ederek "aç aç" partileriyle kadını cinsel haz nesnesi haline dönüştüren ve toplumsal erkekliği kışkırtan militarizm bu kışlalarda; aile dediğimiz küçük askeri birliklerin komutanlarını yetiştiriyor. Vatan-namus vurgusuyla korunacak nesne olarak algılanan kadın, bedeni başta olmak üzere tüm varlığıyla erkeğe sunuluyor. Namus bahanesiyle işlenen hunharca cinayetlerin nedeninin kadının bedeni ve duyguları üzerindeki militarizmin de desteklediği tahakküm olduğuna inanıyoruz.

Ayrıca bu büyük ve tarihi yapı, bize Askeri Yargı'yı hatırlatıyor: Neredeyse sorgusuz-sualsiz verdiği idam kararlarıyla ünlü Kılıç Ali Paşa gibi yargıçlarıyla ünlü, bir çoğunun kaydı-kuydu bile olmayan İstiklal Mahkemelerinden, sıkıyönetim dönemlerinin Cuntacı generallerinin emirleriyle verilen idam kararlarıyla ünlü Sıkıyönetim Mahkemelerine, oradan da, hani sıkıyönetim dönemlerinden sivil dönemlere geçişte, sivil gibi görünen ama hemen hemen tamamen askeri olan Devlet Güvenlik Mahkemelerine ve bizzat askerleri yargılamak üzere kurulmuş olan, ama son zamanlara kadar da sivilleri de yargılayan Askeri Mahkemelere kadar uzayan bir yargı sistemi.

Hiyerarşinin ve otoritenin idealleştirildiği bir sistemde, tam da olması gereken bir şekilde, üstlerin, özellikle de generallerin yargılanamadığı bir yargı sistemi. Bu sistemin bir parçası da YAŞ(Yüksek Askeri Şura) adı verilen, her yıl toplanıp, alt kademelerden üst kademelere yükselemeyecek olanları ayıklayan ve bu ayıklama sonucunda sistem dışına atılanların hiçbir şkilde hak aramalarının söz konusu olmadığı bir kuruldur.

Öyle ki; son çıkan 'Bilgi Edinme Yasası'nda bile, yalnızca YAŞ kararları için yargı yolu kapatılmıştır. Biz antimilitaristler ne kışlalarda ne de aile, okul, işyeri ve benzeri küçük kışlalarımızda emir almak-emir vermek istemiyoruz. Hiyerarşik askeri itaat kültürünü bize dayatan çevremizdeki üniformalı ve üniformasız komutanlara da itaat etmeyeceğimizi ilan ediyoruz.

GATA (Gülhane Askeri Tıp Akademisi)
Hastanesi Hastanenin yapımı, Osmanlı'da modern orduya geçiş çabalarıyla birlikte 1844'de başlatılmış ve 1846 yılında da bitirilmiştir. İlk olarak 1853-54 Kırım savaşında özellikle de müttefik askerlerin tedavilerinde kullanılmış, hatta bahçesinde, geniş bir alan üzerinde yer alan İngiliz Mezarlığı bile vardır. 1898'de Gülhane'nin açılmasına kadar, genç hekimlerin staj yeri olarak kullanılan hastane, Birinci Dünya Savaşında Çanakkale'den Bağdat'a kadar uzanan cephede savaşan yaralı askerlerin bakımını üstlenmiştir. 1985 yılında "Gülhane Askeri Tıp Akademisi Haydarpaşa Eğitim Hastanesi" adını alarak, İstanbul'daki diğer askeri hastaneler olan "Kasımpaşa Askeri Deniz Hastanesi" ve "Gümüşsuyu Askeri Hastanesi" ile birlikte, "sağlam"larla "çürük"leri birbirinden ayırarak, ordunun sağlamlığını vatanseverlikle korumaya devam etmektedirler.

Anayasanın 72. maddesi tüm yurttaşları vatan hizmetiyle yükümlü kılarken, bu hizmetin fiiliyata geçişinde belirleyici olan 1111 sayılı Askerlik Kanunu erkekleri yükümlü kılıyor. Tabii ki asker olabilmek için erkek olmak da yeterli değil. Uygulanan kıstaslar aslında arzu edilen vatandaşın bir stereotipini ortaya çıkarıyor. Bu vatandaş erkek, heteroseksüel, herhangi bir hastalığı ya da sakatlığı yok ve genç. Zorunlu olarak bu ayıklanmayı kabul edip, böylesi bir "çürük raporu" almak isteyen eşcinseller, öncelikle askere alınarak kurtarılmaya, gitmek istememekte direnenler ise hiçbir bilimsel değeri kalmamış psikolojik testler uygulanarak eşcinsel olmadıkları yönünde ikna edilmeye çalışılmakta, bütün bunlardan sonra da halen eşcinsel olduğunu savunanlardan da fotoğraf, video gibi görsel malzemelerle durmunu kanıtlamaya zorlanmaktadır. Bu kanıtlar sayesinde tek ve en büyük gay porno arşivine sahip olan Gata'dan, bütün bu eziyet, taciz ve aşığılanmalara katlanarak "ileri derecede psikoseksüel bozukluk" ibaresiyle "çürük raporu"nu alabilen eşcinsel, yine rapordaki bu ifade yüzünden, bir de toplumsal dışlanmışlıkla da karşı karşıya kalmaktadır.

Militarizm, erkek egemen yapı ve anlayışını askere aldığı genç erkeklerle tüm topluma adeta sürekli şırınga etmekte ve böylece toplumu da sürekli bir şekilde militarize ederek, kendisine benzetmektedir. Biz antimilitaristler tektipleşmeye direneceğimizi ilan ediyor ve ayrımcı keyfi uygulamaların derhal sona erdirilmesini talep ediyoruz.

HARP AKADEMİLERİ
Esas işlevi TSK subaylarının Kurmay eğitiminin yapıldığı yer olan Harp Akademilerini, özellikle de 28 Şubat'tan sonra, basında da yer aldığı gibi başka bir çok yönleriyle de tanır olduk. Kökleri İttihat ve Terakki'ye kadar uzanan Militarist Derin Devlet yapılanması, 1950 de Nato'ya eklemlenmiş, arkasından da, toplumsal muhalefetin bastırılmasını da bahane ederek, 1970, 1980 (ve 1997 postmodern) askeri darbeleriyle Milli Güvenlik Devleti halini alarak kurumsallaşmıştır.

Bu sayede devlet; MGK ve onu da yönlendiren, -devasa bir örgütlenmeye, gizli bir yapılanmaya sahip- MGK Genel Sekreterliğince yönetilir olmuştur. Bu yapılanmanın ortadan kaldırılmasına yönelik yapılan yasal değişikliklerin bir aldatmacadan öteye geçemediği ve geçmeyeceği, her gün yaşadığımız örneklerle kendini göstermektedir: 28 Şubat'ta Genelkurmay'da kurulan Batı Çalışma Grubu'nun, develetin personelini takip ve fişleme işini şimdilerde Başbakanlık Takip Kurulu sürdürmektedir. MGK Genel Sekreterliği'ne bağlı çalışma yürüten Psikolojik Harekat Merkezleri ise olduğu gibi İçişleri Bakanlığı bünyesine kaydırılmıştır.


Devamı

 

 

Diğer duyurular için tıklayın

SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla