Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 29. 04. 2003


Uluslararası Af Örgütü Basın Açıklaması:

ABD: Ölüm cezasında ırkçılık gölgesi - infazları durdurma zamanı

BASIN AÇIKLAMASI

Uluslararası Af Örgütü ABD'de ölüm cezası davalarında ırkın süregiden rolüyle ilgili yeni raporunu bugün yayınlarken "Amerika Birleşik Devletlerinde ölüm cezası uygulaması, doğası gereği zalimane ve onur kırıcı ceza olmasının yanı sıra, ırksal adaletsizlik olarak da sürmektedir" dedi.

"Başkan Bush ABD'nin eşit adalet konusunda her zaman sağlam duracağına dair söz vermişti. Eğer bu doğruysa, o ve diğer siyasetçiler, adalet sisteminin beyazların hayatına siyahlardan daha fazla değer verdiğini gösteren çalışmaları göz önüne alarak, infazların derhal durdurulmasını sağlamalıdır"

ABD'de beyazlar ve siyahların cinayet kurbanı olma oranı neredeyse eşit, ancak yasal öldürmelerin tekrar kullanılmaya başladığı 1977'den bu yana infazı gerçekleşen 840 kişinin %80'i beyaz kurbanları öldürmekle suçlanan kişilerden oluşuyor. ABD'deki cinayetlerin birçoğundaki suçlular ve kurbanlar aynı ırktan, ne var ki neredeyse 200 Afrikalı Amerikalı beyaz kurbanları öldürdükleri için infaz edildi-- bu sayı siyahları öldüren beyazların infazından 15 kez daha fazla ve siyahları öldüren siyahların infazından ise en az iki kez fazla. Afrikalı Amerikalılar nüfusun % 12'sini oluşturuyor, ama ölüm cezası infazı bekleyenlerin sayısı toplamın %40'dan fazlası ve her infaz edilen üç kişiden biri Afrikalı Amerikalı. ABD yakında 1977'den bu yana 300. Afrikalı Amerikalı mahkumu öldürecek.

"1977'den bu yana öldürülen 5 Afrikalı Amerikalıdan en azından biri ve beyazları öldürdüğü için öldürülen siyahların dörtte biri, tamamı beyaz jürİlerin olduğu mahkemelerde yargılandı" diyen Af Örgütü bu gerçeğin hiç de ayrımcı olmayan nedenlerinin neler olabileceğini sordu. Vakalar, savcıların jüri seçimi sırasında azınlıklardan gelen jüri adaylarını kabul etmediği yönünde bir kalıp olduğunu göstermektedir. ABD'de ölüm cezası davalarında jüri adayları yalnızca "ırksal tarafsızlık" nedeniyle seçilmeyebilir ama açıktır ki bu tedbir sadece savcılık taktiği olarak kullanılmaktadır. Ancak, jüri adayı seçiminde reddedilenlerle ilgili tartışmalı durum olmadığında bile davalılar, azınlıkların daha az temsil edildiği bir jüri karşısına çıkarılmaktadır. "ABD idam davası jürileri toplumu temsil etmiyorlar çünkü aralarında ölüm cezası karşıtları bulunmuyor" diyen UAÖ, "Bu durumun, sebebi ne olursa olsun, jürilerin seçildiği havuzda azınlık topluluğu üyelerinin daha az temsil edilmesiyle şiddetlendiğini" ifade etti.

Ölüm cezası davalarında görev alan jürilerin yaklaşımlarıyla ilgili yakın dönemde yapılan araştırma, ırksal kalıplaştırmanın jürinin tartışmalarını lekeleyebileceğini ve jürinin karma ırk olmasının ölüm cezası davalarında sonuç üzerinde etkili olabileceğini göstermiştir. Geçtiğimiz ay, her iki davada da juride bulunan tek Afrikalı Amerikalının, kararlarını müebbetten ölüm cezasına çevirmeleri için beyaz jüri üyelerinin baskısına uğradıkları iddiasına rağmen iki siyah mahkum öldürüldü. "ABD Her Türlü Irk Ayrımcılığının Yok Edilmesi Sözleşmesi'ni (CERD) onaylaması ve böylece ırkçılık ve adalet sistemi dahil etkİleriyle mücadele etmeyi taahhüt edeli 8 yıldan fazla oldu" diyen UAÖ, ölüm cezası öngören davalarla ilgili adalete bakıldığında, insan hakları liderliğine dair çok açık bir başarısızlığın söz konusu olduğunu ifade etti. "Örneğin, Bush yönetimi 2001'de federal infazların sürmesine izin verdi ve federal yargılamalarda ölüm cezası verilmesiyle ilgili oransızlığa rağmen bunu bu yıl da sürdürüyor."

McCleskey v Kemp davasıyla ilgili 1987 ABD Yargıtay kararı ölüm cezası davalarında ölüm cezasına hukuki yollardan ırksal önyargı temelinde karşı çıkmanın önünde büyük bir engel olarak durmaktadır. Örneğin 2001'de bir federal mahkeme, Ohio'nun infaz bekleyen mahkumların ırksal oransızlığının "son derece rahatsız edici" olduğuna değindi, ama McCleskey emsal kararı nedeniyle hiçbir giderim önerisinde bulunamadı. Bir BM uzmanı, McCleskey kararının ABD'nin CERD uyarınca yükümlülükleriyle bağdaşamayabileceğini ifade etti. ABD ölüm cezası adalet sistemine damgasını vuran bir başka nokta da ölüm cezası davalarında hem hüküm hem de ceza verme aşamalarında yapılan yanlışlar -ki bunlar temyiz aşamasında ortaya çıkıyor.

Geçen yıl yapılan önemli bir çalışma, ölüm cezası davalarında yüksek hata oranını besleyen unsurlardan birinin ırk olduğunu ortaya çıkarmıştır. UAÖ, "Mahkemelerin, ölüm cezası davalarındaki, karar mercİleri içindeki bilinçli veya bilinçsiz ırkçılıktan kaynaklananlar da dahil, tüm haksızlıkları fark ettiğine inanmıyoruz. Üstelik, ölüm cezasıyla ilgili suça karşı sert tutum politikasının anlamı yargının hoşgörüsünün, olması gerektiği gibi hatasız olmadığıdır. Insan hatasına karşı tek uygun yanıt, geri dönüşü olmayan bu cezanın yasaklanmasıdır" dedi.

"ABD'nin adli öldürmelere başvurmaya devam etmesi, kendi iddia ettiği küresel insan hakları şampiyonu olduğuna dair söylemini yalanlamaktadır. Ölüme mahkum edilenlerin ayrımcılık ve hatalarla lekelenmiş bir sistemde bu cezayı almış olması, ülkenin utancını arttırmakta ve liderliğiyle ilgili ikiyüzlülük suçlamalarını haklı kılmaktadır."

Arka plan bilgisi
Geçtiğimiz ay Maryland Senatosu, Maryland'de ölüm cezası uygulamasında belirgin bir ırksal taraflılık olduğunu ortaya çıkaran yeni yapılmış bir araştırmanın ışığında, tüm infazlar için moratoryuma gidilmesini öneren bir tasarıyı reddetti. Araştırma beyazları öldürenlerin ölüm cezasına çarptırılma olasılığının daha fazla olduğunu gösteriyordu. Ocak ayında Illinois valisi görevden ayrılmak üzereyken 167 mahkumun ölüm cezasını hafifletirken Illinois'nin eski senatolarının eyaletin ölüm cezasıyla ilgili sorunlarını düzeltmediğini ifade etmişti. Bu ayıbın Illinois'nin meşhur yanlış hükümleriyle ilgili karnesinin ötesine gittiğini ve başta ırk olmak üzere keyfilik sorununa da içerdiğini dile getirmişti.
www.amnesty.org

'Küba Dostları' 1 Mayıs'ta meydanlarda
ABD gittiği her yere kendisiyle birlikte acı ve yoksulluk götürüyor... Bu yeni bir şey değil. Sözde, "terörizme karşı" mücadele eden esas terörist ABD, dünya halklarını Teksas tipi demokrasisiyle yönetmekte yıllardır ısrarlı… Amerikan saldırganlığı sadece askeriyle, üsleriyle değil, bilimden sanata her alana yaymakta olduğu kültürsüzlüğü ile de sürüyor. Önce Afganistan sonra Irak... Sırf şu son iki yılda bile, Sam Amca Demokrasisi'nin kanla işlediğini defalarca gördük.

Dur demek mümkün. Bunu Küba başardı. Küba bu kirli savaşa ortak olmadı! Ve bugün Küba bunu başardığı içindir ki, Irak'tan sonra, Küba'ya da sıra geleceğinden bahsediliyor. ABD, Küba'nın geleceğini ipotek altına almak için can atıyor. Küba'da insanlar açlıktan ölmüyor, çünkü Küba planlı ekonomiyle yönetiliyor. Küba'da çocuklar geleceğe gülümseyebiliyor çünkü Küba tüm zorluklara karşın eşitlik ve özgürlük düşünde adım adım yarınlara ilerliyor.Bunu Küba başardı çünkü Küba insana, yarına, insan onuruna ve ülkesine inanıyor.Sosyalizme sahip çıkıyor…

ABD saldırganlığına mahkum değiliz. ABD saldırganlığının halkların geleceklerini şekillendirmelerine de… "Amerikan rüyasının" aslında bir kabus olduğunu biliyoruz. Bu uykuyu bölmenin zamanı gelmiştir.Kendi düşlerimizi gerçekleştirmenin vakti gelmiştir...

Tüm Küba dostları, "Yanki No! Küba Si!" demek için bu 1 Mayıs'ta da alanlarda olacaklar…

Hep birlikte alanlara…

Tüketiciler Birliği:
"Telekom zamları, yargı önünde..."

7-20 Nisan tarihlerinde, "Internet Haftası" etkinlikleri gerçekleştirilmektedir. Bu yıl da, Internet Haftası etkinlikleri kapsamında, "internetin, gelişmişlik düzeyinin en önemli göstergesi olduğu" vurgulanmış, ulusumuzun gelişmiş ülkeler düzeyini yakalaması sürecinde, internet kullanımının öneminden söz edilmiştir. Internet Haftası etkinliklerinin gerçekleştirildiği bu dönemde, bir etkinlik de(!) Türk Telekom AŞ. tarafından gerçekleştirilmiş ve internet erişim ücretlerine zam yapılmıştır.

Demokratikleşme sürecinin en önemli aşamalarından biri olarak tanımlanan e-devlet genel projesi kapsamında, bireyin "bilgi"ye ulaşmasının öncelendiği bir dönemde, internet erişim ücretlerinde indirim yerine zam yapılması, bu süreç ve hedeflerin Türk Telekom AŞ. tarafından benimsenmediği ve istenmediği olarak yorumlanmalıdır. Yine Türk Telekom AŞ.nin, Uluslararası Telekomünikasyon Örgütü (ITU) ile yaptığı protokol ile internet maliyetlerini düşürme taahhüdü vermiş olması ve yine diğer kamusal hizmetlerle ilgili olarak maliyet artışı oranında zam yapılabileceğine ilişkin yargı kararları söz konusu iken, yapılan zam; Anayasanın 22. maddesindeki "haberleşme özgürlüğü"nü de ihlâl etmektedir.

Bu nedenle Türk Telekom'un yaptığı zamlarla ilgili olarak yargıya başvuruyoruz. Önceden olduğu gibi Türk yargısının bu konuda da en adil kararı vereceğinden eminiz.

Fatih Dinler
Genel Başkan Yardımcısı

DANIŞTAY İLGİLİ DAİRE BAŞKANLIĞI'NA Gönderilmek Üzere İSTANBUL İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI'NA

Yürütmenin Durdurulması Taleplidir

DAVACI: TÜKETİCİLER BİRLİĞİ Derneği İstanbul Şubesi,
DAVALI: TÜRK TELEKOMUNİKASYON Genel Müdürlüğü ANKARA KONU: TÜRK TELEKOMUNİKASYON A.Ş. tarafından telefon ücretlerine %4.7 ve Internet Çevirmeli Bağlantı ücretlerine %17 oranında zam yapılmasına dair idari işlemin, öncelikle yürütmesinin durdurulması ve neticede iptali talebidir.
TEBLİĞ TARİHİ: İdari işlemi 07.03.2003 tarihli medya haberlerinden öğrenmiş bulunuyoruz.
İŞLEMİN TARİH VE NOSU: İdari işlemi 07.03.2003 tarihli medya haberlerinden öğrenmiş bulunduğumuz için tarih ve numarasını bildiremiyoruz. İleride dava konusu işlemin tarih ve numarası bildirilecektir.

AÇIKLAMALAR:
1) Davalı TÜRK TELEKOM A.Ş. tarafından, 01.03.2003 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, konuşma ücreti 63.000 TL iken 66.000 TL'ye çıkartılmıştır. Ve yine 01. 04. 2003 tarihinden geçerli olmak üzere 145, 0822, 200'lü numaralarla yapılan dial-up erişimlerin kontör süreleri düzenlenerek zam yapılmıştır. Davalı Kurum TELEKOM A.Ş.nin fiyat politikaları ve zam kararlarını onaylayan kurum olması nedeniyle bu dava Danıştay Kanununun 24. Maddesi uyarınca Yüksek Danıştay'da açılmıştır. Türk Telekom A.Ş. hakkında yargının Tefe ve Tüfe artış oranlarından daha yüksek zam yapamayacağına dair kararları olmasına rağmen Türk Telekom bu kararların aksine sürekli olarak keyfi zamlar yapmaya devam etmektedir. Söz konusu işlem maksat, konu ve sebep bakımından hukuka aykırıdır.

2) Davalı kurum, telekomünikasyon piyasasında rekabetin sağlanarak tüketicilere daha kaliteli hizmeti daha ucuza sağlamak için düzenlemeler yaptığını belirtmiştir. Ayrıca Hükümetin 2003 yılı Bütçesi'nde TÜRK TELEKOM'dan 1.130.100.000.000.000.-TL gelir beklentisi doğrultusunda TÜRK TELEKOM'un zam yapması davalı idarenin keyfiliğini göstermektedir. Bu mantık hukukla izah edilemez. Zira tüketici açısından satın alınan bir hizmet vardır. TÜRK TELEKOM bu hizmetin satıcısıdır. Satılan hizmetin maliyetindeki bir artış dolayısıyla değil de başka sebeplerle, dava konusu idari işlem yapılmıştır. Yani ortada maksat yönünden sakat bir idari işlem vardır ve sadece bu sebeple bile mezkur işlemin iptali gerekir.

3) Yargı mercii olarak idarenin bu tür keyfi davranışlarına "dur" denilmemesi, idarecİleri ticari kazanç sağlamak düşüncesiyle hareket etmeye sevk etmektedir. Anayasamızın 22. Maddesinde "Haberleşme Özgürlüğü" düzenlenmektedir. Yapılan zamlar tüketicİlerin birbirleriyle olan haberleşmesini bir nevi kısıtlar mahiyette olduğundan mezkur maddeye aykırı bir düzenlemedir. Ayrıca tekel hizmeti sunan bir kurumun bu tarz işleminin toplumda bir dayatma olarak algılanması "sosyal devlet" ve "hukuk devleti" ilkeleri ile bağdaşmaz.

4) Gelişmişlik düzeyinin en önemli göstergelerinden biri "Internet Kullanım Oranı"dır. Ekonomik ve siyasi krizlerle boğuşan, bilgi açlığı çeken Türk Halkını gelişmiş ülkeler seviyesine çıkaracak araçlardan biri de Internettir. Dolayısıyla en yüksek faydayı en ucuza sağlamak, bilgiye ulaşmada temel unsur olmalıdır. Ancak yapılan düzenleme bunun tam tersine, bir nevi tüketiciye "Internet Kullanma" denecek mahiyettedir. Zira yeni düzenlemeye göre telefon hattı üzerinden normal saatlerde bir saatlik internet bağlantısı 943.000.- TL'den, 1.100.000.- TL'ye çıkmış oldu. Sekiz ay önce bu fiyat 590.000 TL idi. Telekom'un açıklamasına göre kontör atış süresi normal saatlerde 252 saniyeden 216'ya, 1. indirim uygulanan saatlerde 360 saniyeden 309'a, 2. indirim uygulanan saatlerde ise 420'den 360 saniyeye indirildi. Bu yeni uygulama, bağlantı ücretlerine %17 oranında zam yapılması anlamına geliyor. Bir yıllık oran ise %83 civarında oluyor. Uygulama bu haliyle devam ederse telafisi güç ve hatta imkansız zararlara yol açacağından IYUK 27. Madde uyarınca yürütmenin durdurulması gerekmektedir. Zira 0822 ve 145 servislerinin ücretsiz veya daha düşük ücretli olması ile tüketicİlerin Internet kullanımı artacaktır. Türk Telekom Uluslararası Telekomünikasyon Örgütü (ITU) ile yaptığı protokolde Internet maliyetlerini düşürme taahhüdünde bulunmasına karşın sürekli süre kısıtlaması veya kontör ücretlerine zam yaparak taahhüdüne hiç uymayarak Internet bağlantı ücretlerini sürekli artırmıştır. Bu düzenleme haksız ve gerekçesi belli olmayan bir düzenleme olup bu yüzden iptali zorunludur. Türk Telekom hizmetleri hükümetlerce önemli bir gelir kalemi olarak görülmektedir. Bu durumda Internet gelir seviyesi çok yüksek ailelerce kullanılan lüks bir tüketim haline dönüştürülerek fırsat eşitliği ihlaline de neden olmaktadır. Internet kullanımı arttıkça gelişmiş ülkelerle aramızdaki uçurum biraz daha kapanmış olacaktır.

5) 7-20 Nisan arası "Internet Haftası" olarak kutlanılmaktadır. Ilginçtir ki yeni düzenlemenin bu tarihlere rastlaması bir talihsizliktir. Zira gelişme çağında bir çok ülke Internet kullanımını desteklemek amacıyla bağlantı ücretlerini düşürürken, Türkiye'de bu ücretlerin yükseltilmesinin tercih edilmesi, Avrupa Birliği'ne girmeye çalışan Türkiye için geçerli bir neden değildir. Işte bütün bu sebeplerden dolayı, dava konusu idari işlemin iptali için işbu davayı açmak zarureti hasıl olmuştur.

HUKUKİ SEBEPLER: IYUK, Anayasa, Tüketici Hakları ile ilgili yasal mevzuat, Avrupa Birliği mevzuatı.
DELİLLER: 07.03.2003 tarihli Net haber.
NETİCE-İ TALEP: Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle, Öncelikle, TÜRK TELEKOM Genel Müdürlüğünün telefon ücretlerine %4.7 ve Internet bağlantı ücretlerine %17 zam yapılmasına dair, kanuna ve hukuka aykırı idari işleminin uygulanması halinde telafisi mümkün olmayan zararlar doğabileceğinden IYUK. 27. Maddesi uyarınca YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA, Yapılacak yargılama sonucunda söz konusu idari işlemin İPTALİNE,
Masrafların davalıya yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep ederiz.

Ömer KESER
Tüketiciler Birliği İstanbul Şube Başkanı

TÜKETİCİLER BİRLİĞİ İSTANBUL ŞUBESİ
TEL:(212)567 97 55 FAKS:(212)567 36 47
web: www.tuketiciler.org email: [email protected]


 
Diğer duyurular için tıklayın

SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla