Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 21. 04. 2003

5 Kübalı Yurtsever İçin Acil Eylem Çağrısı!
Gerardo Hernández Nordelo (Uluslararası İlişkiler Uzmanı); René González Sehwerert (Uçuş Uzmanı); Ramón Labañino Salazar (Ekonomi Uzmanı); Antonio Guerrero Rodríguez (İnşaat Mühendisi); Fernando González Llort (Uluslararası İlişkiler Uzmanı). Onlar Küba'nın 5 kahramanı. 12 Eylül 1998 tarihinde Amerika'nın Miami kentinde FBI ve CIA tarafından düzenlenen bir operasyon sonrası yakalanan 5 Kübalı yurtsever şu an ABD'nin değişik eyaletlerinde tutsak durumdalar. Yakalanmalarının ardından casusluk suçlamasıyla Miami'de yargılanmaya başlandılar. Yargılamaları süresince savunma hakları kısıtlandı, mahkemeye delillerini sunmalarına izin verilmedi. Tümüyle dayanaksız ithamlarla, henüz yargılama bitmeden haklarında hüküm kuruldu. Savunmalarını hazırlamalarına izin verilmedi, iddianame kendilerine eksikli olarak sunuldu, savunma avukatlarıyla temasları kısıtlandı, lehlerine tanıklık yapılacak kişilere müdahale edildi. Tecrite ve işkenceye maruz kaldılar. Son olarak karşı-devrimci Kübalılardan oluşan bir Miami jürisi tarafından çok ağır cezalara çarptırıldılar. Mahkemenin kararı Gerardo'ya iki kez müebbet ve ek olarak 15 yıl hapis cezası, Ramon'a müebbet ve ek olarak 18 yıl hapis cezası, Antonio'ya müebbet ve ek olarak 10 yıl hapis cezası, Fernando'ya 19 ve Rene'ye 15 yıl hapis cezası vermek oldu. Casusluk suçlamasıyla tutuklanan 5 Kübalı yurtsever Küba karşıtı faaliyetlerin merkezi haline gelen Miami'de kendi anavatanlarını savunmak ve bilgi toplamak amacıyla bulunuyorlardı. ABD'nin Küba'ya en yakın bölgesi olan kent, Küba'da gerçekleşen devrimden sonra yurtdışına kaçan karşı devrimcilerin ve ABD tarafından beslenen rejim karşıtlarının oluşturduğu Miami mafyasının faaliyet merkezi. Bu merkezde planlanan sayısız suikast girişimi, silahlı saldırı bulunuyor. Kampanyaya aktif olarak katılmanın ise bir başka anlamı bulunuyor. 11 Eylül'de İkiz Kulelere gerçekleşen saldırı sonrasında "kendi yurdunu savunmak" adına Ortadoğu devletlerini kapsayan bir hareket başlatan ABD, şimdi de Irak'ta kanlı bir savaşın ortasında. "Terörizme karşı insan hakları" sloganıyla başlayan ve şiddet dozu giderek artan hareket, insanlık tarihinin katliam sayfalarına yenilerini ekliyor. Terörizme karşı kıtalar aşan ABD, Küba'ya karşı ise 40 yılı aşkın süredir terörist bir politika izliyor. Ada karşıtı bütün terörist faaliyetleri destekliyor, Küba vatandaşları üzerinde terör uyguluyor. 5 Kübalı yurtseverin davasında olduğu gibi. ABD saldırganlığına dur demenin bir yolu da 5 Kübalı yurtseverin özgürlüklerine kavuşmaları için destek olmak. Tek amaçları anavatanlarını korumak ve ülkelerine karşı planlanan terörist saldırıları engellemek olan yurtseverlerin yargılamaları henüz bitmiş değil. 7 Nisan 2003 tarihinde Atlanta Mahkemesinde temyiz duruşmaları başladı. Ancak 5 yurtseverin savunma hakkı tıpkı ilk yargılama sürecinde olduğu bu aşamada da kısıtlanıyor. Temyiz dilekçelerini hazırlamaları için avukatlarıyla görüşmeleri gerekirken, görüş hakları engelleniyor ve hiçbir ziyaretçi girişine izin verilmiyor. Tecrit koşullarında kalan tutsakların dış dünyayla tüm temasları kesilmiş bulunuyor. 5 Kübalı yurtseverin serbest bırakılması amacıyla uluslararası düzeyde acil eylem çağrısı bulunuyor. Tüm savaş karşıtlarını ve Küba dostlarını bu çağrıya uymaya, derneğimizin 5 yurtsever için bastırdığı dayanışma kartlarını göndermeye ve dünya çapında başlatılan imza kampanyasına destek vermeye davet ediyoruz.

ABD tarafından tutsak edilen 5 Kübalı Yurtsevere Özgürlük!

"JOSÉ MARTİ" KÜBA DOSTLUK DERNEĞİ
ASOCIACION DE AMISTAD CON CUBA "JOSÉ MARTI"İstiklal cad. Sakızağacı sk. Yoğurtçu İş Merkezi No:19 Kat:4 Beyoğlu İstanbulTel: (212) 244 35 09
Email: [email protected]
www.kubadostluk.org


Anayasa Yargısı Sempozyumu
25-26 Nisan 2003 - Ankara Anayasa Mahkemesi Konferans Salonu "Uluslararası İlişkiler Bağlamında Egemenlik Anlayışındaki Değişimler Ve Anayasa Yargısı"
1. Oturum
25 Nisan 2003, Saat. 14.00
"AB ve Globalleşme Sürecinde Egemenliğin Dönüşümü ve Ulusal Egemenliğin Geleceği"
Başkan: Nüzhet Kandemir
Konuşmacılar: Prof. Dr. Murat Belge, Bilgi Üniversitesi
Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, Beykent Üniversitesi
Prof. Dr. Baskın Oran, Ankara Üniversitesi
Taha Akyol, Gazeteci-Yazar
2. Oturum
26 Nisan 2003, Saat. 10.00
"Değişen Egemenlik Sürecinde Meşruiyet Sorunu ve Anayasal Düzen"
Başkan: Oltan Sungurlu
Konuşmacılar: Prof. Dr. Hayrettin Ökçesiz, Akdeniz Üniversitesi Doç. Dr. Mithat Sancar, Ankara Üniversitesi
Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, Bilgi Üniversitesi
Prof. Dr. Mümtaz Soysal, Ankara Üniversitesi
3. Oturum
26 Nisan 2003, Saat. 14.00
"Değişen Egemenlik Anlayışının Hak ve Özgürlüklerin Korunmasına ve Anayasa Yargısına Etkileri"
Başkan: Ergun Özbudun
Konuşmacılar: Prof. Dr. Atilla Özer, Gazi Üniversitesi
Prof. Dr. Cem Eroğul, Ankara Üniversitesi
Prof. Dr. Mehmet Turhan, Başkent Üniversitesi
Doç. Dr. Oktay Uygun, İstanbul Üniversitesi

İnsan Hakları Derneği:
İŞGAL GÜÇLERİ İNSANİ YARDIMLARI ENGELLİYOR

Günlerce süren bombardımanın ardından gerçekleşen işgalin Iraklıların yaşamında yarattığı olumsuzlukları gidermek amacıyla, halkın temiz su, gıda vb. insani ihtiyaçlarını temin eden kuruluşlar sınır kapılarında bekletiliyor. Birçok temel ihtiyaç maddesi de bekletildiği için kullanılamaz hale gelmiştir. ABD'nin sürekli tehdit etmesi sonucu Suriye'nin Albu Kamal sınır kapısını yardım kuruluşlarına kapatmasıyla; sınırda uzun kuyruklar oluşmuş, yardımları Iraklılara ulaştıramayacağını anlayan bazı kuruluşlar da geri dönmek zorunda kalmıştır. İşgal güçleri, Suriye üzerinde bilinçli bir baskı politikası izleyerek Suriye üzerinden Irak'a girecek insani yardımları önlemektedir. Baskılardan tedirgin olan Suriyeli yetkililer, insani yardım konvoylarını sınır kapısında bekletmekte, yardım malzemelerinin halka ulaşmasına engel olmaktadır.

Suriye, sınırını tamamen kapatarak savaşın vahşetinden kaçan sivillerin savaş bölgesinde tehdit altında kalmasına yol açmaktadır. ABD ve müttefiki işgal güçlerinin güvenlik garantisi ve gerekli izinleri vermemesi nedeniyle, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası birçok kuruluşun yardım dağıtımı gerçekleşmemekte, çıkarılan engeller ve ilaçsızlık yüzünden birçok insan hastalıklarla boğuşmakta, hastalar ve yaralılar yaşamlarını yitirmektedir. ABD ve müttefiklerinin yardım kuruluşlarını engellemesi, ülkedeki kaos ve yağmanın yaygınlaşmasına, halkın umutsuzluğa düşmesine yol açmaktadır.

İşgalin başladığı ilk günden bu yana sivilleri korumayan, Cenevre Sözleşmesi'ni hiçe sayan işgal güçlerinin, yardım kuruluşlarına yönelik engellemeleri ve yardım kuruluşlarında çalışan gönüllülere baskı uygulaması Irak halkına yönelik bir yaptırımın göstergesidir. İşgal güçleri, insanlığın ortak malı olan tarihi eserlerin yağmalanmasını, kütüphanelerin yağmalandıktan sonra ateşe verilmesini önlemek yerine öncelikli olarak petrol yataklarını korumayı tercih etmişlerdir. İşgal güçleri Irak halkına karşı savaş suçu işlemektedir.

ABD'li bir generalin yağma olaylarına ilişkin yaptığı "Bunlar son derece doğal olaylardır. Askerlerimiz yağma olaylarını önlemek için bir şey yapmayacaktır; çünkü Irak halkı kendine ait olan malı geri alıyor." şeklindeki açıklaması da bu yağma olaylarının işgal güçlerince teşvik edildiği ve bilinçli olarak engellenmediğini kanıtlamaktadır. İnsan hakları savunucuları olarak; ABD ve müttefiki işgal güçlerinin Irak halkına yönelik silahlı saldırılarına son vermeleri ve yağma olaylarının önlenmesi için gerekli önlemleri almalarının zorunlu olduğuna ve işgal güçlerinin Irak'ı biran önce terk etmeleri gerektiğine inanıyor, tüm kamuoyunu Irak'ta yaşanan insanlık dramına tepki göstermeye davet ediyoruz.

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ
İSTANBUL ŞUBESİ


Tüketiciler Birliği:
Televizyonları kapatıp yaşamı açıyoruz...

turn off tv. türkiye etabı için start veriyoruz.
Tüm dünyada, her yıl Nisan ayının son haftasında gerçekleştirilen "televizyon seyretmeme" kampanyasının, bu yıl ikinci kez ülkemizde gerçekleştirildiğini belirten Tüketiciler Birliği Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Şube Başkanı Ömer Keser; "kampanyayı, "Televizyon Üzerine Tespitler" başlıklı bir rapor ile başlatıyoruz" dedi.

1995 yılından bu yana tüm dünyada, Nisan ayının son haftasında televizyonlar kapatılıyor ve televizyonlardan çalınan zamanlar ile kitap okunuyor, spor yapılıyor, aile ve toplum iletişimindeki kayıplarımız tespit ediliyor, kısaca bu kampanyaya katılarak bir haftalığına televizyonunu kapatan bireyler yaşamın penceresini açıyorlar. Bu kampanya, ilk kez geçtiğimiz yıl ülkemizde de gerçekleştirilmeye başlandı. Derneğimizin girişimleriyle kamuoyuna duyurulan bu kampanyaya beklenenin üzerinde katılım oldu.

Bu yıl da kampanyayı Genel Merkez Yönetim Kurulu üyesi Filiz Sinan ve İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Mehmet Muta Şahin'in hazırladığı "Televizyon Üzerine Tespitler" raporunu kamuoyuna açıklayarak başlatıyoruz. Kampanya için hazırlanan www.turnofftv.tuketiciler.org adresindeki siteyi de, bugünden itibaren yayınlamaya başlıyoruz.

Ülkemiz insanı günde ortalama 4 saatini, 75 yıllık ömrü boyunca da 9 yılını televizyon karşısında tüketmektedir. Bilinçsiz televizyon izleme eğilimi, televizyon bağımlılığına yol açmakta, televizyon izlemeye ayırdığımız zamanlarda gerçekleştirebileceğimiz bir çok uğraştan ve etkinlikten mahrum kalmaktayız. Bu kampanya ile yaşamın hızla akıp gittiği milenyumda kendimize, ailemize ve topluma ayıracağımız zaman içinde üretken ve yararlı işler yapabileceğimizi hatırlatmak istiyoruz. Bilgilenme, haber alma, eğitim hakkının gerçekleştirilmesinde en önemli araç olan televizyonu yaşamımızdan tamamen çıkarmak yerine, kumandanın bizi yönettiği değil, bizim kumandaya hâkim olduğumuz bir televizyon izleme alışkanlığını toplumda oluşturmayı amaçlıyoruz.

Özellikle savaş süresince bazı medya kuruluşlarının bilgilendirme yerine yönlendirme amaçlı yayınlarının sorgulandığı bu dönemde, bu kampanya ile bu noktaya da dikkat çekiyoruz. Tüm dünyada milyonlarca insanın katıldığı bu kampanyaya, bu coğrafyanın insanları olarak bizler de katılıyor ve bir hafta süresince televizyonlarımızı kapatıyor ve yaşamı açıyoruz.

Ömer Keser
Genel Başkan Yardımcısı
İstanbul Şube Başkanı

"turn off tv/turn on life" televizyon üzerine tespitler


 
Diğer duyurular için tıklayın

SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla