Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 28. 01. 2003

UAÖ:
Serbest bırakılan Grigory Pasko masum olduğunu tekrarladı

Uluslararası Af Örgütü (UAÖ) bugün şartlı tahliye edilen gazeteci ve çevreci Grigory Pasko'nun koşulsuz serbest bırakılmasına yönelik çağrısını tekrarlamaktadır. Pasko Rusya'nın Uzak Doğu bölgesindeki bir cezaevinde ihanet suçlamasıyla aldığı 4 yıllık cezasının üçte ikisini tamamladı. UAÖ, "Grigory Pasko'nun serbest bırakılması, onun adına yorulmaksızın kampanya sürdüren milyonlarca kişi için bir zaferdir" dedi. Ama UAÖ Grigory Pasko'nun mahkumiyetinin tamamen kaldırılmasında ısrar etmektedir. Hareket Pasko'nun sadece temel insan hakkı olan ifade özgürlüğünü kullandığı için tutuklandığı ve mahkum edildiğine inanmaktadır. İnsan haklarını koruyan uluslararası sözleşmelere taraf olan Rusya Federasyonu Grigory Pasko'nun sicilini temizlemelidir. Bunun yapılmaması, Rusya Federasyonu'ndaki diğer insan hakları ihlalleri kurbanlarının akıbeti olan adaletin reddine bir başka örnek olacaktır." Bir Rus Pasifik Donanması gazetesi muhabiri olan Grigory Pasko ilk olarak 1997 yılında Japon medyasına hassas bilgi aktardığı iddiasıyla tutuklanmış ancak iki yıl sonra tüm casusluk suçlamalarından beraat etmişti. Yapılan bir itirazın ardından Vladivostok şehrindeki bir Askeri Mahkeme Pasko'ya Aralık 2001'de ihanet ve casusluk suçuyla 4 yıl hapis cezası verdi. Pasko halen bu cezayı Yargıtay Başkanlığı'nda temyiz etmekte. UAÖ, sadece şiddet içermeyen görüşlerini ifade ettiği için hapsedilmesi nedeniyle Grigory Pasko'yu en başından beri düşünce mahkumu olarak kabul etmektedir. Dünyanın 140 üzerinde ülkesinde bir milyondan fazla UAÖ üyesi Pasko'nun derhal ve koşulsuz serbest bırakılması için diğer birçok insan hakları örgütüyle birlikte çalışmaktadır. Arka plan bilgisi 1993 yılında Grigory Pasko bir Rus donanma tankerinin Japon denizine radyoaktif atık ve cephane boşalttığını filme almıştı. Bu filmde ve yazdığı bir dizi makalede Pasko Rusya'nın içinde nükleer denizaltıların da bulunduğu çürümekte olan Pasifik Donanmasının çevreyi tehdit ettiğini ortaya çıkarmıştı. Ayrıca donanmadaki yolsuzluklarla ilgili de haberler yapmış ve bu konulardaki açık bilgileri Japon gazetecilere aktarmıştı. UAÖ Pasko'nun kovuşturulmasının Hus Pasifik Donanmasındaki yolsuzluğu ve denize nükleer atık boşalttığını ifşa ettiği için siyasi baskı amacıyla yapıldığına inanmaktadır. Hareket bu davanın Rusya devletinin korumakla yükümlü olduğu ifade özgürlüğünü koruyan ulusal ve uluslararası normların açık bir ihlali olduğuna inanmaktadır. Strasburg'daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Pasko davasını kabul etmiştir ve 2003 yılı sonuna kadar bir kararın çıkması beklenmektedir. Rusya Kampanyası ile ilgili daha fazla bilgi için Lydia Aroyo [email protected]
+44 20 7413 5599 veya +44 7798 555 629 veya
Rusya kampanyası Araştırmacısı Kim Wiesener
+44 20 7413 5618.

BM İnsan Hakları Komisyonu'nun yeni Başkanı Libya
BM İnsan Hakları Komisyonu'na bu dönemde kimin başkanlık edeceği birkaç ay önceden bilinmeseydi, dün Cenevre'den yükselen hayret ve şaşkınlık nidaları New York'tan bile duyulabilirdi. Bunun nedeni, yıllarca dünya barışı için 'riziko' olarak değerlendirilen Libya'yı temsilen Nejat El Hacaci'nin, dün Cenevre'de yapılan oylamada İnsan Hakları Komisyonu'nun 2003 yılı için başkanlığına seçilmiş olması. Heinrich Bergstresser'in yorumu... ABD'nin gizli bir oylamayla, dönem başkanlığının Afrika ülkelerinden birine, daha doğrusu Libya'ya verilmemesi yolunda giriştiği çabalar sonuç vermedi ve Libya 53 üye devletin 33'ünden aldığı oylarla İnsan Hakları Komisyonu başkanlığı görevini resmen üstlendi. Oylamada 17 üye çekimser kalırken, üç ülke ret oyu kullandı. Böylece Libya'nın seçilmemesi amacıyla kural dışı bir uygulamaya da yer verilmemiş oldu. 80'li yıllarda bazı terör olaylarına adı karışan Libya yönetimi, hatırlanacağı gibi Lockerbie'de uçak düşürmek, Berlin'de 'La Belle' adlı diskoteği bombalayıp insan yaşamına kastetmek gibi saldırılardan sorumlu tutulmaktaydı. Şimdi aynı ülke, dünyanın birçok ülkesinden sivil toplum örgütlerinin de katılacağı dev bir etkinliğin başkanlığını üstlenmiş oluyor. Bu, aslında 20 yıllık bir aradan sonra Libya'nın uluslararası politika sahnesinde ilk kez yeniden boy göstermesi anlamına geliyor. Kendini 'devrim lideri' ilan eden Albay Muammer El Kaddafi'nin yönetimindeki Libya açısından, yavaş yavaş yeniden dışa açılmak aslında hayati bir gereksinim niteliğinde. Libya hatırlandığı kadarıyla, son yıllarda yalnızca Afrika uluslarının sunduğu platformlarda yer alarak batılı ülkelerin uyguladığı tecrit politikasının bir ölçüde dışına çıkabilmişti. Bu nedenle, Afrika Birliği örgütünün finansmanına yüklü bir katkı sağlayan Libya, şimdi bir anlamda bu yatırımının karşılığını alıyor. Çünkü arkasında koskoca bir kıtanın siyasi desteğini hissetmek, küçümsenecek bir avantaj değil. Ancak Albay Muammer El Kaddafi'nin şu anda politik açıdan son derece ince bir buz tabakasının üzerinde hareket ettiğini de bilmesi gerekir. Şimdi ister istemez yeniden uluslararası devletler topluluğunun safına geçen Libya, burada özellikle insan hakları konusunda geçerli olan kuralları da benimsemek ve uygulanmasını denetlemek mecburiyetinde. Uluslararası Af Örgütü'nün bile Libya'nın Cenevre'deki İnsan Hakları Komisyonu Başkanlığı'na seçilmesine sessiz kalması anlamlı. Çünkü bu örgüt de böyle baskı rejimine sahip bir ülkenin, ne sebeple olursa olsun, dışa açılmasının kendi siyasi koşullarının düzelmesi için de yeni şanslar yarattığının farkında. Kaddafi'nin oğlunun ağzından uluslararası kamuoyuna yansıyan bazı sözler, Libya gibi bir ülkede bile son yıllarda saatlerin eskisine göre daha farklı işlediğine işaret sayılıyor!

Dünya Sosyal ve Ekonomik Forumları
Tüm insan hakları herkes için ve herkesin sorumluluğundadır
Davos/Porto Alegre -- Dünyanın sivil toplum temsilcilerinin Porto Alegre'de ve iş dünyası liderlerinin de Davos'ta bulunması nedeniyle Uluslararası Af Örgütü bugün kendi alternatif küreselleşme mesajını verdi: İnsan hakları için küresel saygı, küresel adalet ve hakları ihlal edenler için küresel sorumluluk Hareketin Uluslararası Yürütme Komitesi Başkanı Paul Hoffman, Porto Alegre'de düzenlenen Dünya Sosyal Forumu'ndaki sosyal hareketlere katılırken, Genel Sekreter Irene Khan da Davos'ta insan hakları için şirketlerin sorumluluğunun nasıl arttırılabileceğine dair tartışmalara katılacak. Paul Hoffman, "küreselleşme süreci ve tüm dünyada yüz milyonlarca insanın insan hakları üzerindeki etkilerinin ucu büyük ölçüde sivil toplum ve sivil toplum örgütlerine dokunuyor" dedi. "Eğer, kendi çıkarlarını düşünen devlet veya şirketler yerine, adalet ve insan haklarına dayalı bir küresel toplum inşa edeceksek, temel haklarını geri talep eden tüm kadın, erkek ve çocukların seslerinin duyulması gerekir." Uluslararası Af Örgütü'nün siyasi ve ekonomik liderlere hitap edeceği Davos'ta Irene Khan, "insan hakları iyi zamanlar lüksü değildir; insan hakları ticaretin işlemesi için gerekli olan istikrarlı ve açık toplumlar için son derece gereklidir" dedi. İnsan hakları standartları, gerek siyasi gerek ekonomik iktidarda olanların, yaptıklarının insan hakları üzerindeki etkisinden yasal olarak sorumlu tutulmasını sağlayabilecek çok gerekli bir aygıttır. "Yetki sorumlulukla birlikte gelir ve şirketlerin giderek daha önemli rol oynamasıyla, insan hakları ihlallerine doğrudan ya da dolaylı katılımları nedeniyle sorumlu tutulmaları için bağlayıcı hukuki mekanizmaların güçlendirilmesi gerekmektedir." "Şirketlerin insan hakları sorumluluklarıyla ilgili gönüllü işleyiş kurallarının ötesine geçme vakti geldi -- devletlerin bu haklara saygı göstermekle ilgili yasal yükümlülükleri olduğu gibi, şirketlerin de olmalıdır." Dünya Sosyal Forumu'na katılmanın yanı sıra, UAÖ Genel Sekreteri Ekonomik Forum'da yapılacak sivil toplum etkinliklerinde de yer alacak. Bunlardan biri de "Public Eye in Davos" (Halkın Gözü Davos'ta) Irene Khan, "Bu etkinlik, uluslararası sivil toplumun gözlerinin üstünde olduğunu anlatıyor. Biz boş sözler değil, gerçek eylemler istiyoruz; bildiriler değil ilerleme istiyoruz; iddialar değil taahhütler istiyoruz" dedi. "İnsan hakları ekonomik küreselleşmenin sınırlarında bırakılmışlara yetki vermek için güçlü bir araç olabilir." diyen Khan, bu hakların bizim ortak insanlık nosyonumuza dayalı evrensellik özelliğinin altını çizdi. Paul Hoffman, "Porto Alegre ve Davos birbirinden kilometrelerce uzak ve ayrı kıtalarda olabilir, ama ortak bir dünyayı, insanların korkusuzca ve yoksulluktan uzak yaşamak istedikleri bir dünyayı paylaşıyor" dedi. Daha ayrıntılı bilgi veya UAÖ heyetiyle görüşme için lütfen aşağıdaki kişilerle irtibata geçin:
Ekonomik Forum, Davos -- Judit Arenas
+ 44 7778 472 188.
Sosyal Forum, Porto Alegre -- Simona Beltrami
+ 44 7778 472 116.

Tüketiciler Birliği:
"Tüketici haklarını korumanın en iyi yolu: Ekonomik kriz"
2002 yılı Hak İhlâlleri Raporunu açıklayan Tüketiciler Birliği Başvuru Merkezi Başkanı Fatih Dinler; "başvuru sayısı, geçtiğimiz yıla göre % 57.5 oranında azalmıştır" dedi. "Derneğin bünyesinde 2000 yılından bu yana çalışma yapan Başvuru Merkezi'ne 2002 yılında 1112 başvuru yapılmıştır. Bu sayı 2001 yılına göre % 57.5 oranında bir azalmayı ifade etmektedir. Başvuru sayısındaki bu azalma, 2001 yılında başlayan derin ekonomik krizin asıl etkisinin 2002 yılında ortaya çıktığının göstergesidir. Ekonomik krizle birlikte tüm sektörlerde büyük bir daralma ve küçülme yaşanmış, tüketici sadece zorunlu gereksinimleri için mal ve hizmet satın almış, dolayısıyla alışveriş azalmıştır. Bu durum, ironik bir şekilde tüketici hakları ihlâlinin de azalması sonucunu doğurmuştur. Öte yandan gelen başvurular, 1995 tarihli 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın günün ekonomik koşullarına uyum gösteremediğini ve gelişen ve değişen ekonomik düzen içerisinde kapsayıcılığını kaybetmeye başladığını göstermektedir. Elektronik ticaret başta olmak üzere gelişen ve değişen ekonomik koşullar, tüketici haklarına ilişkin yeni ihlâl tiplerini ortaya çıkarmış ve ancak mevcut yasal düzenlemeler, yeni hak ihlâllerini gidermekte yetersiz kalmışlardır. Bu nedenle uzun süreden beri üzerinde çalışılan tüketici yasası değişikliğine ilişkin yasa taslağı son şeklini almış ve TBMM. ne sevk edilmiştir. Bir çok yönden tüketiciyi koruyan yeni mekanizmalar öngören yasa taslağının bir önce yasalaşması, tüketici hakkı ve güvenliğinin korunması bakımından önemlidir.
Fatih Dinler
Başvuru Merkezi Başkanı
Tel:(212)567 97 44 Faks:(212)567 36 47
[email protected] www.tuketiciler.org

Greenpeace:
Irak Savaşına Askeri Destek Bağlantısını Kesildi
Greenpeace'in bayrak gemisi Rainbow Warrior 27. 01. 2003'te körfeze gitmeye hazırlanan İngiliz askeri destek gemilerini bloke ederek kalkışını engelledi. Rainbow Warrior İngiltere'nin güney sahilindeki Southampton'daki Marchwood Askeri Limanı'nın çıkışına demirleyerek blokaj eylemi gerçekleştirirken, Greenpeace tırmanıcıları da Magdelena Green destek gemisinin vincine ve demir zincirine kendilerini sabitlediler. İçlerinde bir Türk'ün de (1) bulunduğu Rainbow Warrior mürettebatı da geminin gövdesini boyayarak "Savaşa Hayır" yazdilar. Bu arada gorevli diğer sivil gemiler de gece-gündüz sürekli olarak helikopterler, kamyonlar, tank taşıyıcıları ve diğer başka askeri malzemeler ile yüklenmektedir. Greenpeace'in şiddet içermeyen barışçıl eylemi Irak'a bir askeri harekatı önleme için başlatılan küresel kampanyanın bir parçası olarak yapılmaktadır. Rainbow Warrior'da konuşan Greenpeace İngiltere Ofisi yöneticisi Stephen Tindale : "Petrole insan kanından daha fazla değer biçen bir savaş telaşını durdurmaya kararlıyız. Irak ile savaş dünyayı daha güvenli bir yer haline getirmez: Terörizme desteği arttırır ve kitle imha silahlarının kullanımına önderlik eder. İnsani ve çevresel etkileri korkunç boyutta olacaktır ve bundan George Bush ve Exxon Mobil gibi petrol şirketlerinden başkası yarar sağlayamaz. " Greenpeace, BM onayı olsa da olmasa da, Irak'ta savaşa karşıdır, çünkü bu savaş insani ve çevresel yıkımları olan sonuçlar doğuracaktır. Askeri uzmanlar ve sağlık uzmanları, konvansiyonel bir savaşın, çoğunluğu sivil 200,000 insanın ölümüne yol açabileceği gibi bir çeyrek milyon insanın daha salgın hastalıklar ve kıtlıktan ölebileceğini belirtmişlerdir (MEDACT). Eğer savaş kimyasal veya nükleer silahları da dahil edecek kadar kızışırsa ölüm oranları milyonlara ulaşabilir. ABD Başkanı George Bush ve İngiltere Başbakanı Tony Blair, Saddam Hüseyin'in kitle imha silahları elde etme tutkusunu Irak'in isgalini mesru kilmak icin kullandilar. Ancak kimyasal, biyolojik ya da nukleer silah bulunduran ya da bulundurduğundan şüphelenilen devletlere karşı önlem olarak düzenlenen askeri saldırılar, bu devletleri kontrol altında tutmak için sağlıklı bir zemin oluşturmamaktadır. Bu tarz bir yaklaşım birçok ülkeye silahlı müdahalede bulunmayı gerektirecektir. Örneğin, Hindistan, Pakistan ve İsrail'in de nükleer silahları bulunmaktadır. Bush yönetimi daha önce en az 13 ülkenin biyolojik silah araştırmaları bulunduğunu bildirmişti. Savaş açıkca petrol için yapılmaktadır. Savaşı destekleyen diğer güçler, ABD'nin iklim değişikliğiyle mücadeleyi başlatacak olan Kyoto Protokolü'nü imzalamasına da karşı çıkmaktadırlar. Amerika'nın petrol bağımlılığını azdıran ve Kyoto Protokolü'ne karşı çıkan aynı Amerikan şirketleri, Irak'a karşı savaşı da desteklemektedirler. İngiliz Hükumeti yakın bir zamanda dış politikasının ilk beş önceliğinden birini enerji kaynaklarına ulaşımı güvence altına almak olarak açıklamıştı. Buna rağmen Blair hâlâ Irak'a yapılacak bir saldırının petrolle bağlantısını reddetmektedir. Not: 1- Rainbow Warrior gemisinin mürettabatı arasında Greenpeace gönüllüsü Hüseyin Serkan Dadak da bulunmaktadır. Daha fazla bilgi için:
Greenpeace Akdeniz Ofisi, Tolga Temuge, cep: 0533 214 87 76
Greenpeace Basın Departmanı'na +44 7801 212968 ya da +44 7801 212993 veya +44 207 865 8255 numaralı telefonlardan ulaşabilirsiniz.
Tel: 0212 292 76 19 - 20;
ayrıca www.greenpeace.org.uk adresini ziyaret edebilirsiniz.


 
Diğer duyurular için tıklayın

SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla