Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 23. 08. 2002
Müstakil Tüketiciler Birliği:
"Tüketicinin Gücü:
Chesterfield Geri Adım Attı"

Philip Morris firması tarafından üretilen Chersterfield marka sigara paketi üzerindeki cami resminin tüm dünyada kaldırılmasına ilişkin son gelişmeyi değerlendiren Müstakil Tüketiciler Birliği Başvuru Merkezi Başkanı Fatih Dinler; "Girişimimiz sonuç verdi, tüketicinin gücü bir kez daha kanıtlandı" dedi. Chesterfield marka sigara paketi üzerinde, Ortaköy Camii'nin resminin bulunması nedeniyle oluşan tüketici duyarlılığı nedeniyle derneğimizce Mart/2002 tarihinde, bu durumu kamuoyu ve ilgili firma ile paylaşmış, ardından ilgili firma tarafından bu sigarayı üreten Philip Morris firması tarafından Chesterfield marka sigara paketlerinde tasarım değişikliği yapılarak cami resminin kaldırılacağı duyurulmuştu.

Ancak aradan geçen beş aylık süreye rağmen ilgili firmanın kamuoyuna verdiği bu sözü yerine getirmemiş olması nedeniyle önceki gün, ilgili firma yöneticileri hakkında Müstakil Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Av. M. Bülent Deniz başta olmak üzere bir grup dernek üyesi tarafından, din hürriyeti aleyhine ilişkin cürümleri düzenleyen ve bir din tarafından kutsal sayılan (Allah, peygamber, mezhep, mabet gibi) unsurlara hakaret, tahkir ve tezyif edenler hakkında altı aydan üç yıla kadar hapis cezası öngören Türk Ceza Yasasının 175. ve 176. maddesi gereğince cezalandırılmaları talebiyle Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmuş ve bu girişimimiz kamuoyu ve ilgili firma ile paylaşılmıştı. Aradan 24 saat geçmeden ilgili firma Philip Morris tarafından bir açıklama yapılarak; 1 Ekim tarihinden itibaren, 1912 yılından bu yana üretilen ve hâlen 111 ülkede satılan Chesterfield marka sigara paketinin dizaynının tüm dünyada değiştirilerek üretileceği ve üzerindeki cami resminin kaldırılacağı duyurulmuştur. Derneğimizin yapmış olduğu girişimler ve sorunu ısrarla izlemesi sonucunda, firma geri adım atmak zorunda kalmıştır. 1 Ekim tarihinde de, kamuoyuna verilen bu sözün yerine getirilip getirilmeyeceğini dikkatle izleyeceğiz.

Ulaşılan bu sonuç, "tüketicinin gücü"nü bir kez daha kanıtlamaktadır.

Fatih Dinler
Başvuru Merkezi Başkanı
Müstakil Tüketiciler Birliği

Müstakil Tüketiciler Birliği
Seçimin Ertelenmesi İçin Başvurduk

3 Kasım 2002 tarihinde gerçekleştirilecek seçimin, "temsilde adalet-yönetimde istikrar" sağlayacak yerde, temel ve evrensel yurttaş haklarını ihlâl edeceğini belirten Müstakil Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Av. M. Bülent Deniz; "seçimlerin ertelenmesi için Yüksek Seçim Kurulu ve TBMM. Başkanlığı'na başvuruda bulunduk" dedi. Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından 2000 yılı genel nüfus sayımının sonuçlarının açıklanmamış olması nedeniyle illerin çıkaracağı milletvekili sayısının sağlıklı bir şekilde belirlenemeyecek olması, adil ve şaibesiz bir seçim için gerekli olan paranın hâlen Yüksek Seçim Kurulu'na verilmemiş olması, bazı partilerin hazine yardımından yararlanmamış olmasının adil ve eşit seçim mücadelesini engellemesi, kurulu bulunan partilerin büyük çoğunluğunun yasal nedenlerden dolayı seçime giremeyecek olması nedeniyle 3 Kasım 2002 erken genel seçim süreci, yurttaşların temel ve evrensel haklarından olan temsil edilme, örgütlenme ve siyasi ifade hakkını ihlâl etmektedir. Bu hâliyle 3 Kasım 2002 tarihinde gerçekleştirilecek erken genel seçim, "temsilde adalet-yönetimde isktikrar"ı gerçekleştiremeyecek, ülkemizin içinde bulunduğu ulusal ve uluslararası olumsuz koşullara rağmen seçimin akabinde yeniden erken genel seçim yapılması gereksinimi ortaya çıkacaktır. Bu nedenlerle Müstakil Tüketiciler Birliği olarak TBMM. Başkanlığı ve Yüksek Seçim Kurulu'na başvuruda bulunarak, 3 Kasım 2002 tarihinde gerçekleştirilecek erken genel seçimin makul bir süre ertelenmesini talep ettik. Başvurumuz üzerine verilecek karar, umuyoruz ki, kamuoyunun ortak aklı paralelinde olacak ve ülkemizi kaostan, yurttaşları da hak ihlâline maruz kalmaktan kurtaracaktır.

M. Bülent Deniz
Genel Başkan
Müstakil Tüketiciler Birliği
Tel:(212)567 97 44 Faks:(212)567 36 47
[email protected] [email protected] www.tuketiciler.org

İnsan Hakları Derneği:
Utanç Verici Bir Durum: SESSİZLİK!
Melek Birsen Hoşver de öldü. Ankara'da Numune Hastanesi mahkum koğuşunda, sessiz bir ölüm daha yaşandı. 19 Aralık 2000 tarihli operasyonda ölenler de dahil 95'e ulaştı sayı. Tutuklu ve hükümlülerin 480'i Wernicke-Korsakof rahatsızlığına yakalandılar. Dünya cezaevleri tarihine en uzun süreli ölüm orucu eylemi olarak geçiyordu eylem. Bir futbolcunun saçının teli kadar, bir mankenin birkaç saatlik kaçamağı kadar haber değeri taşımıyordu, Birsenlerin, Fatmaların, Mehmetlerin ölümü. İnsan hakları savunucuları, sayıları, isimleri, rahatsızlık türlerini ve ölüm haberlerini rapor etme travmasını yaşadılar. Tedavi hizmetlerini veren sağlık emekçileri ayrı ve yoğun bir travma etkisini yaşıyorlar.

Sessizlik denen utanç verici durumu yaşıyoruz. İletişim ağımızdaki yerli-yabancı herkese sesleniyoruz: Türkiye cezaevlerinde ölüm orucu eylemi sürüyor ve ne yazık ki gencecik insanlar birer birer ölüyor. Türkiye cezaevlerinde ölüm orucu eylemi sürüyor ve böyle bir eyleme neden olan tecrit koşullarını ortadan kaldırmıyor Adalet Bakanlığı. Tutuklu ve hükümlülerin "kendi kendilerini tecrit koşullarında tuttuğu" yolundaki mantık dışı açıklamalar, doğal ki, durumu düzeltmiyor.
Ankara Numune Hastanesinde Tanju Mete, Serdar Karabulut, Talat Şanlı, Fatma Tugay Köse, Feride Harman da ölümle pençeleşen tutuklu ve hükümlüler arasında.
Tecrite hayır!
Sessizlikle ölümleri izlemeye hayır!
Yokmuş gibi muamele yapmaya ve böyle bir muamele görmeye hayır!
Türkiye cezaevlerinde ölüm oruçları var!
Türkiye'de F Tipi cezaevlerinde tutuklu ve hükümlüler tecrit koşullarında tutuluyorlar!
Kendi kişisel tarihimiz ve ülkemiz tarihi açısından, bu utanç verici durumu reddetmeliyiz. "Bilmiyorduk" diyemeyiz. Biz biliyoruz ve bildiklerimizi kamuoyu ile paylaşıyoruz. Size haber veriyoruz. Değerlendirme ve yorumlarımızla üstelik.

Melek Birsen Hoşver bir insandı ve tüm insanların olduğu gibi, O'nun yaşam hakkı da bir değer'i ifade ediyordu.

Hüsnü Öndül
İHD Genel Başkanı

Elektrik Mühendisleri Odası:
Enerji nakil hatları yanlış suçlanıyor
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), son günlerde ülkemizin değişik bölgelerinde meydana gelen orman yangınlarının, ciddi bir soruşturma yapılmadan Enerji Nakil Hatlarından kaynaklandığı şeklindeki açıklamalara tepki gösterdi. EMO Yönetim Kurulu yaptığı yazılı açıklamada, Orman Bakanlığını, her yangının ardından suçu Enerji Nakil Hatlarında meydana gelen arızalara bağlama kolaycılığından vazgeçmeye ve ormanlık alanların korunmasına yönelik asli görevlerini yerine getirmeye davet etti.

Orman Genel Müdürlüğü Orman Koruma ve Yangınla Mücadele Dairesi Başkanlığı'nın Haziran ayına kadarki verilerine göre, Türkiye'de Ocak ayından bu yana 471 orman yangını çıkmış ve 638 hektar orman alanı zarara uğramıştır. Yangınların çıkış nedenleri ile ilgili olarak yapılan sıralamada, insan faktörü önemli bir yer tutmaktadır. Yapılan incelemelerde çıkan orman yangınlarının ihmal ve dikkatsizliklerden kaynaklandığı, yangınlarda, çoban ve anız ateşi ile sigara izmaritlerinin yanı sıra yıldırım düşmesinin de etkili olduğu, bir kısım ormanlık alanların ise kasten yakıldığı ifade edilmektedir. Durum böyle iken, hiçbir ön araştırma yapılmadan ve uzmanlardan oluşmuş bir heyet kurularak inceleme ve soruşturma raporları hazırlanmadan en son meydana gelen Balıkesir ve Marmaris bölgelerindeki yangınların Enerji Nakil Hatlarından kaynaklandığını ileri sürmek, doğru bir yaklaşım değildir. Özellikle yetki ve sorumluluk sahibi kişi ve kurumların ciddi bir araştırma yapmadan kamuoyunu yanıltan alel acele açıklamalar yapmalarını doğru bulmuyoruz.

Geçtiğimiz günlerde Balıkesir Kepsut'ta yanan yaklaşık 2500 hektarlık alan ile ilgili olarak Orman genel Müdürü Cahit NASIRLI yangının yüzde doksanbeş ihtimalle TEDAŞ'ın Enerji Nakil Hattındaki tellerin sıcak nedeniyle genleşerek kısa devre yapmasından kaynaklandığını belirtmişti. Oysa, Balıkesir bölgesindeki yangınla ilgili olarak hazırlanan bilirkişi raporunda, yangının Enerji Nakil Hatlarından kaynaklandığına dair bir tespit bulunmamaktadır. Hazırlanan bilirkişi raporu mahkemeye de intikal etmiştir. Bu konuda TEDAŞ Genel Müdürlüğü'nün basına yansıyan açıklamalarında da, söz konusu yangının Enerji Nakil Hatlarından kaynaklanmadığı belirtilmiştir. Marmaris'teki orman yangınıyla ilgili yapılan ilk tespitlere göre de, yangının çıkış nedeni olarak, Orman Bakanlığına ait sosyal tesisin trafosunda meydana gelen arızanın sebep olduğu belirtilmektedir. Burada esas sorgulanması gereken konu "Elektrik Tesisleri Kuvvetli Akım Yönetmeliği"ne göre, trafo abonesi abonesi olan tesislerde bulunması gereken elektrik mühendislerinin yerine, sorumsuz ve yetkisiz kişilerin bulundurulmasıdır. Orman Bakanlığı da bu nedenle suçlu ve haksızdır.

Yine Bodrum'un yokuş başı mevkiinde çıkan orman yangınının söndürülmeyen piknik ateşinden çıktığı ve bu konuda iki kişinin gözaltına alındığı açıklanmıştır. Elbette Enerji Nakil Hatları veya kent içi dağıtım şebekelerinden meydana gelen arıza ve kaçaklar yangınlara neden olabilir. Ancak, bu durumun tespiti konunun uzmanları tarafından bilirkişi raporlarıyla belgelenmeli ve kamuoyu böyle bir incelemenin sonuçları üzerinden bilgilendirilmelidir. Bugün ormanlık alanlarımızın korunmasına yönelik olarak alınması gereken önlemler vardır. Özellikle ormanlık bölgelerde, Enerji Nakil Hatlarının geçtiği yerlerde, hattın altına gelen belli bir bölgedeki ağaçların kesilerek güvenlik hattının oluşturulması ve riskin bu şekilde azaltılması gerekmektedir. Ayrıca, karayolunun yakınında bulunan Ormanlık arazilerin güvenliği açısından yol kenarlarının sürekli temizlenmesi gerekmektedir.

Tüm bu önlemler alınmadığı zaman, orman yangını çıktığı anda verilen mücadelede kullanılan ekip ve ekipmanlar ile yanan ormanlık alanın kendisi, ülke ekonomisi açısından daha büyük bir maliyet ve kayıp oluşturmaktadır. Sonuç olarak; ülkemizde her orman yangını sonrasında, yangının çıkış gerekçesini bütün yönleriyle inceleyerek değerlendirmek yerine, yeterli bilgiye sahip olmadan, meydana gelen olayın sebebinin Enerji Nakil Hatları olduğunu söylemek, tam bir kolaycılık ve sorumluluktan kaçma örneğidir. Bu tür açıklamaların; bundan sonra meydana gelebilecek benzer olaylara da gerekçe oluşturması açısından yanlış ve bilinçsiz açıklamalar olarak değerlendirilmesi gerekmektedir

Saygılarımızla,
Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu


İHD Ankara Şubesi Cezaevi Komisyonu
Temmuz Ayı İçanadolu Bölgesi Cezaevleri Raporu

İHD Ankara Şubesi Cezaevi Komisyonu Temmuz Ayı İçanadolu Bölgesi Cezaevleri Raporu'nu okumak için tıklayınız.

İnşaat Mühendisleri Odası
Marmara Depremi'nin 3. yıl dönümü

Türkiye geçtiğimiz yüzyılda 1900-1999 yılları arasında 131 büyük deprem yaşamıştır. Bu depremlerin can ve mal kayıpları diğer deprem ülkeleriyle kıyaslandığında felaket boyutlarında olduğu görülmektedir. Daha detaylı incelendiğinde, çok büyük olmayan şiddetlerdeki sarsıntıların yol açtığı kayıplar, nasıl bir Türkiye gerçeği ile karşı karşıya olduğumuzun göstergelerini vermektedir. Ortalama 9 ayda bir deprem olan coğrafyanın topolojisine baktığımızda, karşımıza fayların geçmediği hemen hemen tek bir alan çıkmamaktadır.

Yıldönümü nedeni ile andığımız Marmara Depreminin oluştuğu bölgenin -Kocaeli-Sakarya-Bolu hattının- geçmişine baktığımızda, felaketi ne denli görmezlikten geldiğimiz ortaya çıkacaktır. 20. yüzyılda İzmit-Adapazarı bölgesinde magnitüdü 6.3 ile 7.4 arasında yedi büyük deprem kaydedilmiş. Bu denli hareketli olan bir bölge üzerine oluşturulan kentleşme ve sanayileşme politikalarının sonuçları çok ağır olmuştur. 1999 yılına dek 20. Yüzyılda Anadolu'da meydana gelen depremlerin hiçbirisi Marmara ve Düzce depremleri kadar ülkemizi etkilememiştir. Marmara ve Düzce depremleri ile Türkiye ekonomisi % 6 civarında küçülmüştür.

Deprem sonrası ortaya çıkan felaket tellallarının televizyonlarda, boy gösterdiği bir dönemin ardından başlayan ve olası depremin hangi büyüklükte olacağı ya da hangi yılda olacağı doğrultusundaki medyatik yaklaşımlarla devam eden sürecin dışında, önlem alınması yönünde çaba ve isteklerinin çoğalması ve hak arama bilincinin yerleşmesi, on yıllardır İnşaat Mühendisleri Odası tarafından sloganlaştırılmaya çalışılan "Deprem önlenemez ancak önlemi alındığında acı ve yıkım getirmez" düşüncesinin yaygınlaşıyor olması bizleri umutlandıran ve heyecan veren bir gelişmedir. Çünkü, 1999 depremleri öncesi yaşanan hiçbir deprem, önlem alınması için yeterli etkiyi sağlayamamış Erzincan, Dinar, ve Ceyhan depremleri bile deprem bilinci oluşturamamıştır. Yaşanan her deprem yer seçiminden imar sistemine ve bu sistemin yürütücülerine, mimarından mühendisine, işçisinden kalfasına, müteahhidinden malzeme üreticisine ve bilinçsiz tadilat yapan mal sahiplerine kadar herkesi tartıştırdıktan birkaç ay sonra unutulup gitmiş, yerini "ateş düştüğü yeri yakar" misali bölge halkının yaralarının sarılması çabalarına bırakmıştır.

Afetten sonra yara sarma çabalarının maliyeti, afet öncesi önlem almak için yapılacak harcamaların yanında devasa bir boyut kazandığı, ne yazık ki 1999 depremleri sonrası anlaşılabilmiştir. Bu sayede dünyanın 1960'lı yıllarda geliştirmeye başladığı "zarar azaltma" stratejisi buna bağlı olarak "Risk ve Afet yönetimi" kavramları, 40 yıl sonra Türkiye'nin gündemine girebilmiştir. Gündemimize yeni giren bu kavramlar doğrultusunda, can kayıplarını, ekonomik üretkenlik kayıplarını ve fiziki yatırım kayıplarını önleme çalışmalarının kurumsal ve genel bir bütünlük içinde değerlendirilmesi zorunludur. Enformasyon ve bilgi sistemleri alt yapısının oluşturulması, kentsel kusurların giderilmesi doğrultusunda iyileştirme planlarının hazırlanması, yapı stokunun değerlendirilmesi ve güçlendirilmesi, yeni yerleşimlerde güvenliğin sağlanması, toplumun eğitimi, meslek erbaplarının yetkinleştirilmesi, yatırım kaynaklarının tespiti ve temini; tüm bunlar için de yasal düzenlemelerin yapılması, yani İmar Yasası, Afetler Yasası, Yerel Yönetimler Yasası, Yapı Denetim Yasası gibi yasaların birlikte ve yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Aynı şekilde deprem sigortası, mali sorumluluk sigortası ve benzeri yapıların etkinleştirilerek kurumsallaştırılması ihmal edilmemelidir.

Bu süreçlerin sağlıklı işleyebilmesi yönünde iradelerin ortaya konulabilmesi için birleştirici, uzlaştırıcı bir anlayışın var olmaması; tüm bu yasaların ve yürütücü yapıların birbirleri arasındaki yetki, sorumluluk tartışmalarının ve kavramlar üzerindeki anlaşmazlıklarının çözümünü olanaksızlaştırmış; depreme karşı ulusal bir strateji oluşmasında önemli bir engel teşkil etmiştir. Öyle ki, Kamu İhale Yasası'nın 2003'te yürürlüğe girmesi nedeniyle 2886 sayılı yasa uyarınca "yangından mal kaçırırcasına" yapılan proje ve inşaat ihalelerinde %70-80'lere varan kırımları onaylayarak uygulayan idareleri ve temsil ettikleri anlayışları anlayabilmek mümkün değildir. Bu kadar ciddi tehditlere rağmen merkezi otoritenin "önlem alma" ve "zarar azaltma" konusunda gösterdiği atalet ve isteksizliğe karşı yerel organların, üniversitelerin meslek ve kitle örgütlerinin, sivil inisiyatiflerin bir şeyler yapma çabası toplumun duyarlı ve ilgili olması en önemli güç kaynağımızdır. İnşaat Mühendisleri Odası olarak, geçmişten beri sürdürdüğümüz kararlı tutumumuzun toplum nezdinde karşılık bulması, çabalarımızı ve çalışmalarımızı daha da anlamlı kılmaktadır.

Saygılarımızla,
Taner YÜZGEÇ
Başkan


 
Diğer duyurular için tıklayın

SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla