Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 10. 08. 2002
 


Savaşa hayır!
ABD'nin 11 Eylül saldırısından itibaren gündeme getirdiği güvenlik/özgürlük ikilemi tartışması, dünya ölçeğinde insan hakları ve özgürlüklerinin sınırlandırılması eğilimlerini güçlendirmiş ve dünyanın pek çok ülkesinde yasalarda ve uygulamada özgürlüklerin sınırlandırılması yoluna gidilmiştir. Bu tür uygulamalarla eş zamanlı olarak ABD, "terörizmle savaş" adı altında bazı ülkeleri "şer üçgeni" olarak nitelendirmişti. K.Kore, İran ve Irak bu ülkeler arasında sayılıyordu. Irak'a yönelik bir ABD askeri harekatının planlandığı ve yakın zamanda bu harekatın gerçekleşeceği anlaşılmaktadır. Biz aşağıda imzaları bulunan ve ilkesel olarak savaşa karşı tutum alan kuruluşlar konuya ilişkin görüşlerimizi Türkiye ve dünya kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz .

Savaşa hayır diyoruz!
Çünkü biz biliyoruz ki, savaş insanlık açısından bir yıkımdır. Doğanın ve insanın yok edilmesi sonucunu doğurur. İnsan acılarını çoğaltır. Savaş dünya ölçeğinde şiddet eğilimlerini güçlendirir. Ülkeler ve halklar arasında yeni düşmanlık eğilimlerinin ortaya çıkmasına yol açar. Savaş, dünyada var olan eşitsizlikleri arttırır. Savaş, en başta özellikle kadınları ve çocukları, genel olarak sivilleri etkisi altına alır. İnsanlar, toprağından ve kültüründen koparılır, mülteci dramı yaşanır.

Biz ülkeler ve halklar arasında barışı savunuyoruz.
Barıştır, insan hakları ve temel özgürlükleri yeşertecek olan. ABD'nin ve müttefiklerinin Irak'a yönelik askeri harekatına, hayır diyoruz. ABD devletler hukukuna aykırı davranmaktadır. ABD kendi emperyalist amaçları doğrultusunda dünyaya çekidüzen vermeye kalkışmaktadır. Ülkelerin rejimlerini silah zoruyla değiştirmek istemektedir. Genel bir politika olarak dünya ölçüsünde baskıcı rejimleri destekleyen ABD, kendi çıkarları gerektirdiğinde, bir dönem desteklediği bu rejimleri silahlı müdahale ile tasfiye yoluna gitmektedir. Bunu da "teörizmle savaş" olarak açıklamaktadır.

ABD'nin gerekçelerinden birisi, Irak'ın elinde bulundurduğunu iddia ettiği, biyolojik ve kimyasal silahlardır. Kuruluşlarımız, biyolojik ve kimyasal silahların hangi ülke tarafından üretilirse üretilsin üretimine ve bir savaş aracı olarak kullanılmasına kesinkes karşıdır. ABD de tıpkı Irak gibi, biyolojik ve kimyasal silahlarının denetimine izin vermemektedir.

Öyle anlaşılıyor ki, ABD'nin savaşı, bir petrol ve Türkiye'nin bu savaşta taraf olmasına, hayır diyoruz.

Türkiye bu savaşta saf tutmamalı, tersine savaşın önlenmesi ve durdurulması için yoğun bir çaba içersine girmelidir. Türkiye, kendisine vaad edilen ve ekonomik kriz nedeniyle bir rüşvet olarak sunulmak istenen borçların silinmesi, petrol ve toprak vaadlerini reddetmelidir. Irak halkı komşumuzdur ve komşumuz olarak kalacaktır. Türkiye halkının Irak halkıyla hiçbir sorunu bulunmamaktadır. Yüzyıllar süren bir tarih, kültürel etkileşim ve daha pek çok bağlarımızın olduğu Irak halkının acıları üzerinden menfaat beklentisi içersinde olmak, Türkiye halkının onuruna saygısızlıktır. Türkiye, kendi yurttaşlarının akrabalarının çok yoğun bir şekilde yaşadığı Irak topraklarında bir maceraya sürüklenmemeli; kendisine önerilen işgal, ilhak gibi önerileri reddetmelidir.

Türkiye'nin yapması gereken bununla da sınırlı değildir. Türkiye, topraklarında kurulu bulunan ABD askeri üslerini kapatmalıdır. Türkiye'nin savaşa girmesi durumunda, can kaybının yanında, demokratik toplumsal muhalefetin var olan haklarını kullanmaları engellenecek; derneklerin, sendikaların kapatılması; toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin, grevlerin yasaklanması, ek vergilerin gündeme getirilmesi söz konusu olacaktır.

Irak'ın geleceğine, Iraklılar karar verecektir. Saddam rejiminin (Irak hükümeti), kendi halkına olağanüstü acılar yaşattığı açıktır. Ancak bu durum, başka devletlerin Irak'a askeri güç kullanmaları hakkını vermez. İçinde bulunduğumuz koşullarda Birleşmiş Milletler, kuruluş felsefesinin gerektirdiği barış için, çok ivedi sürece müdahale etmeli ve sorun diplomatik kanallarla çözülmelidir. ABD'nin Irak savaşı mutlaka önlenmelidir. Dünyanın barışsever halklarını,Türkiye demokratik kamuoyunu, savaşın önlenmesi ve barışın sağlanması için daha etkili olarak mücadeleye çağırıyoruz.
Kaya Güvenç TMMOB Başkanı
Alaeddin Aras TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi
Hüsnü Öndül İHD Genel Başkanı
Metin Bakkalcı TTB / TİHV
Şinasi Haznedar Mazlum Der Genel Başkan Yardımcısı
Bahadır Aziz Sakin Mazlum Der Genel Sekreter Yardımcısı
Cemil Tiryakioğlu Mazlum Der Genel Sekreteri
Hüseyin Kaya Mazlum Der GYK Üyesi
Mustafa Coşar Halkevleri Genel Sekreteri
Haydar Kaya EMEP Genel Başkan Yardımcısı
Fevzi Gümüş ÖDP PM Üyesi
Gülten Irgın Uçan Süpürge
Elvan Olkun Çağdaş Hukukçular Derneği
Emine Kart Çağdaş Gazeteciler Derneği

Müstakil Tüketiciler Birliği
"SSK'nın Hastası Hasta-Parası Para Değil!"

SSK'ya bağlı sağlık kuruluşlarına başvuran yurttaşlar, olanakların yetersiz olması nedeniyle emar, tomografi ve anjiyo işlemleri için özel kurumlara sevkedilmektedirler. SSK.dan alınan sevk kağıdı ile özel görüntüleme merkezlerinde bu işlemlerini yaptırmak isteyen hastalara hiç randevu verilmemesi veya geç randevu verilmesi sorunu derneğimize iletilmiş, bunun üzerine konuyla ilgili bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Yapılan araştırma kapsamında; İstanbul'da, SSK ile anlaşması olan özel görüntüleme merkezlerinden önce SSK'lı hasta olarak ve ardından da özel hasta olarak randevu talep edilmiştir. SSK'lı hastalara geç randevu verilmesi veya hiç randevu verilmemesi üzerine bu kez dernek adına bu firma aranarak yapılan bu ayrımcılığın nedeni sorulmuştur.
Elde edilen tüm sonuçlar rapor haline getirilerek kamuoyu ve ilgili kuruluşlar ile paylaşılmıştır. Ortaya çıkan sonuçlar dehşet vericidir.
24 adet özel görüntüleme merkezinin 14 adedi SSK'lı hasta/özel hasta ayrımı yaparak farklı muamelede bulunmakta, randevuyu geç tarihe vermekte veya hiç vermemektedir. Bu firmaların soruna ilişkin savunmaları da dikkat çekicidir. SSK'nın paralarını geç ödemesi veya hasta yoğunluğu gibi kabul edilebilir olmayan savunmalar ile kendilerini haklı çıkarmaya çalışmaktadırlar.

Öte yandan bu ayrımcılığı yapan firmalar yanında 6 adet özel görüntüleme merkezi ise, bu ayrımı yapmaksızın mümkün olan en kısa sürede randevu vermektedir.

Özel görüntüleme merkezlerinin SSK ile anlaşma yapmaları, kendileri için bir zorunluluk değildir. SSK ile her türlü koşulu kabul ederek anlaşma yapan özel görüntüleme merkezlerinin, SSK'lı hastalara farklı muamele yapmaya hiçbir şekilde hakları bulunmamaktadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve SSK, acilen tüm ülke çapında anlaşmalı sağlık kuruluşlarını incelemeye almalı, firmaları bu şekilde ayrımcılığa iten nedenleri araştırmalı, bir yandan sorunu oluşturan bu nedenlerden kendisine düşen payı tespit ederek düzeltmeli, diğer yandan SSK'lı hastalara farklı hizmet sunan firmaların anlaşmasını feshetmelidir.

Av. M. Bülent Deniz
Genel Başkan
Müstakil Tüketiciler Birliği
Tel:(212)567 97 44 Faks:(212)567 36 47
[email protected]
[email protected]
www.tuketiciler.org


İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi
Genel Kurul Takvimi

ABD emperyalizminin olası Irak müdahalesi, "seçim" ve "AB" tartışmaları, "F Tipi" cezaevlerinde süregelen "tecrit" uygulamasından kaynaklı ardı ardına yaşanan intihar olayları, küresel sömürünün gün geçtikçe derinleştirdiği yoksulluk ve işsizlik ve bunun karşısında yükselen işçi-emekçi muhalefeti gibi yoğun gündemlerle karşı karşıya olan insan hakları savunucuları için, önümüzdeki ayların bir diğer önemli gündemi de İHD'nin Genel Kurul süreci olacak. Tüzüğümüz gereği, önümüzdeki Eylül ayında İHD Şubeleri, Ekim ayında ise İHD Genel Merkezi Olağan Genel Kurullarını gerçekleştirecek. Bu takvim içerisinde İHD Ankara Şubemiz, 10 uncu Olağan Genel Kurulu'nu 7-15 Eylül 2002 tarihinde Ankara'da yapacak. Yasa ve tüzük hükümleri gereği çoğunluk koşulu aranmaksızın ge-çekleştirilecek olan asıl genel kurul toplantımız, 15 Eylül 2002/Pazar günü saat 10.30 itibariyle Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesi'nde yapılacaktır. Genel Kurul gündemi, önümüzdeki günlerde üyelerimize ilan yoluyla duyurulacaktır. Genel kurulumuzun sağlıklı bir şekilde örgütlenmesi ve genel kurul iradesinin oluşumuna demokratik katılımın en üst düzeyde sağlanması için, Genel Kurul öncesi bir dizi Genel Üye Toplantısı düzenleme isteğindeyiz. Bu Genel Üye Toplantılarımızın ilki, 24 Ağustos 2002 Cumartesi günü saat 15.00 de şubemizde düzenlenecektir. Bilindiği üzere genel kurul tarihinden belirli bir süre önce üye kabullerinin durdurulması, yasal ve fiili bir zorunluluktur. Bu nedenle yönetim kurulumuz, 6 Ağustos 2002/Salı günü saat 17.00 itibariyle üyelik kabullerini durdurma kararı almıştır. Bu tarihten sonra, derneğimize üyelik talebinde bulunan dostlarımızın başvuruları, genel kurul sonrası değerlendirilecektir. Öte yandan mevcut üyelerimizin aidatlarını ödemelerinin, geçmiş yıllara dönük aidat borçlarını kapatmalarının, genel kurul sürecinde seçme ve seçilme haklarının kullanımı açısından hukuki olmasa da manevi bir sorumluluğun gereği olduğunu önemle hatırlatmak isteriz. Genel kurulumuzun, onurlu mücadelemizi daha da yükseltmemize katkı sunmasını ve bu süreçte bütün üyelerimizin gereken özveriyi gös-termesini diliyoruz.
En içten sevgi ve saygılarımızla...

İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi:
1 Eylül "Dünya Barış Günü" Yaklaşırken Bir Kez Daha Haykırıyoruz:
ABD Askeri Olmayacağız!

ABD önderliğindeki emperyalist güçlerin, 11 Eylül sonrası "terörle mücadele" bahanesiyle yeniden ambalajladığı çıkar savaşları, dünyanın yoksul emekçi halkları için ağır yıkımlara yol açarak sürüyor. Afganistan'da sivil hedeflere yönelen ABD bombardımanı aralıklarla devam ederken; Ortadoğu'da İsrail, ABD desteği ile Filistin halkına yönelik katliamlarını sürdürüyor. Şiddetin olağanlaştırıldığı bu her iki bölgede de, hemen her gün başta çocuklar olmak üzere onlarca sivilin yaşamı sona ermekte. Ve içinde bulunduğumuz şu günlerde dünya kamuoyu, ABD'nin Irak müdahalesi için geri sayıma başladı. Irak'a askeri operasyon düzenlemek için henüz meşru bir gerekçe bulamamanın sıkıntısı içinde olan -gerçi meşru bir gerekçeye pek ihtiyaç duyamadığı görülen ABD, dünyanın en büyük petrol rezervlerinin kontrolü için, teknoloji harikası milyar dolarlık savaş makinelerine güveniyor. Gelişmeler, Türkiye'nin de Irak'da gerçekleşecek bir savaşa aktif olarak katılacağına işaret ediyor. En son ABD Savunma Bakan Yardımcısının ziyareti ile "hazırol !" komutunu alan ülkemiz yönetenlerinin ağızlarından düşürmediği; "biz de pastadan pay kapmalıyız", "stratejik ortaklığın gereğini yapmalıyız" vb. söylemler ile, Irak konusunda ABD'li efendilerimizin verdiği ev ödevi, ülkemiz halkına ezberletilmeye başlandı bile. Tabi ülkemizin yoksulemekçi halklarının görüşünü henüz soran yok ! Eğer "ABD askeri olma"yı düşünüyorsanız, şunları gözönüne almanızda fayda var; Irak savaşı; Irak halkı ve bütün bölge halkları için ölüm, yıkım, kan ve gözyaşı demek ! ABD'nin emperyalist çıkarları için senin, eşinin, çocuğunun, kardeşinin; ölmesi ve öldürmesi demek ! Irak savaşı; ülkemiz için savaş ekonomisi demek; yeni ekonomik krizler, düşük ücretler, pahalılık, kapanan işyerleri, işsizlik ve yoksulluk demek ! Irak savaşı; ülkemiz için yeni bir savaş rejimi demek; bütün hak ve özgürlüklerin askıya alınması, yasak ve baskılarla bütün demokratik yaşamın imha edilmesi demek!
Biz, ABD için ölmeyecek ve öldürmeyeceğiz!
Ya siz?


İHD
Tunalıhilmi Cad. 104/4 K.Dere-Ankara
Tel-Fax: (312) 466 49 13-14 / 425 95 47
e-mail: [email protected] www.ihd.org.tr.

TECRİT = ÖLÜMDÜR
"F tipi" cezaevleri ve "tecrit" uygulaması, insan hakları gündemindeki yerini koruyor. Bir kısım siyasi mahpusun "tecrit" uygulamasına karşı sürdürdüğü "açlık grevi" ve "ölüm orucu" eylemleri devam ediyor. Son olarak İstanbul'da, Semra Başyiğit adlı siyasi mahpus, ölüm orucunda yaşamını yitirdi ve "F Tipi" cezaevlerinin ölüm bilançosu 93'ü buldu. "Tecrit" uygulamasının yaşama geçirilişi üzerinden birbuçuk yıldan fazla zaman geçti. Bu süre, "tecrit" uygulamasının insanın ruhsal ve fiziksel doğası üzerindeki tahribatının acı sonuçlarını gözler önüne sermeye fazlasıyla yeterli oldu. Son günlerde "F Tipi" cezaevlerinde bulunan mahpusların "intihar olayları", insan hakları gündeminde yeralmakta. Sincan'da bulunan Ankara 1 No'lu F Tipi Cezaevi'nde Halil Koçyiğit adlı adli mahpus, 11.04.2002 tarihinde yaşamını yitirdi. Olayla ilgili yapılan resmi açıklamada mağdurun "kendini asarak intihar ettiği" söylendi. Son olarak, 15.07.2002 tarihinde Kandıra F Tipi Cezaevi'nde Volkan Ağırman adlı siyasi mahpus yaşamını yitirdi. Resmi açıklama yine aynı; "kendini asarak intihar etti" ! Resmi makamlar tarafından, her iki ölüm olayıyla ilgili şu ana kadar doyurucu bir açıklama yapılmış ve "intihar" iddiasının somut kanıtları kamuoyu önüne konulmuş değildir. Ancak mağdurların gerçek ölüm nedeni "intihar" da olsa da, bu ölümler asla istisna yada tesadüf değildir ! Bu ölümler, "tecrit" uygulamasının, doğrudan "yaşam hakkı"nı tehdit eden çağdışı bir infaz anlayışını temsil ettiğinin, doğrudan bir işkence biçimi olduğunun bir kez daha ispatıdır. Bu insanlık dışı uygulama devam ettikçe, yeni ölümlerle, yeni acılarla karşılaşacağımızı biliyoruz. Bu nedenle bir kez daha yetkililere ve kamuoyuna sesleniyoruz;
"Tecriti kaldırın ! Ölümleri durdurun !"

İnsan Hakları Derneği

Vicdani Red Tutsakları
Yaz rehaveti her yerimizi kapladı. Bir baktık ki, 8. sayı için epey gecikmişiz. Bu sayıda her zamanki gibi İsrail haberleri ile Finlandiya, Almanya, ve Türkmenistan'dan birer haber var. Küçük bir duyuru; Vicdani Red Tutsakları artık kendi web sitesinde de bulunuyor:
www.geocities.com/oldsletter/vr_index.html

İsrail
İki retçi (refusenik) daha hapsedildi 21 Haziran 2002 Yedek piyade çavuş Guy Rozin, 16 Haziran'da 28 gün hapse çarptırıldı. 28 yaşındaki Guy, Nisan ayındaki yedekler için acil çağrıyla, askere çağrıldı. Amirlerine, işgal altındaki topraklarda hizmet etmeyeceğini bildiren Guy, ardından evine gitti. Birkaç gün sonrasında da, askeri yetkililer, ona asker kaçağı olduğunu, ve mahkemede kendisini savunması gerektiğini bildirdiler. Mahkemede, asker kaçağı iddiasını reddeden Guy, suçlu bulunup cezaevine yollandı. Temyiz başvurusunda da bulunan Guy, 4 Numaralı Askeri Cezaevinde tutuluyor. İsminin saklı tutulmasının isteyen R.B.N 17 Haziran'da 4 Numaralı Askeri Cezaevinde 14 gün hapis cezasına çarptırıldı.

 

 
Diğer duyurular için tıklayın

SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla