Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 31. 07. 2002
 


Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği:
Gözaltındaki 5 aylık bir bebek ve annesi için yardım

Üç hafta kadar önce Muğla'da 19 Afrikalı (6 kadın ve 5-aylık bir bebek, Kenya, Somali ve Sudan vatandaşları) Yunanistan'a kaçmaya çalışırken yasadışı göçmen olarak yakalandılar. Üç haftadır Muğla'da gözaltındalar. Kaldıkları odayı 11 Türk vatandaşı tutukluyla paylaşıyorlar. Türkiye'ye yakın ülkelerden olmadıkları için ülkelerine de gönderilemiyorlar. Genel gözaltı koşullarının iyi olmamasından özellikle anne (Sudan vatandaşı) ve çocuğu çok etkilenmekteler. Anne çocuğu emziremiyormuş ve genel sağlık koşullarının iyi olmaması sonucu bebeğin şu anda hasta olduğu haberi elimize ulaşmış bulunuyor. Bu bebek ve annesi için acil yardıma ihtiyaç vardır. Özellikle, bebek bezi, bebek ve kadınlar için temizlik malzemeleri, bebek maması ve süt tozu ve yiyecek ihtiyacı vardır. Ayrıca gözaltındaki Afrikalılar'la görüşmek icin Muğla'da İngilizce bilen hukukcu bulunuyorsa, bu kişilere ulaşmamız için lütfen bize yardım edin.

Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) The Association for Solidarity with Asylum Seekers and Migrants (ASAM) [email protected]

"İnsan Hakları Mücadelesinde
Yeni Taktik ve Stratejiler"

Helsinki Yurttaşlar Derneği'nde (hYd) Ocak ayından bu yana "İnsan Hakları Mücadelesinde Yeni Taktik ve Stratejiler" başlıklı bir proje yürütüyoruz. Proje, Amerika Minneapolis'ten Center for Victims of Torture (İşkence Mağdurları Merkezi) ve Türkiye'den Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) ile birlikte yürütülüyor. İşkence Mağdurları Merkezi'nce (CVT) beş yıldır sürdürülen büyük proje çerçevesinde yaklaşık 60 ülkede insan hakları ihlallerine karşı yürütülen yaratıcı taktiklerin bilgisi derlendi. Projeyle ilgili geniş bilgiye, İngilizce olarak, www.cvt.org adresinden ulaşmak mümkün. Bu proje insan hakları ihlallerini önlemeye yönelik geliştirilmiş yaratıcı ve farklı bir çabayı ifade ediyor. Yapılan çalışma bir hak ihlalleri haritası çıkarmaktan ziyade, ihlalleri engellemeye yönelik yeni ve yaratıcı çözüm önerilerini kapsıyor. Bu doğrultuda sivil toplum kuruluşlarının, iş çevrelerinin, resmi kurumların kullandığı ve eğitim, teknoloji gibi çeşitli alanlarda devreye sokulan insan hakları profilini yükseltmeyi hedefleyen çalışmalar, kampanyalar derlenip uluslararası paylaşıma açılıyor. Türkiye'de bir yıl boyunca sürdürülecek yerel ön çalışmanın ardından Ankara'da projenin yürütüldüğü ülkelerde kullanılan taktiklerin ve ortak deneyimin paylaşılacağı geniş katılımlı bir sempozyum yapılması öngörülüyor. Projenin bu ayağında yaptığımız çalışma çerçevesinde Türkiye çapında sürdülecek tarama faaliyetleri sonucu derlenmiş iki taktik ve yurtdışından bir taktik İstanbul'da 11-12 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirdiğimiz toplantıda paylaşıldı. Bundan sonraki dönemde Ankara, Diyarbakır ve Trabzon'da da toplantılar gerçekleştirilecek. hYd'de yürüttüğümüz bu projeyi ortak çalışma alanları yaratarak gerçek kılabiliriz. İnsan hakları alanında gerçekleştirdiğiniz, insan hakları profilini yükseltmeyi amaçlayan ve "İnsan Hakları Mücadelesinde Yeni Taktik ve Stratejiler" projesi çerçevesinde değerlendirilebilecek kampanya ve çalışmalarınızı ekte yer alan rehber sorular aracılığla paylaşıma açmak isterseniz, seviniriz.
Saygılarımızla,
Helsinki Yurttaşlar Derneği adına,

Ali Bayramoğlu, Proje Koordinatörü
Murat Aksoy, Proje Asistanı
Emel Kurma, Proje Asistanı
Çiğdem Öztürk, Proje Asistanı

Helsinki Yurttaşlar Derneği / Helsinki Citizens Assembly
İnönü Caddesi Hacı Hanım Sokak No: 10/8 80090
Gümüşsuyu - Beyoğlu İstanbul / Türkiye
Telefon +90 212 292 46 01-02 Faks +90 212 292 68 44
E-posta: [email protected]

ABD'nin Irak müdahalesi gündemli gelişmeleri kaygı ile izliyoruz
Şu an ABD'nin olası Irak müdahalesi ve savaş gündemli, Ankara yerelinde bir platform oluşturma çabalarımız var. KESK Ankara Şubeler Platformu ve İHD Ankara Şubesi olarak, Ankara yerelindeki dköler, sendikalar ve siyasi partilere yönelik ortak bir çağrı yaptık. İlk toplantımız 01.08.2002/Perşembe günü saat 18.00 da İHD Ankara Şube'de yapılacak. Ayrıca 6 Ağustos 1945/Hiroşima'yı da unutmadık! 06.08.2002/Salı günü saat 12.30 da Ankara'da Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde kitlesel bir basın açıklaması yapacağız. Bu mesaja ekli dosyada bu etkinliğimizin afişinde, ABD'nin 100 yıllık zaman diliminde gerçekleştirdiği askeri operasyonları konu edindik, bu açıdan afiş bir kaynak değeride taşıyor. Bu afiş bütün Ankara'ya dağıtıldı.
Bilginize ve ilginize sunulur.

Av. Ender B.
İHD Ankara Şubesi

Haydi Dayanışmaya
1 Ağustos 2002, Perşembe günü İstanbul Emek Platformu Paşabahçe İşçileriyle dayanışmak üzere fabrika ziyareti yapacak. İstanbul Sosyal Forumu Girişimi ve Savaşa Hayır Platformu olarak birlikte gitmek planımız vardı. Savaşa Hayır Platformu ayrıca sanatçıları da götürmek için çaba harcıyordu. Tüm bu girişimleri birleştirmek üzere, yarın İstanbul Emek Platformu ile birlikte gitmeyi doğru bulduk.
Buluşma Günü: 1 Ağustos 2002, Perşembe
Buluşma Saati: 10:00
Yer: Karakedi Kültür Merkezi, İstiklal Caddesi, Büyükparmakkapı Sokak, No: 8, kat: 4 Beyoğlu - İstanbul
Tel: 0212 - 251 62 73
Buradan Mecidiyeköy'e giderek, sendikalara katılacağız.

İnsan Hakları Derneği:
Yüksek Standartlı
Bir Demokrasiyi Talep Etmek

Sevgili Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları; Tartışılan senin demokratik hakların ve özgürlüklerindir. AB üzerinden yapılan tartışmaları dikkatle izleyiniz. Bu tartışmalar yapılırken ileri sürülen gerekçeleri ve bahaneleri düşününüz. "Ulusal hassasiyetler, ulusal bağımsızlık, ülkenin birlik ve bütünlüğü" gibi kavramlar senin demokratik haklara sahip bir yurttaş olmaman için öne sürülüyor. Bu kavramlar kalkan olarak kullanılıyor. Arkasına gizlenen, sistemin otoriter özünün sürdürülmesi çabalarıdır. Sevgili yurttaşlar, Siz ölüm cezası tehdidinden kurtulursanız; düşüncelerinizi özgürce açıklayabilme, farklı dil ve kültürel özelliklerinizi koruma ve geliştirme olanağına sahip olursanız; yurttaşı olduğunuz devlet de bu özelliklerinize saygılı bir devlet olursa, yani demokratik bir devlet olursa, kötü mü olur? Yargısı bağımsız, yargıçları yargıçlık güvencesine sahip bir ülkede yaşamak istemez misiniz? Yurttaşı olduğunuz devletin, hukukun üstünlüğü ilkesini temel alan bir devlet olmasını istemez misiniz? Haklarınızı ararken, yargılanırken, adil yargılanma hakkınızı güvence altına alan bir hukuk sistemine sahip olmak istemez misiniz? Yurttaşı olduğunuz devletin, insan hakları ve temel özgürlükleri, herkes için ve yurttaşları için güvence altına aldığı bir devlet olmasını istemez misiniz. Örneğin, size işkence yapılmaması için devletinizin gerekli ve yeterli önlemleri almasını istemez misiniz? Örneğin, ifade özgürlüğünüzü güvence altına almasını istemez misiniz? Demokrasi, sizin iradenizin üstünlüğüne dayanan rejimin adıdır. Çoğulcudur, katılımcıdır, açıklık ilkesine dayalıdır. Çoğulcudur, sizin farklı dil, din, etnik köken ve siyasi görüş farklılığınızı zenginlik kaynağı olarak görür. Katılımcıdır, yurttaşların yurttaşı olduğu devletin ve kendi yaşamının tüm yönlerine tam katılımına dayanır. O nedenle de, yurttaşın örgütlenme özgürlüğüne ve her tür demokratik araç ve yöntemlerle görüş ve önerilerini iletmesine olanak tanır. Açıklık ilkesini kabul eder. Kamu otoritelerinin tüm eylem ve işlemleri hukuk denetimine alınmıştır. Gizli yasalar, tüzükler, yönetmeliklerle idare yöntemini reddeder. Sevgili yurttaşlar, AB süreci için, "zamanın cenderesi altına alınmak isteniyoruz" diyenler, sizin daha fazla hak ve özgürlüğe sahip olmanızı, hemen sahip olmanızı istemiyorlar. Tam 40 yıldır hak ve özgürlüğünüzü tanımamışlar, bir kırk yıl daha sizin 2. sınıf "demokrasi" altında tutulmanızı istiyorlar. Sağdan ve soldan(!?) başvurulan takiyyelere kanma! Haklarına ve özgürlüklerine sahip çık! Unutma! İnsan hakları ve demokratik standartları yüksek bir Türkiye talebi, senin hak ve özgürlüğün içindir! Bunun gerçekleşmesi mümkün ve olanaklıdır! Yüksek standartlı bir demokrasiye sahip Türkiye, bölünmez; aksine, birliği ve bütünlüğü pekişir. Seni öcülerle korkutmalarına izin verme!

Hüsnü Öndül
İHD Genel Başkanı

Tunalıhilmi Cad. 104/4 K.Dere-Ankara
Tel-Fax: (312) 466 49 13-14 / 425 95 47
e-mail: [email protected] www.ihd.org.tr.

Biz Savaşa Hayır Diyoruz
Herkesi Savaşa Hayır Demeye Çağırıyoruz

Son 10 yılda gerçekleşen savaşlarda 2 milyon çocuk öldürüldü, 4 milyondan fazla çocuk sakat kaldı, 1 milyon çocuk öksüz kaldı 12 milyon çocuk evsiz kaldı, 5 milyon çocuk bir başka ülkede mülteci olmak zorunda kaldı Savaş tüm insanlık için toptan bir yıkımdır. İnsanlık yeni bir felakete ve yeni bir yıkıma doğru sürükleniyor. Silah sanayi stoklarının tüketilmesi ve savaş tacirlerinin zengin edilmesi için insanlar öldürülecek, ölümlere gönderilecek. Dünyamızın ve özelikle de orta doğu bölgesi halklarının özlediği, talep ettiği barış umuduna bir kez daha bombalar yağdırılmak isteniyor. 11 eylül saldırısının akabinde tüm insan hakları savunucuları ve Dünya insan hakları hareketlerinin karşı çıkmasına rağmen, Uluslararası yargı seçeneğini sunmalarına rağmen savaş seçeneği tercih edildi. Binlerce masum ve sivil insanın yaşamına mal olan Afganistan deneyimine rağmen Irak'a askeri operasyon ve savaşta diretilmesini, hukuka aykırı hegemonya kurma istenci ve silah tacirleri lobisini memnun etme girişimi olarak nitelendirmek gerekir. Uluslar arası ceza mahkemesinin yargılama yetkisini tanımayanlar Kendi personelini muaf tutulması girişimini sürdüren hükümetlerin uluslararası adalet barış argümanları samimi olamaz. 1991 yılında başlayan Körfez Savaşında 200,000'e yakın Iraklı hayatını kaybetti. 85,000 tonun üzerinde patlayıcı yağdırıldı. Savaş ardından uygulanan yaptırımlar ve ekonomik ambargo sonucunda, bugüne kadar kötü beslenme, sağlık hizmetlerinin yokluğu gibi kötü koşullar nedeniyle 1,5 milyona yakın İraklı öldü. Savaş Saddam diktatörlüğünün daha da pekişmesi sonucunu doğurdu. Irak'a uygulanan ekonomik ambargo yalnızca Irak'ı vurmadı. Türkiye de dahil olmak üzere bölgedeki pek çok ülke ve halk bu yaptırımlardan olumsuz biçimde etkilendi. İHD nin savaş karşıtlığı tutumu zamana zemine ve taraflarına göre değişmemektedir.Savaş karşıtlığmız insani değerlere sahip çıkma istenci olarak değerlendirilmelidir. Irak'a yönelik başlatılacak bir savaş, bu sonuçların daha da ağırlaşmasından başka bir çözüm üretmeyecektir. Irak'ta demokrasi ancak Irak halklarının mücadelesi sonucunda kurulabilir. Bombalar, askeri harekatlar, acı ve göz yaşı hiçbir yerde adalet ve barışın vesilesi olmamıştır. Yeryüzünde 1 milyara yakın insan açlık sınırında yaşarken, 2001 yılında dünya çapında yapılan askeri harcamalar 800 milyar doları aştı. Bu toplamın üçte biri ABD tarafından yapılmıştır.İHD Hükümetlerin silahlanma yarışına ve silahlanma politikasına karşı çıkmaktadır. Askeri harcama ve Silahlanma politikaları, tüm dünya halkları için kan, ölüm, eşitsizlik ve yoksulluk kokan karanlık bir gelecek anlamına gelir. Barış savaş sonrasında elde edilecek bir kazanım olarak görülmemelidir. Aksine barış; " çatışmacı, ayrımcı ve düşmanlığı temel alan söylemlerin ve militarizmin etkin bir şekilde önlendiği ve koşullarının ortadan kaldırıldığı; " temel insan hakları ve özgürlüklerin tesis edildiği, " siyasal ve hukuksal düzenlemelerin insanın ve hayatın değeri temelinde kurulduğu bir toplumsal yaşam biçimidir. İHD bir kez daha Savaş politikaları ve savaş seçeneği yerine BM gözetiminde Ortadoğu barış konferansını önermektedir. Bu nedenle, savaşı başlamadan önlemek için çaba harcamalıyız. İnsana ve insan hayatına dair mutlak değerlerle çatışan hiçbir değer dayatmasını kabul etmeyen, savaşçı, çatışmacı, militarist söylemleri, hangi çıkar ya da kaygıya dayanılarak savunulursa savunulsun reddeden İnsan Hakları Derneği olarak
Biz Savaşa Hayır Diyoruz
Herkesi Savaşa Hayır Demeye Çağırıyoruz


17 Ağustos 2002
Eylem Ve Etkinlik Önerileri

Depremin artık unutulan, konuşulmayan bir olgu olduğunun farkındayız. Oysa felakete adım adım yaklaşıyoruz. Birileri konuşmalı ve eylemeli kim?
1- 17 Ağustos 2002'de sadece anma etkinlikleri ile sınırlı bir program değil daha uzun vadeli, sürekli değişen konjonktürü dikkate alan bir eylem ve etkinlik çizgisi önemsenmeli;
2- Devletin bu konu da yapması gerekenleri yapmadığı, toplumun katılacağı bir yolu açmadığı vurgulanmalı;
3- Üniversiteler, ilgili meslek odaları ve sivil alan örgütleri hem gerekli ve yeterli çabayı göstermemişler hem de devlete de bu konuda yol gösterecek demokratik baskı mekanizmaları ve öneriler geliştirememişlerdir. Bunun yerine deprem kaynaklı kimi proje ve kredilerin içerisinde olmayı daha çok tercih etmişlerdir. Önümüzdeki dönem, bu durumun değiştirilmesi noktasında özel bir çabayı gerekli kılıyor.
4-Toplumun depreme hazırlığı konusunda yasalar, ekonomik durum, bilgi, teknik destek vb, konulardaki zorluklar toplumun bu sürece katılımına engel oluyor. Ama yaklaşan felaket karşısında her şeye rağmen yapması gerekenler konusunda tam bir suskunluk ve kaderini kabullenmişlik içerisinde olduğu bir başka gerçektir.
5- Öncelikle depreme hazırlık konusunda yürüttüğümüz çalışmalar semtlerin sınırlarını aşamadı. Semtle sınırlı kaldı. Bu yüzden İstanbul düzeyinde ortaya konulması gereken çabalar güdük kaldı. Başlanmadan sönümlendi. Geçtiğimiz dönem bir yandan semtlerimizdeki çalışmaları sürdürürken bir yandan da İstanbul düzeyinde semt dernekleri ve dayanışma inisiyatiflerinin afete karşı ortak bir örgütlenmesini oluşturmadık. Sesimizi ve çabalarımızı İstanbul' a yayamadık. Böylesi bir örgütlenmenin yokluğunda kent merkezli tartışma ve çabaları yönlendirmedik Deneyimlerimizi birbirimizle paylaşamadık. Bundan dolayıdır ki bu süreci aynı zamanda bir ortak örgütlenme dönemi olarak yaşamalıyız. Eylem ve etkinlik çizgimiz devleti ve toplumu sorumlulukları doğrultusunda harekete geçirmeye çağırırken bir yandan da semt dernek ve dayanışma inisiyatiflerinin afete karşı ortak örgütlenmesini sağlayacak bir zemin oluşturabilmelidir. Bu amaçla; toplumum pasif katılımını dikkate alan bir dizi çalışmayla üç dört aylık bir programı tartışmaya açıp pratiğe aktarabilmeyi başarmalıyız. Yaygın bir imza kampanyası ve afiş çalışması ile bir başlangıç oluşturmalıyız. Yukarıdaki tespitler ışığında slogan ve imza metini içeriklerine dönük önerilerinizi önümüzdeki toplantıya iletmeniz önemlidir. Yapılan ilk toplantı da yukarıdaki tespit ve öneriler (ayrıca konferans ve açık hava gecesi etkinlikleri) İMOK'un (İstanbul Meslek Odaları Koordinasyonu) Çarşamba günü yapacağı toplantıya semt derneklerinden oluşturduğumuz bir heyet tarafından taşınacak..
A.K.I.K (Afete Karşı Semt Dernekleri ve Dayanışma İnisiyatifleri Koordinasyonu) Girişimi ikinci toplantısını 2 Ağustos Cuma Saat: 19:30 'da Dayanışma Gönüllüleri Derneği'nde yapacaktır.
Adres: Galatasaray Postahanesi Yanı. Şenay Apt. Kat:4 Beyoğlu tel: 0212 292 02 03 fax: 0212 243 15 72
mail: [email protected]

 
Diğer duyurular için tıklayın

SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla