Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 31. 05. 2002
 


Uluslararası Af Örgütü:
İnsan Haklarını Güvenliğe Kurban Etmeyin

Uluslararası Af Örgütü 152 ülkede insan hakları ihlalleri tespit etti. Uluslararası Af Örgütü 2001 yılı boyunca dünyada insan haklarıyla ilgili 2002 Raporunu açıklarken, "Hiç şüphesiz dünya 11 Eylül'den sonra kökten değişti. Ancak birçok şey aynı kaldı: İnsan hayatı ve onurunun yanı sıra ekonomik, sosyal ve kültürel haklara kayıtsızlık; Orta Doğu, Afganistan ve Kolombiya gibi eski ve kronik sorunlarda artış." dedi.

2001 yılı olaylarını içeren Uluslararası Af Örgütü 2002 Raporu 47 ülkede yargısız infazlar; 31 ülkede ölüm cezası infazları; 35 ülkede "kayıplar"; 111 ülkede işkence ve kötü muamele vakaları ve en az 56 ülkede düşünce mahkumları bulunduğunu belgeliyor. Ancak örgüt gerçek rakamların çok daha yüksek olduğuna inanıyor.
Korkunç 11 Eylül olayları dünyayı şoke eden ve değiştiren bir insanlığa karşı işlenmiş suçtu. Ancak, bazı hükümetler "anti-terörizm" tartışmasını baskıyı arttırmak, insan hakları korumasının altını oymak ve siyasi muhalefeti bastırmak için bir fırsat olarak kullandı UAÖ Genel Sekreteri Irene Khan, insan haklarının evrenselliğinin bugüne dek yaşadığı en büyük zorlukla karşı karşıya kaldığını belirterek, "Çifte standart ve seçiciliğin kural haline geldiğini" söyledi. Bazı hükümetler, güvenlik adına hızla yeni yasalar ve diğer "anti-terör" önlemlerini hayata geçirdi. Bu önlemler arasında yargılanmaksızın süresiz gözaltı, gizli kanıtlara dayalı özel mahkemeler ya da kültürel ve dini kısıtlamalar bulunuyor - ki bu bazen bir gölge ceza yargı sistemi yaratıyor.

Hükümetler, diğer ülkelerin iç politikalarını eleştirmekte daha çekingen davranıyor. Irene Khan, "Güvenlik, insan haklarının önüne geçemez ve geçmemelidir. İnsan hakları için en büyük tehlike siyasi ve ekonomik çıkarların insan hakları gündemini belirlemesidir." dedi. Uluslararası insan hakları yükümlülüklerine saygı duymak yerine popülerliği tercih eden politikacıların da tahrik ettiği ırkçı tepkiler, bir şüphe ve güvensizlik ortamı yarattı. Yabancılar "terörizm"in kaynağı olarak gösterildi. Orta Doğu krizinin ardından Arap ve Yahudilere yönelik, dini, kültürel ve ulusal farklılıklara yönelik hoşgörüsüzlüğün de tetiklediği, ırkçı ve anti-Semitist saldırılarda bir patlama yaşandı. Irene Khan, "Korkunun galip gelmesine izin vermemeliyiz. Temel özgürlüklerin aşındırılmasına ve önyargı ve hoşgörüsüzlüğün hakim olmasına izin vermemeliyiz." dedi.

"İnsan haklarını güvenliğe, adaletin cezasızlığa tercih edemeyiz." İsrail ve İşgal Altındaki Topraklar'da, hem İsrail Savunma Kuvvetleri hem de Filistinli silahlı gruplar tarafından kanun dışı öldürmeler, gözaltındakilere işkence ve adil olmayan yargılamalar azalmadan sürdü. 2001 yılında ev yıkmalar ve kapatmalar devam etti. BM Mülteci Sözleşmesi'nin 50. yıldönümü dünya çapında kutlanmasına rağmen, mülteci korumasının temel ilkeleri 2001 yılında da tehdit altındaydı. Çatışmalar ve insan hakları ihlallerinden kaçan yüzbinlerce mültecinin komşu ülkelere girişine izin verilmedi. Aynı zamanda, 2001 yılında sığınmacıların başvurularının incelenmesi de ağır saldırı altındaydı. Uluslararası Af Örgütü üyeleri dünya çapında BM Mülteci Sözleşmesi'nin dar yorumlanmasına karşı çalışmalarını sürdürdü.

2001 yılı, uzun süredir kabul görmüş insan hakları standartlarının, bu standartların oluşturulması için çalışmış hükümetler tarafından doğrudan tehdit edildi. Cenevre sözleşmeleri gibi on yıllardır uygulamada olan uluslararası yasal standartlar Afganistan çatışmaları sırasında sorgulandı. Guantanamo'da gözaltında tutulanlara yönelik muamele, bazı hükümetlerin tutuklulara yönelik gayri insani muamelenin artık kabul edilebilir olduğuna inanmalarını sağladı.

Uluslararası Af Örgütü insan haklarına saygının sadece evrenselliği değil, medeni ve siyasi hakların yanı sıra ekonomik, sosyal ve kültürel hakların bölünmezliğini de kapsadığının altını çizdi. Bazılarına daha fazla zenginlik sunarken, diğerlerine yoksulluk ve umutsuzluk getiren küreselleşmenin yaygınlaşması nedeniyle insan hakları savunucuları sadece hukuki adaleti değil sosyal adaletin de gelişmesi için çalışmalıdır. Khan, "küreselleşmeye etik yaklaşımdan, kalkınmaya haklar temelinde bir yaklaşım anlaşılmalıdır" dedi.

"Uluslararası Af Örgütü olarak, özgür ve adil bir dünyadan söz ederken, İnsan Hakları Evrensel Bildirisi ve diğer uluslararası insan hakları standartlarında belirtilen tüm insan haklarının herkes tarafından kullanabildiği bir dünyadan söz ediyoruz." UAÖ Ağustos 2001'de gündemini, değişen dünyanın yeni taleplerine karşılık verecek biçimde genişletti. Gelecekte örgüt, yalnızca geçtiğimiz 40 yıl boyunca kampanyalarının merkezini oluşturan medeni ve siyasi haklarla ilgili çalışmayacak; aynı zamanda ekonomik, sosyal ve kültürel haklara saygı gösterilmesi için de harekete geçecek.

"İnsan hakları koruması en iyiler ve en kötüler içindir" diyen Irene Khan, "mücadele ettiğimiz şey ve üstlendiğimiz sorumluluk, insan haklarını geçmişini ya da inançlarını dikkate almadan herkes için bir gerçeklik olmasını sağlamak" olduğunu ifade etti.

Uluslararası Af Örgütü
Yıllık Rapor 2002 alıntılar
Ocak-Aralık 2001 dönemi Avrupa'da, devlet görevlileri tarafından genellikle etnik azınlıklar veya yabancılara yönelik işkence ve kötü muamele yaygın olarak devam etti. 11 Eylül saldırıları birçok hükümet tarafından, ulusal güvenliği güçlendirmek adına önlemler almak için kullanıldı ve bu tavır insan hakları ihlalleri ve ifade, örgütlenme ve adil yargılama haklarının yanı sıra sığınmacı haklarının daha da kısıtlanmasıyla sonuçlandı.

Geçtiğimiz yılın ilk bölümünde Makedonya güvenlik kuvvetleriyle etnik Arnavut silahlı grupları arasındaki çatışmanın şiddetlenmesiyle Makedonya'da insan haklarının durumu kötüledi. Güvenlik güçlerinin sivilleri gelişigüzel öldürdüğü bildirildi ve etnik Arnavut silahlı grubu Ulusal Özgürlük Ordusu (NLA)sivilleri kaçırmak ve kötü muamele etmekle suçlandı. Mart-Ağustos ayları arasında, çoğu NLA kontrolü altında bulunan köylerden olan 140 binden fazla kişi yerlerinden edildi. Bosna-Hersek'te, onbinlerce kişi fiziksel güvenlikleri bulunmadığı ve iş bulma, eğitim ve sosyal refaha erişimde ayrımcılığa uğramaları nedeniyle evlerine geri dönüş yapamadı.

Eski Yugoslavya için Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde davalar devam etti. Ancak Bosna-Hersek ve Kosova'daki ulusal mahkemelerde savaş suçları ve diğer insan hakları ihlalleriyle ilgili soruşturma ve kovuşturmalar çok az sayıdaydı. Bunlar çok yavaş ilerledi ve bazı davalarda uluslararası adil yargı standartlarına uygun değildi. Hırvatistan Mahkemeyle işbirliğinde ilerleme kaydetti ancak Yugoslavya Federe Cumhuriyeti yıl sonunda hala Mahkemeyle işbirliğine dair yasayı yürürlüğe koymamıştı. Hazıran ayında Sırbistan yetkilileri eski Başkan Slobodan Miloseviç'I Mahkeme'nin gözetimine teslim etti. Ancak, daha birçok sanık serbest ve birçoğu iktidarda.

Hem Çeçen hem de Rus silahlı kuvvetleri ciddi insan hakları ihlalleri işlemeye ve uluslararası insani hukuku ihlal etmeye devam etti. Rus kuvvetlerinin işlediği ihlaller arasında gizli gözaltı merkezlerinde ve yeraltındaki hendeklerde keyfi gözaltı, işkence ve kötü muamele, "kayıp" etme ve yargısız infazlar bulunuyor. Çeçen kuvvetleri, Çeçenistan yerel idarede çalışan sivillere saldırdı, saldırılar sırasında sivil ölümlerini en aza indirmek için gerekli adımları atmadı ve ele geçirdikleri Rus askerlerine kötü muamele yaparak kanundışı öldürdü. Rusya Federasyonu'nun diğer bölgelerinde polis gözaltında işkence ve kötü muamele ile zalimane, insanlık dışı ve onur kırıcı cezaevi koşullarının bulunduğuna dair bilgiler geldi.

Birleşik Krallık Avrupa'da 18 yaşından küçükleri silahlı çatışmalarda silah altına alan tek ülke. 2001 yılında 18 yaşından küçük askerler Makedonya'ya ve Afganistan'daki askeri müdahaleye gönderildi. Arnavutluk, Gürcistan, Litvanya, Romanya ve İspanya gibi birçok Avrupa ülkesinde işkence ve kötü muamele olayları belgelendi.

Türkiye'de kadın, erkek ve çocuklara yönelik işkence ve kötü muamele yaygın ve sistematikti ve temel olarak polis ve jandarma karakollarında, gözaltına alınmanın hemen sonrasındaki günlerde gerçekleşti. "F-tipi" cezaevlerinde binlerce tutuklu ve mahkum zalimane, insanlık dışı ya da onur kırıcı muameleye varabilen uzun süreli tecrit koşullarında tutuldu.

Almanya, Avusturya, Belçika, Finlandiya, Fransa, İspanya, İsviçre ve İtalya gibi birçok Batı Avrupa ülkesinde aralarında sığınmacıların da bulunduğu etnik azınlıklar ve yabancılar ırkçı temelli saldırı ve kötü muameleye maruz kaldı. Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Slovakya Yugoslavya Federe Cumhuriyeti ve Yunanistan'da polis Romanlara kötü muamele etti ve bazı olaylarda onları ihlallerden korumadı.

Uluslararası Af Örgütü gösteriler sırasında polisin aşırı güç kullanmasıyla ilgili kaygılarını sürdürdü. Bu tip olayların İsveç, İspanya ve İtalya'da meydana geldiği rapor edildi. İtalya'da, Brescia, Napoli ve Cenova'daki kalabalık sokak gösterilerinde polislerin aşırı güç kullandığı ve göstericilere gereksiz yere saldırdığı bildirildi. Temmuz 2001'de, Cenova'daki küreselleşme karşıtı gösteriler sırasında bir İtalyan protestocu polis tarafından vurularak öldürüldü. Haziran 2001'de İsveç, Gothenberg'deki bir gösteri sırasında üç gösterici polis tarafından yaralandı.

Bulgaristan'da akıl hastaları süresiz bakım için, aşırı sağlıksız ve harabe halindeki devlet kurumlarına yerleştirildi. Bu kişiler bazen zalimane zapt yöntemleri ve tecrit uygulamasına maruz bırakıldı. Binaların bazılarındaki yetersiz tıbbi bakım, ısıtma ve gıdanın ölümleri kolaylaştırıcı olduğu görüldü.

Birleşik Krallık'ta, 11 Eylül saldırılarının ardından yapılan yeni güvenlik yasaları insan hakları ihlalleri kapısını açtı. Anti-Terör, Suç ve Güvenlik Yasası 2001, bir aydan kısa süren meclis ve kamusal incelemenin ardından Aralık ayında kabul edildi. Yasa, Dışişleri Bakanının, "uluslararası terörist olma ve ulusal güvenlik risk olduğundan şüphelenilen" Birleşik Krallık yurttaşı olmayan kişiler için, gizli kanıt temelinde gerekçesiz ya da yargılanmaksızın ve yeniden adli incelemeye başvurulmaksızın süresiz idari gözaltı emri verme yetkisi tanıyor.

Bosna-Hersek'te "terör" eylemleri yaptığından şüphelenilen en az 12 kişi SFOR tarafından gerekçesiz olarak tecrit gözaltında tutuldu. Bu gözaltıların birçoğu 11 Eylül saldırılarının ardından gerçekleşti. Orta Asya'daki Uygur nüfus mensupları giderek artan bir biçimde yasaklanmış İslamcı muhalif hareketlerin sempatizanı olmakla ve hatta onları desteklemekle suçlandı.

Uygurlar aralarında Kazakistan'ın da bulunduğu Orta Asya yetkilileri tarafından sık sık tutuklandı, işkence ve kötü muamele gördü ve kötü muamele, işkence ve ölüm cezasıyla karşı karşıya kaldıkları Çin'e zorla gönderildi. Özbekistan'ın, 11 Eylül saldırılarından sonra ülkedeki iç muhalefet üzerinde daha fazla baskı kurmasından kaygı duyuldu. Kırgızistan'da yasaklanan İslamcı örgütlere üye olduğundan şüphelenilen kişilerin gözaltına alınmasında artış yaşandı ve etnik gerilimler şiddetlendi.

Tacikistan, Afganistan'daki savaştan kaçanlara sınırlarını kapatmayı sürdürdü. Bazı ülkelerde, sığınma başvuruları adil olmayan bir süreç sonrası reddedilen sığınmacılar zorla geri gönderildi. Bu olaylardan biri, Mısır'da işkence görme ve adil yargılanmama riski büyük olan iki Mısırlı erkeğin İsveç tarafından iadesiydi. Ekim ayında Bosna Hersek polisinin iki çifte vatandaşlığı olan (Bosnalı-Mısırlı) kişiyi, resmi sınır dışı işlemleri yapmadan geri gönderdiği bildirildi.

Haziran 2001'de, Belçika'nın ilk evrensel yargı yetkisi temelli duruşmasının ardından Belçika'da yaşayan 4 Ruanda vatandaşı 1994 Ruanda soykırımı bağlamında işlenmiş savaş suçlarından suçlu bulunarak hapis cezasına çarptırıldı. Yıl sonuna kadar, Belçika mahkemelerine bu yasa bağlamında 15 yabancı ülkenin eski ve varolan liderleri ve yöneticileriyle ilgili suç duyuruları yapıldı. Cezasızlıkla savaşta yaşanan bu ilerlemeye rağmen İtalya, soykırım ve insanlığa karşı suçlar iddialarıyla aranan ve İtalya'da yaşayan bir Ruanda vatandaşıyla ilgili uluslararası yakalama emrini yerine getirmeyi reddetti.

Uluslararası Af Örgütü:
2002 Raporundan: Avrupa'daki İnsan Hakları İhlalleri

Yargısız İnfazlar
En az 5 ülkede doğrulanmış ya da olası yargısız infazlar gerçekleştirildi.

"Kayıplar"
4 ülkede insanlar "kayıp" edildi ya da "kayıp"lıkları devam ediyor.

İşkence Ve Kötü Muamele
34 ülkede güvenlik kuvvetleri, polis ve diğer devlet yetkililerinin işkence ve kötü muamele yaptığı bildirildi.

Düşünce Mahkumları
11 ülkede kesin ya da olası düşünce mahkumları hapiste tutuluyor.
Gerekçesiz Ve Yargılanmaksızın Gözaltı
6 ülkede kişiler keyfi olarak yakalandı ve gerekçesiz ve yargılanmadan gözaltında tutuldu.

Ölüm Cezası 6 ülkede ölüm cezası verildi ve en az 4 ülkede cezalar infaz edildi.

Silahlı Muhalif Grupların İnsan Hakları İhlalleri
Silahlı muhalif gruplar 9 ülkede keyfi ve planlı sivilleri öldürme, işkence ve rehin alma gibi ciddi insan hakları ihlalleri gerçekleştirdi.
Avrupa Güncelleme
Ocak - Nisan 2002 tarihlerinde Avrupa'daki gelişmeler I- Aralık 2001'de UAÖ, Birleşik Krallık'ta, Parlamento'nun Anti-Terör, Suç ve Güvenlik Yasası'nı kabul etmesinden hemen sonra gözaltına alınan kişilerle ilgili kaygılarını dile getirdi. Polis 9 kişiyi yakalayıp gözaltına aldı. Örgüt, İçişleri Bakanlığı'nın gözaltına alınanlara ve avukatlarına neden yakalandıklarını tam olarak açıklamalarını ve kendilerine yönelik suçlamalara karşı çıkma hakkı tanınmasını talep etti.

Slobodan Miloseviç soykırım, insanlığa karşı işlenen suçlar, Cenevre Sözleşmelerinin ağır ihlali ve yasaların ve teamul yasalarının ihlalleriyle suçlanan ilk eski devlet başkanı oldu. Savaş suçları ve insanlığa karşı işlenmiş suçlar nedeniyle 12 Şubat 2002'de Hague'daki Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaya başladı. Miloseviçle birlikte suçlanan Yugoslav Ordusu eski Genelkurmayı General Dragoljub Ojdaniç 25 Nisan'da mahkemeye teslim oldu. UAÖ Yugoslavya Federe Cumhuriyeti hükümetine, halen serbest olan diğer zanlıların derhal yakalanarak mahkemeye teslim etmesi yükümlülüğünü yerine getirmesi için çağrıda bulundu.

Cezasızlığa karşı mücadelede belirgin bir geri adım, 14 Şubat'ta Uluslararası Adalet Mahkemesi'nin, görev başındaki dışişleri bakanlarının soykırım, insanlığa karşı işlenmiş suçlar ve savaş suçları gibi uluslararası hukuk suçları nedeniyle kovuşturma dokunulmazlığı olduğu kararını vermesiyle atıldı. Bu karar, Demokratik Kongo Cumhuriyeti eski Dışişleri Bakanı Yerodia Aboulaye Ndombasi'nin bir Belçikalı hakim tarafından soruşturulmasıyla ilgili alındı. Mahkeme, yabancı bir ulusal mahkemenin halen görev başında olan bir dışişleri bakanı hakkında uluslararası hukuk suçları nedeniyle tevkif müzekkeresi çıkaramayacağına karar verdi.

Bir diğer geri adım da, üç Belçikalı sulh hakiminin Nisan ayında ülkenin evrensel yargı yetkisiyle ilgili yasalarının, bu yasaların orijinal amacının, soruşturma başladığında zanlının Belçika'da olduğu vakalarla sınırlı olduğu gerekçesiyle, sınırlaması oldu. Bu karar büyük bir olasılıkla Belçika'nın en yüksek mahkemesi olan Temyiz Mahkemesi'ne götürülecek.

Türkiye'de Uluslararası Af Örgütü'nün dernek başvurusu, Mart 2002'de onaylandı. Başvuru, Dernekler Kanunu'nun 12. Maddesi gereğince Bakanlar Kurulu'nun tamamının imzalamaması nedeniyle Kasım 2001'de işlemden kaldırılmıştı. AB üyelik sürecinin bir parçası olarak, "Mini Demokrasi Paketi" olarak adlandırılan 4744 nolu yasa Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 6 Şubat'ta kabul edildi. UAÖ bu yasanın bazı noktalarını hoşnutlukla karşılarken, Türk hükümetinin ifade özgürlüğünün yeterince güvence altına alınmamış olmasından ve gözaltında işkenceye karşı etkin önlemler almamasından dolayı kaygı duymaya devam ediyor.

Devamı

 

 
Diğer duyurular için tıklayın

SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla