Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 23. 05. 2002
 


Greenpeace:
Çevre Bakanlığı Taahhütünü Çiğnedi

Greenpeace Stokholm Konvansiyonu'nun yıldönümünde Çevre Bakanı Fevzi Aytekin'i imzaladığı uluslararası antlaşmaya uyması ve İzaydaş'ı kapatması yönünde uyarıyor.

Uluslararası Çevre organizasyonu Greenpeace, Çevre Bakanlığı'nı, bundan tam bir yıl önce zehirli kimyasalların ortadan kaldırılması için imzalanan Stokholm Konvansiyonu'nunda vermiş olduğu taahhütü ihlal etmiş olmakla suçladı (1). Greenpeace, Çevre Bakanlığı'nın İzmit'teki İzaydaş tehlikeli ve klinik atık yakma tesisine yasal çalışma iznini vermesine şiddetle karşı çıkmaktadır. Greenpeace Toksik Maddeler kampanya sorumlusu Banu Dökmecibaşı, "Bakanlığın İzaydaş'a izin vermek yerine asıl yapması gereken, geçtiğimiz yıl Stokholm'de dünyanın en tehlikeli kimyasallarının ortadan kaldırılması yolunda vermiş olduğu uluslararası taahhütü yerine getirmek için gereken adımları atmaktı. Ancak bunun yerine bakanlik, bu tehlikeli kimyasalları yarattığı bilimsel olarak kanıtlanmış olan İzaydaş'a izin verdi".

Stokholm Konvansiyonu'nun 23 Mayıs 2001'de 102 ülke tarafından imzalanmasından bu yana toplam imza sayısı 141'e ulaştı. Geçtiğimiz yıl 21 Mayıs'ta, Greenpeace'in İzmit atık yakma tesisi İzaydaş'da yaptığı iki gün süren eylemin ardından, Çevre Bakanı Stokholm'da Konvansiyonu imzalamıştı. İzaydaş'in atık alanı girişini bir konteyner ile kapatan ve atık yakma tesisinin bacasında iki gün kalan Greenpeace eylemcileri, ÇevreBakanı'nın anlaşmayı imzalamasını ve Konvansiyon'da yasaklanması hedeflenen zehirli kimyasalların kaynaklarından olan İzaydaş gibi atık yakma tesislerinin durdurulmasını talep etmişlerdi. Antlaşmanın küresel olarak yürürlüğe girebilmesi için imzalayan ülkelerin kendi meclislerinde Konvansiyonu onaylamaları gerekiyor. Konvansiyonun uluslararası yasal yaptırımının olabilmesi için gereken 50 ülke onayının henüz 8'i gerçekleşti. Dünya ülkeleri, önümüzdeki Ağustos ayında Johannesburg'ta yapılacak zirvede, 1992'de Rio De Janerio'daki Dünya zirvesinden bu yana geçen on yıl boyunca sürdürülebilir kalkınma adına gerçekleştirmiş oldukları ulusal eylem raporlarını sunacaklar. Türkiye ise sürdürülebilir kalkınma örneği olarak İzaydaş Atık Yakma Tesisini raporunda sunmayı planlamaktadır. Greenpeace, kirli teknoloji örneği olan bir atık yakma tesisisinin Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma vizyonu olmasını eleştirmekte ve Çevre Bakanlığı'nı, acilen kirli endüstriler yerine tehlikeli atık üretimini kaynakta engelleyen temiz üretim teknolojilerinin esas alınması ve Stokholm Konvansiyonu'nun onaylanması yönünde uyarmaktadır.


Çevre Bakanlığı, Ocak 2002 tarihinde, İzaydaş Tehlikeli ve Klinik Atık Yakma Tesisine resmi çalışma izni vermiştir. Greenpeace'in sürdürmüş olduğu kampanya sonucu, Çevre Bakanlığı, 1998 yılında atık yakma gibi pahalı ve tehlikeli teknolojiler yerine ülkede temiz üretim yöntemlerinin uygulanmasını esas alan, şu andaki Çevre Bakanı Fevzi Aytekin'in imzaladığı bir genelge yayınlamış ve tesis 1999'da kapatılmıştı (2). İzmit atık yakma tesisi, 1999'daki Marmara depremin yarattığı atık krizini bahane ederek geçici izin almayı başarmıştı. İzaydaş, bu geçici izini kullanarak 3 yıl boyunca çalışmaya devam ettiği gibi verilen izinde yakılması yasaklanan klorlu atıklar gibi maddeleri de yakarak izni açıkça ihlal etmiştir. Greenpeace, tesisten aldığı kül örneklerinde Stokholm Konvansiyonu'nda ortadan kaldırılması ve yasaklanması hedeflenen kanserojen dioksinler gibi tehlikeli kimyasalları bilimsel olarak tespit etmiş ve bu yasadışı faaliyeti kanıtlamıştır (3).

Dökmecibaşı " Çevre Bakanlığı hiçbir gerekli eylemde bulunmadan yalnızca sözler vermektedir. Türkiye, çevre ve insan sağlığını koruma adına vermiş olduğu taahhütlerin gerçekliğini kanıtlayacak bir çalışma ile Dünya Zirvesine katılmalıdır. Bunun için, ilk olarak Ağustos 2002'de yapılacak olan Dünya zirvesi öncesinde Stokholm Konvansiyonu'nu onaylamalıdır. Bunun hemen ardından ise, atık yakmayı yasaklayan ve Türkiye'deki bütün sanayi tesislerini kapsayan bir 'kimyasal madde kullanım envanteri' hazırlanmalı ve tehlikeli kimyasalların kullanımına kaynakta son vermeyi hedefleyen bir Temiz Üretim Projesi hazırlamalıdır" dedi.

Ayrıntılı bilgi için;
Banu Dökmecibaşı, Toksik Maddeler Kampanyası Sorumlusu, 0532 263 11 14 Tolga Temuge, Kampanyalar Yoneticisi,
0 533 214 87 76
Greenpeace Akdeniz Ofisi, Türkiye, 0212 292 76 19 -20

NOTLAR:
1- Uluslararası Stokholm Konvansiyonu, 'kirli düzine' adı altında listelediği 12 kimyasal madde öncelikli olmak üzere tüm kalıcı organik kirleticilere (KOKlar) kaynakta son verilmesini hedeflemektedir. Kirli düzine, tarım ilaçları (DDT) ve PCBler gibi endüstri tarafından üretilen kimyasalların yanı sıra, klorlu plastik PVC üretimi ve atık yakma tesislerinden kaynaklanan kanserojen dioksinler gibi yan ürünleri içermektedir. Stokholm Konvansiyonu ile ilgili bilgi dokümaniıGreenpeace Ofisi'nden temin edilebilir.
2 - Çevre Bakanı Aytekin'in 1998'de imzaladığı genelge Greenpeace Ofisi'nden temin edilebilir.
3- Greenpeace'in İzaydaş'tan aldığı kül numunelerinin analiz sonuçları Greenpeace ofisinden temin edilebilir.
Özlem Güneş YILDIRIM
Greenpeace Akdeniz Ofisi-Türkiye Destek Servisi / Supporter Services T:0212 292 76 19-20 F.0212 292 76 22 MBE 105-109 80040 Salıpazarı / İstanbul
www.petrolunsonu.org www.temizuretim.org

Mazlumder:
Nahide Babat Olayı Raporu

A. OLAY
Van'da yayınlanmakta olan yerel bir gazetede Nahide BABAT adlı 13 yaşındaki bir kız çocuğunun apandisitinin ihmal sonucu patladığı ve yeşil kartlı olması sebebiyle bir türlü ameliyata alınmadığı, aradan 7 gün geçtikten sonra ameliyat edildiği, ancak aynı gün öldüğü şeklinde bir haber yer almıştır. Bunun üzerine hadisenin; bir yandan "yaşam hakkı"nın dolaylı şekilde ihlali, diğer yandan "sağlık hizmetlerinden eşit şekilde yararlanma hakkı" şeklinde izah edilebilecek temel bir hakkın ihlali olabileceği değerlendirilerek, konunun araştırılması ve bu konuda bir rapor tanzim edilmesi düşünülmüştür. Bu bağlamda 7 gün süren bu yaşam mücadelesinde ismi geçen kişilerle görüşülmüştür.
B. HEYET OLUŞUMU
Hadisenin bu şekilde basından duyulması üzerine, ihmal sonucu yaşamını yitirdiği yönündeki iddiaları araştırmak, araştırma ve incelemeler sonrasında kamuoyunun gerçek bilgiye ulaşmasını sağlamak ve çeşitli ulusal ve uluslar arası sözleşmelerde güvence altına alınan "yaşam hakkı" ile "sağlık hizmetlerinden eşit şekilde yararlanma hakkı"nın korunmasına katkıda bulunmak amacıyla; MAZLUMDER Van Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Av. Abdulbasit BİLDİRİCİ başkanlığında; Yönetim Kurulu Üyesi ve Bşk. Yrd. Abidin ENGİN, Bşk. Yrd. Mecit EMEN, Muhasip Üye Şerif BİLGİN ve Sekreter Üye M. Emin KAVAK'ın yer aldığı "İnsan Hakları Heyeti" oluşturulmuştur.
C. YAPILAN GÖRÜŞMELER
1. FATMA BABAT (Ölenin annesi) Van'ın kenar mahallelerinden birinde ekonomik açıdan çok zor şartlar altında yaşayan, bu yüzden de kızına yeşil kart çıkartmış, 8 çocuklu bir ailenin hane reisi olan Fatma BABAT, eşinden ayrı yaşadığını beyan etmiştir. Bir süre önce kendisinin üzerine bir kuma alan kocasının adliye ile olan problemleri yüzünden Van'ı terk ettiğini ve şu anda Van dışında başka bir yerde yeni karısı ve diğer çocuklarıyla birlikte yaşadığını anlatmıştır. Dolayısıyla kocanın maddi ve manevi açıdan ailesine en ufak bir katkısı bulunmamaktadır. Aile geçimini, nispeten büyük yaşta olan bir iki erkek çocuğunun kazandığı cüzi paralarla sağlamaya çalışmaktadır. Bunun yanında bazen komşular da bu aileye yardım etmektedirler. Ailenin okula giden tek çocuğu olan 13 yaşındaki Nahide BABAT'ın yaşadıklarını anne şöyle aktarmıştır: "Kızımı 9.4.2002 günü aniden karın ağrısı ve yoğun sancı şikayetiyle Van 1 Nolu Sağlık Ocağına kaldırdık. Yeşil kartlı olan kızım Sağlık Ocağı doktoru tarafından Van Devlet Hastanesi Beyin Cerrahi polikliniğine sevk edildi. Beyin Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ercüment BARLAS hastayı muayene ettikten sonra bevliye bölümüne sevk etti. Kızım bu arada derin sancılar içinde kıvranmaya devam etmekteydi. 11.4.2002 günü bevliye bölümünce ilk tahliller ve muayene yapıldı.
Bevliye uzmanı Op. Dr. Gökmen ALPDOĞDU tarafından bu kez genel cerrahi polikliniğine sevk edildi. 12.4.2002 günü Genel Cerrahi Bölümünce hastanın yatışı yapıldı. Bize kist problemi olduğu söylendi ve hastamız Van Devlet Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Abdullah LENK tarafından bu kez Yüzüncü Yıl Üniversitesi Araştırma Hastanesi Çocuk Cerrahisi bölümüne sevk edildi. Ancak YYÜ Araştırma Hastanesi görevlileri yeşil karta acil ibaresi yazılmadığı için hastayı kabul etmediler ve bu ibarenin yazılması için evrakı geri gönderdiler. Kartı alarak geri geldik Abdullah LENK'le tekrar görüştük. Ancak bu doktor kartın üzerine acil ibaresi yazdırmaya bir türlü ikna edemedik. Israrlar üzerine Abdullah LENK sert bir ifadeyle 'Beni ilgilendirmez, ister ölsün, ister kalsın, kartın üzerine acil ibaresini yazmıyorum' anlamında sözler sarf etti. Kendisine defalarca ricada bulunulmasına rağmen sonuç alamadık. Bunun üzerine apar topar Araştırma Hastanesine geri döndük. Buradaki doktorlara 'ne siz ilgileniyorsunuz, ne de Abdullah LENK karta acil yazıyor. O halde hastamızı bize geri verin, kendimiz başımızın çaresine bakacağız' şeklinde konuştuk. Tekrar geri gelerek Abdullah LENK adlı doktora aracı gönderip ricada bulunduk. Ancak bir türlü kartın üzerine acil ibaresini yazdırmaya ikna edemedik. Zaten acil olan kızımın durumu bu şekilde sürüncemede kalmakla daha da kötüleşti. Bu doktordan özellikle şikayetçiyiz. Bunun üzerine Van Devlet Hastanesi Acil Servisinde görev yapmakta olan bir doktor karta acil ibaresini yazdı ve Cuma günü öğleden sonra kartı Araştırma Hastanesine götürdük. Ancak Araştırma Hastanesi görevlileri hastamızı 16.4.2002 Pazartesi günü ameliyata aldılar. Aynı akşam kızım vefat etti." şeklinde konuşmuştur.
2. Op. Dr. Ercüment BARLAS (Van Devlet Hastanesi Beyin Cerrahi Uzmanı) Kendisine; MAZLUMDER Van Şubesinden gelindiği, Nahide BABAT'ın ölümüyle sonuçlanan olaylar zincirinde adının geçtiği, konuyla ilgili rapor tanzim edileceği söylenerek görüşmeyi kabul edip etmeyeceği sorulmuş, talebin kabul edilmesi üzerine kendisi ile görüşülmüştür. Op. Dr. Ercüment BARLAS beyanında: Kendisinin nöroloji uzmanı olduğunu, gelen hastayla iddiaların aksine ilgilendiğini, muayene ettikten sonra bevliye bölümüne sevk ettiğini beyan etmiştir. Hastanın yeşil kartlı olmasının kendisi ile ilgilenme konusunda bir olumsuzluk yaratmadığını, böyle bir ayırıma gidemeyeceğini, YYÜ Araştırma Hastanesi'nin bu konuda ihmali olduğunu, beyan etmiştir. Başka illerde sadece kimlik ibraz etmek suretiyle acil hastalıkların rahatlıkla tedavisinin yapılabildiğini, hasta hayatının bürokratik bir takım zorluklar çıkartılarak riske edilmesine gerek bulunmadığını belirtmiştir. Nahide BABAT adlı hastayı bevliye bölümüne sevk ettikten sonra; hasta yakınlarının hastayı sancılar içinde kıvranır vaziyette çarşı içinde gezdirdiklerini gördüğünü, bu arada yanında bulunan arkadaşına "bu insanlar bu hastanın ölümüne sebep olacaklar, çünkü çocuğun tedavisini yaptırmıyorlar, ben bunları bevliye bölümüne sevk ettim, oysa bunlar çocuğu çarşı içinde dolaştırıyorlar, bu çocuk ihmalden ölecek" şeklinde konuştuğunu, bilahare çocuğun gerçekten öldüğünü duyunca çok üzüldüğünü beyan etmiştir.
3. Op. Dr. Gökmen ALPDOĞDU (VDH Bevliye Uzmanı) Kendisine; MAZLUMDER Van Şubesinden gelindiği, Nahide BABAT'ın ölümüyle sonuçlanan olaylar zincirinde adının geçtiği, konuyla ilgili rapor tanzim edileceği söylenerek görüşmeyi kabul edip etmeyeceği sorulmuş, cevaben; olay hakkında herhangi bir değerlendirmede bulunmayacağını, kendileri hakkında haksız suçlama olduğunu, asıl suçlunun ailesiyle beraber Araştırma Hastanesi görevlileri olduğunu ve kendisine yapılan suçlamaları kabul etmediğini ifade etmiştir. Devamla bu tür bir diyaloga girebilmesi için dernek görevlilerinden ellerinde yazılı izin bulunup bulunmadığını sormuştur. Ancak resmi bir kurumdan yazılı izin getirmemiz halinde görüşme talebimizi kabul edeceğini bildirdiği için konu hakkında ayrıntılı görüşmemiz mümkün olmamıştır.
4. Op. Dr. Abdullah LENK (VDH Genel Cerrahi Uzmanı) Kendisine; MAZLUMDER Van Şubesinden gelindiği, Nahide BABAT'ın ölümüyle sonuçlanan olaylar zincirinde adının geçtiği, konuyla ilgili rapor tanzim edileceği söylenerek görüşmeyi kabul edip etmeyeceği sorulmuş, talebin kabul edilmesi üzerine kendisi ile görüşülmüştür. Abdullah LENK; "Kendisine sevk edilen hastayı yatırdığını, kist problemi olduğu yönünde teşhiste bulunduğunu, bunun üzerine Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalına sevk ettiğini, hastanın bu duruma gelmesinde asıl sorumluluğun ailesinde olduğunu" belirtmiştir. Kendisine Araştırma Hastanesinden geri gönderilen yeşil karta neden "acildir" şeklinde not düşmediği sorulduğunda; bu ibarenin çokta önemli olmadığını, müdahaleden sonra da bu ibarenin yazılabileceğini ifade etmiştir. Hayati önem taşıyan bir problemde sırf acil ibaresi yazılmadığı için bir hastanın ameliyatsız bırakılmaması gerektiğini belirten LENK, dolaylı şekilde Araştırma Hastanesi görevlilerini suçlamıştır. Kendisinden izin istendikten sonra dışarı çıkılacakken "devlet hortumlanırken bunlar da neyin peşine düşüyorlar" şeklinde söylendiğinin işitilmesi üzerine, heyet üyeleri; "hocam, burada bir insanın hayatı söz konusu" şeklinde cevap verdiğinde "evet, tamam" diyerek hadiseyi küçümsediği gözlenmiştir.
5. Dr. Hadi GEYLANİ (YYÜ Araştırma Hastanesi Çocuk Cerrahisi Doktoru) Dernek görevlisi üç kişi bu doktorla görüşmek için Yüzüncü Yıl Üniversitesi Araştırma Hastanesine gitmiş ancak doktorun hastanede bulunmaması sebebiyle kendisi ile görüşülememiştir. Rapor tanziminin aksamaması için bu doktorla görüşmekten vazgeçilmiştir.
6. Dr. Vedat BAKAN (YYÜ Araştırma Hastanesi Çocuk Cerrahisi Doktoru) Kendisine; MAZLUMDER Van Şubesinden gelindiği, Nahide BABAT'ın ölümüyle sonuçlanan olaylar zincirinde adının geçtiği, konuyla ilgili rapor tanzim edileceği söylenerek görüşmeyi kabul edip etmeyeceği sorulmuş, talebin kabul edilmesi üzerine kendisi ile görüşülmüştür. Samimi bir hava içerisinde geçen görüşmelerde, hastanın yaklaşık 12-14 günlük bir hikayesinin olmasına rağmen, çocuğun onikinci gününde Araştırma Hastanesine getirildiği ve sonrasında kendi bölümlerine sevk edildiğini belirtmiştir. 4 ya da 5 günden sonra apandisit zaten patladığı için kanda öldürücü durumların oluştuğunu belirten BAKAN, Van Devlet Hastanesinde kist teşhisi konulduğunu, apandisit patladığı için tam olarak teşhis konulmasının mümkün olmadığını, mecburen bu durumda hastayı ameliyata almak zorunda kaldıklarını beyan etmiştir. Haliyle kandaki zehirlenmenin sarılığa çevirdiğini bu durumda da ultrasyonun yanıldığını, tıpta bu kabil yanılmaların doğal olduğunu belirtmiştir. Devamla, "hasta bize apandisit olarak gelmedi, bizdeyken zehirlenme gerçekleşmiş bulunuyordu. Yeşil karta acil şeklinde ibare yazma zorunluluğu kurumlar arasındaki sözleşmelerden kaynaklanıyor. Doktorların bu prosedürle herhangi bir ilgisi yoktur. Hasta bize sevk edildikten sonra pazartesi günü ameliyata alındı. Ben de ameliyatı yapan doktorlardan biriyim. Hasta bize Cuma günü geldi. Ancak ameliyatını Pazartesi günü gerçekleştirdik. Cuma, Cumartesi ya da Pazar günü de ameliyatını yapsaydık yine de hastayı geri döndüremezdik. Çünkü zehirlenme ileri boyuttaydı. Buna şahsın kaderi olarak bakmak lazım. Ailesi bunu kabul etmemektedir. 14 günlük bir hastanın geciktirilerek bize getirilmesi ailesinin ihmalidir. Bizim elimizden ne gelirse yaptık. Başka yapacak bir şey yoktu. Buna rağmen hasta yakınları doktorları anlamakta güçlük çekiyorlar." şeklinde beyanda bulunmuştur.
7. Dr. Saim BİLİCİ (YYÜ Araştırma Hastanesi Çocuk Cerrahisi Doktoru) Ölüm (ex) raporunu yazan Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalında görevli, Dr. Saim BİLİCİ ile izinli olması hasebiyle görüşülemedi.

 

Devamı

 

 
Diğer duyurular için tıklayın

SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla