Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 10. 04. 2002


Uluslararası Af Örgütü
İsrail/İşgal Altındaki Topraklar: Herkes için insan hakları olmadan kalıcı barış mümkün değil
Colin Powell'ın Avrupa Konseyi Başkanı Javier Solana ve Rus ve İspanya dışişleri bakanlarıyla Orta Doğu ile ilgili görüşmek üzere Madrid'e gitmesi nedeniyle Uluslararası Af Örgütü uluslararası topluluğa, İsrail ve İşgal Altındaki Topraklarda yaşanmakta olan korkunç insan hakları ihlallerini durdurmak için derhal harekete geçmesi için yaptığı çağrıyı tekrarladı. Örgüt, "Özellikle, İsrail Savunma Kuvvetlerinin çok sayıda Filistinliyi tank topları ve Apache helikopterleri füzeleriyle öldürdüğü bildirilen Cenin ve Nablus başta olmak üzere, kanundışı öldürmelerle ilgili raporlar gelmeye devam ediyor," dedi.

"İçinde yaklaşık 14,000 kişinin bulunduğu Cenin'deki mülteci kampı ve Nablus kuşatma altında ve burada bulunan soradan insanlar büyük tehlikede." "Ambulansların hareketleri hâlâ engelleniyor veya yasaklanıyor. Nablus'ta bir cesedin sokağın ortasında günlerce çürümeye bırakıldığını çünkü bedeni kaldırmaya çalışan herkesin hedef alındığını bildiren raporlar alıyoruz. Birçok görgü tanığının verdiği bilgilere göre, ambulans ve sağlık personelinin erişiminin engellenmesi nedeniyle insanlar kanama sonucu ölmeye terkediliyor." Evler ve altyapı tahrip edilmiş durumda ve birçok yerde gıda maddeleri bitmek üzere. İSK'nin çekildiği söylenen Tulkarem ve Kalkiliya'da tankların şehir etrafında bir çember oluşturarak içeriye girişleri engellendiği bildiriliyor. Toplu yakalamaların yapılması işkence yapılacağı korkusunu ateşlemektedir.

UAÖ, "Bu koşullar altında, her türlü görüşmede insan haklarına saygının temel konu olması yönündeki çağrımızı tekrarlıyoruz. Herkes için insan haklarına dayalı olmayan barış, ateşkes kalıcı olamaz. Kesin taahhütün ilk işareti olarak uluslararası gözlemciler bölgeye yerleştirilmelidir," dedi. UAÖ, ABD'nin İsrail'e askeri yardım yapan ana ülke olması nedeniyle başta ABD olmak üzere çağrıda bulunarak "Ayrıca, insan hakları ihlallerinde kullanılan tüm silahların transferleri derhal askıya alınmalı ve insan hakları ihlallerine karışmış İsrail askeri birimlerinin diğer ülkelerden askeri yardım ya da eğitim almaları engellenmelidir,"dedi. UAÖ Filistinli silahlı grupların kasıtlı olarak sivilleri hedeflemesini kınadığının altını çizdi. Ancak hiçbir ihlalin İsrail'in insan hakları ve insancıl hukukun ağır ihlalini haklı çıkaramayacağını ifade etti.

"Uluslararası topluluk, hem Filistin hem de İsrail tarafındaki binlerce kadın, erkek ve çocuğun yaşadıklarına arkasını dönemez. İnsan hakları gözlemcileri hem Filistinli hem de İsraillilerin hayatını kurtaracak bir araç olabilir."


Uluslararası Af Örgütü:
Ölüm cezası infazları 2001'de ikiye katlandı

UAÖ bugün yaptığı açıklamada 2001 yılında 31 ülkede 3,048 kişinin ölüm cezasının infaz edildiğini belirtti. Bu rakam, 2000 yılındaki 1,457 infazın iki katını da aşıyor. UAÖ, 2001 yılında dünya çapında gerçekleşen infazlarla ilgili istatistiklerini açıklarken Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu'na, halen Cenevre'de sürmekte olan yıllık toplantıları sırasında ölüm cezasına karşı güçlü bir tavır almaları ve küresel bir moratoryum ilan edilmesi için çağrıda bulundu.

Halen Cenevre'de toplantı halinde bulunan İnsan Hakları Komisyonu'nun yakında infazlarla ilgili derhal dünya çapında moratoryum ilan edilmesi yönündeki çağrısını tekrarlayan ve devletleri çocuk suçluların infaz edilmesinin yasaklanmasını da içeren uluslararası standratlara saygı göstermeye teşvik eden yeni ve güçlü bir kararı geçireceğini ümit ediyoruz. BM öncü olmalı ve ölüm cezasıyla karşı karşıya olanları korumak için kesin ve olumlu önlemler almalıdır.

UAÖ bugün açıklanan rakamların sadece örgütün bildiği vakaları kapsadığının altını çizdi. "Tam rakamı tespit etmek mümkün değil çünkü birçok ülke gerçek infaz rakamlarını kasıtlı olarak gizli tutuyor ve böylece ölüm cezasının sözde caydırıcı özelliği hakkında yanıltıcı resim çiziyorlar." UAÖ ayrıca 2001 yılında 68 ülkede 5.265 kişinin ölüm cezasına çarptırıldığını kaydetti. UAÖ, "Vakaların birçoğu ölüm cezasının uygulanmasına dair uluslararası standartların açık ihlalidir." Dedi. "Mahkumlar adil olmayan yargılamalar sonucu ölüm cezası almışlardır. Uluslararası hukuk ihlal edilerek, çocuk suçlular -18 yaşından küçükken işlediği suçlar nedeniyle mahkum edilenler - infaz edilmiştir." 2001 yılında bu tarz üç infaz yaşandı: İran, Pakistan ve ABD'de.

Dünya çapında infazların dramatik artışının nedeni Çin'de hükümetin suça karşı ulusal çapta başlattığı "sıkı darbe" kampanyasının ardından ölüm cezası uygulamasının artması oldu. Sadece Nisan-Temmuz 2001 tarihleri arasında en az 1,781 kişi Çin'de idam edildi. Bu rakam geçtiğimiz üç yıl içinde dünyanın geri kalan ülkelerinde idam edilen kişilerin toplamından daha fazla. Ölümle cezalandırılanların çoğu itiraf elde edebilmek için işkenceye maruz kalmış olabilir. Ölüm cezası mahkumları sık sık prangalanmakta ve halka açık alanlanda dolaştırılmak suretiyle aşağılanmaktadır. UAÖ İran'da 139 idam kaydetmiştir, ancak gerçek rakamın çok daha yüksek olduğuna inanılmakta. Suudi Arabistan'da 79 idamın gerçekleştiği bildirildi. ABD'de, 2000 yılında 85 olan infaz bu yıl 66'ya düştü.

UAÖ, "Çin, İran, Suudi Arabistan ve ABD rakamları 2001 yılında gerçekleştirildiği bilinen ölüm cezası infazlarının %90'ının oluşturuyor." dedi. "Ancak, ölüm cezasının yasaklanması yönünde de gelişmeler oldu. Yıl sonu itibariyle 111 ülke yasalarla ya da uygulamada ölüm cezasını yasaklamıştı. Bu rakam geçtiğimiz yıldan üç fazla." 2001 yılında Şili barış zamanı suçlar için ölüm cezasını yasakladı. Türkiye ölüm cezasının kapsamını daraltan anayasal değişiklikleri gerçekleştirdi. UAÖ Pakistan Başkanının Aralık 2001'de yaklaşık 100 çocuk suçlunun ölüm cezalarını hafifletme kararını hoşnutlukla karşılamıştır. Ek olarak, 2001 yılında Bosna-Hersek ve Yugoslavya Federal Cumhuriyeti, ölüm cezasının tamamen kaldırılmasını sağlayan Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi 2. Seçmeli Protokolünü onaylarak 2. Seçmeli Protokole taraf olan ülke sayısını 46'ya yükseltti.

UAÖ, "Ölüm cezası en ağır zalimane, insanlık dışı ve onur kırıcı ceza ve yaşama hakkının ihlalidir. Yaşama hakkının korunması uluslararası bir sorumluluktur." dedi

Uluslararası Af Örgütü:
İnsan Hakları İzleme Örgütü Ve Uluslararası Hukukçular Komisyonu Adına Ortak Açıklama

UAÖ Uluslararası Sekreterlik Kampanya ve Kriz Program Direktörü Mark Neuman tarafından Kudüs'te yapılan basın açıklaması:

Burada, geçtiğimiz 18 ay içinde patlak veren trajik çatışmaların esas kurbanları sıradan insanlardır. Her gün insanların öldürüldüğü ya da hayat boyu sakat kaldığı ve ev ve yerleşim birimlerinin tahrip edildiğine dair haberler görmekteyiz. Uluslararası Af Örgütü (UAÖ), İnsan Hakları İzleme Örgütü (İHİ) ve Uluslararası Hukukçular Komisyonu (UHK), bu çatışmanın tüm taraflarına ve uluslararası topluluğa açık ve net bir mesaj vermek istiyor: Sivilleri ve uluslararası insancıl hukukun koruması altında bulunanları hedef almayı durdurun. Onlara zarar vermeyi amaçlayan eylemleri durdurun. Filistinli ve İsraillilerin insan haklarının korunması için bölgeye derhal uluslararası gözlemciler yerleştirin.

Bir Devlet ve İşgalci Güç olarak İsrail'in, başta 4. Cenevre Sözleşmesi olmak üzere uluslararası hukuk uyarınca açık yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu Sözleşme kendini korumak için güvenlik önlemleri alınabilmesine olanak verir ancak şu an İsrail hükümetinin başvurduğu aşırılıkları içermez. İsrail devletinin uluslararası insancıl hukukun koruması altında bulunan kişilere zarar veren eylemlerini kınıyoruz. Bu eylemler arasında kişilerin hareket özgürlüğünü ve sağlık personeline erişimini ağır biçimde kısıtlayan uzatılmış sokağa çıkma yasağı; evlerin, araçların ve sivillere ait mülklerin utanmazca tahrip edilmesi; yağma ve hırsızlık; ve sivillere askeri operasyonlara yardım etmeleri için zorlama bulunmaktadır. Bu eylemler uluslararası standartları ihlal etmekte ve askeri zaruriyeti haklı çıkarabilecek her tür mazaretin üstüne çıkmaktadır.

İsrail Savunma Kuvvetleri (İSK) Ramallah ve Beytüllahim gibi bütün bölgeleri kapalı askeri bölge ilan etti ve gazeteci, insan hakları aktivistleri, hükümet görevlileri, BM temsilcileri ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi'nin de aralarında bulunduğu dış gözlemcilerin bölgelere girişlerini engelledi. İSK, al-Haq. LAW ve Addameer gibi insan hakları örgütlerinin bürolarına zorla girip altüst etti. Hem Filistin hem de İsrail örgütleri bu koşullar altında çalışmalarını sürdürmek için büyük kararlılık göstermiştir ancak yargısız infazlar, "aranan" Filistinlilerin "tasfiyesi" ve sivillere ve Cenevre Sözleşmelerince koruma altında olan kişilere yönelik ölümcül güç kullanımıyla ilgili raporların doğrulanması neredeyse imkansız hale gelmiştir.

İSK askeri operasyonları sonucu yüzlerce Filistinli yakalanmıştır. Gözaltına alınan kişilerin kimlikleri ve nerede oldukları bilinmemektedir ve Kızılhaç'ın bu kişilere erişimine izin verilmemiştir. Bu durum, içinde bulundukları koşullar ve yapılan muamele ile ilgili kaygılara neden olmaktadır. Serbest bırakılan çok sayıda Filistinli, başlarında bulunan İSK birimine bağlı olarak, zaman zaman dövüldüklerini bildirmiştir.

Tüm şehir ve kasabalarda ambulanslar ve acil tıbbi hizmetler durma noktasına gelmiştir. Sağlık uzmanları ve ambulanslara ateş açılmaktadır. Yaralıların tıbbi bakım görmelerine izin verilmemektedir; rutin tıbbi tedavi için hastaneye gitmeye çalışan Filistinliler öldürülmektedir. Bu ihlaller sadece insani konular değildir: bunlar uluslararası insancıl hukukun ağır ihlalleridir.

Bu durumda bile, silahlı Filistin gruplarının İsrailli sivillere yönelik intihar bombacılarının kullanımındaki artıştan dehşete düşmekteyiz. Sivillere yönelik bu tip kasıtlı saldırılar uluslararası insancıl hukukta kesinlikle yasaklanmıştır. Bu eylemler Filistinlilerin davasını yıpratmakta ve duruma hiç de yardımcı olmamaktadır - bölgenin yaşadığı acıyı artırmanın yanı sıra yalnızca sıradan İsraillilerin korku ve güvensizliğini arttırmaktadır. Geçtiğimiz hafta Filistin bölgelerinde de, İsrail işbirlikçisi olduğu iddia edilen kişilerin sokakta öldürülmeleri gibi, sokak emniyetinde bozulmalar olduğuna dair işaretler belirdi. Tüm bu ihlaller, bunu yapabilecek yetkideki kişiler tarafından tamamen durdurulmalı ve sorumlular adalet önüne çıkartılmalıdır.

Böyle bir insan hakları krizi karşısında uluslararası topluluğun harekete geçme vakti gelmiştir. Adı geçen üç insan hakları örgütü BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Mary Robinson'un BM İnsan Hakları Komisyonu'nun bölgeye derhal bir misyon göndermesi önerisini memnuniyetle karşılamıştır. Biz de, İsrail ve İşgal Altındaki Topraklar'a durumu izlemek, insan hakları ve uluslararası insancıl hukuka saygıyı tesis etmek ve sivillerin korunmasına yardımcı olmak için daimi bir uluslararası ekibin yerleştirilmesi yönündeki çağrımızı tekrarlıyoruz. Uluslararası topluluk ve özellikle ABD, İsrail ve Filistin Hükümeti'nin bu misyonların çalışmalarını kolaylaştırmaları ve işbirliği içinde olmaları yönünde bütün etkisini kullanmalıdır. Uluslararası gözlemcilerin varlığı, ilgili tarafları insan hakları sorumluluklarından veya yükümlülüklerinden bağışık kılmayacaktır. aksine bunların artmasına yardımcı olmalıdır. Bayanlar ve Baylar, savaş veya işgal sırasında sivillerin acı çekmesi kaçınılmaz değildir. Sıradan insanlar silahlı kişilerin asla hedefi olmamalıdır. Bizim örgütlerimiz geçtiğimiz 18 ay içinde yaşama hakkının korkunç şekilde önemsenmediğine tanık oldu, bunu belgeledi ve raporladı. Bu ihlaller hemen durmalı. Bu suçları işleyenler derhal durmalı. Ve uluslararası topluluk ahlaken ve hukuksal olarak temel insani ilkelere saygıyı sağlamak için harekete geçmekle yükümlüdür.

Irene Khan, Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri
Kenneth Roth, İnsan Hakları İzleme Örgütü Direktörü
Louise Doswald-Beck, Uluslararası Hukukçular Kom. Gn. Skr.

Müstakil Tüketiciler Birliği:
"Bir katrilyonda, benim payım eksik olsun"
Filistin'de uygulanan katliam nedeniyle İsrail'li IMI silah firması ile ülkemiz arasında imzalanan tank modernizasyonu ihalesine olan toplumsal tepkiyi dile getirmek için Başbakan Bülent Ecevit hakkında dava açtıklarını belirten Müstakil Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Av. M. Bülent Deniz; "vahşete karşı çıkan herkes, bir katrilyondaki payını istemelidir" dedi. Bülent Deniz konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:

"Şu anda İsrail tarafından Filistin halkı üzerinde uygulanan vahşet, ülkemiz insanını incitmekte ve üzmektedir. Bu vahşete ve insanlık dışı uygulamaya duyulan tepkiler, her gün değişik biçimlerde yurttaşlar tarafından dile getirilmektedir. Bu anlamda, bir tepki biçimi olarak, İsrail'e ekonomik boykot uygulanmasını isteyen çok sayıda yurttaşın talebi derneğimize iletilmektedir. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, global dünyadaki ekonomik koşullar gereği, ticari mal ve hizmetlerin milliyetini kesin olarak saptamak mümkün değildir. Öte yandan günlerdir tartışılan ve iptali yönünde toplumsal konsensusun oluştuğu tank ihalesi ile verilecek bir katrilyonluk destek, yurttaşların gerçekleştireceği ekonomik boykotu anlamsız kılacaktır. Tüm bu gerçeklere ve yapılan çağrılara rağmen siyasi iktidar bu ihaleyi askıya almamakta, iptal etmemektedir.

Yurttaş olarak, İsrail firmasına bir katrilyon ödenmesine rızamız bulunmamaktadır. Bu nedenle bir katrilyondaki kişisel paylarımızın İsrail firmasına ödenmemesi için Başbakan Bülent Ecevit hakkında alacak davası açıyoruz. İsrail vahşetine karşı çıkan herkesi de, bu davayı açmaya ve bir katrilyondaki payını talep etmeye çağırıyoruz. (Dava metnini görmek için tıklayınız)

Av. M. Bülent Deniz
Genel Başkan Ankara
Müstakil Tüketiciler Birliği
Tel:(212)567 97 44 Faks:(212)567 36 47
[email protected]
[email protected]
www.tuketiciler.org

 
Diğer duyurular için tıklayın

SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla