Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 04. 03. 2002


TMMOB: Barka'nın Vasiyeti Kampanyası

İstanbul'un Deprem'e hazırlanmasındaki yetersizlik ve vurdumduymazlığa karşı TMMOB İl Koordinasyon Kurulu çatısı altında bir kampanya başlattık

Bu Kampanya'nın dayanaklarını bilim insanlarının, mühendislerin ve zamansız yitirdiğimiz Prof Dr Aykut Barka'nın çalışma verileri ve kamuoyu ile paylaştıkları görüşleri oluşturdu. Kampanya ile görevlileri İstanbul'a sahip çıkmaya ve gereken önlemleri daha fazla zaman yitirmeden almaya zorlamak istiyoruz. Bu konuda en somut dayanağımızın "Ulusal Deprem Konseyi"nin hazırladığını bildiğimiz "Ulusal Deprem Strateji Raporu" olacağını umuyor ve ilk olarak bu raporun artık açıklanmasını istiyoruz.

Bu kampanyanın başarısı çok sayıda İstanbul'lunun yaşamının kurtulması, sakat ve yaralı kalmaktan sakınılması, sevdiklerinden ayrılmasının önüne geçilmesi ya da yoksulluğa düşmesinin önlenmesi anlamını taşıyacak. Bu nedenle, İstanbul'lu her yurttaşın Kampanya'ya katkısı çok değerli. Ancak, sivil toplum örgütlerinin katkısı hepsinden değerli. Sizleri bize destek vermeye, isteklerimizi dillendirmeye ve yaygınlaştırmaya çağırıyoruz. İsteklerimiz, önce bir basın toplantısı ile kamuoyuna açıklanacak. Bu toplantıda Sayıştay Raporu, Erdik ve arkadaşlarının saptamaları, İstanbul Milletvekilleri ile yapılan toplantıda dile getirilenler, Barka'nın konuşması, belgeler kamuoyuna bir kez daha anımsatılacak ve Ulusal Deprem Konseyi'nin Barka'nın söz ettiği Raporu'nun hemen açıklaması istenecek. Bu belgeler, gerçekler ve isteklerin basına iletilecek görüş yazıları ile yaygınlaştırılması ve duyurulmasına çalışılacak. Kampanya, Deprem dernekleri, depreme karşı semt inisyatifleri ve öteki sivil toplum örgütleri ile birlikte sürdürülmeye çalışılacak, imza toplanacak ve Ulusal Deprem Konseyi üyelerine mektuplar gönderilecek.

TV kanalları uyarılıp tartışma toplantılarının düzenlenmesi ve bu isteklerimizin duyurulması sağlanacak. Bu belgeler, gerçekler ve isteklerimizin yayınlanıp işyerleri, okullar ve örgütlerde halka yayılması için uğraşılacak. Böylesi bir kampanya, bir yandan Konsey'i çalışmasını tamamlamaya özendirecek; bir yandan, yetkilileri sorumluluklarını yüklenmeye zorlayacak; bir yandan halkın deprem olgusuna daha sağlıklı ve yapıcı yaklaşmasını sağlayacak; bir yandan mesleki ve sivil toplum örgütlerimizi kamu oyunda onurlandıracak ve güçlendirecek.

Kampanya'nın adı, BARKA'nın VASİYETİ ve sloganı,
İstanbul'a Sahip Çıkılması İçin Çok Az Umut Kaldı olacak. Kampanya çalışması bütünü ile ve yalnız TMMOB İl Koordinasyon Kurulu şemsiyesi altında yürütülecek. Kampanya sırasında Jeoloji Mühendisleri Odası :
* Basın Toplantısı Salonu'nu hazırlamayı;
* BT sırasında sergilenmek üzere görsel malzeme (Fotoğraflar, pano, slayt gösterisi) hazırlamayı;
* Barka'nın ses kaydını sağlamayı;
* Sayıştay Raporu, Barka'nın konuşma metni ve Erdik'in yazısını (basın toplantısına katılacak habercilere, imza kampanyasına katılacak örgüt temsilcilerine ve mektuplara eklemeye yetecek sayıda) çoğaltmayı;
* Semt İnisiyatifleri ve Deprem Derneklerinin kampanyaya katkılarını;
* İmza kampanyası sırasında iki gün boyunca bir üyesini görevlendirmeyi;
* Kampanya'nın her aşamasında çok sayıda (kampanyanın bütününde 75 kadar) üyesini etkinlik alanında bulundurmayı;
* Ankara'daki JMO merkez yönetiminin desteği ve öteki illerde de imza kampanyası yürütülmesini;
* Mektup metinlerinin yazım, düzeltme ve gönderilmesi sağlamayı yükümlenecek. İl Koordinasyon Kurulu :
* Kampanya'nın gerektirdiği yasal izinlerin alınmasını;
* Öteki Odaların kampanyaya katılmasını; ·
* Meslek Odaları'nın bilgilendirilip, temsil edilmeleri ve katkılarının alınmasını;
* Basın ile iletişimi;
* TV'lerde demeç ya da oturum düzenlenmesi için girişimde bulunulmasın;
* Katılan Odaların disiplini ve aynı dönemde kampanyanın ilke ve hedefleri dışında açıklama ve etkinlik yapılmamasını sağlamayı yükümlenecek. Kampanya duyuru metni ve programı aşağıda görüşlerinize sunuluyor. Sizleri ve örgütlü üyelerinizi bu çabaya katılmaya çağırıyoruz. Katkılarınızın nasıl sağlanacağı konusundaki görüş, uyarı ve programınızı İKK sekreterliği ya da Kampanya sekreterliğini yüklenmiş olan [email protected] adresine ya da 0.532.3556642 no.lu telefondan Tahir Öngür'e iletmenizi bekliyoruz. Güvenli ve sağlıklı bir İstanbul için haydi!

BARKA'nın VASİYETİ

İstanbul'a Sahip Çıkılması İçin Çok Az Umut Kaldı
İstanbul büyük bir deprem tehdidi altında. Marmara Denizi'nin tabanındaki fayların büyük bir deprem üretebilecek denli gerildikleri ve 7'den büyük, büyük olasılıkla 7.4 büyüklüklü bir deprem üretebileceklerinden kuşku duyulamayacak denli bilgi toplandı. Bu deprem, er ya da geç olacak. Bu depremde İstanbul'un neler kaybedeceği de biliniyor artık. Boğaziçi Üniversitesi Deprem Mühendisliği Bölümü bilim insanlarının bu konudaki öngörüleri değişik ortamlarda dile getirildi. Prof Erdik ve arkadaşları böyle bir depremde 50 bin kişinin öleceği, 300 bin kişinin yaralanacağı ve 1 milyon 200 bin kişinin evsiz kalacağını öngörüyor.

Bilim insanları bu bulgularını yayınladı; İstanbul milletvekillerine verdikleri bir brifingde açıkladı; merkezi ve yerel yönetim yetkililerine duyurmaya çalıştı; JMO'nun düzenlediği Panel'de, MMO'nun Sempozyumu'nda, İMO'nun seminerlerinde, olanak buldukları her yerde kamuoyuna açıkladı. Yerbilimciler 2 yıldır, herkesin ilgisini fay tartışmalarından depreme hazırlık ve olası deprem hasarlarının azaltılması için alınması gereken önlemlere yöneltmeye çalışıyor. Meslek Odaları, insanları depremin değil yapıların öldürdüğü gerçeğini vurguluyor. Ancak, beklenen depreme karşı İstanbul'da bugüne değin yapılanlar yalnızca deprem sonrasında yapılacak kurtarma çalışmalarına yönelik kaldı.

Kurtarma ekipleri oluşturuldu, donanımlar sağlandı, çadır yerleri seçildi, kurtarma çalışmalarında izlenecek yordam planlandı, mezarlıklar hazırlandı. Bu işler için yepyeni bir ticari sektör oluştu. Fuar düzenlendi; yenileri düzenleniyor. Bu, sözde hazırlığın iç yüzünü Sayıştay Başkanlığı'nın hazırlattığı ve Haziran 2001'de açıklanan bir Rapor bütün acılığı ile ortaya çıkardı. Ancak, bu Rapor kamuoyuna yeterince mal edilemedi.

Geçen zaman merkezî ve yerel yönetimlerin de bu Rapor'daki acı gerçeklerden ders almadığı görüldü. Ne yazık ki, can kayıplarını azaltmaya yönelik olarak yapıların incelenmesi ve güçlendirilmesi için bir kaç bireysel çabanın dışında hiçbir örgütlü girişim olmadı. Hastanelerin sıva ve badanaları yenilendi. Çatlaklar kapatıldı. Birkaç kamu yapısı ve okulda güçlendirme yapıldı. Depremden hasar görmesi hiç de olası olmayan üst gelir grubundan yurttaşların birkaç konutunda güçlendirme uygulamaları yapıldı.

Ancak, Erdik ve arkadaşlarının belirttiği gibi İzmit Depremi'ndeki insan kayıplarının %70 kadarı 4-8 katlı, kusurlu betonarme yapılar yassı kadayıf gibi, kat kat üstüne yıkıldığı için oldu. İstanbul'da bu nitelikte 5-6 bin yapının göçeceği öngörülüyor. Bunlarda, yaygın ve sistemli bir iyileştirme yapılırsa en az 20 bin yurttaşımızın yaşamı kurtulacak. Bunun, yurttaşların tek tek girişimleri ile gerçekleştirilmesi ise olanaksız. Yurttaşların mal ve can güvenliğini korumak, ulusal serveti sakınmak, ulusal ekonominin böyle bir depremden uğrayacağı yıkımı hafifletmek doğrudan kamu yönetiminin görev ve sorumluluğu. Bu görev özelleştirilemez, savsaklanamaz, ertelenemez, geciktirilemez...

Ama, yetkili ve sorumluların bunun yeterince bilincine varmadığı; bir türlü buna erişemedikleri ne yazık ki çok acı bir gerçek. Ulusal Deprem Konseyi Eylül ve Ekim 2001 aylarında iki kez İstanbul Milletvekilleri ile toplantı yaptı. Basına açık yapılan ilk toplantıya İstanbul Milletvekillerinin yalnızca %15 kadarı katıldı. Konsey bu acı gerçekleri, beklenen tehlikeyi, karşı karşıya olunan riski katılan milletvekillerine çok açık biçimde anlatıp sorumluluklarını anımsattı. İkinci toplantı basına açılmadan yapıldı. İlgi yine aynı düzeyde kaldı. Katılan milletvekilleri Meclis'te bu konuya sahip çıkıp bir Komisyon kurulmasına, Ulusal Deprem Konseyi'nin yetki ve ilgi alanmının genişletilmesi için çabalayacaklarına söz verdi. Üzerinden 4 ay geçti; hiçbir gelişme olmadı.

Bu çabaların başını çekenlerden Prof Dr Aykut Barka'yı ne yazık ki zamansız yitirdik. Ancak, Barka'nın bize bir mirası var ve biz bu mirası bir vasiyet olarak algılayıp, bundan bir görev çıkarıyoruz.

Barka'nın, 27 Aralık 2001 günü telefonla katılarak verdiği demeç ve görüşleri Açık Radyo'da sürekli yayınlanıyor. Barka, karşı karşıya olunan tehlikeyi yeniden anlatıp, Milletvekilleri'nin ilgisizliğini büyük bir saygı ve bütün inceliği ile anlatıyor. Barka, Ulusal Deprem Konseyi'nin bu gerçekleri ve somut önerileri dile getiren "Deprem Strateji Raporu"nun hazırlandığını; ancak, Konsey'in iki aydır (daha Aralık 2001 ayı sonlarında) toplanamadığı için son biçimini veremediğini söylüyor. Rapor'daki ifadelerin yanlış anlaşılıp tepki görmemesi için titiz davranmak durumunda kaldıklarını anlatıp, Ocak ayı içinde bunu bitirebileceklerini, bitirmek zorunda olduklarını belirtiyor.

Barka'nın sözleri, Konsey'in bir tür baskı altında olabileceği kuşkusunu uyandırıyor. İstanbul büyük bir tehlike altında. Çok sayıda yurttaşımızı yitirecek, pek çoğunun sefalete sürüklenmesine tanık olacağız. İnsanlar sevdiklerini yitirecekler. Buna karşı örgütlü olarak yapılabilecekler var ve bu ancak kamu eli ile gerçekleştirilebilir.

Bunun için, böylesi bir ulusal hazırlık kampanyasının önündeki yasal engellerin kaldırılması ve buna olanak sağlayacak bir yasal altyapı hazırlanması; özel ve yetkin bir kamu örgütü kurulması; eğitim ve standart çalışmalarının yapılması; kaynak bulunması ve fonlar oluşturulması; kredilendirmenin düzenlenmesi; semt ve yapı türü önceliklerinin saptanması ve bu programın 10 yılı geçmeyecek bir zaman dilimi içinde tamamlanacak şekilde uygulanmasına geçilmesi gerekli.

Yetkililerde hiçbir hareket yok. Viyadükler ve köprülerin bakım ve güçlendirilmesi için Japonlardan medet umuluyor. Deprem vergileri, deprem sigortası ve başka yollarla derlenen kaynakların bile böyle bir kampanya için kullanılması göze alınamıyor. Uluslararası sayısız kurumdan alınabilecek yardımlar için kılını kıpırdatan yok. Bu kadarına katlanılamaz. Bir şeyler yapılmalı.

Bütün bunlardan sonra, Sayıştay'ın, Üniversitelerin, Uzmanların, Odaların bütün uyarılarına kulak tıkayan yetkililerin uyandırılabilmesi için tek bir umut kaldı. Büyük gösterişle kurdukları "Ulusal Deprem Konseyi"nin hazırladığı Ulusal Deprem Stratejisi Raporu'nun açıklanması.

Artık tek bir gün daha yitirilmemelidir. Ulusal Deprem Konseyi hemen toplanmalı ve Raporu'nu açıklamalıdır. Bu Rapor'da Barka'nın mirası vardır ve biz bunun değiştirilmeden açıklanmasını O'nun vasiyeti kabul ediyoruz. Bunu sahipleniyoruz. İstanbul'u ve İstanbul'luları kurtarmak için yapılacaklar konusundaki bilimin görüşleri ve önerileri, yöneticilere ve kamuoyuna açıklamalıdır.

Konsey bu tarihsel görevini daha fazla geciktirmemelidir. Uzlaşma sağlanamıyorsa, karşı görüşlerle birlikte açıklanmalıdır, bu Rapor. Artık insan ve toplum yaşamıdır tehlikede olan. Kimsenin, hiçbir bilim insanının ikincil kaygılarla bu görevin geciktirilmesine neden olmaması gerekir. Barka'nın Ocak ayında tamamlanabilir, tamamlanmalıdır dediği bu Rapor hemen açıklanmalıdır.

Açıklanmalıdır ki, yetkililer neleri yapmakla sorumlu olduklarını son bir kez ve en üst düzeyde bir kurumun ağzından duysunlar ve kamuoyu da bu somut görev ve sorumlulukların yerine getirilmesini isteyebilsin. Ulusal Deprem Konseyi, bilimin ve halkın sesi olsun.

TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu


İnsan Onuruna Aykırı Yasalar Sorunu ve "Dağ Dili"
"Dinleyin şimdi. Sizler dağdan geldiniz. Dinliyor musunuz beni? Sizin diliniz yok, ölmüş. Yasak. Burada sizin dağlı dille konuşma izni yok. Kendi adamlarınızla kendi dilinizle konuşma yok. Yasak. Anlaşıldı mı? Konuşamazsınız kendi dilinizle. Kanunen yasak. Resmi dil neyse onu konuşursunuz. Burada bir tek o dile izin var. Kendi dağlı dilinizle konuşmaya kalkarsanız, çok fena ceza yersiniz. Askeri emir böyle. Kanun. Sizin dil yasak. Ölmüş, yok. O dilden konuşma izni yok. Sizin dil diye bir şey yok artık. Var mı diyeceği olan?"
(Harold Pinter, Dağ Dili, çeviren, Aziz Çalışlar, Kavram yayınları, İstanbul,1989, s.40)

Hüsnü Öndül
İHD Genel Başkanı

İHD Tunalıhilmi Cad. 104/4 K.Dere-Ankara
Tel-Fax: (312) 466 49 13-14 / 425 95 47
e-mail:[email protected] http//www.ihd.org.tr .


Tarih Vakfı'ndan
Toplumsal Tarih dergisi, on beş gün sonra, 'dalya' diyor. Hem de yeni bir biçim ve içerikle. Nisan sayımızın dosya konusu 'Tarih Eğitimi'. Herkül Milas, "Türk-Yunan Ders Kitaplarında Öteki" adlı yazısında her iki ülkenin tarih ders kitaplarında birbirine bakışını anlatırken, Necdet Sakaoğlu, Türkiye'deki tarih kitaplarının hal-i pür melalini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Özkan Taner'in "Bu pasta fazla kremalı" başlıklı yazısı ise, ders kitapları sektörünün boyutlarını ve bu sektörün nasıl ellerde olduğunu anlatıyor. Ayrıca konuya bir de öğretmen-öğrenci-veli üçgeninden bakmak için, yaptığımız ilginç röportajları da dergiye koyduk. Sorunları gözler önüne koymakla o sorunların çözümünü önermek arasındaki farkı, konuyla ilgili Avrupa Konseyi Sözleşmesi ve Avrupa Tarih Öğretmenleri Birliği EUROCLIO'nun "İyi Bir Tarih Ders Kitabı Nasıl Olmalıdır?" konulu manifestosu yer alıyor. Dosya dışı konumuz ise "Cumhuriyet'e Geçiş Döneminde Müzik". Gönül Paçacı' nın çalışması, yeni bir ulus yaratma sürecinde müziğin üstlendiği işlevi tarihsel görüngüden ele alıyor. Toplumsal Tarih, yüzüncü sayıda yeni yüzüyle karşınızda olacak. Ayrıntılı bilgi için [email protected]ı.org.tr adresine e-posta atabilirsiniz. http://www.tarihVakfı.org.tr

Kış bitmek üzere. 'Dışarıya çıkma', tatile gitme planları yapmanın zamanı geliyor. Tarih Vakfı olarak, hepsi birbirine benzeyen gezilerden farklı bir şey yapmaya çalışıyoruz bu yıl. 20-23 Nisan'da "Taşın ve İnancın Şiiri: Mardin" gezimizle başlayacak olan programımız, 9 ayrı yere 18 ayrı geziyle, Kasım'a kadar sürecek. Tarih Vakfı olarak farkımızı, seçtiğimiz programlarda ortaya koyduğumuzu düşünüyoruz. Üstelik programlarımız seçkin akademisyenlerin bilimsel danışmanlığında hazırlanıyor; yani bir rehberin size ezberlenmiş cümleleri hızlı bir tempoyla söylemesi gibi bir manzarayla karşılaşmayacaksınız.

Toplumsal Tarih dergisi, iki basamaklı sayılara, Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla, bir kadın dosyasıyla veda ediyor. Hülya Balcı Akarlı'nın editörlüğünde hazırlanan dosyada, "Osmanlı Kadın Dernekleri"nden "Cumhuriyet Erkeğinde Kadın İmgesi"ne kadar değişik ilginç konularda yazılar var. Bunlardan konu olarak en ilgi çekici olanı ise, "Bir Metafor ve Tarihsel Gerçeklik Olarak Amazonlar".

Ankaralı öğretmenler, geçenlerde yaptıkları toplantı sonrasında, 9 Mart 2002 saat 14:00'de Ankara Büromuzda bir kez daha toplanmaya karar verdiler. Sevil Barlas'ın aktardığı Balkan Tarih Ders Kitapları Uluslararası Konferansı izlenimlerinden esinlenen öğretmenlerimiz, Balkan halklarının kardeşliği için tarih öğretmenlerinin neler yapabileceği konusunu tartışacak, uluslararası okul işbirlikleri için zemin yoklayacaklar.

Osmanlıca seminerlerinde yeni dönemimiz 4 Mart'ta başlıyor. Bu seminerlerde ilk üc aylık dönem sonunda dilbilgisi yapısını, Arapça ve Farsça kelime yapısını ve matbu harfleri okumayı öğreniyor, el yazısını tanıyorsunuz. İsteğinize göre daha sonra yine üçer aylık dönemlerle devam ederseniz, dilbilgisi kurallarını, el yazısını daha iyi öğreniyor, karşınıza çıkan metinde Arapça ve Farsça sözcükleri kolayca okuyabiliyorsunuz. Tarihe duyduğunuz ilginin kıvamını artırmak istiyorsanız henüz geç kalmış sayılmazsınız.

Tarihçinin Mutfağı toplantılarımızın bu ayki konuğu, İstanbul Üniversitesi Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı öğretim üyesi Profesor Oktay Belli. Belli, bizimle hem akademik deneyimlerini, hem de başkanı olduğu birçok kazı hakkındaki ayrıntıları paylaşacak. İlgilenen dostlarımızı 21 Mart Perşembe, saat 18.30'da Eminönü'ndeki Bilgi - Belge Merkezi'ne bekliyoruz.

 
Diğer duyurular için tıklayın

SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla