Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR






GLK Editörü'nden...Güncelleme: 29.01.2002

Yine yeni

Evin halini bir görseniz, her şey darmadağın, salonun bir tarafı "kalk gidelim" diyor, öteki tarafı, "dur yeni geldik" modunda. Taşınıyorum da... Yani umarım.

Taşınma çalışmaları son hız devam ediyor, bütün yıldızlar aynı hizaya gelirse, Zeus'un izniyle taşınacağım. Taşınırken insanın yaşamı film şeridi gibi gözlerinin önünden geçiyor. Ne de olsa bir dönüm noktası daima, yeni bir yaşama doğru ilk adım. Benimki film şeridi gibi geçmedi ama basılmış film şeklinde ufak bir tören yapmadı değil hayatım..

***

Etrafı toparlarken, Feng Shui yapıp topladıklarımın yarısını çöpe atarken eski resimler geçti elime. Eski diyorsam bakmayın, sadece üç beş yıl öncesine ait resimler. Partiler, arkadaşlar, piknikler, okul bahçeleri falan. Ben sürekli aynaya bakıyorum ve her gün aynı şeyi görüyorum. Hiçbir değişiklik yok ama sanki bu resimlerdeki ben değilim. Ya biraz daha şişmanım, veya daha zayıf. Farklı bakıyorum, duruşum farklı, gülümsemem farklı. Allah allah diyorum, neden öyle gözüküyorum ki!

İşte değişim denen şey bu. Bu yaşlanma denen öteki şey için uydurduğum bir kılıf olabilir aslında. Belki de olgunlaşma denilen daha da başka bir şey için. Ama adı ne olursa olsun, zaman ilerledikçe, hem içimiz hem dışımız değişiyor. Dışımıza resimler, içimize de giden gelen arkadaşlar şahit. Neden bazı insanlarla bir süre sonra anlaşamıyoruz? Neden yeni insanlar hayatımıza giriyor? Çünkü biz sürekli değişiyoruz, yeni yönlere giriyoruz ve bu girdiğimiz yönler de hayatımızdan bazı insanları çıkarmayı bazı yeni insanları da içeri almayı gerektiriyor..

Bu değişim kendi içimizde mikro bir boyutta devam ederken aslında makro bir gelişim de yaşanıyor. (Yok, Akaşa kitaplarından okumadım son günlerde ama mikro-makro olayı her zaman doğrudur). Çevre, toplum, ülke, devlet, kurumlar... Hepsi değişiyor. Değişikliklerin çoğu olumlu yönde çok şükür. Aklıma hemen en somut örnek olarak, polisin eşcinsellere karşı tavrı geliyor. Birkaç yıl öncesine kadar hiçbir gey, mağdur durumda olmasına rağmen, polise korkudan başvuramazken bugün polis artan gey cinayetleri yüzünden, saldırıya uğrayan geylere mutlaka bize gelin mesajı veriyor ve vakalarda mağdura yardımcı olmaya çalışıyor...

Dergi ve gazetelerde çıkan haberler de gittikçe olumlu hale geliyor. Nefret ve homofobi dolu haberler gün geçtikçe azalıyor. Birkaç yıl önce kim hayal edebilirdi Aktüel gibi bir dergide eşcinsellerin şiddetle mücadele için yaptıkları çalışmaların konu olacağını? Aslında eşcinsellerin bir araya gelip şiddetle mücadele edeceğini kaç kişi hayal edebilirdi?

Yavaş yavaş oluşan ve oturan bir gey camia var İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerde. Hiçbir zaman doğru bir ölçüt olamaz ama İstanbul'daki gey barların aşağı yukarı on beşe ulaşması da bir gelişme, olumlu bir değişiklik. Ortaya çıkan gey ve lezbiyenler artıyor ki bu kadar mekan açılıyor. Lezbiyen deyince, lezbiyen görünürlüğünde de büyük bir artış var. Eskiden sadece efsane biçiminde anlatılan, kendi aralarında grup oluşturduğu için hiç ortalıkta görünmeyen lezbiyenler vardı. Tanıdığımız kadın eşcinsel sayısı üç beşi geçmezdi. Ama artık dünyanın gey başkenti sayılabilecek koca Amsterdam'da bile bir tane gey lezbiyen barı varken, bizim lezbiyenlerimiz, bazı gey barları resmen "ele geçirip işgal ediyorlar". Aman etsinler, çok iyi ediyorlar. Yıllar önce yapsalardı bunu keşke, ortaya çıksalardı ama her şey birbirine bağlı bir zincir gibi... Başka değişimler yaşandı ki, görünürlük konusunda büyük adımlar atıldı.

Kendimizi yenilememiz lazım, değişmemiz lazım. İçimizdeki gelişim yavaş da olsa tüm topluma yansıyacaktır. İçimizde bir değişim ateşi sürekli yanmalı.

Kendimizden sıkılmamak için her gün yeni biri olabiliriz.

Neşeli kalın...

Uğur Alper



Diğer yazıları için tıklayın

 



GL KÜLTÜRÜ

GLK EDİTÖRÜ'NDEN

DERDİNİ SÖYLEMEYEN

EŞCİNSEL DEHALAR

TARİHİN PEMBE
SAYFALARI


ROMEO & ROMEO

JULIET & JULIET

KADIN KADINA

ERKEK ERKEĞE

CİNSİYYET
(GL haber)

MİTLER

GLK MÜZİK

GLK KİTAP

GLK SİNEMA

SAĞLIK

SÖZLÜK

CİNSEL BİLGİLER

MEKANLAR

Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla