Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR






GLK Editörü'nden...Güncelleme: 04.12.2001

Gey Bara Nasıl Gidilir -1

Genç adam gecenin ıslattığı, ince işlemeli karanlık boyalı sokaklardan ilerlerken o gün yaptığı muazzam hata, beyninin girintilerinde hızlı hızlı, ileri geri gidip geliyordu. Örttüğü kısa kızıl saçları Benedikt keşişlerininkine benzer bir polar kazak kapişonu altında, sıradanlaştırılmanın öfkesini taşıyordu. Söz konusu etnik asimilasyondan kurtulabilmiş, inatçı hayvan ismiyle adlandırılan sakal ise aynı kızıllığı bir devrim bayrağı gibi salınarak özgürce ifade ediyordu. Ancak bu sayılı sayıdaki vücut kılının sahibi bunların farkında olmaksızın bedeninin sorumluluğunu sahiplendiği birkaç etkinlikten dolayı uç derecede musdaripti.

Aklı işgal altındaki genç adam yalpalamasının sorumluluğunu içtiği bir kadeh beyaz şaraba attı. "Zaten Güzel Marmara hep böyle yapar" diye mırıldandı. Oysa ki o hayatı boyunca, Güzel Marmara da içse, en kaliteli Fransız şarabı da içse, e hadi olmadı tequila da içse aynı tepkiyi verirdi. Bir kadehten sonra Afrika'daki açlığın sorumluluğu bile omuzlarına yükleniverirdi. Ancak bu geceki sorumluluğu daha da büyüktü ve hiç istemediği bir ayrılığın günah keçisi oluvermişti. Kafasında bir devlet belgesi düzenliliğinde oluşan cümleler devriliverdi ve şiir oldu.

Göğsümde sıkışan üç beş sözcük
Beni geçmişin kayıp günlerinde arar...

diye geyik bir lise iki öğrencisi modunda "sanatsal eser" üretmek üzereyken varmak istediği ışıltılı mekana ulaştığını fark etti ve durdu. Hiç beklemediği bu şans karşısında yıllardır içine işlemiş bir dilin anlamsız sözcüğünü mırıldandı: "Wunderbar!"

"Wonderful" dedi demir kapılı binadan çıkan adam. Müdavimlerinin "the mekan" dediği bu demir kapılı eski İstanbul şatosu, özellikle Cuma Cumartesi geceleri yabancılara da ev sahipliği yapardı. "İyi ki bu dili de biliyorum" diye düşündü kızıl saçlı genç adam. Aslında zamanında ne işe yarayacağını düşünmeden öğrendiği özgürlükler ülkesinin dili de CV'sindeki güzide köşede yerini almıştı ama burada işine yaramazdı. Havada yakaladığı baştan aşağı süzmeli gülüşleri katlayıp cebine koydu ve tüm cesaretini toplayıp şatobiryan binaya çıkan ilk merdiven basamağına koydu ayağını. Ufak bir tereddütten sonra ikincisi, sonra üçüncüsü... Sonra bir baktı kapının ardına geçmişti. Bu onun için gökkuşağının öte yanına geçmek kadar büyük bir şeydi. Artık yepyeni bir dünyanın girişindeydi. Yani en azından büyük olacağını, yeni olacağını umduğu bir dünya. Geri sayım başlamıştı. On...

Bir zengin çocuğunun köyde bulup şehre getirdiği Türkan Şoray havasıyla etrafına bakındı. Etrafından bir uçak similasyonunu andıran şekilde ellerinde renkli kadehler olan irili ufaklı uçaklar "vuuuv" efektleriyle hızlı hızlı geçiyordu. Biraz sonra bombardıman başlayacaktı. Ana bombardıman gemisi yaklaştı ve genç adama "Bir şey içer misiniz" diye sordu. Aslında bu kibar sözcüklerin ardında "Bir şey içmeyecek misin lan, biz de burada haybeye durmuyoruz, para kazanacağız" yazıyordu. The mekanın popüler içkisi çok renkli alkol kadehi sipariş edildi. Hep duyardı meşhur içkiyi. Garson da hani hiç fena değildi.

Fondaki müziğin vurduğu baslar gittikçe sıklaşıyor, artan frekansla bu dünyanın gerçekliğinde uzaklaşılıyordu topluca. Hele çok renkli alkol kadehleri boşaldıkça fırıldaklaşan gözler, ısısı artan pardonlu dokunuşlar iki katına çıkıyordu. Genç adam uyuşuklukla karışık bir mutluluk yaşıyordu. Yüzünden hafif bir gülümseme yer etmeye başlamıştı. Bu gülümseme hemen karşılığını buldu ve cebinden çıkardığı kırmızı paketli sigara paketinde kalan son sigarayı dudaklarına götürdüğünde iki farklı şovalye meşalelerini uzatmıştı.

Şovalyeler de birbirlerini fark etmişti; üç adam arasında tarihin en gergin anlarından biri yaşanıyordu...

Devamı haftaya



Diğer yazıları için tıklayın

 



GL KÜLTÜRÜ

GLK EDİTÖRÜ'NDEN

DERDİNİ SÖYLEMEYEN

EŞCİNSEL DEHALAR

TARİHİN PEMBE
SAYFALARI


ROMEO & ROMEO

JULIET & JULIET

KADIN KADINA

ERKEK ERKEĞE

CİNSİYYET
(GL haber)

MİTLER

GLK MÜZİK

GLK KİTAP

GLK SİNEMA

SAĞLIK

SÖZLÜK

CİNSEL BİLGİLER

MEKANLAR

Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla