Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR






GLK Editörü'nden...Güncelleme: 01.05.2001

Park ve Bahçeler Müdürlüğü

Merhabalar
Soğuk günler yavaş yavaş uzaklaşırken, üzerimizdeki stres de kalkıyor gibi. Biraz duruma alışmış olmak, şaşkınlığın geçmesi, gerçekleri kabullenmek; biraz da güneşin "şöyle hafiften parlayayım bari" tavrı rahatlatıyor insanı. İnsanın kendini kıra bayıra vurası, çimlerde yuvarlanası, başını alıp gidesi geliyor.

Yazmış, baharmış, havalar güzelleşiyor ya, buna paralel olarak turistler de artıyor. Bugün Almanya'dan bir arkadaşım geliyor. Haftaya da Amerika'dan. Biz geylerin bu tür işlerde dayanışması pek bir yoğundur. Ben şahsen hiçbir yerde otel parası vermem ve arkadaşlarım, hatta arkadaşlarımın arkadaşları bile gelir bende kalır. Ne de olsa azınlığız ve azınlık davranışlarından biri de kendi içinde dayanışma değil midir?

Hani kendimi kırlara salmak istiyorum ya, geçen hafta Ankara'daki Işık Dağı deneyiminden sonra park-bahçe tarzında daha evcilleştirilmiş doğa etkinliklerine katılmam gerektiğini düşünüyorum. En azından medeniyete daha yakın olmak açısından. Ama bir durdum düşündüm, şöyle şehrin göbeğinde kendimizi atabileceğimiz yeşillik bir yer var mı diye. Taksim Parkı, Maçka Parkı... Bunlar park değil ki, bir grup yeşillik.

Gelişmiş ülkelerdeki büyük kentlerin hemen hemen hepsinde bizim için orman sayılabilecek büyüklükte parklar vardır. Hem de şehrin göbeğinde. New York'ta Central Park, Londra'da Hyde Park, Amsterdam'da Vondel Park... Azıcık bir güneş çıksa bile herkes üzerindekilerin bir kısmını çıkarır atar kendini parkın çimlerine. Biz ise İstanbul'da her boş bulduğumuz yere bir alışveriş merkezi dikmeye uğraşıyoruz.

Eşcinsel alt kültürde parkların önemi bir başkadır. Her kentte mutlaka bir park ya da parkın bir bölümü erkek eşcinsellerin "çark alanı"dır. Yani daha çok seks amaçlı bir tanışma yeri. Yukarıda saydığım kentlerdeki parkların bazı bölgeleri de neredeyse yasal bir şekilde bu iş için ayrılmıştır. Hem Central Park'ta hem de Hyde Park'ta belli mekanlar geylerin buluşma yeri olarak kabul görmüştür ve kimse onlara orada bulaşmaz. Amstrerdam'daki Vondel Park'ta işler biraz daha ileriye gitmiş ve geylere ayrılan "çark alanı"na güvenlik açısından polis telefonları konmuş. Hani eşcinseller burada "aranırken" başlarına bir şey gelirse bir an önce polisi yardıma çağırabilsinler diye. Eee, geyleri polis kuvvetlerine katılmaya çağıran, eşcinselleri korumayla ilgili özel bir bölüm açan ve sonunda da en kapsamlı eşcinsel evlilik yasasını kabul eden bir ülkede bunlar normal şeyler.

Bizim parklarımız yok mu? Tabii ki var. Hem de bir kaç tane. Tabii ki en meşhuru Taksim Parkı. Ancak bu parklar hiç ama hiç güvenli değil. Genelde gasp ve saldırı olaylarının yaşandığı riskli mekanlar. Parklarda şu ana kadar birçok turiste saldırıldı, paraları çalındı ve insanlara zarar verildi. Daha çok turistlerin başına geldi çünkü olayın içinde olanlar ve insanları tanıyabilenler daha az riskli davranışlarda bulunuyorlar.

Parklar bir yandan partner bulmak için en ucuz yolu tercih eden eşcinsellerin mekanıyken, bir yandan da onlardan çıkar sağlamak için orada bir çeşit mafya oluşturmuş insanların mekanı. Yani bir nevi Park ve Bahçeler Müdürlüğü müessesesi. Ne de olsa eşcinsellere karşı işlenen her suçta olduğu gibi, mağdur eşcinselin şikayette bulunması ve olayın üzerine gitmesi gibi bir şey söz konusu değil. Hele bir de kurban turist oldu mu, işler daha da kolaylaşıyor.

Turist mevsimi açıldı, havalar da güzelleşti. Şimdi bizim "çark" parklarımız dolup taşacak. Birçok insan olan gözlerinin önünde olup bitenden habersiz yaşarken yine parklarda bir sürü olay olacak ama kimse duymayacak. Tabii bunlar parklara gidip uzun uzun oturmamıza güneşlenmemize engel değil. Her şeye rağmen hayat devam ediyor. Bir yerinden yakalamak ve yaşamak lazım.

Neşeli kalın.

Uğur Alper




Diğer yazıları için tıklayın




GL KÜLTÜRÜ

GLK EDİTÖRÜ'NDEN

DERDİNİ SÖYLEMEYEN

EŞCİNSEL DEHALAR

TARİHİN PEMBE
SAYFALARI


ROMEO & ROMEO

JULIET & JULIET

KADIN KADINA

ERKEK ERKEĞE

CİNSİYYET
(GL haber)

MİTLER

GLK MÜZİK

GLK KİTAP

GLK SİNEMA

SAĞLIK

SÖZLÜK

CİNSEL BİLGİLER

MEKANLAR

Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla