Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR






umurtalu@minidev.com

Ankara'nın Nabzı

"Minidev"in deneme yayınında adımı söyle bir duyuruyla gördüm: "...Ankara'nın nabzını tutuyor!" Hemen kendi nabzımı tuttum. Ankaraankaraanankarakara atıyordu. Nabzın Ankara hali alışık olmadığım bir heyecan zirvesiydi. Tabii, asıl tutmam gereken benimki değil, Ankara'nınki; onu anladım. Fakat, itiraf etmeliyim ki, 20 yıldır gazetelerde çalışan bir gasteci olduğum halde, hiç Ankara nabzı tutmamışım.

Ben gazeteciliğe başladığımda, Ankara'nın nabzına benim şöyle niyetlenmem bir yana, Darbepaşam'ın Ankara'sı, herkesin elini, dilini tutuyor, hatta yaş büyültüp boyna geçirilen bir iple tüm damarları boğuyordu. O korkuyla işte, tank sesiyle değil, en azından kahramanlık türküleriyle uyanmaya fit olarak, bir daha Ankara nabzı tutamadım. Elbette, takdire şayan biçimde nabız tutanlara hayranlığım olmuştur. Bunların içinde öyleleri vardır ki, her nabzı tutar. Paşam gelir paşamınkini, paşam gider babanınkini.

20 yıldır müthiş bir nabız hasetiyle bu tansiyon aletlerini izledim. Ne olup bittiğini bize aktaranlar da vardı. Asla ne olup bitmeyeceğini, olup bitecekmiş gibi yedirenler de. Misal, yakınlarda, köşeköşe okuduk ki, bu Meclis "Baba'ya yine yol verir". Gerçekten öyle oldu: Yol verdiler. Bu "nabzist"lerin en sevdiğim tarafı zaten bu: Asla yanılmamaları! Yanıldıklarına asla tanık olmadım; yani köşelerinde bir kez olsun "yanılgı" diye yabancı bir maddenin telaffuzuna rastlamadım. Bu ustalar karşısında şimdi benim ne haddime Ankara nabzı tutmak. Kim tutturur nabzını bana?

Güniz Sokak'ta ancak kebapçıya kadar gidebilirim. Bülent Bey, görse çıkaramaz. Altan Abi'yi tanıyorum ama şu sıralar nabzi bir faydası yok. Devlet Bey, biraz töre dışı soru soran gazetecileri damardan tutuyor zaten. Mesut Bey ile merhabam var. Ama ne merhabam yeter, ne de vaktim. Üstelik nabzını "şerbet" ile takas ediyor ancak. Recai Bey'in nabzı olduğundan emin değilim. Ya da nabzı online Balgat. Bir ara, herkesin olduğu gibi, gastecilerin de tutkusu, Tansu Hanım'ın nabzını tutmaktı. Daha doğrusu, o sizin nabzınızı avucunun içine alırdı. Bu yüzden kronik yüksek tansiyon evresine girenleri biliyorum. Neyse ki, üniversitede hocamdı ve nabzının "çok attığını" daha o zamanlardan öğretmişti bize. Özer Bey'in de ne usta nabızcı olduğunu, şirden işkembeye bayıldığını lisans eğitiminde öğrenmedik. Onun için master yapmamız gerekti. Biz master yaparken de o ordinaryüs olmuştu bile. Sonra, "kartele karşı olağanüstü mücadelesi" sırasında "Leydi"nin nabzı "sinir" oldu.

Şimdilerde gururla izliyorum ki, yine yalılar, kahvaltılar, gevşek federasyon manşetleri filan... Bu kadar fırdönmeye nabız da dayanmaz! Askerler zaten nabız tutturmaz. Fakat hepimizin tansiyonunu yakından izliyorlardır mutlaka. Şu sıralar, "Ankara'nın nabzı" Hüsamettin Bey. Bülent Bey'in plantasyon nabzı olaraktan. Ankara'nın nabzını en iyi o tutuyor. Nabzeteciler de onunkini. Hüsamettin Özkan Bey nabızları istediği gibi öyle ayarlıyor ki, bence dublörden ziyade bir suflör. Ayrıca çok mütevazı; haberlere kendi imzasının konulması için ısrar etmiyor. Sanırım ekip çalışmasına yatkın.

Bir vesileyle öğrendim ki, bir gün benim de sol bileğimden nabzımı tutmuş ve tutmuş demiş ki, "O arkadaş çok ideolojik yazıyor". Dostum sormuş: "Yani ne bakımdan ideolojik?" Hüsamettin Bey de, "Sol" demiş. Adında "Sol" geçen bir partinin lider birinci yardımcısı açısından müthiş analitik bir tespit. Bayıldım yani. Arkadaşıma, "Sağolsun Hüsamettin Bey" dedim. Zaten öyle olmuş da, hani nazar değmesin diye. Şimdi ben nasıl nabız tutayım; seçimlerde oy verdiğim hiçbir parti iktidar olamadı. Galiba Meclis'e bile giremediler. Ayrıca, her seçimde oy verip vermediğimden de emin değilim. Unutkanım ve hafızam da berbat işte! O yüzden, duyuruya aldanıp benden nabız beklemeyin.

Hem, Ankara'nın nabzını elime bir geçirsem, tutmakla kalır mıydım ki.

İleri


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla