Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR






umurtalu@minidev.com

Veda yerine... Bir merhaba

Merhaba;

Size ancak buradan ve bu şekilde ulaşabildim.

Siz?

En az ve en azından bir kez yazmıştınız; belki de daha çok. Ya o gün için beğendiğiniz bir yazı üstüne ya da tam tersine, eleştirmek için. Bir bilgiyi iletmek için belki.

Belki de bir çok kez yazdınız. Muhtemelen, o tek mesajınızı veya hepsini cevaplamaya çalışmışımdır; ama belki de cevapsız kalmıştınız.

Belki sadece bir kez okumuştunuz; belki "okurum" olmuştunuz.

"Dipsiz Kuyu" diye bir köşeyi sanırım hatırlarsınız. Eğer "okur" idiyseniz, mutlaka hatırlarsınız. Bilgimin, aklımın, yüreğimin yettiğince, ama hep dipsiz kuyularda dolaştığımı da farkında olarak, sözcükleri, manaları orada paylaşmaya çalıştım sizlerle.

Katıldınız, katılmadınız; paylaştığınız gün de olmuştur, paylaşmadığınız da.

Aynı fikir ve vicdan boyutlarında dolaştığımız da olmuştur; birbirimize teğet geçtiğimiz de, apayrı yönlere yolculuk ettiğimiz de.

Ancak;

Hep bilmenizi istedim ki, orada ne yazılmışsa, içtendir. Şimdi mecburen sadece burada yazabildiklerim gibi.

Sizin, hiç birinizin mesajlarını atmadım. Yıllardır dosya dosya birikti. Neyim varsa önemli, onlara karıştı.

Bayrama, Dipsiz Kuyu, bazı başka sütunların da başına geldiği gibi, kapatılmış olarak girdim. 16 yılımı, ama şurasında ama burasında, tam 16 yılımı geçirdiğim, bana çok şey katmış olan (sanırım benim de ona katkım olmuştur) Milliyet'ten ay(ı)rıldım.

Koliler hazırladım; içine 16 yılı sığdırmaya çalıştım. Üç gün boyunca, taşınabilmek için, kendimi adeta duvarlardan kazıdım. Kitap, kupür, dosya, anı, sevinç, hüzün, öfke kolileri.

Bir koliye de sizleri doldurdum. Kimi koliler belki de uzun süre açılmamak üzere bir depoya giderken, çocuklarımın resimleri gibi yanımda getirdiklerimden biri de size aitti.

Bu mektup-yazı o yüzden ve o sayede.

* O yüzden; çünkü, yazarken sadece okuru önemsemeye çalıştım ve onca yılın yahut belki de tek bir mesajlık dostluğun ardından vedalaşamadık bile.

* O sayede; çünkü, şimdi yine bir gazete köşesindeki yazı gibi "anonim bir adres"e yazarken, kolilerden, dosyalardan çıktınız. Geçen gün, bu yıl, geçen yıl veya önceki yıllarda attığınız mesajlarınız size ulaşmamı sağladı.

Vedalaşamamıştık ya; bunu bir veda ve teşekkür sayın.

Ama isterseniz, bir merhaba da sayın.

Bir "Dipsiz Kuyu" yazısında, nerede olursak olalım, almayı ve açmayı kabul ettiğiniz sürece, başka bir yol kalmasa dahi, yüreğimi bir şişeye koyup denize bırakacağımı söylemiştim.

İşte o şişe!

Şimdilik, ancak böyle.

Belki, "okur"a bir borcum olarak (asıl borç sahipleri bu sorumluluğu göstermediği için), "Dipsiz Kuyu"nun (ve başka bazı köşelerin de) neden kapatıldığını, yüzlerce gazetecinin neden işinden olduğunu da açıklamalıydım.

Açıklayabilseydim keşke.

Keşke, "sadece ekonomik nedenler" sayabilseydim.

Ama galiba işin özü şu:

"Dipsiz Kuyu" yazılarında da çokça dile geldiği üzre, kriz sadece "ekonomik" değil. Siyaset-ekonomi-medya, elele ve içiçe krizde.

Birbirlerini pohpohlarken, birbirlerini cilalarken, birbirlerinin "insan ve vatandaş" üzerindeki tahakkümünü perçinlerken kendi krizlerini derinleştirdiler.

Sadece temsil krizi, sadece para krizi, sadece etik krizi geçirmediler; sinir krizi de geçirdiler.

O sinir krizinin öfkesi de, "istikrar tedbirleri" gibi, hepimize fatura edildi. Yalanlar üstüne kurulu bir piramit çökerken, altta kalanın da canı çıkacaktı tabii.

Şimdi, "ekonomi" düzelsin diye, o muhteşem programdan vazgeçilmiş olarak, Kemal Derviş'e sarıldık. Sanırım (ve umarım) bu hükümette (şimdilik) aklı yerinde olan tek kişi de o.

Ne var ki, yukarıda üç ayak saymıştım ya, siyaset-ekonomi-medya diye... Diğer iki ayak kırık ve bozuk olduğu sürece, siyasetin ve medyanın insani ve ahlaki krizleri derinleşmiş işbirlikçi aktörleri havayı ve suyu kirlettiği sürece, kriz yine krizdir; birer vatandaş olarak hepimizin krizidir.

Daha fazla uzatmayayım.

Bu bir tahlil yazısı değil; okur-yazar mesafesinin dışında, kolilerle taşıdığım dostluğunuza sığınmış bir veda, daha doğrusu bir "merhaba" mektubuydu.

Şimdilik ancak ve sadece bu yolla.

Şu anda beynimin kıvrımlarında, bedenimde bir savaş var sanki: Kavgacı hücreler ile yorgun olanlar arasında... Hırslanmış olanlar ile bitkin düşmüşler arasında... Hepsi birden, ruhumda ve bedenimde ölmüş olanların üstüne basıyor... İçimden bir ses, küllerinden doğan anka kuşunu hatırlatıyor... Gülümsemeye gözyaşı, gözyaşına öfke karışıyor. Umutsuzluk ile umut kardeş kardeş didişiyor.

Bir gazete kağıdı ya da bir bilgisayar ekranı üstünde yeniden buluşmak üzere...

Bir kez daha, bana geçen gün ya da çok çok önceleri iletmiş olduğunuz her sözcüğe, teşekkürlerimle...

Sevgi ve saygılarımla

Umur Talu

Geri


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla