



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |


Köroğlu
Hikayesi'nin
Kars - Göle Anlatımı -
2


Köroğlu
Bölgesi diye anılan ve geçmişte de Yiğit Konağı namıyla maruf
bu bölge orman bölgesidir. Tam bu bölgenin karşısında bir bölge
daha vardır ki buranın da adı Şişek Gölleri'dir. Bu Şişek Gölleri'ni
niçin yazıyorum. Çünkü: Koca Yusuf kır atın hızını ölçmek
için bir bataklık oluşturduğunu yazanlara diyorum ki, bu bataklık
bu bölgede zaten vardır. Gidip görmek bu sayılan yerleri yerinde
tesbit etmek mümkündür.

Şişek Gölleri'nde Kır-At'ın hızını deneyen Koca Yusuf'un
oturduğu yer, Hür-Şen Ali'nin at sürdüğü yer, iz olarak
bellidir. İlk kurdukları ilkel kaleye ev sahipliği yapan dağın
tepesindeki ağaçların kesilmesi nedeniyle bu dağın adı Kabak Tepe
Dağı'dır. Yüksekliği 3.050 metredir. Eteğindeki ağaçları değil
de tepesindeki ağaçları kesmenin amacı ise, çıplak alanda gelebilecek
her türlü tehlikeyi kontrol etmektir. Bu arada Kır-At büyümüş,
binilecek çağa erişmiştir. Küçük Hür-Şen Ali de
büyümüş yiğit bir delikanlı olmuştur. Yörede Deli Yusuf'un
adı Kör Yusuf (yöre diliyle "Körüsüf") olarak kalmıştır.
Oğlu Hür-Şen Ali'nin adı ise unutulmuştur. Körüsüf'ün
oğlu olarak anılmaya ve söylenmeye başlanmıştır. Daha sonra, körün
oğlu sözcükleri birleştirilerek nam-ı diğer KÖROĞLU adı
yerleşmiştir.

Anadolu içinde ve dışındaki, tüm varyantlarda anlatılan olaylar
zinciri hemen hemen aynıdır. Köroğlu hikayesinin ya da
destanın aynı formatlarla yoğrulması, bana tüm bu varyantların
tek kaynaktan çıktığını düşündürüyor. Tek kaynaktan çıkan öykü
ya da destanların halk ozanları dilinde değişimlere uğradığını
kabul ediyorum. Köroğlu Seferleri başlığı altında topladığım anlatılar
zaman dilimleri bakımından çeşitli çağları içeriyor. Yani bir
sefer Aşık Cunun adına anlatılıyor. Bir başka sefer Aşık
Elesker adına anlatılıyor. Dahası, bir başka sefere de Aşık
Ali diye birinin adına kaydiliyor. Bu aşıklar bildiğim kadarıyla
aynı çağın aşıkları değildir. En azından Aşık Cunun'un
yaşadığı çağı tam olarak bilmesem de Elesker adlı aşık
daha dünkü aşık. Bunları yazarken, şunu demek istiyorum. Tek hikaye
üstüne kurgulanmış yüzlerce anlatı. Bu anlatılar çağlara göre
de kendini yenilemesini bilmiştir. Ama en önemlisi ise, yukarıda
da değindiğim gibi bu tür söylenceler sadece ad üstüne üretilmiş
bir olgu gibi ele alınabilir.

Bu yörede daha önce yetişmiş ve KÜROĞLU adıyla destan kahramanı
olarak halk içinde nam salmış bir isimle özdeşleştiği kanımca
daha doğru olabilir. İnsanın insanı sömürmeye başladığı her yerde,
her dönemde baskı ve zulüm eksik olmamıştır. Zulma karşı direniş
eylemleri de her yerde her dönemde gündeme gelmiştir. İşkence
çağlar boyunca sürerek sanki bir gelenek haline dönüşmüştür. Yüz
yıllardır, bin yıllardır değişik biçimlerde insan vücuduna uygulanan
işkencelerden birisi de işkence gören kişinin gözünün kör edilmesidir.
İnsan gözünün kör edilmesi olaylarına değinen en eski yazılı kaynak
olarak Homeros destanlarını göstermek olasıdır. İskitler'de
rastlanan insanların gözlerini kör etme eylemi, kör edilenlerin
çocuklarının intikam eylemleri ve eylem olayları, başka uluslarda
da zaman zaman kendisini gösterir.

Eski Azerbaycan ile İranlılar'ın arasında da bu tür olayların
olduğu bilinmektedir. Eski Türk kültüründe de rastlanan bu tür
kör etme işkenceleri en canlı biçimi ve çok varyantlı gelişimi
Köroğlu destanlarında karşımıza çıkmaktadır. Köroğlu adına
söylenen bunca çeşitleme ve bunca değişik destanların özü de yukarıya
aldığım konuyu içeriyor. Aslında bu yörede analatılan en az sekiz
tane çocuğun hikayesi vardır. Bunların hemen hemen hepsi de kör
olan bir babanın intikamı üstüne kurgulanmış olaylar ziciriyle
anlatılır. İşte bizim adını andığımız Koç Köroğlu bu şartlar
içinde var olmuştur. Sonra yüzlerce kola ayrılarak halk içinde
destanlaşıp büyümüştür.

Bütün verilere bakıldığında Köroğlu bir destan kahramanı
olarak görünüyor. İlk bakışta bu doğrudur. Detaya indiğimiz zaman,
destan kahramanı Köroğlu'ndan önce Küroğlu adını
buluyoruz. Küroğlu ile Köroğlu'nun benzer yanlarına
gelince, isim benzerliği ön saflara taşınıyor. Köroğlu'nun
adı Hür-Şen Ali.

Küroğlu'nun adı ise, Kuşan Ali'dir.
Köroğlu'nun baba adı Deli Yusuf,
Küroğlu'nunki ise bir silah ustasıdır ve adı da Deli
Yusuf'tur. Köroğlu'nun silah ustası Koca Bey'dir.
Küroğlu'nun dedesinin adı ise, Dede Sultan'dır.

Dönelim şu bizim Koç Köroğlu öyküsüne. Köroğlu'nun
önce anası, sonra da babası ölür. Uca dağların başında sazıyla
sözüyle ve kırk delisiyle başbaşa kalır. Anadolu içinde ve Anadolu
dışındaki tüm anlatılar, gelişim itibarıyla hemen hemen aynı çerçeve
içindedir. Sonuç ise yine aynı nedenlere bağlanıyor. Kimisine
göre böyle, kimisine göre şöyle. Aslında nasıl olursa olsun sonuç
olarak, işkence görmüş bir babanın intikamı ve kırklara karışma.
Yani Köroğlu ölmüyor kırklara karışıyor. Kır-At
ise sır olup gidiyor.

Kır-At üstüne de anlatılan bir sürü söylence bulunuyor. Kimilerine
göre, her kırk yılda bir Halep pazarında satılıyor. Kimilerine
göre ise Kırşehir pazarında satılıyor. Kimilerine göre de, Göle
ormanlarında yüzyıllardır yitirdiği sahibini arıyor. Köroğlu'nun
etrafında toplanan deliler de anlatılarda önemli yer tutar. Bu
insanların da adları kendileri gibi oldukça ilginçtir. Delilerin
adlarını da yazalım:
Han Ayvaz, Köroğlu'nun üvey oğludur. Bazı kaynaklarda
İvaz olarak geçer. Iğdır yöresi Üreğir Türkmenleri'nin hanı olduğu
söyleniliyor. Bazılarına göre de Erzurumlu Kasapbaşı'nın oğludur.
Kanımca ilk söylenen daha bir gerçeğe yakındır. Çünkü, tüm anlatılarda
Ayvaz'ın adı, Han Ayvaz olarak veriliyor.
Dağdeviren: Bu deli hakkında fazlaca bilgim yok.
Zincirkıran
Kabresığmaz
Yolkesen
Yelkesen, bu iki delinin de kardeş olduğunu yine söylencelerden
anlıyoruz.
Zor Bezirgan: Köroğlu destanlarında önce Köroğlu'na düşman
olduğu görülüyor. Sonra nasılsa adı delilerin içinde geçiyor.
Köse Kenan: Köroğlu'nun amcası olduğunu belirten söylenceler
de vardır. Ben kesin bilmiyorum.
Cıdalı Kenan: Aslında bu iki Kenan'ın da bir kişi olduğunu
veren söylenceler de vardır. Ayrı ayrı insanlar olduğunu veren
söylenceler de vardır. Hangisi doğrudur bilemiyorum.
Deli Hasan: Bu kişi de Köroğlu destanlarında bu adla geçer.
Zaman zaman Köroğlu'nun tüm işlerine karışır. Bunun da Köroğlu'nun
amcası olduğu söylencelerde vardır.
Koca Arap
Bıyıklı Yusuf
Kiziroğlu Mustafa Bey
Güzel İsa Palı, ya da İsa Balı
Celali Bey
Ağalar ağası
Demircioğlu
İsfahanlı Koca Bey: Köroğlu'nun silah ustası.
Hoylu Bey
Tülek Terlen
Acemoğlu
Mirzalı Bey
Köse Sefer
Benli Ahmet
Arslan Bey: Köroğlu'nun öz oğludur. Çok ilginç bir hikayesi
vardır. Kısaca şöyle: Köroğlu Azerbaycan dolaylarına bir sefere
gider orda bir kadınla az da olsa birlikte olur. Daha sonra kadını
bırakır gelir. Bu kadının Köroğlu'dan bir oğlu olur. İşte bu Arslan
Bey dedikleri çocuk budur, diyorlar. Aynı hikaye Acemoğlu ve Dağıstanlı
Hasan için de anlatılır.
Güdümen: Çenlibel'in at bakıcısı, seyis. Bu ismi daha
sonra Benli Döne ile birlikte görüyoruz. Bu kişinin olayına
az sonra değineceğim.
Hanlar Hanı
Selam Vermez
Allahsız- Tanrı Tanımaz
Tekeli Beyi
Deli Balta
Deli Teber
Eceli Anan
Demir Kıran
Polatoğlu / bir diğer adıyla
Okçuoğlu
Depe Delen
Yanık Hasan
Dellek Hasan
Darıdeğmez
Halden Bilmez
Dağsıtanlı Hasan: Köroğlu'nun ikinci bir oğludur. Dağıstan
seferinde ön saflara taşınır. İkinci Çin seferinde Çin askerleri
tarafından öldürülür. Köroğlu oğlu Hasan için, yüzlerce ağıt söylemiştir.

Görüldüğü gibi kırk sayısını geçiyor. Ben daha önce bu isimlerin
yirmi dört tanesini yazmıştım. Daha sonra kırk sayısına ulaşan
isimleri yazdım. Çünkü, Köroğlu her nedense kırk sayısıyla
hep özdeşleştirilir. Köroğlu aynı zamanda bir ozandır. Ozanların
piri sayılır. Kendi adına kırk makamı vardır. En son makamı ise
kırklar makamıdır. Söylenceleri söyleyenler derler ki, Köroğlu
ölmemiş kırklara karışmış. İşte bu kırklara karışma anında bir
türkü çalar ve söyler, daha sonra kırklara karışarak gider. Bu
en son söylediği makam ise kırklar makamıdır. Yazının son bölümüne
bildiğim Köroğlu makamlarını yazacağım.

Köroğlu Koç Kır-At'a binince, bunca gözü kanlı deliyi de
yanına toplayınca, halkın istediği ölçüde bir yiğit olmuştur artık.
Her seferinde babasının öcünü almak için, Palu Beyi'ne
saldırmaya ve her alanda bu beğlige zarar vermeye başlamıştır.
Bu topraklar üstünde ipek yolu adıyla bilinen bir yol vardır.
Tüm ticaret kervanları bu yol üstünde geçer. Geçen her kervandan
baç alan Köroğlu, gücüne güç, servetine servet katmıştır.
Bu servet öyle bir hal alır ki, bir koçaklamasında şöyle seslenir:

Ayırın sürünün bin erkeğini
Kırdırın beylerim ha ben gelince

İnsan bu sözler karşısında şöyle düşünmeden kendisini alamıyor.
Sözü edilen sürüden bin erkek ayrılınca geriye kaç tane kalıyor.
Bir başka dörtlükte ise şöyle sesleniyor:

Yüz batman pirinci küçük kazana
Doldurun beylerim ha ben gelince

Ben bu sözün karşısında, şunu yazıyorum. Yani bu adamın küçük
kazanı yüz batman pirinç alıyorsa ki, kendisi böyle söylüyor,
ya büyük kazanı kaç batman pirinç alıyor? Buna benzer soruların
yanıtını aramak için çok uzaklara gitmemek gerekir. Kuzeydoğu
Anadolu yöresi ozanlarının ne denli üretken ve ne denli geniş
bir hayal gücüne sahip olduklarını anlıyorum.

Köroğlu kendisini beylikten hanlığa taşıması için Koca Bey'in
önderliği ile İsfahan'dan Niğar Han'ı getirerek onunla
evlenip Han'lığı alır. Böylece Han'ların başına geçmek için Han
Köroğlu unvanını alır. Daha sonra, Iğdır kalasının paşası
olan Aras Paşa'nın kızı Döne Sultanı (Benli Döne)
alarak kendisini Sultanlık konumuna getirir.
Köroğlu'nun Doğu'ya yaptığı üç Çin seferinden söz ediliyor.
Ama izniniz olursa Çin seferlerini ve evlatlarını yitirmesini
bundan sonraki buluşmamızda anlatayım...
Orhan
Bahçıvan
Essen
Diğer
yazıları için tıklayınız
|
|


Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|