Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR



Ozanca
Düşünceler

Orhan Bahçıvan

orhanbahcivan@yahoo.de
Güncelleme: 23. 06. 2007



Fiş Fiş Fişleniyoruz !!!




Son günlerde Alman başbakaniyesi bir yasa hazırlatıyor. Yasanın aslını ve neslini tam olarak görmedik. Ancak, yeni yasaya göre bizi fişleyecekler. Biz derken, sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını.

"Hoppala yavrum hoppala"
Bir milyon yedi yüz bini aşan bir kitleyi, tek tek çağırarak,
parmak izi alarak ve tüm bilgileri kaydederek fişleyecekler.
Buyurun karakola!

Söze nereden ve nasıl başlayayım diye düşünüyorum. Düşünme olayını, Hasan Hüseyin Korkmazgil bir şiirinde işlemişti. Usta nasıl demişti?

"Düşün
Düşün
Düşün
Düşünüyorum:
Yumurtayı öyle mi koysam durur tepesi üstü tabakta
yumurtayı böyle mi koysam durur tepesi üstü tabakta.
Yumurtayı şöyle mi koysam tabakta durur tepesi üstü
yumurtayı nasıl koysam durur tepesi üstü tabakta.
Böyle mi koysam
Böyle mi?
Böyle mi koysam
Şöyle mi?"

Bu dizeler "Ah Babam Babam" başlıklı şiirin ortasında bir yerde geçiyor. Şiir uzun, şiir anlamlı, ben şiirin tümünü aktarmayı düşünmüyorum. Yumurtayı düşünüyorum. Ustanın dediği gibi, "düşün, düşün. Düşün düşünüyorum. Yumurtayı nasıl koysam da dursun tepesi üstü tabakta?"

Hani, usta gazeteciler vardır. Yazılarında tüm detayları derinlemesine ele alırlar. Çıkacak yasaları, madde madde aktarıp, sonra da şurası şuna, burası buna aykırıdır diye yazmayı becerirler.
Vay benim beç başıma!
Neyin nereye uyduğunu ya da, neyin neye aykırı olduğunu düşünmeden yazıyorum. Yumurtayı tepesi üstü durdurmaya çabalayarak, fış fış kaşıkçı tekerlemesini de ekleyerek kaydırak oynamaya devam ediyorum:
"Fış fış kayıkçı
Kayıkçının küreği
Tıp tıp atar yüreği
Akşama fincan (fişleme) böreği
Yavrum yesin büyüsün
Tıpış tıpış yürüsün"

Evet evet bizim yavrularımız tıpış tıpış büyüsünler, büyümeden önce, Alman yasalarına göre fişlensinler. Parmak izi versinler. Gerekçe ise, sadece Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olmaları galiba. İşte burada denilir ki:
"Hoppala yavrum hoppala"...

Daha geçen sene pembe kart taşıyan, yanılmıyorsam elli bin kişi bir kalemde Alman vatandaşlığından atılınca, orta yerde neler olduğunu da çok iyi gördük. Yine aynısı olacak ve biz de göreceğiz. Bu yazı sadece bir yakınmadır. Bu yakınma, hiçbir yetkiliye ya da yöneticiye değildir. Bu yakınma sadece ve sadece bu yazıyı okuma zahmetine katlanan sizin gibi okuyucu dostlarıma ve hemşehrilerimedir.

Almanlar bizi fişleyecekler. Hani gönlümüz çok cömerttir derler ya, fişlemenin sonunda, şişleme ya da haşlama gelirse, yurttaşı olduğumuz ülke sağ olsun.
Son günlerde ülke geneline bütün hatlarıyla gelip oturan ve ne anlama geldiğini bir türlü çözemediğim, erken seçim ve erken seçime, erken katılan, çantalı, çantasız adaylar hakkında yazı yazmayı düşünürken, kendi fişlememizin derdine düştük.

Sanmayın bu vekil adaylarından yardım talep ediyorum.
Asla ve asla, benim böyle bir talebim olmayacaktır. Olmamalı da. Çünkü; Biliyorum, "mum dibine ışık vermez"...
Biz hangi suçu işledik, bilemiyorum ki? Günde üç parti mi değiştirdik? Sağ uçtan sol uca, sol uçtan sağ uca mı atladık? Akşam giydiğimiz gömleği sabah mı çıkardık? Yahu biz ne suç işledik ki bizi böyle fişliyorlar? Bize oy kullanma hakkını bile vermeyen bir ülkenin vatandaşı olmak mı suç? Bize, iş, aş veremeyen bir ülkenin yurttaşı olmak mı suç diye soruyoruz... Sorduğumuz sorulara henüz doyurucu bir yanıt alamıyoruz.
Biz, kendi ülkemizde Almancı, altın yumurtlayan tavuk, gıt gıt gıdaklıyoruz. Ya da el üstünde çil bebek;
"Hoppala yavrum hoppala..."

Oralarda öyle, buralarda nasılız? Buralarda ise, yabancı yani, misafir işçi olarak fiiiiiş fiiiiiş fişleniyoruz.

Korkunun fişlenmeye ya da şişlenmeye faydası yok.
Henüz kötü bir durum olduğunu da söylemiyorum. Şükür diyorum, buna da şükür. Hu hu hu Allah bu kadere maşallah...
Bakın bu sözleri söylerken bizlere acıyın demiyorum.
Bizler, kırk yıldır yurttaşı olduğumuz ülkede oy kullanamayan,
her defasında, hakları yasalar önünde, paraları holdinglerce gasp edilen sahipsizler olarak, diyoruz ki:
Bizlere acımayın. Kendimize acındırmak için söylemiyorum ama, derdimizi anlatmaya çabalıyorum.

Hasan Hüseyin Korkmazgil ustanın affına sığınarak, yukarıya aldığım dizeleri azıcık değiştirip kendime uyarlıyorum. Bağışla beni usta.
"Düşün
Düşün
Düşün
Düşünüyorum:
Fişlenmeyi öyle mi koysam durur tepesi üstü kitap da.
Fişlenmeyi böyle mi koysam durur tepesi üstü kitap da. Fişlenmeyi şöyle mi koysam kitap da durur tepesi üstü,
Fişlenmeyi nasıl koysam durur tepesi üstü kitap da.
Böyle mi koysam
Böyle mi?
Böyle mi koysam
Şöyle mi?"

Söyleyin bana dostlar, nasıl koysam bu yasayı tepesi üstü durabilsin kitap da?

Yarım asra dayanan, onurlu, onurlu olduğu kadar da, olumlu bir yaşamın ve çalışmanın sonucu gelinen noktaya bakar mısınız?

Fişleniyoruz!!!









©
Orhan Bahçıvan
Essen
Diğer yazıları için tıklayınız


 



 

 


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla