
Aşık Reyhanî Hakka Yürüdü



Son
8 yıldır geçirdiği hastalık nedeniyle kısmen felç olan ve Erzurum'u
terk edip Bursa'ya yerleşen Aşık Yaşar Reyhanî vefat etti.

Son dönemlerde yaşadığı topraklara küsen insanlar arasında bilinen
Yaşar Reyhanî yüzyılın en önemli aşıklarından biriydi.
Ozanlığının yanı sıra dalgalı bir siyasal yaşam geçiren Reyhanî,
artık aramızda olmayacak. Bugünden sonra eserleriyle, sesiyle
türküleriyle aramızda olmaya devam edecek. Hemen şunu da söylemekte
yarar vardır. Eserleri seri bir şekilde incelendiği zaman, Yaşar
Reyhanî'nin dünyaya bakışındaki inişli çıkışlı yollar net
bir şekilde görülür.

Gelelim Yaşar Reyhanî'nin Kim olduğuna. Arkadaşım, dostum Bekir
Karadeniz'in son yıllarda kendisini ziyaret etmesi ve kendi kamerasıyla
çektiği fotoğraflarıyla oluşturulan web sitesinden alıntı yaparak
sözümüzü sürdürelim.

Aşık
Yaşar Reyhanî Kimdir?
1932 yılında Hasankale'nin Alvar köyünde doğdu. Asıl adı Yaşar
Yılmaz'dır. İran'dan göçen babası önce Kars'a daha sonra Erzurum'a
yerleşti. Aşık Reyhanî'nin çocukluğu köyünde geçti. Zaman
zaman komşu köylere gitme olanağı bulduysa da daha başka yerlere
gidemedi. Okuma yazmayı okula gitmeden öğrendi. Sonraki yıllarda
ise dışarıdan sınava girerek diploma aldı.

Küçük yaşlarda köyüne gelen aşıklardan etkilendi. Hem aşıklardan
dinleyerek hem de eline geçen kitapları okuyarak birçok halk hikayesini
öğrendi. Kendi aşıklığı ve şiir yazmaya başlaması 18 yaşından
sonradır. Reyhanî, rüyasında gördüğü bir kıza aşık oldu.
Kısa bir süre sonra da kızı kaçırdı. Birkaç ay geçmeden evliliği
geçimsizliğe ve huzursuzluğa dönüştü. Bunun üzerine karısının
ailesi kızlarını alarak başka biriyle evlendirdiler. Aşık Reyhanî,
bu dönemden sonra Dertli mahlasıyla şiirler yazmaya, türkü
söylemeye başladı. Ancak bu mahlası uzun süre kullanmadan, Bayburtlu
Hicrani tarafından Reyhanî mahlası verildi.

Konya Aşıklar Bayramı'na aralıksız katılan 7 aşıktan biridir.
Eski aşıkların dışında, yetiştiği Huzuri Baba, Nihani,
Cevlani, Efkari ve Gülistan Çobanoğlu gibi
aşıklardan gelenek ve usul öğrendi. İran'dan Avrupa'ya birçok
ülkede türkü söyleyen Aşık Reyhanî, katıldığı yarışmalarda
da birçoğu birincilik olmak üzere çeşitli ödüller aldı. 1980'li
yılların başında Erzurum'da bulunan Doğu Ozanları Derneği'nin
başkanlığına getirildi.

Aşık Reyhanî birçok ülkeye konser ve konferanslara katılmak
üzere çağrıldı. Ayrıca ABD'nin Michigan Üniversitesinde katıldığı
bir konferanstan sonra kendisine fahri öğretmenlik unvanı verildi.
Şiirleri birçok gazete, dergi ve araştırmada yaralan, çeşitli
radyo ve televizyon programlarına katılan Aşık Reyhanî'nin,
şiirlerinin bir bölümünü topladığı "Alvarlı Reyhanî" (1962),
"Böyle Bağlar" (1966), "Kervan" (1988) ve bazı düşünce
ve şiirlerinden oluşan "Şu Tepenin Arkasında" adlı kitapları,
Dilaver Düzgün tarafından hazırlanan "Aşık Yaşar Reyhanî",
(1997) ve Ozan Yusuf Polatoğlu tarafından hazırlanan "Mızrabın
Istırabı, Aşık Reyhanî-Hayatı ve Şiirleri", (2003) adlı kitaplar
bulunmaktadır.

(Bekir Karadeniz - 1900'den 2000'e Halk Şiiri,
Atılım Üniversitesi Yayınları, 2005).

Beni
(Ey Rüzigar)
Ey rüzigar gider isen canana söyle beni
Lütfünde keremi varsa yakmasın böyle beni
Ben bu aşka düş olalı bana Mecnun dediler
Ben nasıl Mecnun'um bilmem aramaz Leyla beni
Ben
bu aşka düş olalı gönlüm telaşta benim
Sinemi sitem bürüdü gözlerim yaşta benim
Ne dizimde kuvvet kaldı ne aklım başta benim
İpsiz bağladı bu felek bir kaşı yayla beni
Reyhanî
der çok kişiler arzeder han olmayı
Hiç düşünmez mi gafiller bir kabristan olmayı
İstemem senden muhtelif tahta sultan olmayı
Ko bana köle desinler yanında eyle beni
Olsaydı
Alemde bahtiyar insan olurdum
Keşfedip kusurum gören olsaydı
Umut var ki aradığım bulurdum
Bir kez doğru yol gösteren olsaydı
Belki
bir er idim erlik çağımda
En yakın sevdiğim en uzağımda
Her bir çiçek bulunurdu bağımda
Zamanı geçmeden deren olsaydı
Katılsaydım
bir alimin yanına
Götürseydi beni şah divanına
Diz çökseydim bir kamilin önüne
Hayvan mı insan mı soran olsaydı
Reyhanî
der dosttan bekle yardımı
Bilmem tabip saracak mı sardı mı
Ben söylesem o dinlese derdimi
Doğru söz söyleyen yaran olsaydı
Başlar
Bekle ağaç meyve versin
Taş ondan öteye başlar
Mevsim sonbahara ersin
Kış ondan öteye başlar
Üç
kapıyı açacaksın
Dört pınardan içeceksin
Altı şartı seçeceksin
Beş ondan öteye başlar
Gel
gülü yandırma bülbül
Önce ağla sonradan gül
Ölüm en son nokta değil
İş ondan öteye başlar
Reyhanî
can yakacağın
Tükenmedi çekeceğin
Asıl gözden dökeceğin
Yaş ondan öteye başlar
Koklaya
Koklaya
Gel yarim yeter bekledim
Gülü koklaya koklaya
Gözlerime yaş ekledim
Seli koklaya koklaya
Bir
derdime bin ekledim
Aşkın boynuma yükledim
Seherde haber bekledim
Yeli koklaya koklaya
Gurbet
gezdim adım adım
Asla olmadı muradım
Sırma saçın hatırladım
Teli koklaya koklaya
Reyhanî'yim
bak zamana
Kara bağrım yana yana
Kerem oldum Aslı Hana
Külü koklaya koklaya
Beni
Ben gerçeğim yanlış fikir olamam
Onun çün kenara yazarlar beni
Ben beni kendimde arar bulamam
Bulursa soysuzlar ezerler beni
Ben
kolu bağlıyam kolum çözmeyin
Ben hasta olursam ilaç ezmeyin
Beni kalbe yazın taşa yazmayın
Çünkü o bir taştır kazarlar beni
Ben
bana çok dersem elbet yok benem
Ben beni yok gördümse çok benem
Ben beni bildimse enelhak benem
Nesimi demeyin yüzerler beni
Ben aşığım ağzı sözlü kalayım
Ben ozanım eli sazlı kalayım
Dokunmayın bana gizli kalayım
Reyhanî'yim birgün çözerler beni
Diğer şiirler için tıklayınız





Orhan
Bahçıvan
Essen