Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR



Ozanca
Düşünceler

Orhan Bahçıvan

orhanbahcivan@yahoo.de
Güncelleme: 06. 10. 2006


Göle ilçesinin kadastro çalışmaları üstüne
Çile Bülbülüm Çile




Toprakla bütünleşerek kendi dünyasını tarla, çayır imecesine taşıyan köylüler, geçim standartlarını toprağa bağlı olarak sürdürünce topraklar üstünde oynanan oyunların çeşitliliği zamanla romanlara, şiirlere, türkülere, film senaryolarına konu olmuştur. Sanırım bu yıl Göle ilçesinde uygulanan kadastro işlemleri de ilginçliği bakımından olsa gerekir romanlara, sinema senaryolarına taşınacaktır.

Daha önceleri yarım asrı geçen bir tapu meselesini masalımsı bir anlatımla gündeme taşımıştım. Bu anlatımda ilginç olanları sıralamıştım. Bana göre en ilginci ise yıllar önce ölmüş bir kadının gelip mahkeme salonunda ifade vermesi ve baba hakkını talep etmesidir diyebilirim. Burası Türkiye, bu alanda olmaz olmaz demeyin olur olur...

Gelelim günümüzün konusuna, kadastro işlemleri anlatılara göre muhtar ve bilir kişi tarafından desteklenerek yapılmıştır. Yapılanlara bir sözümüz yok. Devlet bu yapar mı yapar. Yargılayan, sorgulayan da o, ancak, Ali'nin tarlasını Veli'nin üstüne kaydedince bu işin içinde ki suçlu kim? Ben onu arıyorum. Resmen tapulu tarlaları çekinmeden kendi üstlerine yazdıran bilir kişilerin pişkinliği gerçekten beni rahatsız ediyor. Rahatsızlık ne demek, bu işin rahatsızlığı olur mu? Onlar bilir kişi ya da eski muhtar sözlerine ve özlerine güvenilir kişiler. Bu kişilerin öncesini az yukarıda yazmıştım, ölüyü bile mezardan çıkartıp mahkeme salonlarına getirip konuşturabiliyorlar. Neymiş efendim, tarlası kaybolanlar, ya da, yanlış yazımdan dolayı zarar görenler mahkemeye başvurabiliyorlarmış. İyi, güzel de kimi kime şikayet edeceğim bilemiyorum. Bildiğim tek şey kim suç işlediyse yanlışı da o düzeltmek zorunda olmalı.

Bir başkasının malını bilerek, (bilerek diyorum çünkü bilmeyen bir insan bilir kişi kurulunda yer alamaz derler). Bilerek bir başkasının malını, tarlasını, çayırını kendi üstüne ya da bir yakının üstüne aktarması hukuksal açıdan ne anlama gelir lütfen hukukçular söylesin...

Anlamadığım olaylar çok ancak, anladığım bir olay vardır, bu ülkede toprak reformu zorunlu hale gelmiştir. Bu zorunluluk sil baştan sistemiyle olmalı diyorum. Sil baştan diyorum, çok ilginçtir Hammurabi döneminin tapusuyla mülk sahibi olanlar var. Ayıptır günahtır altta kalanın canı çıksın deyimi bizim için söylenmiştir.

İç göçler yıllar yılı kayıtsız ve düzensiz olunca kim nereye ve nasıl gitmiştir halk tarafından bilinse de, bilinmeyen binler vardır. Gidenler giderken kendi zimmeti altında ki arazileri de mülk olarak ellerinde tutmuşlar. Altmış yıldır gittiği yere dönmeyen bu insanlar hem gittikleri yeri hem de geldikleri yeri ellerinde tutmuşlar, tutmak bir şey değil, değerlendirmek önemlidir. İşte bu önemli saydığımız değerlendirmeyi net bir şekilde görmek gerek.

Kadastro işleminde haberi olmayan biri gurbetten çıkıp geliyor ve olayı öğreniyor. Diyorlar ki: "Senin tarla falanın üstüne yazılmış. Git mahkemeye ver" Mahkeme süresi on yıl kadarmış. Hata bilirkişinin hatası tarla sahibi ödesin avukat parası mahkeme parası. Keşif parası öde öde bitmek bilmiyor.

Bir şarkı vardır yıllardır dillerde düşmeyen bir şarkı bugün bu şarkının sözleri dilimin ucunda söylenip duruyorum. "Çile Bülbülüm Çile" evet bu bizim çilemizdir. Çileden de öte alın yazımızdır. Bu yazıyı ne hikmetse silgi ile silinmiyor. Kim ne derse desin işin doğrusu olan yine bize oluyor...

Yine mahkeme kapılarına gideceğiz. Kursağımızdan kesip, çoluk çocuğun lokmasından kesip avukat parası, mahkeme parası, keşif parası derken yine o şarkı gelir dilimin ucuna tutunur "Çile Bülbülüm Çile" bu çektiğimiz çile ölsek de bitmez bile...

Selam sana ey Göle, aç mahkeme kapılarını yine geliyorum.

Beyler hanedanı avukatın beklesin...









Diğer yazıları için tıklayınız


Orhan Bahçıvan
Essen

Önceki



 

 


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 




Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla