Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR



Ozanca
Düşünceler

Orhan Bahçıvan

orhanbahcivan@yahoo.de



Köroğlu İle İlgili Küçük Bir Değerlendirme



Köroğlu araştırmacılar tarafından sadece, Bolu - Düzce dolaylarında devlete karşı baş kaldıran bir eşkıya olarak tanımlanıyor. Bu Osmanlı dönemine ait bir tanımlama. Osmanlı döneminde, Köroğlu ismiyle devlete karşı başkaldıran eşkıyalar ise bir tane değil, yüzlercedir. Bu eşkıyalar benim konumun dışında olduğundan onları tek tek ele almak istemiyorum.

Köroğlu hakkında pek çok yazı bulabilirsiniz. Çok sayıda kitap da yayınlandı. Kimi belgelerin de eklenip tezlerinin güçlendirildiği bu çalışmalarda, genellikle, Köroğlu'nun eşkıyalığı allandırılıp pullandırılıyor ve varsıldan yoksula yardım amacıyla soygun ve talan yaptığı öne sürülerek, soygunları vurgunları yasal hale getiriliyor.

Her yönetim kendisine karşı çıkanları bu konum içinde değerlendirir. Ona göre de yasal işlemler yürütür. Buraya kadar yazılanlar bilinen gerçeklerdir. Ya bilinmeyen gerçekler nelerdir? Köroğlu'nun Robin Hood'a benzetilmesi. Bolulu (Düzceli) Köroğlu, Osmanlı ordusunda görev almış bir akıncı beyiydi. Markoçoğlu, (Yılanoğlu), Turanoğlu, Çopuroğlu gibi... Bu isimlerin hepsinin yönetimle çelişkisi başlayınca isyan ettikleri de bilinmektedir. Ya Robin Hood İngiliz ordusunda görevli birisi miydi acaba? Bunlar işin bir başka yanı...

Benim bildiğim KÖROĞLU ise, bir destan kahramanıdır.
Öyle içkiye falan düşkünlüğü de yoktur.
Kadına düşkünlüğü ise, halk yazını içinde yer alan bir sistemle yürütülmüştür.
Aras'ın üç sihirli köpüğünü içen, ölümsüzlük mertebesine ulaşan bir halk (destan) kahramanıdır.

Köroğlu destanlarını dinlediyseniz:
Ömründe ekili tarlaya basmayan birisi.
Koçaklığından daha önemlisi dervişliği ön planda olan birisi.
Ab-ı hayattan içtiğine ve kırklara karıştığına inanılır.
Evlilik bakımından, çok evlilik denen olgudan nasibini almış: İki evlilik yaptığını söylüyor destanlar. Birinci karısı Niğar Han, ikinci karısı Mömüne (Döne) Sultan. Bu olayı Köroğlu Güzellemesi şöyle anlatır:

Han Niğar'ım benden yüzün çevirme
Bir yiğide iki güzel çok mudur
Beni görüp başın yere eğdirme
Bir yiğide iki güzel çok mudur

Köroğlu'nun üç oğlundan söz edilir: Aslan Bey, Acemoğlu, Dağıstanlı Hasan. Bazı anlatıcılar Dağıstanlı HasanAslanbey olarak veriyorlar. Ayvaz ise üvey oğludur. Bazı anlatımlara göre Köroğlu'nun iyi bir katibe ihtiyacı olduğu için Ayvaz'ı yanına alır. Adı Han Ayvaz olarak bilinir. Hanlık unvanı olan bir kişidir...

KÖROĞLU'NUN SONU
Köroğlu'nun sonu ise: Köroğlu ölmemiştir, kırklara karışmıştır. Bilinen kırk makamı vardır. Sonuncu makamı ise, kırklar makamıdır. Bizim bildiğimiz, bu Köroğlu onların anlattığı Köroğlu değildir. Her seferinde yazıyoruz, ayrılması gerekiyor.

Bizim Köroğlu destan kahramanıdır. Sultan Köroğlu'dur. 15 yaşında sultan olmuştur. Yaylası ise, Okçuoğlu Yaylası'dır. Bu yaylanın hemen yanında Köroğlu Dağı vardır. Biraz ileride ise, koca bir Köroğlu Orman Bölgesi vardır. Tüm coğrafi kayıtlarda yazılıdır. Kalesi, Göle'nin yakınlarında Kür vadisinde bulunur. Adı ise SEVİMLİ VEL kalesidir. Bu kaleyi uzun zaman mesken tutan Köroğlu, daha sonra, bugünkü Iğdır şehrinin kalesine çekilir. Çünkü Döne Sultan bu kalenin beyinin kızıdır. Onunla evlenince o bölgeyi mesken tutar. Sonu da bu kalede olur ve orda ölür. Mezarı da bu kalenin içindedir.

Bu konuda yazacaklarım şimdilik bu kadardır.

Ben Köroğlu'nun yedi ana kolunu ve ölümünden sonra delilerinin oluşturduğu 24 kolu hakkında bilgilere sahibim. İlle de ille bizim Köroğlu eşkıya olacak! On yaşındaki Ayvaz'ı dağa kaldıracak, çocuk yaşta biriyle aşk ilişkisi kuracak ki, bugünkü deyimle sapık ilişkilerin içinde olacak! Kaynaklar da böyle veriyor... Yazılar ve anlatılan her söz böyle.
Çünkü, Köroğlu bir Türkmendir, bu ölçütlerle değerlendirilmiş.

Yukarıya aldığım Robin Hood'a benzesin diye, eşkıya Yanoşik'e benzesin diye yazılar yazılmış. Çünkü; benzemesini isteyenler bunun böyle olmasını istiyorlar. Elimizden gelen ise söylenenlerin gerçekle ilişkisinin olmadığını söylemek...

Biz bu kadarıyla yetiniyoruz. Ne Bolu, Düzce'deki Köroğlu, ne de bizim destan kahramanı Sultan Köroğlu Robin Hood'a benzemiyor, benzemesi de gerekmiyor. İngilizler benzesin diyorlar, bizimkiler de benzetiyorlar.

Bu yapay ve zoraki benzerlik bizi Avrupalı yapmaya yetmez.

Orhan Bahçıvan
Essen

Diğer yazıları için tıklayınız

Önceki




 

 


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 




Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla