



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

Güncelleme:
12 04. 2006

Kaf Dağı, Zümrüdü Anka Kuşu
ve masal motifleri



Giriş:
Yazın tarihi insanlığın geçmişini geleceğe aktaran bir aynadır.
Bu ayna, bazen görüntüleri olduğundan farklı ya da oluştuğu olgunun
ötesine taşıyarak gösterebilir. Ancak, nasıl gösterirse göstersin,
insanoğlu kendi geçmişini şöyle ya da böyle görme şansına sahiptır.
Bu insanoğlu için en büyük mirastır. Bu aynanın bir de öte yüzü
vardır. Aynanın öte yüzü yazılı tarihin ötesidir. İşte, yazılı
tarihin ötesini görmek isteyenler aynanın ötesine bakmak zorundadırlar.
Bu ayna dediğimiz görüntünün ötesini tanımlarsak, bir tek olgu
karşımıza çıkmıyor. O halde karşımıza çıkacak olguların adlarını
koyalım ve ayna olayından öteye bakalım.

Dünya bilim adamları ayna ötesinin adını mitoloji olarak adlandırmışlar.
Mitoloji dönemini irdelemek için, Halk söylencelerini, halk masallarını,
halk destanlarını, halk türkülerini, halk ata sözlerini, halk
anlatımlarını çocuk tekerlemelerini, ninnileri ve daha sayamadığımız
tüm sözle yazını türlerini tek tek derlemişler ve onları çözerek
aynanın ötesi sırlara yetişmeye çaba harcamışlar.

Ayna ötesi sırlar yani mitoloji, çözülmeye başladıkça, tüm araştırmacılar
için, bu derlemeler birer mihenk taşları konumuna gelmiştir. Nitekim
halk söylencelerini derleyen Eflatun, Atlantis diye bir kıtadan
söz eder bugün bu söylence kabul görmüştür ve tüm bilim adamları
Atlantis'i aramaya koyulmuşlar.

Yaradılış söylencelerinden birinde Ay Tanrı'nın yeryüzünde gezdiğini
dinliyoruz. Daha sonra, Ay Tanrı yukarıya çekilince çocukları
kendi babalarını görmeye gidiyorlar. Sanırım "Aya Seyhat" bu söylencenin
ta kendisidir. İleriki dönemlerde bu söylenceye de aktarmak koşuluyla
sözümüze devam edelim.

Asya denilen kara parçasının üstünde doğan ve gelişen mitolojik
söylencelerin ise, Yunan mitolojisinden çok önceleri olduğunu
"ki varsa böyle bir şey" tebsit etmek Asyalı bilginlerin işidir
sanıyorum. Bakıldığı zaman iki mitoloji de iç içe geçmiş durumdadır.
Bazı Avrupalı bilim adamları Asya mitolojisinin çok daha eski
olduğunu vurguluyor. Bana göre her iki mitolojinin de birbirlerinden
alış veriş yapmış, birbirlerini etkilemiştir diyebiliriz.

Konumuz itibarıyla, masallar gündeme geliyor. Masal denilince
akla hemen Kaf Dağı adına raslıyoruz. Sultan Süleyman Peygamber'e
ilişkin söylenceler ve dünyanın geçmişiyle ilgili tarih biliminin
kayıt bulamadığı çağlardan beri büyülü bir kuş olarak bilinen
Zümrüdü Anka, adıyla yer alan bu motif Kafkas söylencelerinde
de yer alır. Özellikle Dağıstan masallarında, halk hikayelerinde
kanatları mücevherden, uçuşu rüzgardan hızlı, kendi kendini yakıp
sonra külleri arasında varolan var oluşuyla birlikte çırpınıp
uçan bir kuş olarak anlatılır. Kaf Dağı'nda yaşadığı söylenilen
Zümrüdü Anka kuşu yöre masalları içinde görülen bir kuştur. Bu
kuş motifini, Doğu ve Ön Asya diye adlandırılan yörenin tüm klasik
eserlerinde bulmak mümkündür.

Gelelim Kaf Dağı'na...
Yunan mitolojisindeki Herkül altın posta ulaşmak için bu kaf dağına
gelir, Promete işlediği günahın karşılığı bu dağlara çivilenir.
Kuran yorumcuları, Kehf suresinde anlatılan Zülkarneyin "Büyük
İskender" anlatımında sözü edilen demir dağın bu dağlar olduğunu
söylüyorlar. Asya mitolojilerinde ise, Göğmete söylencesi Promete
söylencesiyle hemen hemen çakışır durumdadır, anlatım içinde geçen
isimler farklı simgelerle verilse de aynısıdır. Göğmete'nin suçu
Yecüc Mecüc halkının soğukta donmaması için, oraya ateş götürmesidir.
Promete'nin suçunu ise, tüm dünya biliyor.

Yaşam tarihinin en eski devrelerine bakıldığında insanlara geçit
vermeyen yörede bulunan dağların bu dağlar olduğu hemen anlaşılıyor.
Bu dağları geçen sadece kuşlardır. Bu dağların üstünde kurulu
devletin adı da Kuşan ülkesidir. Yani kuşlar ülkesidir. Mitolojik
anlatımda bunu da buluyoruz. Bu Küroğlu destanında da Küroğlu'nu
isim olarak veriliyor. "Kuşan Ali" Bu isim daha sonra Köroğlu'na
aktarılıyor. (Değişik bir söylevle "Ruşan Ali")

Bu dağların doruk noktaları ve dorukların etekleri hemen hemen
yılın her döneminde sisli olduğu için, Sisli Beller deniliyor.
Küroğlu ya da Köroğlu destanlarında adı geçen Çenlibel (Sislibel)
bu dağların eteklerine verilen addır.

Yeniden başa dönersek, Kafkas dağları merkez olmak kuşuluyla bir
daire çizersek, bu yörede yeşeren tüm mitolojik anlatımların merkezi
Kafkas dağlarıdır. Sümerlerin Gılgamış anlatımı, dahası, Tufan
Efsaneleri bu dağlardan sözeder. Yukarıda da değindiğim gibi,
en büyük söylenceler bu dağların ya kendisinden ya da etrafındaki
dağlardan söz eder.

Kur'an da geçen Nuh Suresi'ne bakıldığı zaman, Nuh Tufanı'nın
da bu dağlarda olduğu ve bu yörede koptuğunu ve Nuh'un gemisinin
de bu dağların devamı olan Ağrı Dağı'nda karaya oturduğunu görüyoruz.
Lokman Hekim'in her derde deva olan bitkileri bu yörenin dağlarında
bulduğunu yine söylencelerde öğreniyoruz.

Periler diyarıdır bu diyar. Ha bu diyar Şahmeran diyarıdır. Perilerin
şahı bu dağlarda yaşamaktadır, Yılanların Şahı Şahmeran da bu
diyarda yaşamaktadır. Zümrüdü Anka kuşu bu diyarın kuşudur. Bu
dağların üstündeki bir bahçede yaşıyan tek kuştur. Bu dağlar Kaf
Dağları'dır. Bu dağlar Kafkas dağlarıdır.

Köroğlu destanında adı geçen en büyük harami, Tekgözlü Dev bu
dağlarda yaşıyor. Devlerin anası da bu dağlarda yaşıyor. Kür Ovası
Kaf Yaylası bu bölgede bulunur. Masallarda sözü edilen iri cüsseli
yaratıkların adı dev olarak verilir. Kafkas yöresi söylencelerin
hemen hemen tümünde iri cüsseli aklı kıt yaratıklardan söz edilir.
Bu yaratıkların adına da uğuz deniyor. Büyük olasılıkla
bu motif masallara dev olarak aktarılmıştır. Bu iri cüsseli yaratıkların
yaşadığı yer tamamen Kür havzası Kafkas yöresi olduğunu tüm söylencelerin
içinde görüyoruz.

Söz bu yörenin masalımsı destanlarına gelince Dede Korkut Masalları'ndan
söz etmemek yanlış olur. Dede Korkut Masalları'nın doğum yeri
Hazar Denizi'nin üst kesimi Bayburt şehri ve yöresidir. Alan olarak
Azerbaycan tapraklarını içene alır. Bu alan Tamamen Kafkas denilen
alandır. Bu masalların içinde yer alan periler, devler (Tepegöz)
tamamen alan olarak bu yöreyi içerir.

Masallarda cinler de vardır. Cinlerin padişahı da bu dağların
üstünde oturur. Arap söylencelerindeki cinler ikiye ayrılır, iyi
olanla kötü olanlar, Kafkasya masallarında bulunan cinler ise
çoğunlukla iyi karakter taşıyan cinlerdir. Genelde böyle bilinir.

Bin Bir Gece Masalları alan olarak bu yörenin anlatımıdır. Bin
Bir Gece Masalları'nın kitaplarda bile varlığından haberi olmayan
yaşlılar zaman zaman aynı masalları aynı uslupla aktarıyolar.

Aladdin'in Sihirli Lambası'nda çıkan cini ise iyi karakterli bir
cin tiplemesidir.

Bir başka olay ise Dede Korkut masalları diye bildiğimiz masallardır
ki, şu an benim, Ardahan yöresinde derlediğim masallar arasında
bulunan anlatımları çok az bir farkla günümüze ulaşmıştır. Yine,
masal adından söz edersek Bücüroğlan, Keloğlan,
Şidilli, Altın Kahküllü Oğlan, Arslan
Bey masalı, Şahmeran masalı, Edi ile Büdü, yöre
diliyle Edegül ile Bedegül masalı derlemelerimin içindedir.



Diğer
yazıları için tıklayınız


Orhan
Bahçıvan
Essen
|
|


Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|