



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

Güncelleme:
04. 03. 2006

Kaçak Nebi Destanı


Yöremizde
olduğu gibi, Azerbaycan sahasında da, Nevruz bayramı çeşitli etkinliklerle
kutlanır. Aslında, Nevruz kendi başına bir bayram şenliğidir.
Baharın gelişi, eski takvime göre 9 Mart yeni takvime göre de
21 Mart gün olarak bilinir. Bilinen gün Nevruz kutlamalarının
başladığı gündür.

Nevruz şenliklerinde her türlü eğlenceler düzenlenir. Kutlamalar
yörelere göre, farklılıklar gösterse de amaç baharın gelişini
kutsamaktır. Yörelere göre farklılık olduğu gibi, köyden köye
bile farklılık yaşanabilir. Farklı olmayan bir yanı vardır. Cemre
olayı. Cemre denilen doğa olayı üç konumda ele alınır. Kışın sonu
yaklaşınca, Cemre, havaya düşer, havada bir hafta kalan Cemre
havayı yumuşatır. Dolayısıyla havalar ısınmaya başlar. İkinci
hafta Cemre suya düşer böylelikle suyun ısınması gündeme gelir.
Üçüncü hafta Cemre toprağa iner, toprak ısınır ve ısınan bu toprakta
daha karlar erimeden, kar altında çimenler ve çiçekler biter.

Bu çiçeklerden birinin adı da Nevruz çiçeği ya da Nevruz otudur.
Bu üçüncü haftanın sonunda Nevruz denilen takvimin başlangıcı
gündeme gelir. Yani Cemre'nin toprakta bir haftayı doldurduğu
zaman, haftanın bitiş gününün sabahı Nevruz'dur. Bu da gün olarak
9 Mart günüdür.

"Leylek sekize gelmez, dokuza kalmaz"
Nevruz olayı bu ata sözüyle de anlatılır. Yani leylek 8 Mart'ta
gelmez ama 9 Mart'a da kalmaz. Yani 8 Mart'ı 9 Mart'a bağlayan
gece leylek gelir. Leyleğin gelişiyle Nevruz şenlikleri de başlamış
olur. Tüm şenlikler 9 Mart günü başlar. Üç haftaya eş anlamlı
olarak, Nevruz eğlenceleri üç gün devam eder, dördüncü günü karşılıklı
bayramlaşmalar başlar. Eski takvime göre mitolojik bir yanı vardır.
Hava, su, toprak, ve ateş insanoğlunun bu dörtgen içinde varlığını
simgeleyen anlatımdır. Bu anlatımı insanoğlunun varolduğu her
sahada bulmak mümkündür.

Konumuz Kaçak Nebi destanı ve bu destan içindeki türküler.
Nevruzun bu anlatımda ne işi var diyeceksiniz. O halde söyleyelim,
Kaçak Nebi destanı Nevruz şenliklerinin tam ortasında başlar.
Bunun için az da olsa Nevruz olayını gündeme taşıdım.

Nevruz şenlikleri her alanda, doğanın yeniden dirilişinin bayramıdır.
Bu bayramı, yer yüzünde canlı olan her mahlûkat kutluyor. Yöremiz
insanları arasında bir bayram sevincine dönüşen bu şenliklerin
eğlence çeşitleri arasında hayvan dövüşlerini ya da güreşlerini
konu alan hikayelerden söz etmek olasıdır. Bu hayvanları saymaya
gerek var mı bilmiyorum ama, boğa güreşleri, koç dövüşleri, camuş
(manda) dövüşleri, horoz dövüşleri, at yarışları, köpek boğuşturmaları
sayılabilir.

Kaçak Nebi 19. yüzyılın bilinen halk kahramanlarından biridir.
Kendisinden söz edilince, destan içinde sevgilisi Hecer'den
de söz etmek gerekiyor. Bu destan içinde yer alan türkülerin onlarcası
halk ağzında anonimleşerek günümüze gelmiştir. Şu anlamda anonim:
Söylenen türkülerin bu destana özgü türküler olduğunu herkes biliyor.
Destan anlatımından ayrı olarak söylenilen türkülerin, destanın
özünden kopmasına ben anonim diyorum. Yoksa, destanı herkes biliyor.

Ben yazının bu bölümünde Kaçak Nebi destanının ya da hikayesinin
sadece başlangıç bölümünü aktaracağım. Çünkü, başlangıç öz olarak
günümüzde çok yaygın bilinen bir türkünün hikayesini içeriyor.
Başlangıç şöyle:

Revan Şehri yakınlarında, Araz ırmağı kıyısında Gazahlı denilen
mevkide yılın Nevruz şenlikleri yapılmaktadır. Bu şenlikler genellikle
yöre beylerinin sorumlulukları ve yönetimleri altında olur. Bu
sözü edilen şenliği yöneten yörenin beyin adı Helil (Halil) Bey'dir.
Gazahlı beyi olan Halil Bey, söylentilere göre, yörede Rus işgalini
destekler durumdadır. Bu beyin emrinde olan Gazah askerleri ile
Kaçak Nebi'nin kavgası destan boyunca anlatılır.

Şenliğe katılan köylüler arasında çeşitli eğlenceler yapıldıktan
sonra, hayvanların dövüşüne ya da güreşmelerine sıra gelir. İşte
bu eğlencelerin bir yerinde, on altı yaşında olan, Nebi
adlı Azeri bir köylü camuşu (mandası) ile camuş güreşlerine katılır.
Yine sanırım aynı köyde ya da o yörede yaşayan bir Ermeni'nin
camuşu (mandası) meydanda dövüşe başlar. Nebi'nin camuşu ötekine
göre küçük ve cılızdır. Görünüşe bakılınca, Nebi'nin camuşunun
kazanma şansı çok zayıf bir ihtimaldir. Camuşu güçlü olan Ermeni
bu güreşte kendini daha işin başında galip ilan edince, sözlü
sataşmalar başlar. İşin sonu nasıl bitecek merak konusudur.

Kısaca destanı özetlersek, iki camuş meydanda dövüşmeye başlar.
Dövüş uzun sürdüğü için karşılıklı sözlü sataşmalar da ağırlaşır.
Bizi ilgilendiren bölüm ise burası. Nebi'nin camuşu Ermeni'nin
camuşunu yener. Yine söylentilere göre, yenilgiyi bir türlü kabul
edemeyen Ermeni tabancasını çeker ve Nebi'nin camuşunu
vurarak öldürür. Bu sırada ortalık karışır.

Şölen kurallarına uymayan Ermeni'yle Nebi arasında tartışma
ve kavga başlar. Sonuç, Nebi çeker tabancasını ve Ermeni'yi
oracıkta öldürür.

Bir Nevruz eğlencesinin kanlı bitişi, yöreyi işgal altında tutan
Rus işgali adına yöre beyliğini yürüten Gazahlı Beyi'ni de harekete
geçirir. Köylü Nebi, adam öldürmekten mahkemeye çıkarılacak
ve yargılanıp tutuklanacaktır. Rus yöneticilerin ve Gazahlı Beyinin
eline geçip yargılanmayı kabul etmeyen Nebi, dağlara kaçar.

Yasalar önünde kaçak olduğu için, adına Kaçak Nebi denilmiştir.
Destanı düzenleyen ozan da bu adla destanı düzenlemiştir. On dokuzuncu
yüzyılın Kaçak Nebi'si böylece doğmuş oluyor.

Destanda geçen Kaçak Nebi adı, destan boyunca Koç Köroğlu
adıyla yan yana getirilir ve Nebi'nin güçlülüğü Köroğlu
ile ölçülür. Koç Köroğlu'nda var olan tüm yetenekler Kaçak
Nebi denilen kişide de olduğu söylenilir.

Yine destan içinde, Nebi'nin nişanlısı ya da karısı Hecer
Hanım'dan söz edilir. Hecer Hanım da Koç Köroğlu'nun
karısı Niğar ile eşleşir. Niğar Hanım'da var olan
tüm yetenekler Hecer Hanım'da da görülür.

Bir türküde, Hecer Hanım, on iki saldat bir neçenli öldürdüğünü
de kendisi söyler. Bu suçundan dolayı olsa gerekir, Hecer Hanım
hücreye atılır ve orada hep Nebi'nin gelip kendisini kurtarmasını
bekler.

Genelde türküler Hecer Hanım'ın ağzından söylenilmiştir.
Yani Kaçak Nebi destanında geçen türküler kadın ağzı türkülerdir.
Hikayenin ya da destanın bundan sonraki bölümünü anlatmayalım
ve destanda bulunan tüm türkülerin içinden on tanesini buraya
aktaralım.




Türküleri okumak için tıklayınız

Diğer
yazıları için tıklayınız
Orhan
Bahçıvan
Essen
|
|


Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|