



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

Güncelleme:
24. 01. 2006

TÖRELER VE TÖRECİLER


Töre
dediğimiz zaman aklımıza ne gelir? Anlam olarak hemen sözlüklere
bakıyorum. TDK sözlüğünde töre'nin tanımını alıyorum.

Töre: a.1. Bir toplulukta benimsenmiş, yerleşmiş
davranış ve yaşam biçimlerinin, kuralları, görenek ve geleneklerin,
ortaklaşa alışkanlıkların, tutulan yolların tümü.

Doğdun
Üç gün aç tuttuk
Üç gün meme vermedik sana
Adiloş Bebem
Hasta düşmeyesin diye
Töremiz böyle diye
Saldır şimdi memeye
Saldır da büyü
Ahmet
Arif

Şimdi söze gelelim. Töre böyle tanımlanırken, bu işi amaç
edinmiş kişilere de töreci deniyor. TDK bu kavramı da açıklamış.
Şimdi onu görelim:
Töreci: s.Töreyi ilke edinen, töreyi amaç olarak alan kişi
ya da kişiler.

Bir
diğer yandan da TÖREBİLİM vardır. Törebilim kavramını da
TDK sözlüğü şöyle açıklıyor:
Törebilim: b.a. Yarar, iyi kötü gibi sorunları inceleyen,
töresel bir davranış yasası geliştiren, neyin uğrunda savaşılmaya
değer, yaşama neyin anlam kazandırdığı, hangi davranışın iyi ve
hangisinin kötü olduğu gibi sorunları konu edinen bilim, ahlakbilim,
ilmî, ahlâk, etik…

Şimdi söze girelim, önüne gelen yazı yazıyor. Töreye geleneklere
ve göreneklere saldırıyor. Bir bakıma haklılar. Çünkü Töre cinayetleri
bu insanları bu düzeye getirmiştir. Birileri töre adına cinayet
işler birileri de bu cinayetleri bahane ederek törelere ve geleneklere
saldırır. Bana göre töre adına cinayet işleyen ne kadar yanlışsa,
işlenen bu cinayeti destek alıp törelere saldırmak da o kadar
yanlıştır.

Bir başka konu hiç işlenmiyor: Törebilim!
Törenin de bilimi olur mu demeyin var, kitaplar böyle yazıyor...
Eğer töre bir bilimse, bu töre denen bilimi, törebilimcilerin
işlemesi gerekiyor.

Günümüzde gelişen olaylara geniş açıdan bakınca, Cumhuriyetin
ilk yıllarına geri dönüldü demek doğru bir saptamadır. Cumhuriyetin
ilk yıllarında devletin bir açmazı vardı. Bu açmaz büyük yazarların
romantizmiyle bile çözülmemişti. Çalıkuşu romanı bile bu
olayı çözememişti.

Peki olay nedir?

Olay köy çocuğunu köyünde eğitmek.
Karanlığın pençesinden kurtarmak.

O çocuklardan biri de benim.

Beni kimler eğitti ve karanlığın pençesinden kimler kurtardı?

Bugün bile ben bu eğitimcilerin önünde saygıyla eğiliyorum. Saygıyla
selamlıyorum.

Cumhuriyetin o günkü çözümü, İstanbul da oturan aydınların gidip
köy çocuklarını eğitemediğini tespit ettikleri bir doğrudur. Bunun
üstünde fazla bir yoruma gerek yok. Yanlışı yorumlamak bize zaman
kaybettirir. Doğruyu anlatmak için, bir aşağı iniyorum.

O günün aydınları çözüm üretirken. Net ve anlamlı bir çözüm ürettiklerini
söylüyorlar. Her çocuğu kendi toprağında eğiteceksin. O zaman
KÖY ENSTİTÜLERİ projesi gündeme geliyor. Kim getirdi kim
kurdu üstünde durmayacağım.

Köy enstitülerinin aydınlığı halen üstümüzde bir güneş gibi parlıyor.
Biz bu güneşin ışığıyla büyüdük.

Bugün bir şeyler yapmaya çabalıyorsak yine bu güneşin ışığından
yararlanıp yapmaya çalışıyoruz.

Bugünlerde Ardahan'da bir kültür evinin açılışıyla gündeme
gelen ve tartışmaların odağı olan Sayın Dursun Akçam'dan
söz etmek gerekir.

Sayın Dursun Akçam sözü yukarıda edilen okulların yetiştirdiği
bir aydındır. Bu yazıda bu değerleri tek tek saymakla değil tümünü
birden ele almakla yetineceğiz.

Köy enstitüleri kapanınca karanlık güçler, karabasan gib bastılar
o toprakların üstüne. İlk önce çocuklarımızı aldılar. Sonra onları,
bir bomba gibi bize karşı kullandılar. Kardeş kardeşi vurdu, oğul
babayı vurdu.

Birileri ölünce birilerinin de kesesi doldu demek en güzeli.

Ama kardeş kanıyla sulanmış ekmeğin bereketi ve onuru da kan kokuyor
bilmek gerek...

Ardahan nasıl kurtulur, bana "Asiye Nasıl Kurtulur" oyununu
anımsatıyor. Başka da bir şey anımsatmıyor. Köy çocukları bugün
okullara gidemiyor. Öğretmen yok, okul yok. Eğitim için yardım
toplanıyor.

Allah rızası için, babanızın dedenizin hayrına bir kitap, birkaç
kuruş.

Sonuç, o küçük beyinlere el açmayı ve dilenmeyi öğrettiklerinin
farkında bile değiller.

Konfiçyus der ki:
"Bir adama her öğün bir balık verirsen onu dinenciliğe alıştırmış
olursun. Ama o adama balık tutmasını öğretirsen, balığını kendi
tutar ve kendi karnını kendisi doyurur."

Töreden başladık nerelere geldik...

Günümüzde dilencilik de bir töre oldu çıktı. Hadi hayırlısı. Ama
şunu söylemek istiyorum:
Bu bataklıkta ya hep birlikte batacağız, ya da hep birlikte çıkacağız.

İmece bizim en güzel töremizdir, kitabı öpüp başımıza
koymak da…

Okulsuz öğretmensiz tüm çocuklara selam olsun…



Orhan
Bahçıvan
Essen
Diğer
yazıları için tıklayınız
|
|


Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|