



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

Güncelleme:
19. 10. 2005

Bekir
Karadeniz ile Orhan Bahçıvan'dan
ÇAĞRI:
Hiçbir Değer Sahipsiz Değildir


Duyguların
dile gelmesi, değişik biçimlerde ifade edilmesi insanın insan
olmasıyla aynı zamana denk düşüyor olmalı. Doğumdan ölüme geçen
sürede yaşanan, düşünülen, hissedilen, bazı zaman tasavvurları
zorlayan duygu yoğunlukları, insan bedeninin kaldıramayacağı denli
genişleyince dışa vurmakta ve çeşitli boyutlarda belirmektedir.
Bazen bir sevdanın derinliği ve insana kattığı güç, hesapsızca
her şeye karşı koymaya dönüşmekte, bazen yontulan bir heykele
aşık olmaya, bazen gurbetin ya da ölümün yolaçtığı bir ayrılığın
müthiş acısıyla insanın kavramakta güçlük çekebileceği denli gelişmeler
yaşanmaktadır.

Tüm
bu duyguların yalnızca bilinçte değil, insan bedeninde de iflah
olmaz tahribatlara neden olduğu, bilinmeyen zamanlardan bugüne
taşınan anlatılarla, destanlarla da günlük yaşamın ayrılmaz parçaları
olmayı sürdürmeleri çoğu zaman inanılır gibi gelmemektedir.

Bir sevincin insanı uçma noktasına getirdiği, ilgili kişiye göre
en "kötü" olana bile sevgiyle yaklaşmaya neden olan sevincin
kaynağı belki her boyutuyla anlaşılamamaktadır başkalarınca. Ancak
binlerce yılın insan belleğine, yeteneğine ve duygusuna kattığı
müthiş birikimin ustalığı ve estetiğiyle geliştirdiği yaratıcılığı
nedeniyle, bu duygu yoğunluğunu en küçük bir ayrıntıyı bile atlamadan
soyutlayabilmesi gerçek sanat olmalı herhalde.
"Tutun uşaklar tutun,
Şimdi havalanirem" (Urfa türküsü) dizelerinde dahiyane anlatılan
sevgi ve coşku yoğunluğu kimbilir kaç insanın duygularına doğrudan
tercüman olmuştur. Ya da
"Ya bir kanat ver ya da kuş eyle,
Uçup gidem dost bağında talan var" (Sümmani) dizelerinde olduğu
gibi en olmayacak şeye bile kesintisiz bir umutla sarılmanın inancı,
yaşama bağlanmanın gerekçesi olmamış mıdır çoğu zaman.

Binlerce yıllık geçmişi olan türkülerin, halk şiirinin yaratıcıları
tüm bunları yaşadıklarından dolayı böyle ifade etmişlerdir. Yoksa
durup dururken acıklı bir türkü tutturmanın, içli bir şiir yazmanın
olanaksızlığı ortadadır.

Bu duygu yoğunluğunu tüm estetiği ve ustalığıyla geçmişten geleceğe
taşıyan birçok isimsiz (bir boyutuyla sahipsiz) insanları içten
bir sevgi ile anmaktan öte yapacak çok şey kalmamakta geriye.
Belki onlar bu duyguları artık hissetmeyecek, bundan dolayı tatlı
bir gülümsemeyle memnuniyetlerini belli edemeyecekler ama gelecek
kuşaklara aktarılacak değerlere sahip çıkmanın önemiyle bunun
ne denli anlamlı olduğunu unutmamak gerek.

İşte bu noktada insana saygının gereği olarak, bize bu mirası
bırakanların kendilerine artık bir "yarar" sağlamayacak
da olsa, haklarını "teslim" etmek üzerine çağrı gündeme
gelmekte.

Önceki yüzyılın başlarından itibaren insanlar "pazarda iş yapabilecek"
her şeyi sahiplenmeye başladı. Bu durum, Türkiye'de bazı ülkelere
göre daha geç gündeme gelmiş olsa bile aynı yoğunlukla sürmektedir.
Kuşkusuz insanın kendine ait olana sahip çıkması hakkının bir
eleştirisi sözkonusu değildir burada. Tam karşıtı olarak, insanın
kendine ait olmayana sahip çıkmasıyla ilişkilendirilmesi gereken
şeyler üzerinde yoğunlaşmaktır aslolan. İnsan onuru, kendi hakkına
sahip çıkmak kadar başkasının hakkına saygı göstermek, gerektiğinde
aynı içtenlikle başkalarını da savunabilmekle yücelecektir.

Başkalarına ait olan şiir ya da türkülere ya doğrudan ya da bazı
değiştirmelerle sahip çıkan ve bunu artık günümüz koşullarında
bir gelir kaynağına dönüştürenlerin bu davranışlarından vazgeçmeleri
ve bunları sahiplerine iade etmeleri gerekmektedir. Kendini savunabilecek,
hakkına sahip çıkabilecek durumda olmayanların (örneğin önceki
zamanlarda yaşamış insanların) eserlerini ise kamuya geri vermek
ve elde edilen gelirleri de kamuya malolmuş bir kültür kurumuna
ulaştırmaları en doğru yaklaşım olurdu.

Bu yazı, herhangi bir biçimde, herhangi bir nedenle, ya da
herhangi bir niyetle başkalarına kaydedilen türkülerin, şiirlerin
(yaşayan ya da yaşamayan) sahiplerine iade edilmesi yönünde
bir kampanya çağrısıdır.

Tarihi doğru aktarmanın gelecek kuşaklara yapılabilecek en büyük
iyiliklerden ve görevlerden biri olduğu kadar, her boyutta emeğe
saygının da aynı anlamda büyük bir görev olduğunu düşünen herkes
için yapacak birşeyler olacaktır. Bazen bir türküde ya da destanda
geçen bir dizeyle bile tarihe ilişkin önemli ipuçlarının gündeme
geldiği düşünüldüğünde bu daha da önem kazanmaktadır.

Başkalarının sahiplendiği ya da yanlışlıkla başkalarına maledilen
binlerce yıllık bu birikim ve kültür mirası örnekleri üzerine
çalışma yapan, bu tür yanılgıları aydınlığa kavuşturmaya yönelik
araştırma yapan birçok insanın bu konuda önemli veriler toparladıkları
bilinmektedir. Bu çalışmaların sonuçları süreç içinde değişik
biçimlerde kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Bilginin paylaşımı, doğru
davranışı da destekleyecektir.

Bir süre sonra elimizde bulunan bu tür örnekleri kamuoyu ile paylaşamaya
başlayacağız. Gerektiğinde simgesel davalarla da bunun üzerine
gideceğiz.

"Sahipsiz" olanların sahipsiz olmadığını anlamayı ve anlatmayı
başarabildiğimiz günlere.



Bekir Karadeniz
Orhan
Bahçıvan
Essen
Diğer
yazıları için tıklayınız
|
|


Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|