Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR



Ozanca
Düşünceler

Orhan Bahçıvan

orhanbahcivan@yahoo.de
Güncelleme: 05. 10. 2005


Talebe milleti için bir masal:
Âlim Oğlan ile Sarhoş Oğlan


Bir babanın iki oğlu var imiş. Bu babanın ilk oğlu, vurucu kırıcı ve çok haylaz biriymiş. Babayı anayı dinlese de, hep kendi bildiğini söyler, kendi bildiğini yaparmış. Biraz büyüyünce, ehh içki içmeye başlamış. Mahallenin en içkici ve en sarhoş adamı olup çıkmış.

Baba bu oğluyla ne yapacağını, ne edeceğini bir türlü bilemezmiş. Gitmediği hekim, baktırmadığı hoca kalmamış. En sonunda baba büyük oğlandan umudunu kesmiş ve onu kendi haline bırakmış.

Tüm umudunu küçük oğluna bağlamış. Ne olursa küçük oğlanda olur demiş ve küçük oğlunu alıp, mektebe yazdırmış. Her gün küçük oğlunun elinden tutup mektebe götürür, mektepten çıkınca da elinden tutup eve getirirmiş.

Böylece aylar, sonrası yıllar gelip geçmiş. Küçük oğlan mektep medrese koymamış tümünü bitirmiş.

Baba küçük oğluyla iftihar edermiş. Gelene gidine bu oğlunun hünerlerini anlata anlata bitiremezmiş. Öyle bağlıymış ki küçük oğluna, oğlunun yanından hiç ayırmazmış.

Günler gelmiş, aylar dolmuş, yıllar geçmiş. Küçük oğlan ilim ve irfan bazında gelecek en son noktaya, en son kademeye gelmiş. Baba yörenin tüm âlim ve ulemâlarını evine davet etmiş. Büyük ziyafetler vererek, küçük oğluna emek verenlerin gönlünü hoş eylemiş.

Uzun sohbetlerden sonra, bu küçük oğlunun ne olması gerektiğini gelen âlimlere ve ulemâlara sormuş. Âlim ve ulemâlardan tek yanıt gelmiş. Bu yanıt babayı olduğundan çok memnun etmiş.

Âlim ve ulemâlar:
"Senin oğlun ilm-i irfanın en son aşamasına gelmiştir. Artık, bu dünyada yapacak ilmi kalmamıştır. Bunun gibi ilm-i irfan yapanlar kırklara karışıyor. Senin bu oğlun da kırklara karışacak. Falan ay, filan gün falan uçurumun kenarına gideceksiniz orada bekleyeceksiniz. Sabah namazı olunca orada kırkların gelip geçtiğini göreceksiniz. Kırkların gelip geçtiğini gördüğünüz an, senin oğlan kırkların içine karışması için, kendini uçurumdan aşağı atacak ve böylece kırklara karışacak. Yani uçup gidecek..."

Baba biraz üzgün ve tedirgin karşılasa da bu olayı, yapılması gereken en son eylem olarak görüldüğü için, eylemi gerçekleştirmek için hazırlıklara başlamış.

Biz haberi sarhoş oğlandan verelim.
Büyük oğlan bir yandan içmeye devam ediyormuş, bir yandan da olup bitenleri dinleyip kendi kendine gülüyormuş. Merakla gelecek günü ve olacak olayları bekliyormuş.

Gün gelmiş vakit tamam olmuş.
Küçük oğlan ile babası gecenin bir vakti yola koyulmuşlar.
Az gitmişler, uz gitmişler dere tepe düz gitmişler.
Âlim ve ulemâların tarif ettiği uçurumun başına gelmişler.
Oturup çıkınlarındaki azıklarından bir şeyler yemişler.

Yemek ve içmek bitince, beklemeye koyulmuşlar.

Biz haberi yine sarhoş olan büyük oğlandan verelim. Elinde şarap şişesi, sarhoş bir halde babasıyla küçük kardeşini takip ederek, onların peşi sıra uçurumun başında gelmiş. Babasıyla kardeşinin yanına oturarak bir yandan içmiş, bir yandan da sabahı beklemiş.

Sabah namazı olunca küçük oğlan ve baba kalkıp namaz kılmışlar. Sonra da kırkların gelip geçmesini beklemeye başlamışlar. Derken, tam vakit o vakit olunca, kırkların gelmesi için, zaman ve mekan bir araya gelmiş. İşte tam bu zamanda uçarak gelip geçen kırklar belirmiş.

Beliren kırklar uçurumun üstünden geçerken küçük oğlanın atlaması gerekiyormuş.

Baba küçük oğluna seslenmiş:
"Haydi oğul kırklar geldi geçiyor; at kendini uçurumdan aşağı, karış kırklara, git" demiş.

Küçük oğlan, uçurumdan korktuğu için, bir türlü atlamaya cesaret edememiş.

Baba bağırmış: "Oğul vakit geldi geçiyor atla, haydi atla" demiş.

Küçük oğlan bir türlü cesaret edip de atlayamamış.

Baba bağırmış, bağırmış ama nafile, küçük oğlan yerinden bile kıpırdamamış.

Büyük oğlan oturduğu yerinden fırlamış, elindeki şarap şişesini yere atıp, uçuruma doğru koşmaya başlamış. Bu olayı gören baba:
"Yapma, etme, gitme" demiş.

Büyük oğlan ne babayı ne de küçük kardeşi dinlememiş. Kendisini kaldırıp uçurumdan aşağı atmış. Büyük oğlan kırklara karışıp gitmiş.

Büyük oğlan kırklara karışıp giderken küçük kardeşine de şöyle seslenmiş:
"Baba sözünü tutmak gerek, ilmi ezberlemek değil, ilme inanmak gerek. Kalın sağlıcakla!"

Kıssadan hisse:
Ata sözünü tutmak, okuduğun ilme de inanmak gerekmiş.



Orhan Bahçıvan
Essen

Diğer yazıları için tıklayınız

 

Önceki



 

 


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 




Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla