
Talebe
milleti için bir masal:
Âlim
Oğlan ile Sarhoş Oğlan


Bir
babanın iki oğlu var imiş. Bu babanın ilk oğlu, vurucu kırıcı
ve çok haylaz biriymiş. Babayı anayı dinlese de, hep kendi bildiğini
söyler, kendi bildiğini yaparmış. Biraz büyüyünce, ehh içki içmeye
başlamış. Mahallenin en içkici ve en sarhoş adamı olup çıkmış.

Baba
bu oğluyla ne yapacağını, ne edeceğini bir türlü bilemezmiş. Gitmediği
hekim, baktırmadığı hoca kalmamış. En sonunda baba büyük oğlandan
umudunu kesmiş ve onu kendi haline bırakmış.

Tüm umudunu küçük oğluna bağlamış. Ne olursa küçük oğlanda olur
demiş ve küçük oğlunu alıp, mektebe yazdırmış. Her gün küçük oğlunun
elinden tutup mektebe götürür, mektepten çıkınca da elinden tutup
eve getirirmiş.

Böylece aylar, sonrası yıllar gelip geçmiş. Küçük oğlan mektep
medrese koymamış tümünü bitirmiş.

Baba küçük oğluyla iftihar edermiş. Gelene gidine bu oğlunun hünerlerini
anlata anlata bitiremezmiş. Öyle bağlıymış ki küçük oğluna, oğlunun
yanından hiç ayırmazmış.

Günler gelmiş, aylar dolmuş, yıllar geçmiş. Küçük oğlan ilim ve
irfan bazında gelecek en son noktaya, en son kademeye gelmiş.
Baba yörenin tüm âlim ve ulemâlarını evine davet etmiş. Büyük
ziyafetler vererek, küçük oğluna emek verenlerin gönlünü hoş eylemiş.

Uzun sohbetlerden sonra, bu küçük oğlunun ne olması gerektiğini
gelen âlimlere ve ulemâlara sormuş. Âlim ve ulemâlardan tek yanıt
gelmiş. Bu yanıt babayı olduğundan çok memnun etmiş.

Âlim ve ulemâlar:
"Senin oğlun ilm-i irfanın en son aşamasına gelmiştir. Artık,
bu dünyada yapacak ilmi kalmamıştır. Bunun gibi ilm-i irfan yapanlar
kırklara karışıyor. Senin bu oğlun da kırklara karışacak. Falan
ay, filan gün falan uçurumun kenarına gideceksiniz orada bekleyeceksiniz.
Sabah namazı olunca orada kırkların gelip geçtiğini göreceksiniz.
Kırkların gelip geçtiğini gördüğünüz an, senin oğlan kırkların
içine karışması için, kendini uçurumdan aşağı atacak ve böylece
kırklara karışacak. Yani uçup gidecek..."

Baba biraz üzgün ve tedirgin karşılasa da bu olayı, yapılması
gereken en son eylem olarak görüldüğü için, eylemi gerçekleştirmek
için hazırlıklara başlamış.

Biz haberi sarhoş oğlandan verelim.
Büyük oğlan bir yandan içmeye devam ediyormuş, bir yandan da olup
bitenleri dinleyip kendi kendine gülüyormuş. Merakla gelecek günü
ve olacak olayları bekliyormuş.

Gün gelmiş vakit tamam olmuş.
Küçük oğlan ile babası gecenin bir vakti yola koyulmuşlar.
Az gitmişler, uz gitmişler dere tepe düz gitmişler.
Âlim ve ulemâların tarif ettiği uçurumun başına gelmişler.
Oturup çıkınlarındaki azıklarından bir şeyler yemişler.

Yemek ve içmek bitince, beklemeye koyulmuşlar.

Biz haberi yine sarhoş olan büyük oğlandan verelim. Elinde şarap
şişesi, sarhoş bir halde babasıyla küçük kardeşini takip ederek,
onların peşi sıra uçurumun başında gelmiş. Babasıyla kardeşinin
yanına oturarak bir yandan içmiş, bir yandan da sabahı beklemiş.

Sabah namazı olunca küçük oğlan ve baba kalkıp namaz kılmışlar.
Sonra da kırkların gelip geçmesini beklemeye başlamışlar. Derken,
tam vakit o vakit olunca, kırkların gelmesi için, zaman ve mekan
bir araya gelmiş. İşte tam bu zamanda uçarak gelip geçen kırklar
belirmiş.

Beliren kırklar uçurumun üstünden geçerken küçük oğlanın atlaması
gerekiyormuş.

Baba küçük oğluna seslenmiş:
"Haydi oğul kırklar geldi geçiyor; at kendini uçurumdan aşağı,
karış kırklara, git" demiş.

Küçük oğlan, uçurumdan korktuğu için, bir türlü atlamaya cesaret
edememiş.

Baba bağırmış: "Oğul vakit geldi geçiyor atla, haydi atla"
demiş.

Küçük oğlan bir türlü cesaret edip de atlayamamış.

Baba bağırmış, bağırmış ama nafile, küçük oğlan yerinden bile
kıpırdamamış.

Büyük oğlan oturduğu yerinden fırlamış, elindeki şarap şişesini
yere atıp, uçuruma doğru koşmaya başlamış. Bu olayı gören baba:
"Yapma, etme, gitme" demiş.

Büyük oğlan ne babayı ne de küçük kardeşi dinlememiş. Kendisini
kaldırıp uçurumdan aşağı atmış. Büyük oğlan kırklara karışıp gitmiş.

Büyük oğlan kırklara karışıp giderken küçük kardeşine de şöyle
seslenmiş:
"Baba sözünü tutmak gerek, ilmi ezberlemek değil, ilme inanmak
gerek. Kalın sağlıcakla!"
Kıssadan
hisse:
Ata sözünü tutmak, okuduğun ilme de inanmak gerekmiş.

Orhan
Bahçıvan
Essen
Diğer
yazıları için tıklayınız