Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR



Ozanca
Düşünceler

Orhan Bahçıvan

orhanbahcivan@yahoo.de
Güncelleme: 13. 09. 2005


Güz için bir masal:
Kara Leylek İle Allı Turna


Herk ettim evlek evlek
Dadandı kara leylek
Dedim ki murat alam
Koymadı kahpe felek

Kızım sana diyorum, gelin sen işit

Bir varmış bir yokmuş,
evvel zaman içinde, kalbur saman içinde,
cinler cırıt atarmış, yıkık hamam içinde.

Develer tellâl iken, pireler berber imiş.
Nenem dedemin saçlarını gözleriyle tararmış.
Dedem de nenemin yerine hüngür hüngür ağlarmış.
İşte oturup ağlayan bu dedeme nenem her gece bir masal anlatırmış.

Akşamlardan bir akşam kalkıp nenemgile konuk gittim.
Bu masalı orda dinledim ve yazdım.

Ülkelerden bir ülke, diyarlardan bir diyar seçtip, masalını anlatmaya başladı. Seçtiği yörenin adını da Yeşil Ova olarak belirledi öylece söze başladı. İşte masal... Gelin birlikte dinliyelim:

Yeşil mi yeşil, yeşil olduğu kadar da güzel bir ova varmış. Bu ovanın tüm kuşları göçmen kuşlar imiş. İşte bu göçmen kuşlar içinde, bir kara leylek varmış. Bir de allı turna.

Bu kara leylek diğer adıyla ada leyleği, tüm göçmen kuşlarla birlikte sonbaharda göçer, uzak diyarlara gidermiş. İlk baharda ise, geri döner gelirmiş.

Ama bu kara leylek sekiz gelmez dokuza kalmaz imiş.

Ada leyleği olmasına neden ise, ırmak kenarlarında oluşan adacıkların hep sağ tarafına yuva kurarmış. Kurduğu bu yuvaya yalnız iki tane yumurta yumurtlarmış. Kara leylek yılda üç yumurta yumurtlarmış. Aslında bütün leylekler yılda üç yumurta yumurtlar; üç yumurtadan biri cılk çıkarmış. Yani, bir yumurtada yavru çıkmaz, kalan iki yumurtadan ise, iki tane güzel ve sağlam yavru çıkarmış.

Sonra kara leylek bu iki yavrusunu, ırmakların sağ tarafında gezdirip, sağ tarafında büyütürmüş. Ama ne hikmetse, ırmağın sol tarafına hiç mi hiç uğramazmış.

Bu leyleğin yumurtası da kara yavruları da kara olurmuş.
Gel zaman git zaman bu leylek kara yumurta ve kara yavru sahibi olmaktan sıkılmış. Diğer kuşlar gibi beyaz yumurtlayıp, beyaz yavrulara sahip olmak istemiş. İstemiş ama, nasıl olacağını da bilemiyormuş. Gel zaman, git zaman kendi kendine düşünmüş düşünmüş düşünmüş.

Evet düşüne düşüne kendisine özgü olan farklı yanını da bulmuş. Bulduğu fark neymiş bakalım:

Öteki kuşlar hep ırmağın sol tarafına yuva yapıp orda yumurtlayıp, orda yavrularını büyütüyormuş.

Ama, bizim kara leylek ırmakların sağ tarafını kendisine mesken kıldığı için, sorun bu olmalı demiş. Sorun bu deyince, kendi kendine karar vermiş:
"Bir dahaki yıl gelince bende öteki kuşlar gibi, ırmağın sol tarafına geçip orda yuva kurup orada yumurtlayıp orda da yavrularımı büyüteceğim. Böylelikle beyaz yumurtaya ve beyaz yavrulara sahip olacağım" diye hayaller kurmaya başlamış.

Kara leylek bu düşüncenin sevinciyle, göçüp gitmiş. Gitmiş ve bahara dönüp yine yazları mesken tuttuğu yeşil ovaya dönmüş.

Yılların bir geleneği olan yaşamını terkederek ırmağın sol yanına yuva kurmuş. Yuvasını kurarken, bizim allı turnaya da komşu olmuş.

Allı turna kara leyleği yanında görünce önce şaşırmış. Hoş beşten sonra bizim allı turna, merakını yenememiş. Kara leyleğe niçin böylesi bir karar aldığını sormuş. Karaleylek olanı biteni bir bir anlatmış allı turnaya... Allı turna:
"Yumurtla da görelim ak mı kara mı" demiş.

Vakti saati gelince kara leylek yumurtlamış.
Yumurtlamış ama, dönüp yumurtaya bakınca bütün umutları suya düşmüş. Perişan olmuş. Olduğu yere yıkılmış kalmış.

Kara leyleği böyle perişan gören allı turna:
"Ne o komşu neden böyle perişansın, hasta mısın yoksa?" deyi sormuş.

Kara leylek yumurtladığını ama yumurtalarının yine kara olduğunu söyleyince, bizim allı turna gelip yuvadaki yumurtaya şöyle bir bilgince bakmış. Sonra, kara leyleğe:
"Komşu hele dön bir senin g.tüne bakayım. Sen neçe bir g.te sahipsin", demiş.

Kara leylek şöyle bir allı turnaya dönüp mâbâdını göstermiş. Allı turna, karaleyleğin ardına uzun uzun bakmış. Sonra da, hımmm, diye uzun uzun düşünmüş.

Kara leylek:
"Ne o komşu neden öyle uzun uzun düşünüyorsun. Söyle, bu işin nedenini söyle" diye israr etmiş.

Allı turna: "Vallahi komşu, bu g.t sendeyken, nere gitsen kara yumurtlarsın. Boşuna çabalama..." demiş...

Nenemin masalı da burda bitmiş.

Gökten üç elma düşmüş. Biri anlatana, biri yazana, biri de okuyanlara...

Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine...



Orhan Bahçıvan
Essen

Diğer yazıları için tıklayınız

 

Önceki



 

 


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 




Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla