



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

|
|

Bir
Truva Atı Hikâyesi: Yerel Yönetimler Deformu

av.
m. bülent deniz
kasım/2001
Her hakkı Müstakil Tüketiciler Birliği'ne aittir. Kaynak
gösterilmeden kullanılamaz.

Giriş
Demokratikleşme sürecinin tarihine bakıldığında, merkezi
otorite ile yerel otorite arasında, sürekli olarak bir çekişmenin
yaşandığı görülmektedir. Öyle ki, demokrasi tarihini bir
anlamda, merkez-yerel (taşra) çekişmesinin tarihi olarak
nitelemek mümkündür.

Demokratikleşme süreci, "gönüllüleştirme", "sivilleşme"
ve "yerelleşme" ilkelerinin üzerine kuruludur.
Yerelleşme, öncelikle ve mümkün olabildiğince yetki ve sorumlulukların
yerel otoritede toplanmasını öngörmektedir. Bu itibarla
yukarıda sözü edilen tarihsel perspektif ile birlikte değerlendirildiğinde
yerel otoritenin (karar alma mekanizmasının) güçlendirilmesi
ayrı bir önem kazanmaktadır.

Yerel otoritenin ülkemizdeki resmi görünümü il genel meclisleri,
belediyeler ve muhtarlardan oluşmaktadır. Yakın dönemde,
bu resmi görünüme ek olarak Çevre Kurulları, Tüketici Sorunları
Hakem Heyeti gibi yerel kimlikli üyelerin çoğunlukta olduğu
yeni mekanizmalar da eklenmiştir.

Ancak eklenen yeni mekanizmalara rağmen, uzunca bir süreden
beri yerel otoritenin en öndeki temsilcisi olan belediyelerden
başlayarak yerel mekanizmaların yetki ve sorumluluklarının
arttırılması, merkez ile aralarındaki yetki karmaşasının
sona erdirilmesi gerektiği dile getirilmektedir. Nihayet
31 Temmuz 2001 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından TBMM.
ne sevkedilen "Merkezi İdareyle Mahalli İdareler Arasında
Görev Bölüşümü ve Hizmet İlişkilerinin Esasları ile Mahalli
İdarelerle İlgili Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun" tasarısı ile yerel yönetim reformunda yeni
bir sürece girilmiştir.

Bu çalışmamız ile "yerel yönetimler reformu" olarak
takdim edilen yasa taslağı hakkındaki ilk-inceleme sonuçlarını
ortaya koymak istiyoruz.

Kuşbakışı
taslak
Yerel yönetim mekanizmalarını düzenleyen yasalar
mevzuatımızda oldukça dağınık halde bulunmakta olup kullanılan
yasa dili bakımından da günümüz Türkçe'sinin gerisinde kalmıştır.
Üstelik konjonktürel yaklaşımların sonucu olarak dönem dönem
mevcut yasalarda yapılan yamalar, yasaların kuşatıcılık
ve anlaşılabilirlik özelliğini sakatlamıştır.

Böylesi bir yasal alt-yapı karşısında, reform olma iddiasındaki
yeni düzenlemenin, mevcut yasalardaki dağınıklığı giderici
ve yasaların kuşatıcı ve anlaşılabilir olmasını sağlayıcı
yönde -belki de- hepsini ilga edip yepyeni bir yasal atmosfer
oluşturması gerekirken, TBMM. ne sunulan taslağın mevcut
yasalara yeni yamalar niteliğinde değişiklikleri getirmesi,
reform sözcüğüne yakışmamaktadır.

Toplam 68 maddeden oluşan yasa taslağı ilk üç maddesinde,
yerel yönetim ile merkezi yönetim arasındaki görev bölüşümünü,
hizmet ilişkilerinin esaslarını tanımlamakta ve Mahalli
İdareler Ortak Kurulu adı altında yeni bir organ ihdas etmektedir.

Taslağın
ilk üç maddesinden sonra, kalan 65 madde ile
·1580 sayılı Belediyeler Kanunu,
·3030 sayılı Büyük Şehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında
Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkındaki
Kanun,
· 1414 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu,
· 2380 sayılı Belediyelere ve İl Özel İdarelerine Genel
Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkındaki Kanun,
·2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu,
·197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu,
·3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları
Hakkındaki Kanun,
·927 sayılı Sıcak ve Soğuk Maden Sularının İstismarı ile
Kaplıcalar Tesisatı Hakkında Kanun,
·6664 sayılı Taş Ocakları Muamelatının Tedviri ve Varidatının
Tahsilinin Vilayet Hususi İdarelerine Ait Olduğu Hakkında
Kanun,
·2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu,
·2886 sayılı Devlet İhale Kanunu,
·1608 sayılı Umuru Belediyeye Müteallik Ahkamı Cezaiye Hakkında
Kanun,
·1164 sayılı Arsa Ofisi Kanunu,
·3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında
Kanun,
·2108 sayılı Muhtar Ödenek ve Sosyal Güvenlik Yasası,
·5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu,
·237 sayılı Taşıt Kanunu,
·5442 sayılı İl İdaresi Kanunu,
·72 sayılı Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Hakkında
Kanun Hükmünde Kararname,
·2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü
Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun,
·4123 sayılı Tabii Afet Nedeniyle Meydana Gelen Hasar ve
Tahribata İlişkin Hizmetlerin Yürütülmesine Dair Kanun,
olmak üzere toplam 21 yasanın bazı maddelerinde değişiklik
getirilmekte, bazı maddeleri yürürlükten kaldırılmakta,
bazı maddeler eklenmektedir.

Yukarıda belirtildiği gibi esasen dağınık
halde bulunan yerel yönetimler mevzuatının tek bir çatı
altında toplanması yerine, mevcut dağınıklık içinde yeni
yamalar yapmak, reform iddiasını gölgelemekte ve taslağın
genel gerekçesinde yer alan yerel yönetimler işleyişinin
basitleştirilmesi amacı havada kalmaktadır.

Merkez-taşra çatışmasında yeni perde
Yüzyıllardır bu topraklarda yaşanan merkez-taşra çatışmasında,
mutlu son amacıyla perde indirilmekte ve taslağın 1. maddesiyle
Türk hukuk kodifikasyonunda ilk kez merkezi otoritenin hizmet
ve görevlerinin neler olduğu belirlenmektedir.

Buna göre; adalet, savunma, dış politika,
maliye, dış ticaret, gümrük, tapu, nüfus, sivil savunma,
din hizmetleri, milli eğitim, sağlık, tarım, su ürünleri,
gıda, sosyal güvenlik hizmetleri, ormanlar, ekolojik denge
merkezi otoritenin görevleri arasında sayılmıştır.

Burada sayılanların dışında kalan hizmetler
ile yukarıda sayılan hizmetlerden bir kısmının mahalli ve
müşterek nitelikli olanları da, yerel yönetimlerin görevleri
arasında sayılmıştır.

Ancak maddenin başlığında "görev bölüşümü"nden
söz edilmekle birlikte maddenin içeriğinde, "yetki"
den hiç söz edilmemektedir. Oysa ki, yerel yönetimlerin
özerkliğinin altının çizilebilmesi için; "görev"
yanında "yetki paylaşımı" ifadesi ile yerel yönetimlerin
türev olmayan ve tüzel kişiliklerinden kaynaklanan yetkilerinin
varlığına değinilmesi gerekirdi. Bu yaklaşım, taslak sahiplerinin
yerel yönetimlere bakış açısının ilk ipuçlarını bize vermektedir.

Yine getirilen bir hüküm ile merkezi otorite
"mahalli idarelerce yürütülen hizmetlerin mevzuata,
belirlenen genel politikalara ve standartlara uygunluğunu
denetlemek, mahalli idarelere rehberlik etmek" ile
de görevli kılınmıştır. Bu düzenleme merkezi idarenin yetkilerini
arttırmaktadır. Artan bu yetkilerle esasen "atanmış"ın
vesayeti altında "seçilmiş"ler emir-komuta dönemi
başlayacaktır.için Düzenleme bu haliyle Anayasanın 127.
maddesine açıkça aykırıdır.

Teknokrasiye gidişte yeni adım: mahalli
idareler ortak kurulu
Taslak ile Mahalli İdareler Ortak Kurulu adında yeni bir
organ ihdas edilmektedir. Taslağa göre kurul, Başbakan veya
görevlendireceği bir bakanın başkanlığında, ilgili bakanlar,
merkezi idare, mahalli idare birlikleri ve mahalli idarelerle
ilgili faaliyet gösteren kuruluş temsilcilerinden oluşacaktır.

Kurul, merkezi idare ile mahalli idareler
arasında ulusal düzeyde hizmet ilişkisi, koordinasyon, işbirliği,
yardımlaşma ve mevzuat düzenlemeleri konusunda bilgi alışverişinde
bulunmak, ortak sorunları değerlendirmek ve bunların çözümü
konusunda yönlendirici kararlar almakla görevlidir.

Koordinasyonun sağlanması bakımından yeni
bir organın ihdas edilmesi olumlu bir gelişme olmakla birlikte,
son dönemlerde "kurul"lar cennetine dönen ülkemiz
için yeni bir postun oluşmasından dolayı endişelenmek gerektiği
düşüncesindeyiz.

Bir diğer endişemiz de, son dönemlerde demokrasimizin
niteliğinde teknokrasiye olan eğilimin hızlandırılmış olmasıdır.

Yine kurulun oluşumunda yerel otoritenin
önden gelen birimi olan belediyelerin temsil edilip edilmeyeceği,
ne oranda ve nasıl temsil edileceği anlaşılamamakta, konu
çıkarılacak bir yönetmeliğe bırakılmaktadır. Bu durum da
kaygı vericidir.

Bir
geriye gidiş
Yukarıda değinildiği gibi, reform
iddiasındaki bir yerel yönetim düzenlemesinden beklenen,
yerel otoritenin tam özerklik çerçevesinde yetki ve görevlerinin
arttırılması, merkezi otoritenin vesayetinden kurtarılmasıdır.

Örneğin belediye tarafından yerine getirilmek
istenen;
·Sağlık hizmetleri için Sağlık Bakanlığı,
·Sosyal hizmetler için Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme
Kurumu,
·Yiyecek ve içecek maddelerinin üretildiği, satıldığı ve
muhafaza edildiği yerleri denetlemek için Sağlık Bakanlığı
veya Tarım Köyişleri Bakanlığı,
·Eğitime ilişkin hizmetler için Milli Eğitim Bakanlığı,
·Taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bakım ve onarımlarını
sağlamak için Kültür Bakanlığının,
belirlediği esaslar, ilkeler ve kararlara göre bu hizmetlerin
yapılması mümkün olabilecektir.

Yine belediye yönetiminin özerkliğine ciddi
kısıtlamalar getiren diğer düzenleme de, merkezi otoritenin
ajanı durumundaki valinin başında bulunduğu İl Özel İdaresi'nin
yetki ve görevlerinin belediye aleyhine genişletilmesidir.

"Yeterli elemanım yok"
Belediyelerin parti yandaşlarının işe alındığı çiftlik
olduğu yönünde, yıllardır süre gelen şikâyetlere bir tepki
alarak belediyeler ve bağlı kuruluşlarda memur, daimi işçi
ve geçici işçi ve sözleşmeli personel istihdamı İçişleri
Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığı'nın
kararına ve sonuçta da valinin onayına tabi kılınmıştır.

Bu düzenleme ile çoğu kez haklı olan şikâyetlerin
önüne geçilmek istenirken, başka bir tehlikeye davetiye
çıkarılmaktadır. Bu kez de, merkezi otorite ile yerel otorite
arasında siyasi parti ve düşünce farklılığı olması durumunda,
bu olanağın merkezi otorite tarafından bir silah olarak
kullanılabilmesinin önü açılmakta, gerçekten ihtiyaç olduğu
halde belediyeye yeterli sayı ve nitelikte personel istihdamı
olanağı tanınmayarak halka ulaşan hizmetlerin nitelik ve
niceliğinin düşmesi söz konusu olabilecektir.

Belediye gelirleri enflasyondan muaf
mı?
Mevcut düzenlemede belediyeler gelirlerini, Merkez Bankasına,
bulunmadığı yerlerde de Ziraat Bankasına yatırmak zorundadırlar.
Yatırılan paralara da herhangi bir faiz tahakkuk ettirilmemektedir.

Taslak ile belediye gelirlerinin Maliye
Bakanlığı tarafından belirlenecek dört bankada vadeli veya
vadesiz olarak değerlendirilmesi olanağı getirilmektedir.
Bu düzenleme, gelir elde etmek için her yolu deneyen belediyeler
için önemli bir olanaktır.

Ve karşınızda truva atı
Ülkemiz yaklaşık olarak bir yıldır devam eden büyük bir
ekonomik kriz içindedir. Yaşanan kriz nedeniyle her yıl
% 5-6 oranında büyümesi gereken ülkemiz hızla küçülmüş,
devlet iç borçlarını çeviremez hale gelmiş, birbiri ardına
kapanan işyerleri, fabrikaları ile bir işsizler cehennemine
dönüşmüştür.

Bireyler zorunlu olmayan tüm harcamalarını
kısmış, talep kesilmiş, talebin kesilmesine bağlı olarak
arz da kesilme noktasına gelmiştir. Yaşanan derin resesyon
ortamında, ekonominin canlandırılması çarelerinden biri
olarak KDV. oranlarının geçici bir süre düşürülmesi konusunun
tartışıldığı bugünlerde, siyasi iktidar söz konusu taslak
ile ek kaynak arayışlarında bildik yöntemleri uygulayarak
yeni vergiler ihdas etmektedir.

Taslak bir Truva Atı olarak kullanılarak;
·Motorlu taşıtların alım satımından 10.000.000 TL.
·Spor-toto-loto ve sayısal loto oyunlarında, her bir kolon
için 20.000 TL.
·At yarışlarında oynanan her bilet için 40.000 TL.
·Silah ruhsatları için 30.000.000 TL.
·Kara avcılığı tezkereleri için 15.000.000 TL.
·Hava yolu taşımacılığında, her bir bilet için 1.500.000
TL.
·İMKB. de yapılan işlemlerden alınan ücretlerin ¼ ü
·Tapu işlemlerinde, her bir işlemin tarafları için 5.000.000
TL.
"mahalli idare hizmetlerine katılım payı" adı
altında halktan alınacaktır.

Siyasi iktidar bununla da yetinmemekte,
motorlu taşıtlar vergisinin ölçü ve hadlerini bu taslak
ile % 25 oranında arttırılmaya kalkmaktadır. Yerel yönetimlere
kaynak sağlanmasına ve böylelikle yerel hizmetlerin en iyi
şekilde halka ulaşmasına kimsenin itirazı olacağını düşünmüyoruz.
Ancak bunun için ekonomik kriz altında perişan olmuş halkın
sırtına yeni yükümlülükleri yüklemek ve en önemlisi bunu
reform olduğu iddia edilen bir paketin içine gizleyerek
yapmak tek kelimeyle insafsızlıktır.

Biz
neredeyiz
Bu çalışmamızın başlangıcında da belirtildiği gibi, demokratikleşme
sürecinin önemli ilkelerinden olan gönüllüleştirme ve sivilleşme
ilkelerinin gerçekleşmesi, her şeyden önemlisi halkın karar
alma mekanizmalarına en etkin şekilde katılımının aracı
olan sivil toplum örgütleri, bu reform paketinin hiçbir
yerinde yer almamaktadır.

Bir yerel yönetim reformu, sivil toplum
örgütleri için yerel otorite ile birlikte çalışılabilecek
yeni hizmet alanları oluşturmalı, halkın kendi yerel'i içinde
karar alma mekanizmalarına en etkin şekilde katılımı sağlamalıdır.

Önümüzdeki taslak bunu gerçekleştirmekten
uzaktır. Bu anlamda Türkiye Birinci Habitat Forumu Yönetişim
Alt Grubu Komisyonunun Değişiklik Önerileri dikkate alınmalı,
sivil toplum örgütlerine yerel otoriteler ile birlikte hizmet
üretebilecek yetki ve olanaklar tanınmalıdır.

Muhtarlar bile
Taslakta muhtarların da ismi geçmemekte, bir türlü işlevselliğe
kavuşturulmayan muhtarlık kurumuna bu kez de el atılmamaktadır.

Oysa ki, ülkemizin sosyal yapılanması içinde
muhtarlık kurumunun doğru bir tanımlama ve yeteri kadar
görev ve yetki ile donatılması halinde belediye yönetimlerinin
koordinasyonunda, yerel hizmetlerin nitelik ve nicelik olarak
iyileştirilmesinde büyük yarar sağlayacağı kanaatindeyiz.

Özetle
Yıllardan bu yana "çıktı-çıkacak" tartışmalarının
odağı olan yerel yönetimler reformu, ölü doğmuş bir pakettir.
Demokratikleşme sürecine önemli katkılar sağlayacak bir
yasa çalışması, her zaman olduğu gibi merkez'in yetkilerini
devretmekteki isteksizliğinin galip gelmesi nedeniyle heba
edilmektedir.

Hiç olmazsa, yerel yönetimler mevzuatını
bir çatı altında toplanmasını sağlaması bile önemli bir
yarar olarak kabul edilecek reform taslağının bunu gerçekleştirmekten
uzak dizaynı ve Truva Atı olarak kullanılarak yeni vergileri
ihdas etmesi karşısında, TBMM. ne sunulan taslağın bir yerel
yönetim reformu olmadığı, aksine yerel yönetim reformunun
deforme edilmesi olarak değerlendiriyoruz.
|
|
|

SİVİL
TOPLUM


 










TÜM
STK'lar
İÇİN TIKLAYIN
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|