Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 01.09.2001
Şırnak- Beytüşşebap ve Silopi
Araştırma İnceleme Raporu(Devam)


Heyetin ortak gözlemleri
a- Şırnak ve ilçeleri özel ayrımcı, baskıcı yöntemlerle yönetilmektedir. Bu durum Türkiye'nin hedeflediği söylenen demokratikleşme sürecine denk düşmemektedir.


b- Diyarbakır ve ilçeleri Şırnak'a rağmen daha iyi durumdadır.

c- Beytüşebap'da çadırda kalan insanlar soğuk ve açlıkla karşı karşıyadırlar.

d- Bölgede provokasyonlar devam etmektedir. Bölge insansızlaştırılmaya devam edilmektedir.

e- Bölge genel olarak kayıplar konusunda oldukça kötü durumdadır. Sadece Silopi'de son 10 yılda 50 üzerinde insan kayıptır.

f- Mayınlar can almaya devam etmektedir. Güvenlik güçleri mayınların temizlenmesi yerine, bunu gerekçe göstererek baskıları artırmaya çalışmaktadırlar.

g- Şırnak bölgesindeki Askeri yetkililer, Ankara'daki sivil idareyi tanımamaktadırlar.

h- Bölgeye uluslar arası AB ve Birleşmiş milletler Heyetinin inceleme yapması gerekmektedir.

i- İçişleri bakanlığı bünyesinde oluşturulacak bir heyetin inceleme yapması gerekiyor.

Köylerin boşaltılması ve yakılması uygulamalarını, geri dönüş sağlanıncaya kadar devam ede gelen çok boyutlu, adeta insan hakları ihlali kompozisyonu olarak değerlendirmek gerekir. Bölge genelinde, verilerimize göre 3700'ü aşkın köy yakıldı veya boşaltıldı. TBMM Göç araştırma Komisyonu bölgede 3655 köy ve mezarının güvenlik personelince boşaltıldığını kabul etmektedir. Geri dönüşlerin tartışıldığı, Köy-kent projeleriyle geri dönüşlerin sağlandığının ve sağlanmaya devam edileceğinin Başbakan ve OHAL Valiliğince açıklamaların yapıldığı, AB sürecine dahil olunduğu, toplumsal barış ve yaralarının sarılmasının tartışıldığı ve talep edildiği günümüzde köy boşaltma, Gıda ambargosu, akıl almaz işkence uygulamaları neyle açıklanabilir? Medyatik tabiriyle "Şırnak Cumhuriyetinin" uygulamalarının yeni bir versiyonu mudur?

AHİM'in köy boşaltma ve yakmalarına yönelik peş peşe utanç duyulması gereken mahkumiyet kararlarından, mağdurlara verilen trilyonlarca tazminattan sonra, köy boşaltmak, gıda ambargosunun kendi yurttaşlarına uygulamak, ancak kendi ülkesine, yurttaşlarına, insanlığa kötülük yapmayı alışkanlık edenlerin ve bunu meziyet sananların tutumu olarak değerlendirilemez mi? İş İşleri Bakanlığının işkenceye dair genelge yayınlandığı ve genelgenin yankılarının tartışıldığı günlerde copla tecavüz, kızgın güneşte tutma, elektrik şoku, çarmıha germe uygulamasının uygulayıcıları nasıl tanımlanmalıdır? AİHM'nin bunca kararına rağmen, bu uygulamanın tekerrürünün tek manası vardır: Bu da, " Ben hukuk tanımıyorum; Sözleşme' yi imzalarım, ihlalimi yaparım, tazminatımı da öderim" demektir.


Bizler insanlarımızın yaşamlarını yitirmemeleri için çatışmanın ve operasyonların durmasını talep etmekteyiz. Kimliği ne olursa olsun her ölümden derin üzüntü duymaktayız. Ölüm ve yaralanmalardan köy nüfusunu topyekûn sorumlu tutmak, yaşamını yitiren askerin intikamını köylülerden almak, suç vasfını etnik kimlikte aramaktır. Dünyanın neresinde olursa olsun bu zihniyet ve uygulamanın adı nedir?

Demokratik kamuoyunun, resmi yetkililerin ve insanım diyen herkesin vicdanına seslenmek gerekir. Beytüşşebap'ta da olsa işkence gören yurttaşlarımızın çığlığını duymamız, köyleri boşaltılan, açıkta kalan kadınların çocukların dramını görmemiz gerekiyor. Gıda ambargosunun uygulandığı yerin ülkenin bir parçası ve orada yaşayan insanların da yurttaşlarımız olduğunu bilmemiz gerekir.

İnsan hakları savunucuları insan hakları ihlallerini gerçekleştirenlerin hukuka uygun bir şekilde cezalandırılmalarını talep etmektedir. Öncelikle ve ivedilikle gıda ambargosu kaldırılmalı, boşaltılan köylere geri dönüş derhal sağlanmalı, işkenceyi gerçekleştiren kamu görevlilerine görevden el çektirilerek açığa alınmalıdır. Tüm uygulamalara yönelik TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu inceleme başlatmalıdır.

İnsan hakları savunucuları tüm bu süreçlerin takipçisi olacaktır. İhtiyaç duyulmamasını umut etmekle birlikte etkin sonuç alınmaması durumunda uygulamaların uluslararası hak arama mekanizmaların taşınmasına da katkı sunacaktır. En kısa zamanda uygulama yerinde incele yapmak üzere heyet oluşturma çağrısında bulunuyor ve demokratik kamuoyunun ilgisini bekliyoruz.



Doğan Genç -
İHD İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi
Niyazi Bulgan -
Toplumsal Hukuk Araştırmaları Vakfı Genel Başkanı
Esra Çiftçi - HADEP İstanbul İl Örgütü Başkan Yardımcısı

Yazının baş tarafı

SİVİL TOPLUM













TÜM STK'lar
İÇİN TIKLAYIN


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla