|
Uzlaşma
İstiyoruz / 3
"Don't cry for me Argentina..."
"Uzlaşma
İstiyoruz" kampanyasının 22. gününü değerlendiren Müstakil Tüketiciler
Birliği Genel Başkanı Av. M. Bülent Deniz; "Arjantin gibi
olmak istemiyorsak, toplumsal uzlaşmayı sağlamalıyız" dedi ve şu
açıklamayı yaptı:

İki
gündür "don't cry for me Argentina" şarkısı yeniden hoparlörlerden
duyulmaya başladı ve dünyanın gözleri Arjantin'deki sosyal patlamaya
çevrildi. Arjantin'e bakarak, "bizde sosyal patlama olmaz, çünkü
ekonomimiz iyiye gidiyor" şeklindeki yaklaşımlar ile yapılan değerlendirmeleri
tehlikeli bulmaktayız. Ülke gerçeklerini görmemekte direnen bu görüş
sahipleri bilmelidirler ki;

* 500.000
kişi kredi kartı borcundan dolayı icra takibine maruz kalmış, 1.500.000
kişi de, yeni yıl ile birlikte icraya verilecektir,
* 1.000.000 evin elektrik saati sökülmüş, birkaç gün içinde borçlu
abonelerin tamamının elektrikleri sökülecek ve ülke karanlığa gömülecektir.
* 2.000.000 abonenin telefonları konuşmaya kapatılmış, ülkemiz konuşamayan
insanlar ülkesi olmuştur.
* Bağ-Kur, borcu bulunan sigortalılarına ilaç vermemektedir.
* Esnaf, SSK. ve vergi borcunu ödeyemediği için icra takipleri ile
yüz yüzedir. Bu tablo, sosyal patlamanın uzağımızda olmadığını göstermektedir.
Sosyal patlamanın önüne geçebilmek için toplumsal uzlaşmanın sağlanması
ve nüfusumuzun % 30'unu etkileyen borç uyuşmazlıklarının sona erdirilmesi
gerekmektedir.

Bu
nedenle kredi kartı, elektrik, su, doğalgaz, sabit telefon, cep
telefonu, vergi, SSK. Bağ-Kur borçlarına uygulanan insafsız faiz
yerine, enflasyon oranının birkaç puan üzerinde oluşacak yeni bir
faiz oranının saptanarak, borçların ödenmesi olanağı sağlanmalıdır.
Bu amaca yönelik olarak başlattığımız "Uzlaşma İstiyoruz"
kampanyamız 22. günündedir. Derneğimizin (212) 567 97 44 nolu telefonuna,
(212) 567 36 47 nolu faksına ve tuketici@turk.net
adresindeki mailine yapılan başvurular ile kampanyaya katılım yoğun
şekilde devam etmektedir.

HArjantin
olmadan önce son şansımızı kullanalım:
UZLAŞMA İSTİYORUZ!
Av.
M. Bülent Deniz
Genel Başkan
Müstakil Tüketiciler Birliği
Tel:(212)567 97 44 Faks:(212)567 36 47
tuketici@turk.net
www.tuketiciler.org
'Rainbow Warrior'dan küresel uyarı:
Petrol öldürür!
Türkiye, petrol endüstrisinin dünyanın dört bir yanında yol açtığı
felaketlerden ders alarak, enerji verimliliği ve yenilenebilir kaynaklarını
devreye sokmalıdır.

Greenpeace'in
"Rainbow Warrior" (Gökkuşağı Savaşçısı) adlı bayrak gemisi, İstanbul
ziyaretine, petrol endüstrisinin yol açtığı çevre ve iklim felaketleri
konusunda bir uyarı yaparak başladı. Gemi, İstanbul halkının ziyaretine
açık olduğu gün ve saatlerde petrol endüstrisiyle ilgili tehlikeleri
ortaya koyan bir sergiye de evsahipliği yapacak.

Yaklaşık
12 milyon insanın yaşadığı İstanbul kentinin kalbinden geçen korkunç
petrol trafiği, yalnızca insan hayatını; Boğaziçi'nde (1) bulunan
doğal ve tarihsel dünya mirasını; Hazar Denizi, Karadeniz ve Akdeniz
ekosistemlerini değil; dünyanın iklimini (2) de tehdit ediyor! İklim
değişikliği şu anda insanlığın ve gezegenimizdeki yaşamın karşı
karşıya olduğu en büyük tehlike olarak kabul ediliyor.

Greenpeace
Akdeniz Ofisi enerji kampanyası sorumlusu Melda Keskin
soyle dedi: "Sergimizdeki ölümcül petrol üretim-tüketim döngüsü,
Türk yetkililerine açık bir uyarıdır. Petrol gibi fosil yakıtlara
bağımlı; ucunda çevre kirliliği, çarpıcı iklim değişiklikleri ve
savaşlar (3) bulunan bir çıkmaz yoldur. Fosil yakıt devlerinin çıkarları,
bizim yaşamlarımızdan ve gezegenimizin geleceğinden önde tutulmamalıdır!"

Greenpeace;
Boğazları tehdit eden dev tankerlerin alternatifinin, hiçbir zaman
British Petrol şirketi ve yetkililerin iddia ettiği gibi, Bakü-Ceyhan
boru hattı olmadığına dikkat çekiyor. Bazı batılı ülke ve şirketlerin
petrol çıkarları, her iki projenin de yapılmasını gerektirmekte,
dev şirketler her iki projeyi de uzun zamandır planlamakta ve pazarlamaktadır.
İster tankerlerle ister boru hatlarıyla taşınsın, sorun petrolun
kendisidir. Her iki proje de dünyanın en hassas ve en fazla tehdit
altındaki ekosistemlerinden biri olan Akdeniz'i tehlikeye sokmaktadır.
Keskin'e gore, "Petrol endüstrisi, karada ve denizdeki günlük
operasyonları sırasında, her yıl 3-4 milyon ton petrolle sorumsuzca
denizleri kirletiyor ve bunun yalnızca %10 kadarı kazalardan kaynaklanıyor!
Dahası, Greenpeace açısından petrolun kullanılması en büyük kazadır,
çünkü dünyanın dört bir yanında tehlikeli iklim değişikliklerine
neden olmaktadır."

Ulusötesi
petrol şirketlerinin sözde "çevreci" görünme çabalarına ve Bush
gibi politikacıların baskılarına karşın, fosil yakıt kullanımını
ve karbondioksit yayılımını radikal bir biçimde azaltacak ulusal
politikalar benimsenmek zorundadır. Dünya ikliminde gözlenen tehlikeli
değişiklikler nedeniyle yeni fosil yakıt kaynaklarının araştırılmasına
yönelik planlar gerçekçi değildir.

Gerçek
alternatifler, enerji verimliliği programlarının uygulanması ve
rüzgar, güneş, biyokütle gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının
acilen devreye sokulmasıdır. Birçok ülke, yenilenebilir kaynaklara
geçişi hızlandırarak gelecek için şimdiden hazırlanmaktadır.

Yaşamlarımızı
ve çevremizi tehlikeye atmadan, en verimli bir biçimde temiz enerji
kullanmaya başlamak zorundayız. Alternatiflerin hem endüstrileşmiş
ülke yurttaşlarının, hem de yoksul ve gelişmekte olan ülke yurttaşlarının
yararına olduğu araştırmalarla kanıtlanmış durumdadır.
ABD
dünya nüfusunun %4'ünü barındırdığı halde küresel karbondioksit
yayılımının %25'inden sorumludur! Greenpeace, Bush Yönetimi'nin
Exxon gibi dev petrol şirketlerinin dar çıkarlarına hizmet etmekten
vaz geçmesini ve Kyoto Sözleşmesi'ni Amerikan Kongresi'ne
onaylatmasını talep ediyor. Kyoto'ya taraf olan devletler arasında
geçtiğimiz Kasım ayında Marakeş'te (Fas) yapılan yedinci toplantının
(COP 7) ardından, uluslararası topluluğun şu anki hedefi;
2002 Eylül ayında Johannesburg'da (Güney Afrika) yapılacak "Rio
+10" Dünya Zirvesi'nden önce, Kyoto Sözleşmesi'nin parlamentolarda
onaylanarak yürürlüğe sokulmasıdır. Greenpeace, Kyoto Sözleşmesi'nin
yürürlüğe sokulmasının, tehlikeli iklim değişikliklerinin önlenebilmesi
yolunda gerekli ama en alt düzeyde bir ilk adım olduğuna inanmaktadır.

Daha
fazla bilgi için:
Melda Keskin, Greenpeace Akdeniz enerji kampanyası sorumlusu
(cep) (532) 3243204;
Tolga Temuge, Greenpeace Akdeniz Kampanyalar Yöneticisi,
Eylem & Lojistik Koordinatörü, (cep) (533) 2148776; ya da Greenpeace
Akdeniz Ofisi (212) 2927619 -20. mkeskin@diala.greenpeace.org
www.greenpeacemed.org.mt

NOTLAR:

1
- İstanbul Boğazı, tehlikeli kayalıklar, sis, yağış, güçlü ters
akıntılar, hem enine hem de boyuna işleyen çok ağır trafiğiyle,
dünyanın en dar ve riskli su yollarından biridir. Bugün Boğaz'dan
1 yılda geçen 50 bin geminin 5500 kadarını petrol tankerleri oluşturuyor.
Bu ağır trafik geçtiğimiz yıllarda birçok ciddi kazanın olmasına
neden olmuştur.

2
- Dünya atmosferinde kaydedilen ısınmadan ve iklim felaketlerinden
sorumlu olan sera gazları arasında en önemlisi olan karbondioksit
(CO2), kömür, petrol gibi fosil yakıtların taşıtlar, termik santrallar,
vb. yerlerde kullanılmasıyla ortaya çıkar.

CO2
gibi sera gazlarının şu anki artış eğilimi, küresel sıcaklıkların,
son 20 bin yılda yaşanandan çok daha büyük bir hızla artmasına yol
açıyor. Artan sıcaklık nedeniyle, örneğin Kuzey Kutbu'nun %40'ı
son 40 yılda erimiştir. Kutup ve buzulların erimesi sonucunda deniz
seviyelerinin yükselmesi ise, kıyılarda yaşayan milyonlarca insan
ve tatlı su kaynakları için korkunç bir tehdittir. Şiddeti ve sıklığı
artış gösteren güçlü fırtınalar, kasırgalar ve son günlerde Mersin
ve yöresinde olduğu gibi büyük seller, vb. doğa olayları, artık
"doğal olmayan felaketler" olarak kabul ediliyor. Dünyada son üç
yılda aşırı meteorolojik olaylara bağlı olarak 100 bin insanın öldüğü
hesaplanmıştır (Catastrophe (Facia), David Keys, 2000). İngiliz
Hükûmeti'ne bağlı çalışan biliminsanları 2080 yılına dek, dünyada
her yıl 94 milyon insanın sel baskınları riskiyle, 290 milyon insanın
ise sıtma riski ile karşı karşıya kalacağını tahmin etmektedir (Climate
Change and its impacts (İklim Değişikliği ve Etkileri), DETR, Ekim
1999).

Tahminler
çoğunlukla, Akdeniz bölgesinde kışın daha fazla yazın ise daha az
yağış olacağına dikkat çekiyor. Daha fazla yağış alan bölgeler bile,
artan buharlaşma ve yağışların mevsimsel dağılımı ve yoğunluğundaki
değişiklikler yüzünden, bugünden daha kurak bir hale gelerek, çölleşecektir.
İklim değişikliği etkilerine karşı kendilerini koruma olanağı ya
da hazırlığı olmayan Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin insanları
ise tüm bu sorunlardan en fazla yara alanlar olacaktır.

3
- Daha önce Körfez Savaşı'nda ve şu anda da Afganıstan'da sürdürülmekte
olan savaşta da görüldüğü gibi, petrol yalnızca ekolojik felaketlerin
yakıtı olmakla kalmıyor, aynı zamanda da güvensizliğin, bölgesel
çatışmaların ve savaşların da yakıtı olduğu görülüyor. Tüm bu gerçeklerin
ışığında Greenpeace, petrol çıkartmaya ve boru hatları inşa etmeye
yönelik tüm planları yanlış yönde atılmış adımlar olarak değerlendirmektedir.

Tüm
İstanbullular ve Sivil Toplum Kuruluşu üyeleri, 'Rainbow Warrior'
gemisini ve gemideki Petrol konulu Greenpeace sergisini ziyaret
etmek üzere, 22 - 23 Aralık 2001 Cumartesi ve Pazar günleri, 11:00-17:00
saatleri arasında Ataköy Marina Çekek Yeri Rıhtımı'na davetlidir.

Gemimiz
yeni yılın ilk günlerinde İstanbul'dan ayrılarak Akdeniz ülkelerindeki
Greenpeace kampanyalarına destek vermek üzere Yunanistan'a doğru
yola çıkacaktır.

|