|
Güncelleme:
01.12.2001
Kuzey
Kıbrıs'ta halk tehdit ediliyor
Bugün, 30.11.2001 Cuma, Kıbrıs'ın kuzeyinde yayınlanmakta
olan günlük "Kıbrıslı" gazetesinde yeralan bir makalede, Kıbrıs'ta
Denktaş ile Türkiye'nin resmi politikalarının dışında bir
anlaşmanın imzalanması durumunda, halen Kuzey Kıbrıs'taki
rejime karşı olan birkaç yüz kişinin derhal öldürüleceği yazılmaktadır.

Kuzey
Kıbrıs'ta yaşamak durumundaki Kıbrıslı Türklerin büyük çoğunluğunun
barıştan yana olduğunu dikkate alırsak, işlerin nereye çekilmeye
çalışıldığını açıkça ortaya koyan bu yazı, Kıbrıslı Türkler
için nelerin planlandığını ürpermeden düşünmek mümkün değildir.
Durumun ciddiyetini dikkate alarak, barış isteyen Kıbrıslı
Türklere biçilmekte olan bu felaketten, güvenlik konseyinin
sayın üyelerini haberdar edeceğinizi, gerekli önlemleri alacağınızı
umar, saygılarımızı sunarız.

Bağımsız
Kıbrıs Grubu Komitesi
Dağıtım:
Gereği için
1-BM Genel Sekreteri
Bilgi için:
1-ABD Beyaz Saray
2-Avrupa Birliği
3-Avrupa Konseyi
4-Uluslararası
Af örgütü
5-Garantör Devletler
6 -Basın
Mağdurlar
"Suçlu" Oldu
Geçtiğimiz haftalarda Mardın E Tipi Kapalı Cezaevinde, bir
grup cezaevi personelinin saldırısına uğradıkları iddiasıyla
MAZLUMDER'e başvuran Şeyhmus Karaalp ve Abdulkadir Sani adlı
tutukluların iddialarına, MAZLUMDER'in konuyu ilettiği mercilerden
biri olan TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'ndan farklı
bir yanıt geldi.

Komisyon
Başkanı Hüseyin Akgül imzasıyla MAZLUMDER'e gönderilen cevabi
yazıda, Komisyonun "gereği yapılmak üzere" başvuruyu Adalet
Bakanlığı'na ilettiği ve yapılan hazırlık soruşturması sonucunda,
adı geçen cezaevi personelleri hakkında "memuriyet mevki ve
nüfuzunu suiistimal" etmediklerinden "takipsizlik kararı"
verildiği; şikayetçi tutuklular hakkında ise "görevli memura
mukavemet" suçundan kamu davası açıldığı kaydedilmektedir.

İddia
sahibi tutuklular, MAZLUMDER'e yaptıkları başvuruda, bazı
olumsuz uygulamalar nedeniyle Cezaevi Müdürü ile görüşmelerinin
ardından, odalarına dönerlerken 10-15 personelin saldırısına
uğradıklarını ve bunun üzerine kaldırıldıkları hastaneden
"feci dayak atıldığına dair rapor" aldıklarını belirtmişlerdi.
Mağdur tutuklular, saldırı talimatını, İnfaz ve Koruma Başmemuru
Abdülkadir Erginoğlu'nun verdiği iddiasında bulunmuşlardı.
Saldırı üzerine kendilerini korumak isteyen Karaalp ve Sani,
"idareye karşı çıkma ve isyan suçlamasıyla müşahede altına"
alınmışlardı.

MAZLUMDER'e
gönderilen cevabi yazıda, "tedbir amaçlı" olarak adı geçen
tutukluların müşahadeye alındıkları doğrulanmaktadır. Şeyhmus
Karaalp ve Abdulkadir Sani'nin yargılanmasına önümüzdeki haftalarda
Mardin Asliye Ceza Mahkemesinde başlanacak.

Mazlumder
Basın Bürosu
www.mazlumder.org.tr

Mimarlık
ve Eğitim Kurultayı
3-4-5 Aralık 2001
YTU - Yıldız Teknik Üniversitesi Oditoryumu

Uzlaşma
İstiyoruz...
100.000.000 TL. 3 ay içinde
· kredi kartında.........................190.000.000 TL.
· cep telefonunda........................140.000.000 TL.
· elektrik faturasında....................136.000.000 TL.
· ssk. priminde...........................130.000.000 TL.
· vergi taksitinde.........................130.000.000 TL.
·bağ-kur priminde........................130.000.000 TL.
· doğalgaz faturasında....................127.000.000 TL.
· sabit telefonda..........................126.000.000 TL.
· su faturasında...........................118.000.000 TL.
oluyor...
Katlanarak büyüyen borçlarımız için, artık uzlaşma istiyoruz...
Basın toplantısına bekliyoruz.
Müstakil Tüketiciler Birliği
Tarih :01.12.2001 Cumartesi
Saat :11:00
Yer :Demirkapı Cad. No:25/8 Bayrampaşa İst
İrtibat :(212) 567 97 44-612 28 63

UAÖ:
Mezar-i şerif soruşturmasındaki son gelişmeler
Uluslararası Af Örgütü'nün Cenk Kalesindeki yüzlerce esirin
ve diğerlerinin öldürülmesiyle ilgili soruşturma yapması için
Kuzey İttifakı tarafından davet edildiğine dair gelen bilgilerin
ardından UAÖ soruşturmayı izlemek üzere bir gözlemci göndermeye
hazır olduğunu söyleyerek, adli tıp uzmanlarıyla ve diğer
uzmanların da katılmasını önerdi. Ancak UAÖ, böyle bir soruşturmanın
yapılması ve bu soruşturmanın adil, kapsamlı ve uluslararası
standartlara uygun olarak yürütülmesi sorumluluğunun öncelikli
olarak tutsakların muhafazasından sorumlu olanların ve bu
olaya doğrudan karışmış kişilerin, yani Kuzey İttifakı, ABD
ve İngiltere'nin sorumluluğunda olduğunu tekrar belirtti.
Örgüt ayrıca yapılacak soruşturmanın bulgularının halka açıklanması
için de çağrıda bulundu. Uluslararası Af Örgütü delillerin
korunması için derhal önlem alınmasını talep etmektedir. Ayrıca,
hayatta kalmış olan tutsakların akıbetleri netleştirilmeli
ve bunlar ve diğer yerlerde gözaltında tutulan tutsakların
da güvenlikleri sağlanmalıdır.

Uluslararası
Af Örgütü uluslararası insan hakları gözlemcilerinin bir an
önce tüm Afganistan'da görevlendirilmesi için yaptığı çağrıyı
tekrarlamaktadır. 29 Kasım 2001

Daha
ayrıntılı bilgi için
UAÖ'nün Londra'daki basın ofisini arayabilirsiniz: +44 20
7413 5566 Amnesty International, 1 Easton St., London WC1X
0DW
web : http://www.amnesty.org UAÖ
Türkiye: 0212-258 4367

Afganistan:
Sadece insan hakları çözümü kalıcı olabilir

Birleşik
Cephe'nin Kabil'i ele geçirmesinden bu yana Afganistan'dan
hem umut hem korku görüntüleri geliyor. Pakistanlı ve Arapların
dövülmüş ve öldürülmüş kanlı bedenleri, işine geri dönmüş
olmaktan mutlu bir kadın haber sunucusu ve belki de en vurucusu
9 yaşındaki Hazari çocuk askerin Taliban'ı yenmek amacı.

Afganistan'ın geleceğiyle ilgili işte herkes bu yeni korku
ve umut bağlamında konuşuyor. 10 yıl önce başarısızlıkla sonuçlanmış
bir barış sürecinin ardından dünya Afganistan'a sırtını dönmüştü.
Bu kez, ülke yine tozu dumana katılmış bir halde bırakılmamalıdır.
Bir barış anlaşması tesis etmek için yürütülen uluslararası
çabalar, devletlerin uzun vadeli çıkarları için Afganistan'da
siyasi istikrarın sağlanması gerektiğinin farkına varıldığını
gösteriyor. Ama müzakereleri yalnızca iktidar paylaşımı düzeyinde
bırakmamalıyız.

Bu tartışmanın odağı Afganistan halkının insan hakları olmalıdır.
İnsan haklarının korunması romantik bir idealizm değildir;
tersine zorlu bir pragmatizmdir. Geleceğin anahtarı budur.
İnsan hakları, siyasi müzakerelerin merkezine konmazsa,
şiddet döngüsü büyük olasılıkla sürecektir.

İlk
ve öncelikli olarak derhal köklü bir koruma sağlanması gereklidir.
BM'e insan haklarını izleme görevi verilmelidir.

İnsan haklarının izlenmesi, uluslararası insani hukukun ihlallerine
ilişkin raporların doğrulanması için bir adım olacaktır. Tarafsız
raporlama ayrıca insanların barış sürecine yönelik güven duymalarını
sağlayacak ve çatışmanın tüm taraflarına izlendikleri mesajını
verecektir.

Yabancı ülkelerin silah transferlerinin derhal kısıtlanması
gereklidir. Yıllardır yabancı hükümetler verimli silah transferleri
yoluyla insan hakları ihlallerini ateşledi. Bu hükümetlerin,
her türlü silah transferi ve askeri yardımın insan hakları
ihlallerinde kullanılmamasını sağlama sorumlulukları vardır.
Silahsızlanma ve mayından arındırma siyasi anlaşmalara dahil
edilmeli ve uluslararası topluluk tarafından yeterince kaynak
sağlanmalıdır.

İkinci
konu ise geçiş hükümetini kimin oluşturacağı. Bu hükümet
insan hakları ihlalcilerini içermemelidir. Bu kıt görüşlülük
sorunların daha da sürmesine neden olacaktır. Geçmişteki ihlallerden
sorumlu olanların hesap vermesi gerekir. Katliam ve işkence
yapılmasını emrettiği bilinen kişilere, bir ülkeyi yönetme
konusunda güvenilemez.

Siyasi
beklentiler nedeniyle geçmişteki insan hakları ihlallerini
gözardı etmenin kötü bir tarihi vardır. Kamboçya'dan Sierra
Leone'ye, Angola'dan Şili'ye ağır insan hakları ihlallerinin
mirası barış sürecini sekteye uğratmış ve tüm toplulukları
etkilemiştir - ihlallerin yapıldığı zamandan onlarca yıl sonra
bile.

Savaş ve baskı yaşamış toplumlarda ulusal uzlaşma ihtiyacı
çok büyüktür, ama bugün siyasi bir anlaşmanın parçası olarak
cezasızlığa göz yumulması uzun vadede istikrara neden olmayacaktır.

Üçüncü olarak, siyasi çözüm için müzakerelerde bulunanlar,
Afgan tarafların insan hakları garantileri vermeleri konusunda
ısrarlı olmalıdır. Bu garantiler kağıt üstünde kalmamalıdır.
Çok kısa vadede izleme ve daha uzun vadede ise insan hakları
ve hukuk kuralları temelli etkin ceza adalet kurumlarının
tesisiyle desteklenmelidir.

Son olarak, "geniş tabanlı, multi-etnik hükümet" modelinden
söz ediliyor. Bu konuşmalar hayata geçmeli ve kadınları da
kapsamalı.

23
yıllık çatışmalar boyunca kadınlar inanılmaz eziyet çektiler.
1970'lerde kadınlar, başta tıp ve eğitimde olmak üzere, Afgan
toplumunda önemli bir rol oynadı. Bu tarih kadınlara, bugün
ülkenin yeniden kurulmasında kadınların anlamlı bir biçimde
yer almalarını sağlamaktadır.

Afganistan'da barış ve istikrarın yerleşmesi için çabuk çözümler
yoktur. Barış tesis etmek uzun süren zor bir iştir ve uluslararası
topluluğun yükümlülüğüne, en başta da Afgan halkının taahhütüne
ihtiyaç vardır. Bir şeyin en baştan çok açık olması gereklidir:
İnsan hakları yalnızca bir gündem maddesi değil, gündemin
kendisi olmalıdır.

Irene Khan
Genel Sekreter
Uluslararası Af Örgütü
Londra
Irene Khan Ağustos 2001'de göreve başladı
ve UAÖ'nün ilk Asyalı (Bangladeş) ve ilk Müslüman başkanı.
Daha önce BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nde görev yapıyordu.
|