|
Güncelleme:
07.11.2001
Armutlu Operasyonu hakkında
Ağrı'nın Doğubeyazıt ilçesinde polis, operasyon yapıyor ve
Doğubeyazıt Belediyesi'nde zabıta görevlisi Burhan Koçkar'ı,
evinde, eşinin gözleri önünde, öldürüyordu.

5 Kasım 2001 sabah, Sabah Gazetesi'nin manşete çıkardığı haber,
-bir duvar yazısı ve üç-beş eşyanın barikat olarak nitelendiği
haber- olacakları haber veriyordu.

Küçükarmutlu'ya operasyon düzenlendi.

Maksat
barikatları kaldırmaksa yol ortasından, kolaydı. Duvar yazılarını
silmek de... Duvar yazısı ve barikat ile evinde ölüm orucunu
sürdürenlerin ölümleri arasında nasıl bir illiyet bağı olabilirdi?
Olan oldu, barikatların kaldırılması ve duvar yazılarının
silinmesi "amaçlı(!?)" operasyon, 4 ölüm orucu eylemcisinin
ölümü, 10 kadar insanın yaralanmasıyla sonuçlandı.

Bizim, "güvenlik görevlilerinin sorun çözme pratiği" olarak
nitelendirdiğimiz olay, işte, budur. Bu pratik 1995'te, Diyarbakır
cezaevinde 10, 1999'da Ulucanlar cezaevinde 10 kişinin ölümüne
neden olmuş, 1999 Burdur Cezaevi operasyonunda kol kopartmış,
19 Aralık 2000'de F Tipi Cezaevlerini yaşama geçirmek için
düzenlenen "hayata dönüş" operasyonunda 32 kişinin canını
almıştır.

Bu pratiğin belirgin özelliği, sorunları zor ile çözme zihniyetidir.
Zor araçlarını kullanırken, ölçüsüzlüğüdür. Aşırı güç kullanımının
gelenekselliğidir. Yakmak, yıkmak ve öldürmek üzere kendisini
programlamış olmasıdır. Dolayısıyla, kuralsız ve orantısız,
ölçüsüz bir şiddet kullanma eğilimi ve alışkanlığının varlığı,
her olayda saptanmaktadır.

Bu gidişe kim dur diyecek? Kim bu ülkenin insanlarının keyfi
olarak öldürülmesine itiraz edecek? Kim elinde silah bulunan
kamu görevlilerini, hukukun içersine çekecek?
Hüsnü Öndül
Genel Başkan
İnsan Hakları Derneği
Düşünceye
Özgürlük Paneli
Düşünceye Özgürlük Kampanyası çerçevesinde, 10 Kasım 2001'da
saat18:00'de Çankaya Belediyesi - Çağdaş Sanatlar Merkezi /
Kenedi Cad.No:4 Ankara'da
Panel Yöneticisi: Aydın Erdoğan, Avukat
Konusmacılar: Fikret İlkiz, Cumhuriyet Gazetesi Yazıişleri Müdürü
Vivet Kanetti, Yazar Mithat Sancar, A.Ü.Hukuk Fakültesi, Öğretim
Üyesi
Platformu olusturan kuruluşlar: ÇGD, ED, İHD, hYd, KESK, MAZLUMDER,
PirSultanAbdal KDD, SODEV, TİHV, TMMOB, TOFV, TYS

YÖK Raporu
Mazlumder
İstanbul Şube Başkan Yardımcısı Ahmet Mercan'ın YÖK raporuyla
ilgili yaptığı açıklama şöyle: " Üniversiteler bir ülkenin
beyin gücünü besleyen, gençliğin bilgi ve becerisini ortaya
çıkaran önemli kurumlardır. Sanayi ötesi, iletişim çağının
öğrenim hızı ve idari yapısı hızla değişim göstermekte, ülkeler
dünyadan daha etkili olabilmek için en ideal yapıları kurma
mücadelesi vermektedirler. Çağımızda üniversiteler bir yandan
en ideal idari yapıları oluştururken, diğer yandan kendi bilimsel
yöntemlerini sürekli hareketli halde tutmaktadırlar. Öğrenciyi
katılımcı kılıp, halkla sağlıklı bağlantıya önem veren anlayışlar
kendine güvenen cesur ve özgür insan yetiştirmektedir. Okulsuz
toplum tezlerine varıncaya, kadar herşeyin tartışıldığı üniversitelerden
yaşadığımız ülkedeki uygulamaya baktığımızda acınası bir manzara
ile karşılaşırız.

Bugün 20. yaş günü kutlanan Yükseköğretim Kurumu, 12 Eylül
darbesiyle birlikte Milli Güvenlik Konseyi tarafından Danışma
Meclisi devre dışı bırakılarak kurulmuştur. 1982 Anayasasının
131.maddesiyle "Anayasal Kurum" sıfatı kazanan kurum her darbe
sonrası haklar ve özgürlükleri kısıtlayan ve artan yetkilerle
donatılarak, son şeklini aldı.

İdari yapı ve bilimsel anlayışı bakımından
ideolojik bir konum alan YÖK, profesörden öğrenciye uzanan
kıyım süreci içerisinde binlerce insanın üniversiteden kopmasına
sebep oldu. Üstlendiği misyonla bir yargı kurumu gibi çalışan
YÖK, bilimsel yetkinliğe bakmak yerine, şekilci ve donuk,
çağla yarışamaz gerici bir tutumun temsilcisi oldu. Farklı
düşünceden her kademede insan, yeteneğini ve birikimini kullanamama,
yapılan haksız uygulamaları sindirememe yüzünden üniversiteden
ayrılmak zorunda kalmıştır.

YÖK'ün politik ve ideolojik tasfiyeleri üniversitelerin
kalitesini derinden sarstı. YÖK bilimin önünde en büyük engel
olarak yer alırken, düzenleme, denetleme, gözetleme ve fişleme
ile Başkan Kemal Gürüz'ün üstün gayreti sayesinde tarihe geçti.
Yasak üretimi sayesinde ülkenin en yetenekli insanları kendilerini
ifade edecek ülkelere göçmek zorunda kaldılar. Ceza ve
ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri kanunla konulur.
(Anayasa md.38/3) Anayasa maddesine rağmen, kanunsuz suçlar
ve cezalar yönetmelik, genelgelerle tesis edildi.

İhtisas yapan başörtülü doktorun iskeletle bir odaya
kilitlendiğini, öğrencilerin kayıt sırasında ikna odalarına
alınarak inançla-eğitim tercihine zorlandıklarına şahit olduk.
Öğrencilerin saçlarına asılıp peruğa bile tahammül edilemeyen
uygulama yapanların, televizyon ekranlarından ağlayan öğrencileri
ikna ettiklerini söylediklerine şahit olduk.

YÖK'ün
uygulamaları kendini kuruma teslim eden; üretici, yarışmacı
özelliklerden yoksun edilgen ve sisteme teslim tipler yetiştirebilir.
Tüm dünya tersini ispat etse de, YÖK böyle istiyor; hiç kimse
kendinden razı olmasa da o, bu durumdan rahatsız değil.
MAZLUMDER
|