



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

|
|
Güncelleme:
24.10.2001
EMO Açıklaması: Aktaş
kamuya devredilsin

23 Ekim 2001 günü Saat: 12.00'de Elektrik Mühendisleri Odası
İstanbul Şube Başkanı Gazi İpek'in AKTAŞ Genel Müdürlüğü
önünde yaptığı basın açıklamasının tam metni şöyle: Bugün,
çok önemli bir konuda, yıllardır HUKUK SKANDALI'na konu
olmuş, Aktaş Davası'na tepkimizi ortaya koymak için buradayız.
* Bir türlü uygulanmayan hukuki kararları,
* Kamuya karşı görevlerini yerine getirmeyen yetkilileri,
* Tüketicilerin yıllar yılı devam eden mağduriyetlerini
bir kere daha gündeme getirmek istiyoruz.

Dünyada
enerji kaynakları üzerinden yürütülen savaşların gündemden
eksilmediği, Türkiye'nin bir "enerji köprüsü" olarak bu
uluslararası karmaşanın orta yerinde tutulmak istendiği
bir süreç yaşıyoruz. Bu süreçte, ülkemizin enerji politikalarının
tamamı Dünya Bankası ile yapılan anlaşmalar çerçevesinde,
uluslararası sermayenin çıkarları doğrultusunda belirleniyor.
Böylesine karanlık ve kaotik bir süreçte, ülkemizin geleceğinden
umudunu kesmeyen, toplumsal yararı bütün çıkarların önünde
tutan, kurum ve kişilerin ve hukuk adamlarının özverili
destekleriyle Odamızın sürdürdüğü mücadelenin her koşulda
devam edeceğini belirtmekten onur duyuyoruz.
Arkadaşlar,
Son aylarda ülkemizde arka arkaya bir dizi yolsuzluk ve
çürümüşlük örneği yaşanıyor. Ortaya çıkan gerçekler hepimizin
inanamadığı boyutlarda. Ülkemiz insanlarının hukuka ve adalete
olan güvenini büyük ölçüde sarsan bu kirlenme içinde önemli
bir yeri de Enerji alanında yaşanan gelişmeler oluşturuyor.
Kamuoyunda BEYAZ ENERJİ OPERASYONU olarak bilinen ve yargıya
intikal eden konuda konuşmak istemiyoruz. Ancak AKTAŞ'da
olup bitenler enerji alanında yolsuzluklara karşı yürütülen
soruşturmaların ışığında birçok soruyu, birçok kuşkuyu beraberinde
getiriyor. Burada sizlere 10 yılı aşkın bir zamandır süren
AKTAŞ macerasının tamamını aktarmak istemiyorum. İsteyen
arkadaşlarımız bu bilgileri buradan sonra gideceğimiz EMO
İstanbul Şube Kadıköy Temsilciliği''de yapılacak sohbette
edinebilirler. Ancak bugün AKTAŞ DAVASI'nda geldiğimiz nokta
şudur:

Odamız elektrik Mühendisleri Odası'nın açtığı davalar
ve itirazlar sonucunda, AKTAŞ Davası'nda, Danıştay İdari
Dava Daireleri Genel Kurulu'nun 16.6.2000 Cuma günü açıklanan
YÜRÜTMEYİ DURDURMA ve 16.2.2001 günü ESASTAN BOZMA kararları
önemli bir mihenk noktasını oluşturmaktadır. Bu kararla,
Aktaş Elektrik AŞ. ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı
arasında 2.12.1997 tarihinde imzalanan "İMTİYAZ SÖZLEŞMESİ"nin
uygulaması sona ermiştir. Daireler Kurulu'nun bu kararı,
kamu çıkarlarını gözetmeden alınan Bakanlar Kurulu kararlarının,
Enerji Bakanlığı'nın yaptığı İMTİYAZ SÖZLEŞMELERİ'nin yanında
umut verici, güven verici bir gelişmedir. Hepimiz biliyoruz
ki, biz bu gelişmelere sahip çıkmazsak, takipçisi olmazsak,
bu kararlar da başka siyasi karar ve tasarruflarla uygulanamaz
hale gelecektir.

Değerli basın mensupları,
Bugün bu basın açıklamasını gerçekleştirmemizin nedeni,
Danıştay Dava Daireler Kurulu'nun 16 Şubat 2001 günü AKTAŞ'la
ilgili esastan bozma kararına karşın, 8 aydır AKTAŞ yönetiminin
hiçbir şey olmamış gibi faaliyetlerini sürdürmesi, TEDAŞ
yetkililerinin bu süre boyunca AKTAŞ yönetimini devralmamaya
yanaşmamasıdır. Neden? Ortada bu kadar açık karar varken,
hangi güç ve çıkar odakları AKTAŞ yönetiminin çalışmasına
devam etmektedir? Bu geçen 8 ayda AKTAŞ'da hangi işlemler
yapılmış, hangi yolsuzlukların belgeleri gizlenmiş ve buna
kimler göz yummuştur? Bu hukuksuzluğa göz yumanların ve
hukuk kararlarını uygulamayanların AKTAŞ'la ne gibi bir
bağları ve ilişkileri vardır?

Nedir bu Aktaş Vakası, neden yürütmenin durdurulması kararı
verildi? Kurul'un önünde ne gibi deliller/dosyalar var?
Şirket ile ilgili ne gibi araştırmalar yapılmış? Bundan
sonra ne olacak? EMO neden on yıldan bu yana şirketin peşinde?
Gelin isterseniz tüm bu soruların yanıtlarını birlikte bulmaya
çalışalım.

Aktaş Elektrik Dağıtımı İle Görevlendiriliyor
Resmi Gazete'nin 7.9.1989 gün ve 20275 sayılı nüshasında
yayımlanan 89/14393 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Aktaş
Elektrik Ticaret AŞ, İstanbul ili Anadolu yakasında (16.görev
bölgesi) elektrik dağıtımı ve ticareti hizmetini yürütmekle
görevlendirilir. Görevlendirmeye konu işlem, 3096 sayılı
"TEK Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı
ve Ticareti İle Görevlendirilmesi Hakkında Kanun"un 5.maddesi
çerçevesinde, o güne kadar, bir KİT olan TEK tarafından
yürütülen elektrik dağıtım hizmetinin, anılan görev bölgesinde
özel bir şirket olan Aktaş Elektrik AŞ. tarafından yürütülmesi
işlemidir. Bakanlar Kurulu'nun görevlendirmesi sonrası,
önce şirket ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı arasında
24.11.1989 tarihli "Görev Verme Sözleşmesi" imzalanmış,
ardından da şirket ile Türkiye elektrik kurumu arasında
30.3.1990 Tarihinde "İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi", 1.7.1990
tarihinde "Elektrik Satış Anlaşması/ESA" imzalanmıştır.

Yargı Süreci
İşletme hakkı devir sözleşmesi imzalandıktan sonra, Vahap
Eycan isimli TEK işçisi, devir kararının özlük haklarını
ihlal ettiği gerekçesiyle sözleşmenin iptali istemiyle dava
açtı. Dava Danıştay 10. Dairesi'nde görülmeye başlandı.
Gerekli inceleme sonrası daire, 29.4.1993 günlü oybirliğiyle
alınmış kararıyla AKTAŞ ile TEK arasında imzalanmış işletme
hakkı devir sözleşmesinin iptaline karar verdi. Kararı temyiz
mercii olarak inceleyen Dava Daireleri Genel Kurulu, usul
ve esaslara uygun bulduğu kararı onayladı ve böylelikle
yargı süreci sona ermiş oldu. (Danıştay idari dava daireleri
genel kurulu 1993/358 E. 1994/10 K. sayılı 21.1.1994 günlü
kararı) Karar gereği Aktaş'ın işten el çektirilip, TEDAŞ'ın
göreve dönmesi beklenirken, idare yargı kararını uygulamayarak,
hukuken bir geçerliliği bulunmayan 28.12.1994 gün ve 94/6544
sayılı Bakanlar Kurulu kararını alarak Aktaş Elektrik'in
faaliyetini sürdürmesine olanak tanındı. Şirketin sözleşmesiz
olarak çalışma süreci 1997 yılına kadar sürdü ve 2.12.1997
tarihinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile şirket
arasında imzalanan "İmtiyaz Sözleşmesi" yürürlüğe sokuldu.

Bu sözleşmenin iptali istemi ile dava açan ise Elektrik
Mühendisleri Odası (EMO) olmuştur. EMO tarafından açılan
davanın dilekçesinde, Aktaş Elektrik Şirketi'nin kamu hizmeti
yürütmesinin mümkün olmadığı, şirket hakkında Başbakanlık
Teftiş Kurulu tarafından hazırlanan 8.8.1997 tarihli rapor
ile Yüksek Denetleme Kurulu raporlarında bir çok usulsüzlüğün
tespit edildiği, sırf bu raporların varlığının bile bu şirketin
kamu hizmeti yürütmesine engel olması gerektiği ifade edilmiştir.
EMO'nun açtığı davada, Danıştay 10. Dairesi, önce yürütmenin
durdurulması istemini reddetti. Red kararını itiraz mercii
olarak inceleyen Dava Daireleri Genel Kurulu, 24.8.1999
tarihli kararıyla, red kararını kaldırarak, işlemde kamu
yararı bulunmadığı gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasına
karar verdi. Karar sonrası, uygulama süresinin sonunda Bakanlık
Aktaş'a el koyduğunu açıklar ve 16 kişilik bir heyet oluşturarak
Aktaş'a gönderdi. Biçimsel bir işlem olan bu el koyma kararı,
10. Daire'nin 16.11.1999 tarihli, davanın esastan reddi
kararı ile ortadan kalktı. 10. Daire'nin red kararı tarafımızca
temyiz edildi ve nihayetinde 16.6.2000 tarihli yürütmenin
durdurulması kararı verildi. 16.02.2001 tarihinde bu karar
Esastan Bozma biçiminde verildi. Gerekçe, şirket ile bakanlık
arasındaki sözleşmede alacak/borç ilişkilerinin düzenlenmemiş
oluşu ile şirketin kamuya karşı üstlendiği taahhütlerini
yerine getirmemiş oluşudur.

Şirkete İlişkin Bilgi, Belge, Dökümanlar Kurul'un, Aktaş'ın
çalışmasında kamu yararı bulunmadığına ilişkin ısrarlı görüşü,
bir çok belge ve dökümana dayanmaktadır. Bu belgeler asli
olarak, Başbakanlık Teftiş Kurulu (rapor tarihi 25.7.1994,
8.8.1997), Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu (rapor tarihi
24.3.1992), Sermaye Piyasası (SPK) Denetleme Kurulu (rapor
tarihi 21.11.1994, 26.6.1995), Enerji Bakanlığı ve TEAŞ
denetim birimleri soruşturma raporları, şirket aleyhine
açılan mali ve cezai nitelikteki davalardır.

Bu belgelerde neler yer almaktadır;
i. Şirket ile TEAŞ arasında her yıl yapılması gerekli mahsuplaşmanın
1997 yılına kadar yapılmadığı, bu nedenle TEAŞ'ın alacakları
için davalar açmak zorunda kaldığı, davalar ile talep edilen
tutarın 8.8.1997 tarihi itibariyle, 23 trilyon Türk Lirasına
ulaştığı,
ii. 1997 yılında 1994 yılına ilişkin mahsuplaşma yapıldığı,
ancak burada Aktaş lehine usulsüzlük yapıldığı, 1994 yılında
kar elde etmesine rağmen, mahsuplaşmada zarar gösterildiği,
karın 1995'e aktarıldığı, Marmarabank'a faaliyetinin durdurulduğu
gün yatırılan 240 milyar lira TEAŞ'a ödenmediği halde ödenmiş
gibi gösterildiği, iii. Kayıp kaçak oranlarının taahhüt
edilen üzerinde gerçekleştiği, fiilen bu konuda bir tespit
bulunmamasına karşın, sanki tespit varmışcasına olmayan
belgenin mahsuplaşma tutanağına ek yapıldığı,
iv. 1994 yılında TEAŞ'ın Aktaş'a elektrik satış fiyatı 1.165
TL/kwh olduğu halde, TEAŞ'ın kamu kuruluşu TEDAŞ'a avrupa
yakasında satış fiyatının 1.196 TL/kwh olduğu,
v. Uygulamanın Aktaş'a haksız kazanç sağlama organizasyonuna
dönüştüğü, Teftiş ve Denetleme Kurulu raporlarında yer alan
sonuçların bir kısmıdır. SPK Denetleme Kurulu tarafından
yapılan denetimler sonucunda, Şirket yöneticileri ile Aktaş'a
ait yan/paravan şirketler yöneticileri hakkında, Sermaye
Piyasası Kanunu'nun cezai sorumluluğu düzenleyen 45-46-47.maddelerine
aykırılıktan suç duyurularında bulunulmuş ve ilgililer hakkında
kamu davaları açılması sağlanmıştır. Halen, Kadıköy 2.Asliye
Ceza Mahkemesinin 1997/1160 E., Üsküdar 2.Asliye Ceza Mahkemesinin
1997/1302 E. Kadıköy 2.Asliye Ceza M.nin 1995/425 E., Kadıköy
1.Asliye Ceza M.nin 1999/249 E. sayılı dosyalarında şirket
yöneticilerinin yargılanması sürmektedir. Bir kaç dosyada
verilen beraat kararları Yargıtay tarafından bozulmuştur.

Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun 1.11.1999 Tarihli Danıştay'a
hitaben Gönderdiği Yazı Mevcut ve bilinen bu belgeler dışında,
dosyanın karar aşamasında Başbakanlık Teftiş Kurulu tarafından
Danıştay Başkanlığı'na hitaben gönderilen bir yazı söz konusudur.
Görülmekte olan davaya yararı olması amacıyla gönderilen
bu yazıda,
i. 1990 yılından bu yana kayıp kaçak oranlarının yüksek
gösterilmesi nedeniyle 34.3 trilyon lira,
ii. şirketten olan alacaklara 6183 sayılı yasanın uygulanmaması
nedeniyle 31.4 trilyon lira, iii. 1996 yılında şirket tarafından
yapılan sermaye artışı işlemi sırasında hileli işlem tesisi
nedeniyle, yasal faiz hariç 1.6 trilyon lira,
iv. Fazla temettü ödemesi nedeniyle 7 trilyon lira, haksız
kazanç sağlandığı, yani kamu zararı oluşturulduğu ifade
edilmiştir.

Enerji Bakanlığının Aktaş'a İlişkin 1997 Yılı Denetim Raporu
Yine dosyada mevcut 1997 yılı denetim raporunda;
i. Aktaş lehine yapılan kamulaştırmalar sırasında, mülkiyet
kamuda kalması gerekirken, bir kısım yerlerde mülkiyetin
Aktaş'a geçirildiği,
ii. 1990 yılında gerçekleşen devirden bu yana tesislerin
sigortalanması için şirket tarafından hiçbir şey yapılmadığı
iii. 1997 yılında Aktaş tarafından yapılan hizmet alımlarının
% 88'inin 12 firmadan, % 59'unun iki firmadan (Efe İnşaat
AŞ. ile Ar Elektrik AŞ.) % 12'sinin 96 firmadan yapıldığı,
bu alımlarda rekabet koşullarının oluşturulmadığı, teknik
şartnamelere uyulmadığı, tekliflerin kayda alınmadan, aynı
firmalardan alındığı, hususları belirtilmiştir.

Değerlendirme Yukarıda yasal denetim organları tarafından
yıllardan bu yana söylenen, delilleri ile ortaya konan ancak
ne yazık ki, hiçbir işleme, mali ve cezai yaptırıma konu
olamayan hususları değerlendiren Danıştay Dava Daireleri
Genel Kurulu, önce yürütmenin durdurulması kararı vererek
ve sonra da esastan bozarak, bu şirketin kamu hizmeti göremeyeceğini
hüküm altına almıştır.

* Gerçekten de, yasal denetim kuruluşlarının raporlarında
belirtilen rakamların toplamı 150 trilyon liraya ulaşmaktadır.
Bu büyüklükteki bir kamu zararının dışında, uygulanmayan
yasa hükümleri, yargı kararları, usulsüz işlemler de işin
bir diğer önemli boyutudur.
* Şirket lehine kamulaştırma yapmanın mümkün olmadığı Danıştay
İdari İşler Kurulu'nun 1996/79 1996/83 K. sayılı kararıyla
ortaya konmuşken, şirket lehine kamulaştırma yapılmış, üstüne,
kamulaştırılan yerlerin mülkiyetinin şirkete geçmesi sağlanmıştır.
* 1990 yılında TEK bünyesinde çalışmakta olan kamu personeli,
yasaya dayanmayan yok hükmünde işlemle Aktaş'a devredilmiş,
sonrasında da şirket tarafından teker teker işten atılmışlardır;
kamu bu yok hükmünde işleme seyirci kalmıştır.

Sonuç Olarak, Aktaş Elektrik 1990 yılından bu yana hukuka
aykırı olarak, yasa dışı bir şekilde, fiili olarak çalışmaktadır.
Yaptığı hiçbir işlemin hukuki bağlayıcılığı ve geçerliliği
yoktur. Bu Türkiye'nin en büyük hukuk skandalıdır. Bu skandal
nedeniyle başta karar verici kişiler olmak üzere, bir çok
kamu görevlisinin hukuki, mali ve cezai sorumluluğu söz
konusudur.

ŞİMDİ SORUYORUZ:
1. 150 trilyon liralık kamu zararından kim, ne kadar sorumludur?
2. Aktaş'ın bu noktaya gelmesine kim sebep olmuştur?
3. Bu denli usulsüzlüğü bulunan bir şirkete şimdiye kadar
niçin el konulmamıştır.
4. Yarın karar doğrultusunda şirket tamamıyla işten el çektirildiğinde,
abonelerin, çalışanların, elinde Aktaş hissesi bulunan yurttaşların
zararlarını kim, nasıl karşılayacaktır?
5. Şirketin gider arttırıcı, gelir azaltıcı faaliyetlerine
kim göz yummuştur?
6. Soruşturma raporlarının gereklerini yerine getirmeyenler
kimlerdir? Trilyonlara varan kamu alacaklarından vazgeçmeye
kalkan kamu görevlileri kimlerdir?
7. Tamamıyla hukuka aykırı ve yok hükmünde işlemlerle işinden
olan kamu çalışanlarının yıllardan bu yana çektikleri sıkıntının
sorumlusu kim olacaktır?

TALEP EDİYORUZ:
* Tüm bu soruların yanıtı ilgililer tarafından açık ve net
bir şekilde kamuoyuna açıklanmalıdır. Kararın gereği derhal
yerine getirilerek, öncelikle ve vakit geçirmeksizin şirkete
el konulmalı, on yılı aşkın bir süredir devam eden hukuk
skandalına son verilerek sorumluları yargı önüne çıkarılmalı,
kamu zararı şirket tüzelkişiliği ile şirket ortaklarından
tahsil edilmelidir.
* Bu çerçevede, son kez olarak Enerji Bakanlığını, Aktaş
Elektrik'de %15 hisse sahibi olan TEAŞ yönetimini ve TEDAŞ
yönetimini göreve çağırıyor, hukuksuzluğa son verilmesini
istiyoruz.
* Bu yaşananları göz önünde tutarak, bütün elektrik dağıtım
ihalelerinin iptalini istiyor ve elektrik enerjisi hizmetinin,
kamu çıkarı gözetilerek, merkezi bir planlama içinde yürütülmesini
talep ediyoruz.
Bugün her fırsatta tekrarlanan ENERJİ DARBOĞAZI ancak böyle
bir anlayışla aşılabilir.

|
 |
|
|

SİVİL
TOPLUM


 










TÜM
STK'lar
İÇİN TIKLAYIN
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|