|
Güncelleme:
18.10.2001
Mazlumder:
Utanç verici, vahşi savaş sona erdirilsin!
ABD ve müttefik güçlerin başlattığı saldırı sonucunda Afganistan'da
bir köyün haritadan silinmesi ve 200 kişinin ölmesi ile ilgili
olarak MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Şube
Başkanı Av. Ahmet Selamet, bir basın açıklaması yapmıştır:

Korkulan oldu. ABD'nin "Terörle savaşıyorum" bahanesi ile
başlattığı insanlık dışı saldırılar sonucu Afganistan'da bir
köy yerle bir oldu ve çoğunluğu kadın ile çocuk olan 200 civarında
sivil can verdi. ABD insanlığa verdiği sözünde durmadı. Yalnızca
askeri ve stratejik hedefleri vuracağı yalanını söyleyen ABD'nin
önceki gün meydana gelen bu katliamın dışında 400 yataklı
bir hastaneyi vurduğu ve 3 katlı hastanenin çökmesi ile çok
sayıda hasta ve yaralının hayatını kaybettiği haberleri de
dünyanın güvenilir basın organlarında (The Times) yer aldı.

Halen Afganistan'da günde dört çocuk açlıktan ölüyor, kış
şartlarında ise yardım ulaşmaz ve koşullar değişmezse 100.000
çocuğun hayatını kaybedeceği endişesi dile getiriliyor.

En vazgeçilmez insan hakkı olan "Yaşam hakkı"nın ABD'nin sabıkalı
elleri arasında yok olmasına seyirci kalmak, fiili işlemek
kadar büyük vebaldir.

Terör
bahanesi ile masum Afganistan halkına bomba yağdıran ABD ve
müttefiki İngilizlerin öç alma duygularının tatmin olmasını
dünya, nereye kadar seyredecektir.

İnsanların
ölmesi, çocukların aç kalmasına sebep olan, silah tüccarları
dışında hiç kimseyi memnun etmeyen ABD çıkarlarına hizmet
etmekten başka hiçbir işlevi olmayan insanlık ayıbı, utanç
verici, vahşi savaş artık sona erdirilsin istiyoruz.


İnsan
Hakları İçin Köye Gidiyorlar
Bergama Kaymakamlığı İnsan Hakları İlçe Kurulu,
belde ve köyleri ziyaret ederek vatandaşların sorunlarını
dinleyecek. Kurul, vatandaşların hakları konusunda bilinçlenmesi
için bir de "İnsan Hakları Broşürü" bastıracak. Bergama Kaymakamlığı
İnsan Hakları İlçe Kurulu, belde ve köyleri ziyaret ederek
vatandaşların sorunlarını dinleyecek. Kurul, vatandaşların
hakları konusunda bilinçlenmesi için bir de "İnsan Hakları
Broşürü" bastıracak.

Bergama Kaymakamı ve İnsan Hakları İlçe Kurulu Başkanı Ali
Şanlıer Başkanlığında toplanan kurul, Ekim ayı toplantısında,
kaymakamlığa bağlı belde ve köyleri ziyaret ederek vatandaşların
sorunlarını dinleme kararı aldı. Ali Şanlıer, bu kararı ve
gerekçelerini şöyle açıkladı: "Beldelerimize ve köylerimize
giderek vatandaşlarımızın sorunlarını dinlemek, insan hakları
ihlallerini vatandaşların ağzından öğrenmek için bu toplantıları
düzenlemeyi kararlaştırdık. Toplantılar önümüzdeki aylarda
da sürecek."

İnsan Hakları İhlallerini Bildirin
Şanlıer
ayrıca, vatandaşların karşılaştıkları insan hakları ihlallerini
631 61 61 numaralı telefona bildirmelerini istedi. İnsan Hakları
İlçe Kurulu, ilk olarak Zeytindağ ve Kurfallı köylerini ziyaret
edecek. 10 Ekim 2001 tarihinde yapılacak bu ziyaretlerin ardından,
24 Ekim 2001'de de Yukarıbey ve Karaveliler köylerinde birer
toplantı yapılacak.
www.bianet.org
, 17.10.2001


Sigortanız
deprem riskine ne kadar duyarlı?
İnsan Yerleşimleri Derneği'nin basın açıklaması
Sigortanız deprem riskine ne kadar duyarlı?
Depremin bir doğal felaket olmadığını en azından 17 Ağustos'ta
anladık. Yaşanan felaketten ders çıkarmak ve kamu işlevlerini
de buna göre yeniden tanımlamak zorundayız. Bunlardan en önemlilerinden
biri de sigorta konusu.

Genel olarak sigortalanmanın iki önemli işlevi var: Birincisi
olası hasarları karşılamak. İkincisi, ki en önemlisi, riskin
azaltılmasına katkıda bulunmak. DASK (Doğal Afet Sigortaları
Kurumu) bu nedenle aciliyetle şseffaflaştırılmalı, katılımcı
hale getirilmeli ve önüne bir eylem planı koymalıdır. Zorunlu
deprem sigortasının işlevi yalnızca olası riskleri devletin
sorumluluğunun dışına çıkarmak değil, başka kurumlaşmalar
ve önlemlerle ççok sektörlü bir etkileşim içinde riski azaltmaktır.
Sigortanın işlevini yerine getirmesi için riske duyarlı hale
getirilmesi zorunludur.

DASK (Doğal Afet Sigortaları Kurumu) ve zorunlu deprem sigortası
ile ilgili haberler kamuoyuna yansıdı. Bilindiği gibi New
York'taki 11 Eylül saldırısından sonra Türkiye'deki 2002 yılı
sigorta teminatlarının karşılanması için yapılması gereken
reasürans anlaşmaları ihalesi 24 Eylül'den 3 Ekim'e ertelenmişti.
Saldırı nedeniyle yapılan erteleme sonrasında gerçekleşen
ihalede sigorta şirketlerinin karşı karşıya oldukları maliyet
artışları nedeniyle reasürans maliyetleri de arttı. Şu anda
aşağı yukarı yarı yarıya reasure edilen riskin Kasım başına
kadar tamamının karşılanmış olmasına gayret ediliyor.

Maliyet artışının ise yüzde 25'ler mertebesinde sigortalılara
yansıması bekleniyor. Türkiye genelinde zorunlu deprem sigortası
yaptırma oranının yüzde onları ancak aştığı düşünülürse, maliyetlerdeki
artışın ve ekonomik krizin beklenen oranlarda sigortalanmanın
gerçekleşmesi konusunda önemli bir engel olabileceği düşünülebilir.
Ancak Türkiye'de zorunlu deprem sigortası konusunda maliyetlerden
çok daha büyük bir engel işlevinin anlaşılmaması konusudur.
Bu nedenle bugun asıl sorun zorunlu deprem sigortasının ne
işe yaradığının kamuoyunun ve sigorta kuruluşlarının bilmemesidir.
DASK'in işlevi kamuoyu tarafından tam bilinmediği için, zorunlu
deprem sigortası 'ev alıp satarken ödenmesi gereken harçlardan
ve vergilerden biri' olarak algılanmaktadır.

Adı her ne kadar 'zorunlu' olsa da, bu sigortanın zorunluluğu
yalnızca devletin hasar vukubulduğunda sorumsuz kılmaktan
başka bir ise yaramayacaktır. Oysa sigortalanmanın bir işlevi
de riski azaltmaktır. Bunun için de zorunlu deprem sigortası
riske duyarlı hale getirilmelidir. Bu konuda geçmişteki örneklere
bile bakmak yeter.

Yalnızca İstanbul'da 1912 yılında 48 adet yerli ve yabancı
sigorta şirketinin bulunduğu ve henüz o tarihlerde şehir planlama
ve imar normlarının belirlenmemiş olmasına rağmen bu şirketlerin
o tarihlerde ortaklık içinde düzenli olarak yangına karşı
sürekli yenilenen risk envanteri haritaları hazırlattıkları
hatırlanırsa, bugünkü durumun günümüzün teknolojik imkanları
icinde çok yetersiz olduğu farkedilebilir. Zorunlu deprem
sigortası ve (DASK) gibi bir uygulamanın hayati önemi yalnızca
olası afetlerden sonra işlevini yerine getirmesinde değil,
başka kurumlaşmalar ve önlemlerle birlikte bir 'sinerji' oluşturarak,
daha hasar oluşmadan riski azaltıcı, afet zararlarını azaltıcı
bir işlev görmesindedir.

Bu nedenle DASK aciliyetle şu aşağıdaki konularda kamuoyunu
aydınlatmalıdır:
1. Zorunlu deprem sigortasının uygulanma aşamaları için bir
zaman planı bulunmakta mıdır? Bu zaman planında sigorta primlerinin
mülkün değeri, büyüklüğü gibi parametreler dışında, riske
duyarlı hale gelmesi için hangi aşamalar ve kurumsal işbirlikleri
öngörülmektedir?
2. Zorunlu deprem sigortasından elde edilecek prim tahsilatının
risk azaltıcı projeler için kullanılması düşünülmekte midir?
Eğer düşünülmekte ise, bu konuda nasıl bir model öngörülmektedir?
3. Zorunlu deprem sigortası'nın bazı belediyelerin sürdürdüğü
risk envanteri (zemin etüdleri ve bina envanteri) çalışmaları
ile nasıl bir ilgisi bulunmaktadır?
4. Sigortalıların muhatabı kimdir, haklarını, yükümlülüklerini,
imkanlarını tanıtıcı ve kamuoyunu bilgilendirici bir çalışma
yapılmakta mıdır?
İnsan Yerleşimleri Derneği
0212 249 71 67
|