|
Güncelleme:
01.10.2001
Kadınlar
Savaş İstemiyor!!!
"İnsanlara öldürme sanatını öğreten, ellerine cop ve silah
tutuşturup kurşuna dizme ve vurma talimi yaptıran, silahlanma
alanındaki en son icatları büyük bir zevk içinde selamlayan,
bütün kaynakları son dirhemine kadar ölüm makinesine harcamakla
övünen, uygarlıklarını kabul etmeyen halklara imha savaşı
açan, ırza geçen, yakan, boğan, giyotine gönderen, asan, elektrikli
sandalyede idam eden bu yaratıklar, şimdi kalkmış küstahça,
zorun kötülüklerinden dem vuruyorlar!"

Bu
sözler,1866-1912 yıllarında yaşayan kadın hareketi liderlerinden
ABD'li Voltairine de CLEYRE'in 1908'de ülkesi ABD için söylediği
sözler.
Aradan 100 yıl geçmiş. Aynı sözler bugün için de fazlasıyla
geçerli. Çünkü ABD aynı ABD. Halen yayılmacı, sömürgeci ve
savaşçı. 11 Eylül'de ABD'nin en önemli merkezlerine yönelen
intihar saldırı gerçekleştirildi. Bu trajik saldırı ABD'nin
bugüne kadar uyguladığı politikaların ürünü değil mi? ABD
bu saldırıya karşılık olarak hemen terörü desteklediğini öne
sürdüğü ülkelere karşı savaş ilan etti. George Bush'un "Haçlı
Seferi" diye adlandırdığı ve özellikle müslüman ülkeleri hedef
alan bu savaşın teröre karşı bir savaş olacağına inanmak olanaklı
değil. İlan edilen bu savaş mazlum halkların daha fazla sömürüsü
ve yoksullaşması anlamına gelmeyecek mi? Zaten terör örgütlerinin
destekleyicisi de ABD değil mi? Baş zanlı Bin Laden CIA tarafından
eğitilmedi mi? Özellikle hedef gösterilen ülke ise Afganistan.
Savaş, 20-30 yıldır Afgan halkının yaşam biçimi haline geldi.
Zamanında ABD'nin de desteklediği Taliban yönetiminin zorbalığı
altında giderek yoksullaşmış ve sinmiş olan Afgan Halkı ,
insan yerine konulmayan, sokağa çıkamayan, taşlanan, öldürülen
Afgan kadınıyla ve çocuklarıyla birlikte can korkusuyla ürkmüş,
ABD'nin yeni başlatacağı ikinci bir savaşta ölümü bekliyor.
Evet, ABD'ye yönelen saldırıda yaşamını yitiren masum insanlar
için yüreğimiz yandı. Ancak yüreğimiz daha önce ABD'nin sürdürdüğü/desteklediği
savaşlarda ve terör eylemlerinde yaşamını yitiren yüzbinlerce
insan için de yanmıştı. Japonya'da, Şili'de, Arjantin'de,
Kore'de, Vietnam'da, Endonezya'da, Lübnan'da, Irak'da, Filistin'de
ve ülkemizde yaşamlarını yitirenler insan değil miydi? ABD
ve destekçisi gelişmiş ülkeler hem orduları hem de IMF, Dünya
Bankası gibi örgütleri ile mazlum ülkeleri hem askeri olarak
hem de ekonomik olarak baskı altında tutuyor ve sömürülerini
sürdürüyorlar. Şimdi de ABD ve NATO açık savaş ilan ediyor.
Biz Türkiye'li kadınlar savaş ve terör istemiyoruz. Diğer
mazlum halkların-İranlı, Iraklı, Afganlı, Pakistan'lı, Filistin'li
kadınlar da savaşı ve terörü istemiyor. Sürekli savaş politikası
izleyen ABD ve destekçisi gelişmiş ülkelerin kadınlarının
da bizi desteklediğini ve savaş istemediğini biliyoruz. Çünkü
biz kadınlar biliyoruz ki savaş ve her türlü terör tüm mazlum
halkları vurduğu gibi biz kadınları ve çocuklarımızı daha
fazla vuruyor. Kadınlar savaşlarda daha da yoksullaşıyor,
tecavüze uğruyor, tüm işlerinin yanı sıra bir de hastabakıcılık
rolü üstlendiriliyor.
Yoksul
halkların sabrı artık taşıyor. Bağımsızlıkları üzerinde pazarlık
edilen, doğal kaynakları , toprakları ve çocukları ellerinden
çekilip alınan insanlar artık parmağını bu işin sorumlusu
olan kuzeye doğrultuyor. Dünya barışı için ABD ve destekçisi
ülkelerin artık politikalarını değiştirmeleri ve mazlum halkları
sömürmekten vazgeçmeleri gerekir. Ancak bunun için bu ülkelerin
halkları ve özellikle kadınları, ülkelerinin yayılmacı ve
saldırgan politikalarına bizlerle birlikte karşı durmalı ve
"sömürüye ve savaşa hayır" demelidir.
Biz
kadınlar " SAVAŞA, TERÖRE ve HER TÜRLÜ ŞİDDETE HAYIR!" diyor,
barış içinde demokratik kurallarla yönetilen bir dünya düzeninde
yaşamak istediğimizi belirtiyor ve bugüne kadar olduğu gibi
bundan böyle de barış için mücadele edeceğimizi bildiriyoruz.
YAŞASIN BARIŞ!
YAŞASIN İNSANLIĞIN EVRENSEL DAYANIŞMASI!
YAŞASIN KADIN DAYANIŞMASI !
YEREL GÜNDEM 21 KENT KONSEYİ
ANTALYA KADIN MECLİSİ ANTALYA KADIN DANIŞMA VE DAYANIŞMA MERKEZİ

Kamuoyuna
Duyuru:
Bir "Güneş Uygarlığı" için enerji politikası

Bir "Güneş Uygarlığı" yaratma doğrultusunda bütüncül bir enerji
politikasının getirilmesini istiyoruz
- Kirliliğin
ve çevre sorunlarının nedeni, tükenmesi yakın ve kaçınılmaz
olan, toplumsal maliyetleri göz ardı edilen petrole, kömüre
ve doğal gaza dayalı enerji politikalarının gözden geçirilmesini,
- Endüstrileşmiş
ülkelerin yaptığı gibi uzun erimli, güneş, rüzgar, jeotermal
gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesini
de ele alan bütüncül bir enerji politikasının geliştirilmesini,
- Enerji
politikalarının geliştirilmesinde, yatırım bedeli, çevre
kirliliği, ve yıkımı, sağlık sorunları maliyetlerinin, Yatağan
santralı gibi somut örneklerle, ilgili bakanlık, meslek
kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ile birlikte hesaplanmasını
ve kamuoyunda tartışılmasını,
- Yenilenebilir
enerji kaynaklarının, kalkınma-kentleşme politikalarının
ve kentsel planlama süreçlerinin temel hareket noktalarından
biri olarak ele alınmasını, güneş, rüzgar enerjisi ve jeotermal
enerjiden yararlanma ve enerji tasarrufu bilincinin toplumsal
eğitim süreçlerinde kentleşme ve yapı üretimi ile ilgili
mesleki eğitim süreçlerinde, yer almasının sağlanmasını,
- Yenilenebilir
enerji kaynaklarının kullanılmasının, temiz çevre, temiz
enerji, sağlıklı ortam, daha az hastane gideri gibi yararlarının
yanında, yeni iş imkanları yarattığını, büyüyen enerji ihtiyacına
katkı sağlayacağını, bağımlılık ve ithal zorunluluğunu giderdiğini,
istenen her yerde üretilebildiği gibi, dağıtım ve iletim
masrafları olmadığının dikkate alınmasını,
- Özellikle
güneş enerjisinden yararlanma ve güneşten elektrik üretimi
teknolojilerinin ve piyasalarının geliştirilmesi için, kamunun
öncülük etmesini ve destekleme politikaları geliştirmesini,
bu doğrultuda, merkezi ve yerel yönetim kuruluşlarının,
bilim ve teknoloji kuruluşları, üretici firmalar, meslek
örgütleri ve kooperatifler ile işbirliği yapmalarını, bu
çalışmalarda küresel ve bilimsel gerçeklerin ışığında, multi
disiplinerliğin ve multi sektörlüğün gereklerine ve risk
yönetimi ilkelerine uyulmasını,
- Yenilenebilir
enerji kaynakları kamusal politikasının geliştirilmesi için,
varolan hukuksal altyapıya, eksikliklerinin tamamlanarak
işlerlik kazandırılmasını istiyoruz.
Anadolu
çağlar boyu, değişik uygarlıklara beşik olmuş, bağrında yaşayan
tüm insan topluluklarına her türlü doğal kaynağı ve zenginliği
cömertçe sunmuş su ve güneş ülkesidir. İnsanlığa, çevreyi
kirleten, doğal ve kültürel değerleri yok eden, fosil yakıta
dayalı bir "uygarlığa" alternatif kirletmeyen ve tükenmeyen
enerjilere ve tüm enerji kaynaklarının anası güneş enerjisine
dayalı bir güneş uygarlığı yaratabilecek tüm olanaklara
sahiptir.
İkinci Uluslararası Sarıgerme Güneşten Elektrik Üretimi
Çalışma Grubu

Yücel Akyürek / Mimar, Şişecam Teknik Danışmanı
Şahittin Aydemir / Aydemir Enerji Ltd.Şti.
Zeki Bora / Tepecik Belediye Başkanı
Fikret Cengiz / GAP Bölge Kalkınma İdaresi Yatırım Uzmanı
Metin Çolak, Prof.Dr. / Ege Üniversitesi, Müh. Fak.
Hans Josef Fell / Alman Parlamenteri
Heinz H. Fugger / İberotel Sarıgerme Park Genel Müdürü
Haluk Gökşen / Sunny Ltd. Şti.
Arif Güllüoğlu, Prof. Dr. / Marmara Üniv. Öğr. Görv.
Asım Güneş / Ortaca Belediye Başkan Yrd.
Yücel Gürsel / Mimar, Tepekent
Umur Gürsoy / Akdeniz Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı A.D.
Melda Keskin / Greenpeace Akdeniz Bölgesi Enerji Sorumlusu
Yusuf Korucu / UGET-TB, ETKB Elektrik İşleri Etüd İdaresi
Arzu Kuban / Avukat
Baha Dr. Kuban / Mühendis, Şişecam
Şener Oktik, Prof. Dr. / Muğla Üniv. Rektör Yrd.
M. Ersin Özsan / Teksolar Ltd.
Haluk Sayar / AES Alternatif Enerji Sis. San. ve Tic. Ltd.Şti.
Demet Suna / Viyana Teknik Üniversitesi
Kemal Şahin / Ortaca Belediyesi
Nazif Topaloğlu / TBMM DSP Muğla Milletvekili
Tanay Sıdkı Uyar, Dr. / Marmara Üniv. Müh. Fak. Enerji A.D.
Işıl Uyar / İktisatçı Hakkı Ülkü / Aliağa Belediye Başkanı
'Savaşa
hayır'
ABD
savaş rüzgarları estirirken, savaş karşıtları seslerini yükseltmeye
devam ediyor. Washington ve San Francisco'da 'Savaşa hayır'
çığlıkları atılırken, Almanya, İspanya, Fransa ve Avustralya'daki
gösterilerde de ABD'nın şiddete şiddetle karşılık vermemesi
istendi. ABD'nin 11 Eylüldeki terörist saldırılara karşı askeri
harekat hazırlığı, dünyada yeniden savaş rüzgarları estirirken,
savaş karşıtları da birçok yerde seslerini yükseltiyor. Washington
ve San Francisco'da gerçekleştirilen mitinglerde Amerikan
yönetimine seslenen göstericiler, 11 Eylül terör saldırılarının
sorumlularına karşı askeri operasyondan kaçınılmasını istediler.
Washington'da Dünya Bankası merkezi yakınlarında toplanan
yüzlerce gösterici, Amerika'nın ekonomik ve askeri politikasını
eleştiren sloganlar attı. Savaş karşıtı pankartlar taşıyan
gruba polisin müdahalesi sert oldu. Beyaz Saray'dan birkaç
sokak ötede toplanan ve sayıları 10 bini bulan göstericiler,
"savaş cevap değil", "şiddet şiddetle çözülmez" sloganları
attılar. IMF ve Dünya Bankası'nın karşılıklı binalarının bulunduğu
bölge, polis kordonuna alınarak, göstericiler binalara yaklaştırılmadı.
Savaş karşıtları, ABD'deki terörist saldırılara karşılık olarak
Afganistan'da askeri operasyon düzenlenmesinin, sadece masum
insanları öldüreceği ve teröristleri daha fazla cesaretlendireceği
düşüncesini savunuyor. Savaş karşıtları arasında, ABD'nin
izlediği politikanın saldırgan olduğu ve terörist saldırıları
davet ettiği düşüncesini taşıyanlar yer alıyor. Globalleşme
karşıtları da, globalleşmenin, ABD gibi ülkeleri daha da zenginleştirirken,
dünyada fakirleri giderek fakirleştirdiği görüşünü savunarak,
globalleşme çabalarına karşı çıkıyor. Globalleşme karşıtları,
Dünya Ticaret Merkezi gibi globalleşmenin sembolü bir binaya
terörist saldırı gerçekleştirilmesini ise, kendi tezlerinin
doğrulanması olarak görüyor.
'Hepsine nükleer atalım'
Bu arada globalleşme ve savaş karşıtlarının protestoları,
kendilerini "vatansever" olarak tanımlayan Amerikalılar tarafından
protesto edildi. Washington'da gösterilerin yapıldığı bölgede
toplanan bir grup Amerikalı, savaş karşıtlarını, "ağır Amerikan
karşıtı" olarak niteledi. Bu gruptan bir gösterici, "hepsine
nükleer atalım, o zaman savaş olmayacak" pankartıyla, savaş
karşıtı sloganlara cevap verdi.
Avrupa'dan yükselen çığlık
Öte yandan Almanya'nın Frankfurt kenti, protestoların ikinci
durağıydı. Binden fazla kişinin katıldığı gösteride, "Dayanışmaya
evet, savaşa hayır" sloganları atıldı. Fransa'nın başkenti
Paris'teki gösteride ise, Afganistan'da kadın hakları, barış
ve demokrasi çağrısında bulunuldu. Paris'te düzenlenen gösteriye
6 bin kişi katılırken, göstericiler ABD'nin olası misillemesinin
sivil halka yönelik olmamasını istedi. İspanya'nın Barselona
kentinde de, ABD'nin misillemede bulunmak amacıyla savaş planları
yapması, yaklaşık 5 bin kişinin katıldığı bir gösteriyle protesto
edildi. İspanya'da 70 kadar siyasi parti, işçi sendikası ve
sosyal grubu biraraya getiren "Haydi Savaşı Durduralım" adlı
komite tarafından düzenlenen gösteride, savaş karşıtı göstericiler,
"Barış için daha fazla kurbana gerek yok" yazılı bir pankartın
arkasında yürüdüler.
Sanatçılardan barış konseri
ABD'nin, Washington ve New York kentlerindeki terör eylemlerine
askeri güçle karşılık verme ihtimalini gözönünde bulunduran
bazı Yunan sanatçılar, başkent Atina'da savaş karşıtı bir
konser verdi. İtalya'nın başkenti Roma'da da onbinlerce kişinin
önceki gün yapılan savaş karşıtı gösteriye katıldığı bildirilmişti.
ABD'nin başkenti Washington'da ve San Francisco kentinde de
önceki günde binlerce kişinin katıldığı savaş karşıtı gösteriler
düzenlenmişti. Avustralya'nın Sidney kentinde toplanan bir
grup da, dinlerin ya da kültürlerin savaşına karşı olduklarını
söyledi. Silahlanmaya aktarılan paranın halkın refahı için
harcanması gerektiğini belirten göstericiler olaysız dağıldı.
|