|
Güncelleme:
26.09.2001
Prof.
Dr. B. Tanör için imza
Prof. Dr. Bülent Tanör için bir imza kampanyası başlamıştır.
Aşağıdaki metni benimsiyorsanız http://Tanor.inet-tr.org.tr/
adresindeki imza kampanyasına katılabilirsiniz.

İmza
metni:
Ülkemizin en değerli ve en saygın hukukçularından Prof. Dr.
Bülent Tanör'ün, İstanbul Üniversitesi Rektörü tarafından
üniversite öğretim üyeliği mesleğinden çıkarma cezası istemiyle
Yüksek Öğretim Kurulu'na sevkedilmesini derin bir üzüntüyle
karşılıyoruz. Tanör TÜSİAD'a "Demokratik Standartların Yükseltilmesi"
konulu bir kitap hazırlamış ve telif ücreti almıştır. YÖK
kanunundaki 36. maddenin öğretim üyelerine telif hakkı karşılığı
çalışmalar yapma iznini açık olarak vermesine karşın, yasa
maddesi bilinçli bir şekilde gözardı edilerek Tanör'e ceza
verilmek istenilmesi keyfi ve kasıtlıdır. Nitekim üniversitelerimizde
yüzlerce hoca çeşitli kuruluşlar için çok farklı konularda
Bülent Tanör'ün hazırladığı türde çalışmaları telif ücreti
karşılığında hazırlamışlardır, hazırlamaktadırlar.

Tanör'e meslekten çıkarma cezasının verilmesini nesnel ve
adil bulmuyoruz; bu durumu ülkemizin hukuku, bilim hayatı,
demokrasisi ve üniversiteleri açısından vahim bir olay olarak
niteliyoruz. Değerli profesörümüzün yanında olduğumuzu kamuoyuna
duyurmayı görev sayıyoruz.

Birleşmiş
Milletler: Barış için İmza Kampanyası

Birleşmiş Milletler 11 Eylül günü ABD'de meydana gelen teror
eylemleri sonucunda yakın gelecekte çıkması muhtemel savaşa
karşı bir imza kampanyası başlattı. Eğer bu projeye katılmak
istiyorsanız lutfen bu metni bir e-mail gönderisine kopyalayıp
listenin sonuna adınızı ekleyin ve tanıdığınız herkese gönderin.
Eğer size ulaştığında liste 500 kişiyi aşmışsa lütfen mesajın
bir kopyasını unicwash@unicwash.org
adresine gönderin. Bu kampanyaya katılmak istemezseniz de
lütfen katılan ve katılmak isteyenlere saygı gösterin ve bu
kampanyanın devam etmesini engellemeyin.
*******
The UNO (United Nations) is receiving signatures against the
possibility of a future war as a consequence of the brutal
terrorist actions of September 11th in the USA. If you agree
with this project, PLEASE COPY this as an e-mail in a new
message, sign at the end of the list below, and send it to
all the people you know. Should you receive this list with
more than 500 names in it, please send a copy of the message
to unicwash@unicwash.org
Even in case you decide not to sign, please be kind and do
not eliminate the petition of the rest of the people.

Mazlumder'den
Bush'a mektup

Mazlumder İstanbul Şubesi ABD Başkonsolosluğu'nu ziyaret etti.
Başkan Ahmet Selamet, Başkan Yardımcısı Ahmet Mercan ve yönetim
kurulu üyesi Yalçın Akdoğan'dan oluşan heyet Başkonsolos'a
geçmiş olsun ziyaretinde bulundu ve Başkan George W. Bush'a
yazılan mektubu takdim ettiler.

Sayın George W. Bush,
Sayın Başkan,
New York ve Washington kentlerinde 11 Eylül 2001 tarihinde
gerçekleştirilen saldırılar sonucu binlerce masum insan hayatını
kaybetmiş ve yaralanmıştır. Dünya, insanlık dışı bir vahşete
ve binlerce insanın gözlerimizin önünde ölümüne tanıklık etmiştir.
Kim tarafından, hangi gerekçeyle ve kime karşı yapılmış olursa
olsun, masum insanların hayatını kaybetmesine neden olan bu
ve benzeri eylemleri bir kez daha kınıyor; Amerikan halkının
üzüntülerini paylaşırken, bu tür olayların tekrar etmemesini
temenni ediyoruz.

Demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti normlarının evrensel
bir standart ve küresel bir değer haline geldiği günümüzde
maalesef dünyanın bir çok bölgesinde sivil ve masum insanlar
savaş, terör veya şiddet olaylarından bir şekilde etkilenmekte,
dünya kamuoyu ise yaşananlara her zaman gerekli hassasiyeti
gösterememektedir. Oysa olması gereken uluslararası toplumun
bu tür olayları aklen, vicdanen ve hukuken mahkum etmesi,
her türlü mağduriyeti insanlık onurunu kurtarmak için gidermeye
çalışmasıdır.

Kuşkusuz terör, en ağır insanlık suçudur ve ister devletler,
isterse örgütler ya da bireyler tarafından hangi amaçla gerçekleştirilmiş
olursa olsun, ayrımsız bir biçimde kınanmalı ve karşı çıkılmalıdır.
Bütün insanlığı sarsan bu olay, üzerinde iyi düşünülmesi ve
dünya barışı adına gerekli derslerin çıkarılması gereken bir
olaydır. Bir insan hakları örgütü olarak, hangi dinden, ırktan
veya uyruktan olursa olsun tüm insanların en temel hakkının
yaşam hakkı olduğunu düşünüyor, bir tek masum insanın dahi
hayatına son verecek bir girişimin kabul edilemez olduğuna
inanıyoruz. İnsan hakları öyle bir değerdir ki, hiçbir siyasi
inisiyatif mücadelesine alet edilmemelidir.

İnsan
hakları ve özgürlüklerin bir üst değer haline geldiği günümüzde
devletlerin, hiçbir kural tanımayan teröristlerden farklı
olarak hukuk devleti normlarına ve uluslararası bildirgelere
kendilerini kayıtlı görmesi kaçınılmazdır. Amerika Birleşik
Devletlerinin bu terör olaylarına verilecek tepkide de aynı
hassasiyeti koruması gerektiğini düşünüyoruz. Terörle mücadele,
ayrımsız ve evrensel hukuk kuralları içinde yapılmalıdır.
Masum insanlara zarar verecek her türlü operasyon terör örgütlerinin
amacına ulaşması anlamını taşıyacak ve haklı durumda olanları
haksız duruma düşürecektir.

Terörle
mücadele kapsamında gerçekleştirilebilecek kimi operasyonların
daha ağır insan hakları ihlallerine yol açacağından ve insan
haklarının evrenselliği ilkesinin büyük yara alacağından derin
kaygı duyuyoruz.

Kimi
ülkelerin medya kuruluşlarında yaşanan savaş çığırtkanlıklarına
baktığımız zaman, suçun şahsiliği ilkesinin unutulduğunu,
bir din mensuplarının potansiyel terörist gibi lanse edildiğini
ve hedef tahtasına oturtulan Afganistan'da insanların daha
şimdiden yollara düşmüş olduğunu ibretle görüyoruz. İntikam
hislerini kamçılayan yayın ve beyanatları insan hakları, adalet
ve barış gibi değerler adına kaygı verici, çözümden uzak ve
aynı acıları tekrar yaşatmaya aday bir tutum olarak değerlendiriyoruz.
Yarın Kabil'de veya Kandehar'da ölecek masum insanların Amerika'da
ölen masum insanlar kadar üzüntü vereceği ve onlara yönelik
bir saldırının da benzer bir netice doğuracağı çok açıktır.

Teröre
karşı verilecek mücadelenin hukuk kuralları çerçevesinde yapılması
ve adaletin öfkeye kurban edilmemesi büyük önem taşımaktadır.
Gerçekten terörün ortadan kalkması isteniyorsa,
* Gerçek suçlular, uluslararası bağımsız mahkemelerde adil
yargılanarak tespit edilmeli ve verilen karar, kanıtlarıyla
birlikte dünya kamuoyuna açıklanmalıdır.
* ABD'de ve diğer Batılı ülkelerde yaşayan yabancıların can
ve mal güvenlikleri sağlanmalı, sorun medeniyetler çatışmasına
dönüşecek bir şekilde tanımlanmamalıdır.
* Körfez savaşı sonrasında Irak'a uygulanan ambargo nedeniyle
hala her ay yüzlerce çocuğun ölüme sürüklendiği unutulmamalı
ve Afganistan halkının BM yardımlarıyla hayatını idame ettirebildiği
düşünüldüğünde, bu yoksul halkı daha fazla mağdur edecek girişimlerden
kaçınılmalıdır.
*Herhangi
bir devletin ya da örgütün, masum insanlara yönelik saldırılar
düzenlemesinin veya bu tür saldırılar düzenleyen kişi ya da
gruplara, ülkelere hamilik yapıyor olmasının, hiçbir biçimde
o ülkedeki masum insanlara yönelik saldırıları meşrulaştırmayacağı
unutulmamalıdır.
*
Dünya devletleri, güçlerini ispatlayacak hukukdışı saldırıların,
meşruiyetlerini gölgeleyeceğini bilmelidir.
* Son dönemde artan savaş çığırtkanlığı, insan hakları ihlalini
bir yönetim pratiğine dönüştürmüş ülkeleri, hak ve özgürlükleri
kısıtlama yolunda cesaretlendirmemelidir.
*II.
Dünya Savaşında büyük acılara tanıklık eden insanlık, bu öngörüyle
yola çıkılan savaşta ölecek masum insanların ardından bir
başka "İnsan Hakları Bildirgesi" düzenlemek zorunda bırakılmamalıdır.

Bu
duygu ve düşüncelerle olaydan duyduğumuz üzüntüyü yineliyor,
ABD yönetiminin terörle mücadelede sağduyulu davranacağı ümidiyle
taziyelerimizi sunuyoruz.

Ahmet
Selamet
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği Genel Başkan
Yardımcısı ve İstanbul Şube Başkanı
Dünya
Çocukları SAVAŞA HAYIR! diyor.
Ekte sunulan bildiri, NY Times ve Washington Post kanalıyla,
dünya liderlerine iletilecek. Bir milyon çocuğun bunu imzalaması
hedefleniyor. Ancak, yetişkinlerin de imzalamasında hiçbir
sakınca yok. (Orijinali için bkz: http://www.netwizards.net/~godi/
)

İmza Metni:
Biz, dünya çocukları---ayrı ırk, kültür ,kavim, inanç ve alt
yapıdan olanlar-- büyüklerimize ve dünya liderlerimize rica
ediyoruz: Açlığın var olmadığı, ızdırabın yaşanmadığı, savaşsız
ve şiddetsiz bir geleceği arzu etmeyi bize çok mu görüyorlar?
Bu yüzden, şiddete, AFGANISTANLILARI bombalayacakları yerde,
onlara yardım ederek son vermelerini, ikinci olarak da, fakir
ülkeleri sömürecekleri yerde onlara yardım edip, gelecekte
olası savaşlara mani olmalarını istiyoruz. Üçüncü arzumuz
ise, çocuklara intikam duyguları ile tepki vermek yerine,
şiddetten uzak davranışları öğretmelerini rica ediyoruz. Asıl
değerli olanın insan olduğunu ve onları tüketiciliğe yönlendirmenin
insani hiçbir değeri olmadığı hususunda rehberlerimiz olsunlar.
Geçmişle barışmalıyız, çünkü ancak o zaman insancıl bir geleceğe
doğru yol almaya başlayabiliriz. Eğer, insan unsurunu, paradan,
işten, memleketten bile daha üstün ve merkezde tutarsanız
insana hakettiği, onurlu yaşamı verirseniz, eğer onlara size
davranılmasını istediğiniz gibi davranabilirseniz, ne yaparsanız
yapın, asla yanlış olmayacaktır.

"Uzlaştırıcı olmakla" neyi kastediyoruz? Geçmişizdeki her
kesitte ve şimdi -kişisel ve türsel olarak- her şeyimizle
barışık olmalı ve uzlaşmalıyız. Uzlaşma olmadan, bütünlük
elde edilemez ve bütünlük olmazsa, ilerleme olmaz. İlerleme
olmazsa, geleceğimiz de olmaz. Gelecek olmazsa yalnızca ölüm
olacaktır. Uzlaşma ya da ölüm. İkisinin ortası yok. Her zaman
sizlerden duyduğumuz şudur: Çocuklarınız sizin geleceğinizdir.
Biz diyoruz ki; evet, bizler gerçekten geleceğiz, ancak bugün
yaptıklarınızın sonucu olacak geleceğiniziz. Bugün savaş olursa,
bizim de geleceğimiz hep savaş olacaktır.

Sayın Bush, ne ekerseniz onu biçersiniz, değil mi?

Aşağıda imzası bulunanlar, SAVAŞA HAYIR ...HERHANGİ BİR SAVAŞA
HAYIR! diyoruz.

İdea Politika'nın yayını
durduruldu

Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi kararıyla Demokrasi ve Siyaset
Kültürü Dergisi İdea Politika'nın yayını bugün durduruldu.
"Ordu Ne İşe Yarar?" kapak konulu son sayısı da toplatılan
derginin Genel Yayın Yönetmeni Erol Özkoray'ın daha önce yazmış
olduğu üç yaziyla ilgili olarak Genel Kurmay TCK'nın 159/1
maddesi uyarınca 1 yıldan 6 yıla kadar ağır hapis istemiyle
dava da açmıştı. Toplatılan sayı ile ilgili olarak 2. bir
davanın da açılması bekleniyor. "Devletin ordusuyla birlikte
bana ve dergimize karşı açmış olduğu faşizan bir savaş karşısındayız.
Bana karşı açılmış olan bu savaşın anlamı sistemin otoriterleştiği,
militerleştiği, Avrupa Birliği'nden uzaklaştığı, basın ve
fikir hürriyetini hiçe saydığı anlamına geliyor. Bu durum
sadece benim değil, 65 milyonun ve de Türk basınının sorunudur.
Ne yazık ki Türk basını bu konunun önemini anlayamıyor. Bunun
mücadelesini vermezseniz sonunda Türkiye'nin sıradan otoriter
bir üçüncü dünya ülkesi olmasına rıza gösterirsiniz" diyen
Erol Özkoray, bu mücadelenin ağırlıklı olarak batı medyasında,
batı sivil toplum kurumlarında ve Avrupa Birliği nezdinde
giderek artan bir yoğunlukta başlatılacağını açıkladı. İdea
Politika'nın toplatılan 12. sayısının tüm yazılarına www.ideapolitika.com
sitesinden ulaşılıyor.
|