|
Güncelleme:
21.09.2001
"Savaş
İstemiyoruz!"
Tüm dünyada İnternet üzerinden imzaya açılan "Savaş İstemiyoruz"
metni, Açık Radyo'nun web sayfasında da imzaya açıldı. www.acikradyo.com.tr
adresinden girip imzalayıp gönderebilirsiniz.

MAZLUMDER:
Terör terörle yok edilemez
Amerika Birleşik Devletleri'nin New York ve Washington kentlerinde
11 Eylül 2001 tarihinde gerçekleştirilen saldırılar sonucu
binlerce masum insan hayatını kaybetmiş veya yaralanmıştır.
Kim tarafından, hangi gerekçeyle ve kime karşı yapılmış olursa
olsun, masum insanların hayatını kaybetmesine neden olan bu
ve benzeri eylemleri bir kez daha kınıyoruz.

Bütün insanlığı sarsan ve katliam olarak nitelenmeyi hak eden
bu olay üzerinde iyi düşünülmesi ve herkes açısından ders
alınması gerekmektedir. Ancak aradan geçen günler, başta ABD
olmak üzere ilgili devletlerin bu trajediyi gereği gibi anlayıp,
dünya barışı adına ondan gerekli dersi çıkarabileceklerinden
yana ciddi kuşkuları da beraberinde getirmiştir. ABD'den yapılan
üst düzey açıklamalar, bu ülkenin olayı sağduyulu bir analize
tabi tutmak yerine, "uygarlık-barbarlık" ikileminde "iyiler
ve kötüler" arasında yapılan bir savaş olarak algıladığını
ve dünyanın neresinde olursa olsun düşmanları bulup cezalandırarak,
"yüzyılın ilk savaşı"nı kazanmayı düşündüğünü göstermektedir.
ABD'ye göre çözüm, saldırıları yapan kişi veya grupların fiziksel
varlığını ortadan kaldırmak ve onları destekleyenleri cezalandırmaktan
geçmektedir.

Oysa böyle bir felaket karşısında sorulması gereken ilk soru,
bunun nedeni olmalıdır. ABD, kendisine yönelik saldırıları
bertaraf etmek için sertlik politikası izlemesinin veya "sizi
yok edeceğim" şeklindeki tehditlerinin, bu amaçla zaten canını
ortaya koymuş olanlar açısından bir anlamı olmadığını artık
anlamalı; öncelikle bunca insanın neden kendisine karşı canlarını
ortaya koymuş oldukları üzerinde düşünmelidir. Kaldı ki bu
saldırının failleri, iddia edildiği gibi Müslüman bir ülkeden
olsalar bile, bu, bütün bir İslam dünyasının mahkum edilmesi
için gerekçe yapılamaz ve failler ile saldırıyı planlayanların
kökenlerinin mutlaka aynı olduğu ileri sürülemez.

Bu süreçte ABD yönetiminden gelen ve bu olayın bir medeniyetler
arası savaşa dönüştürülmemesi, bunun bir Hıristiyan-Müslüman
çatışması olmadığı ve ABD'de yaşayan Müslümanların bu saldırıdan
sorumlu tutulamayacakları gibi sağduyulu açıklamalar ve özellikle
Ulusal Katedral'de farklı dinlerin temsilcilerinin terörü
birlikte kınamaları gibi olumlu bazı girişimler, ABD Başkanı'nın,
ülkesinin terörle mücadelesini "Haçlı Seferi" olarak nitelemesinin
gölgesinde kalmıştır. Bu ifade, en iyimser yaklaşımla yanlış
seçilmiş bir deyim olarak görülse bile, ABD yönetimine egemen
olan bilinçaltının bir yansımasına da işaret etmektedir. Bu
süreçte özellikle kaygı verici olan, ABD'nin tüm dünyayı etkileyecek
bir dizi şiddet dalgasını başlatacak bir müdahale hazırlığının
içinde olmasıdır. Son olarak ABD, Üsame Bin Ladin'in cezalandırılmasına
karar vermiş ve Afganistan'a saldırı için hazırlıklara başlamıştır.
Türkiye'de yaşayan bizler açısından daha endişe verici durum
ise, yaşadığımız ülkenin bir kez daha ABD'nin siyasi ve ekonomik
çıkarları için bir savaşın içine çekilmesi tehlikesiyle karşı
karşıya bulunmasıdır. Türkiye'nin, üslerini kullandırmayı
da içeren peşin desteği, bölge ve dünya barışına yönelik bir
tehdit altında olduğumuz ve her an kendimizi sıcak bir çatışmanın
parçası olarak görme riskiyle karşı karşıya bulunduğumuz anlamına
gelmektedir. Çünkü ABD'nin, yaşadığı son saldırıdan, Türkiye'nin
ise hem kendi yaşadıklarından, hem de Körfez Savaşından hiçbir
ders çıkarmadığı anlaşılmaktadır.

Bu süreçte insan hakları savunucuları olarak bizler, Amerika
ve onun desteklediği devletler tarafından masum insanlara
yönelik olarak gerçekleştirilen terör ve katliamları kınadığımız
gibi, Amerika'daki terör ve katliamı da kınıyoruz. Bu olay
sonrasında Amerika'nın sergilediği tutumu, insan hakları,
adalet ve barış gibi değerler adına kaygı verici, çözümden
uzak ve aynı acıları tekrar yaşatmaya aday bir tutum olarak
değerlendiriyoruz. Adil ve kalıcı bir çözümün, birçok koşulun
yanında ABD'nin kendi politikasının ciddi bir eleştirisini
yapmasına bağlı olduğuna inanıyoruz. Yarın Kabil'de veya Kandehar'da
ölecek masum insanların Amerika'da ölen masum insanlardan
daha az değerli olmayacağını, onlara yönelik bir saldırının
da terör eylemi olacağını, dolayısıyla ABD'nin gücünü ispatlamak
dürtüsüyle girişeceği ve masum insanların zarar görmesine
yol açabilecek birtakım operasyonlara Türkiye'nin yardım ve
yataklık yapmaması gerektiğine inanıyoruz. Terörle mücadele,
ayrımsız ve evrensel hukuk kuralları içinde yapılmalıdır.
Toplum olarak göstereceğimiz duyarlılık, sivil toplum örgütlerinin
ısrarlı tutumu ve TBMM'in ortaya koyacağı kararlı bir tavır,
hükümetin ve Türkiye'nin bir maceraya sürüklenmesini önleyebilir.

Sonuç olarak; ABD önderliğindeki bu savaş çığırtkanlığının,
tüm dünyada daha ağır insan hakları ihlallerine yol açacağından
ve insan haklarının evrenselliği ilkesinin büyük yara alacağından
derin kaygı duyuyoruz. Çünkü başta ABD Başkanı George W. Bush
olmak üzere birçok Amerikalının, saldırıların arkasında kimler
olduğu daha aydınlığa kavuşmadan intikam hesaplarına girmiş
olduklarını; daha saldırılarda ölen kurbanları tespit edemeyen
ABD'nin, dünyanın bir başka bölgesinde, yeni kurbanları toprak
altına gömmenin hesabını yaptığını; suçlunun adil bir yargılama
sonunda tespit edilmesi gerektiğinin ve suçun şahsiliği ilkesinin
unutulduğunu ve hedef tahtasına oturtulan Afganistan'da insanların
daha şimdiden yollara düşmüş olduğunu ibretle görüyoruz. Öte
yandan saldırılarla ilişkisi olmadığını sık sık tekrarlayan
Ladin ise, ABD ve "uluslararası adalet" nezdinde daha şimdiden
"mahkum" olmuş durumda ve ABD, elindeki en etkili silah olan
medya aracılığıyla, dünya kamuoyunu dezenformasyon bonbardımanına
tabi tutarak Ladin hakkında verdiği mahkumiyet kararını meşrulaştırmaya
çalışmaktadır.

Eğer ABD ve müttefikleri gerçekten yeryüzünden terörü silmek
istiyorlarsa,
a) Gerçek suçlular, uluslararası bağımsız mahkemelerde adil
yargılanarak tespit edilmeli ve verilen karar, kanıtlarıyla
birlikte dünya kamuoyuna açıklanmalıdır.
b) ABD'de ve diğer Batılı ülkelerde yaşayan yabancıların can
ve mal güvenlikleri sağlanmalı ve Ortadoğu kökenli olduğu
sanılan bir Hintlinin öldürülmesi gibi olaylara meydan verilmemelidir.
c) Körfez savaşı sonrasında Irak'a uygulanan ambargo nedeniyle
hala her ay yüzlerce çocuğun ölüme sürüklendiği unutulmamalı
ve bu tür yeni insanlık suçlarına yol açılmamalıdır.
d) Terör, en ağır insanlık suçudur ve ister devletler, isterse
örgütler ya da bireyler tarafından ve hangi amaçla gerçekleştirilmiş
olursa olsun, ayrımsız bir biçimde lanetlenmelidir, kınanmalıdır
ve karşı çıkılmalıdır. Ancak terörle mücadele adına bir başka
teröre yol açılmamalıdır. Teröre karşı verilecek mücadele,
hukuk kuralları çerçevesinde yapılmalı ve adalet öfkeye kurban
edilmemelidir. Hiçbir devletin ya da örgütün terörü görmezden
gelinmemelidir.
* Herhangi bir devletin ya da örgütün, masum insanlara yönelik
saldırılar düzenlemesinin veya bu tür saldırılar düzenleyen
kişi ya da gruplara, ülkelere hamilik yapıyor olmasının, hiçbir
biçimde o ülkedeki masum insanlara yönelik saldırıları meşrulaştırmayacağı
unutulmamalıdır.
* ABD başta olmak üzere dünya devletleri, güçlerini ispatlayacak
hukukdışı saldırıların, meşruiyetlerini gölgeleyeceğini bilmelidir.
* ABD önderliğindeki bu savaş çığırtkanlığı, insan hakları
ihlalini bir yönetim pratiğine dönüştürmüş ülkeleri, hak ve
özgürlükleri kısıtlama yolunda cesaretlendirmemelidir.
* Tarih kitapları, Birinci Dünya Savaşına bir insanın öldürülmesinin,
İkinci Dünya Savaşına ise Almanya'nın ırkçılığının neden olduğunu
anlatmaktadır. Her ikisinde de sebep ne olursa olsun sonuçta
ölen ve sakat kalan onmilyonlarca insan olmuştur. Amerikan
hükümeti, saldırıyı "Üçüncü Dünya Savaşı" olarak adlandırmıştır.
Tetikçilerinin öldüğü bir terör olayını yeni bir dünya savaşı
sebebi saymak, "medeni aklın" öngörüsü olamaz. Dünya, bu öngörüyle
yola çıkılan savaşta ölecek masum insanların ardından bir
başka "İnsan Hakları Bildirgesi" düzenlemek zorunda bırakılmamalıdır.

"Düşünce"
yargı önünde...
"Düşünceye Özgürlük: Herkes İçin" adlı kitaba yayıncı olarak
imza atan 65 kişi hakkında 11 yıla kadar ağır hapis cezası
istemiyle dava açıldı. Kitaba yayıncı oarak imza atanlar arasında
Zuhal Olcay, Şanar Yurdatapan, Lale Mansur, Emine Şenlikoğlu,
Adalet Ağaoğlu ve Abdurrahman Dilipak gibi isimler de yer
alıyor. İstanbul DGM Cumhuriyet başsavcılığı tarafından hazırlanan
iddianamede kitabın bazı bölümlerinde suç unsuruna rastlandığı
belirtildi.

İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığı`nca hazırlanan iddianamede,
`Düşünceye Özgürlük Herkes İçin` adlı kitabın çesitli bölümlerinde
suç unsurlarına rastlandığı belirtildi. İddianamede, aralarında
Zuhal Olcay, Şanar Yurdatapan, Lale Mansur, Emine Şenlikoğlu,
Adalet Agaoğlu ve Abdurrahman Dilipak`ın da bulunduğu, kitaba
yayıncı olarak imza atan 65 kişinin `Terörle Mücadele Yasası`na
muhalefet etmek` ve `halkı sınıf, ırk, din, mezhep farklılığı
gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek` suçlarından,
5 ile 11`er yıl arasında ağır hapis cezasına çarptırılması
istendi. Bu kişilerin yargılanmasına, önümüzdeki günlerde
İstanbul DGM`de başlanacak.

Barış
ve Adalet için bir imza
ABD´den insanlar, Washington yönetimini intikam değil "BARIŞ
VE ADALET" e çağıran bir dilekce yazıp imzaya açmış bulunuyor.
Orijinaline aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. İsteyen imzalıyor.
Dakikada 100'den fazla kişinin imzaladığı bildiriliyor. Hedef
1 milyon imza. Ve imzalayanların yorumları da yayınlanıyor.
Metin şöyle:

"ACİL: Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagona acımasız saldırıların
ardından ABD liderlerinden, bütün ulusların masum insanlarının
korunarak adalete ulaşılmasını talep ediyoruz.

Başkan'ın bütün ABD´de oturanların özgürlüğünü ayakta tutmasını,
yurtta ve dışarda tüm insanların insan haklarını korumasını
ve ABD´nin ilkelerine ve özgürlüklerine karşı bu saldırı girişiminin
başarıya ulaşmayacağını garanti etmesini talep ediyoruz.
Terörist olayların, herhangi bir misillemeden önce bütünüyle
araştırılmasını istiyoruz.
İntikam değil, BARIŞ ve ADALET çağrısı yapıyoruz.
Dayanışma duygularıyla
İmza"
http://www.thePetitionSite.com/takeaction/224622495

LKD Eylül Seminerleri'nde
değişiklikler
LKD Eylül Seminerleri (19 Eylül - İPTAL /26 Eylül)
2. Inet-tr aktif katılım (Bildiri / panel /açık oturum / eğitim
semineri) süresi 23 Eylül'e uzatıldı.
3. Bilişim Şurası 24 Eylül
4. Kritik teknolojiler kongresi 20-21 Eylül
5. 9. Ulusal Elektrik-Elektronik-Bilgisayar Müh. Kongresi,
19-21 Eylül Kocaeli Ü. Daha önce 19 Eylül çarşamba akşamı
18.30'da Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi D blok/ Kırmızı
Salon'da yapılacağı ilan edilen LKD sohbetleri 28'incisi ise
iptal edilmiştir.

LKD 29: 26 Eylül Çarşamba Serbest yazılımlarla üniversite/fakülte
hizmetleri: Tanju Aktuğ (aktugt@hipokrat.org)
2. Inet-tr'01 Aktif katılım başvurusu süresi 15 Eylül'den
23 Eylül saat 14.00'e uzatılmıştır.

Inet-tr 2001 konferansı (aktif katılım --Bildiri, Panel/Çalışma
Grubu ve Eğitim semineri) önerilerini kabul süresi sonuna
yaklaştı. Bu sene cyberchair adlı bir programla, başvurular
sadece webten yapılabilecek. Başvuru 2 aşamada olacak. Öneri
ekibi adına bir kişi, bağlantı kişisi olarak web'i dolduracak,
bu kişiye bir kullanıcı adı ve şifresi gönderilecek. Bağlantı
kişisi bunları kullarak, bildiri metnini webe yükleyebilecektir.

Başvuru süresi 23 Eylül'de bitecektir: www.inet-tr.org.tr,
bilgi@inet-tr.org.tr

Inet-tr hakkında:
Inet-tr'01 E-turkiye+'ya odaklanıyor. Türkiye'nin Internet
odakli tek konferansı olan inet-tr, internetle ilgili tüm
partilerin katılımıyla, Türkiye Internetinin önünü açacak
ortak akıl arayışlarına bir platform olmayı, bir bilgi ve
tecrübe paylaşımı ortamı olmayı hedeflemektedir. Bildiri ve
öneri sunmanın son tarihi 23 Eylül'dür.

3. Bilişim Şurası 12-14 Nisan'da
Nisan 2001'de ülkenin bilişim politikalarını belirlemek amacıyla
Bilişim Şurası yapılacaktır. Bunun ilk hazırlık toplantısı
24 Eylül'de yapılacaktır. Şura, Başbakanlık ve Bilişim Sivil
Toplum Örgütleri'nce yapılacaktır. Kamu kurumları ve sivil
toplum örgütleri bu toplantıya ilişkin gelecek yazı ve duyurulara
hazırlıklı olsunlar.

4. Kritik Teknolojiler Sempozyumu
20-21 Eylül Marmara Araştırma Enstitüsü, Gebze. Daha fazla
bilgi için: www.mam.gov.tr

5. 9. Ulusal Elektrik-Elektronik-Bilgisayar Mühendisliği
Kongresi
Kocaeli Üniversitesi, TMYO Uygulama Oteli, Derbent/KOCAELİ
http://www.kou.edu.tr/kongre/ 20 Eylül 15.30-17.30'da bir
Panel: E-turkiye: Politikalar, Mekanizmalar, Eylem Planları
Mustafa Akgül

|