



İnsan Hakları Derneği :
Yaşama Hakkına Yönelik Saldırılar
Bir An Önce Son Bulmalıdır
Şırnak’taki saldırı ve Avcılardaki Bombalı Saldırı Toplumsal Barışı Tehdit Etmektedir

Şırnak’ta bir askeri birliğin pusuya düşürülmesi sonucu 1’i astsubay 12’i er 13 insanımızın yaşamını yitirdiğine ilişkin haber bizleri derin üzüntüye ve endişeye sevk etmiştir.

Şırnak’ta 12 sivil insanımızın kimliği belirsiz kişi ve güçlerce minibüsten indirilip öldürülmesinin üzüntüsü ve şaşkınlığı geçmeden yaşanan bu olay bizleri şoke etmiştir.

Avcılar’da akşam saatlerinde kimliği belirsiz kişilerce konulan “hangi amaca hizmet ettiği belli olmayan” bombanın patlaması sonucu 1’i polis 4 insanımız da ağır yaralanmıştır.

Bir yerlerden bir düğmeye basılmışçasına yeniden tırmanan şiddet olayları toplumsal barışı tehdit eder hale gelmiştir. Geçmiş yıllarda yaşanan şiddet olaylarının, çatışmaların doğurduğu toplumsal travma atlatılamamışken yeniden tırmandırılan bu şiddet dalgası, toplumsal değerlere, demokrasiye, özgürlüklere hiçbir katkı sağlamadığı gibi, mevcut hak ve özgürlüklerinde tehdit altına girmesine neden olmaktadır.

Her insanımız, bizler için çok değerlidir. En temel hak olan yaşama hakkına yönelik saldırılar ve çatışmalar kabul edilemez olaylardır. Hele hele çatışmaların tarafı olmayan sivil insanların yaşadığı alanlara yönelik saldırıları gerçekleştirenler insanlık suçu işlemektedirler.

Çatışma ve bombalama eylemleriyle geleceğimiz, demokrasimiz, hak ve özgürlüklerimiz ipotek altına alınmaktadır. Bu şiddet sarmalına karşı çıkmak, kendine insanım diyen herkesin görevidir. Şiddetin ve çatışmaların gerdiği toplumumuzda kin, nefret ve öç alma duygularının daha fazla derinleştirmesine fırsat vermeyelim.

Şiddet nereden, nasıl ve kimler tarafından hangi amaçla yapılırsa yapılsın karşı çıkmalıyız. Bu duygularımızla çatışmalarda yaşamını yitiren askerlerin ailelerine başsağlığı, bombalı saldırı sonucu yaralanan insanlarımıza acil şifalar diliyoruz.
İnsan Hakları Derneği
İstanbul Şubesi




Van Kadın Derneği:
Eşitsizlik ve Ayrımcılığa Karşı
Ne İstediğimizi Biliyoruz!
1 Ekim 2007 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılış resepsiyonunda Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın KADER başkanı Hülya Gülbahar'ın 'kota' talebine verdiği 'Kadın-erkek zaten eşitiz. Niye kota istiyorsun, sen de çalış, sen de ol. Kota var diye sen Ruanda mı olmak istiyorsun? Buyur Ruanda ol' yanıtından sonra bizler Başbakan'ın ne demek istediği üzerine düşündük ve soruyoruz Türkiye kimin?

Türkiye'de kadınların, kadın örgütlerinin talebini dillendirenlerin ve aslında siyasal ve toplumsal alanda eşitlik isteyenlerin yaşaması mümkün olmayacak mı?

Biz kadın örgütleri bir açıklama bekliyoruz. Her alanda eşit temsil, katılım ve kota talep ederken, fiilen eşit olmak için çabalarken, kadın olarak kendimizi görünür kılmak için ter dökerken ve her gün kanımız akıtılırken sorularımızın cevaplarını ve taleplerimizi dile getirip liyakatimizi almaya hakkımız yok mu?

Bizler cinsiyet, cinsel yönelim ve medeni hal, dil, din, ırk farklılıkları sebebiyle ayrımcılık yapmayan bir anayasa talep ederken kadınlar için gerçek eşitlik sağlayacak özel düzenlemeler de istiyoruz. Ve bunu da hak ediyoruz.

Bu eşitliği sağlamanın öncelikli koşulu ülke değiştirmek mi? O halde;
Kota isteyenleri Ruanda'ya
Kürt kadınlarını Irak'a
Başörtülüleri İran'a
Eşcinselleri Hollanda'ya
Solcuları Küba'ya mı yollamak gerek?

Başbakan Recep Tayip Erdoğan kadın ve erkeklerin Türkiye'de zaten eşit olduğunu söylüyor. Evet, eşit olmalıyız ama bu eşitliği yaşamda hissetmiyoruz. Eşit olmak eşit ve adil koşullarda doğmakla başlar.

Bizim tablomuzda Bekâret kontrollerinde ve namus cinayetlerinde kadınların %100'ü zarar görmektedir.

Görülen o ki, Başbakan'ın da her gün baktığı manzarayı kendisine yorumlamak gerekmektedir. Kadınların ve erkeklerin zaten eşit olduğu durumda;
Parlamento'da kadınlar % 9 erkekler %91
Belediye başkanlıklarında kadınlar %0,56, erkekler %99,44
Yükseköğretimde kadınlar %42 erkekler %58
Çalışma yaşamında kadınlar %24 erkekler %76
Üst yönetim kademelerinde kadınlar %6 erkekler %94
Mülkiyette kadınlar %10 erkekler %90 temsil olanağına sahiptir. Başbakanın bahsettiği eşitlikle bizim kastettiğimiz arasında büyük bir uçurum bulunmaktadır.

Ülke gerçekleri bu kadar çıplak ve yakıcı iken, bu ülkede kadınların ve erkeklerin eğitime, siyasete, ekonomiye, tüm sosyal ve kültürel hayata eşit ulaşım ve katılım olanakları olduğunu söyleyebilir misiniz?

"Niye kota istiyorsun sen de çalış sen de ol" diyen başbakan kadınları da içine alan bir pencereden bakmalı, partisinin ve dolayısıyla hükümetin de bu pencereden bakmasını sağlayabilmelidir. Zira yıllardır kadınların dışlanmasını ve ezilmesini engellemek için neden pozitif ayrımcı düzenlemeler istediğimiz ve bundan asla vazgeçmeyeceğimiz anlaşılacaktır.

Başta da dediğimiz gibi, biz Van Kadın Derneği ve Yaka-Koop olarak Başbakan'dan bir açıklama bekliyoruz.
Yaşadığımız şiddetin onaylanmasına olanak tanınmasın artık.
Van Kadın Derneği
Yaşam Kadın Kültür Çevre ve İşletme Kooperatifi



Engelli Haklarına Dair
Yeni Sözleşme El Kitabı

OHCHR, IPU, ve UNDESA engelli kişilerin haklarına dair yeni Sözleşme için hazırlanan el kitabını tamamlayarak yayınladı.
Parlamentolar arası Birlik(IPU), Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR), ve Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Sorunlar Bölümü(UNDESA), yeni kabul edilen Engelli Hakları Sözleşmesi ve Ek Protokolü hakkındaki el kitabını bugün yayınladı. El kitabı yeni sözleşmenin parlamenterler arasında bilinmesini ve bu konuda bilincin arttırılmasını hedefliyor. El kitabı özellikle yasa koyucuların Sözleşmeyle bütünleşmelerini mümkün kılarak, Sözleşmeyi onaylamalarını ve ardından da uygulamalarını kolaylaştırmak için yöntemler temin ediyor.
El kitabının İngilizcesine ulaşmak için www.ohchr.org/english/about/publications/docs/newcoretreaties.pdf
linkine tıklayınız.
Daha fazla bilgi için:
İlişki : IPU: Ms. Luisa Ballin, IPU Bilgilendirme Sorumlusu.
Tel.: +41 22 919 41 16, e-mail: lb@mail.ipu.org ; cbl@mail.ipu.org.
IPU website: www.ipu.org.
OHCHR: Mr. Yvon Edoumou, Bilgilendirme Sorumlusu.
Tel. +41 22 917 9383; e-mail: yedoumou@ohchr.org.
OHCHR website: www.ohchr.org;
UN: Mr. Edoardo Bellando, Bilgilendirme Sorumlusu.
Tel. +1 212 963 8275; e-mail: bellando@un.org.
UN website: www.un.org.



İnsan Hakları Gündemi Derneği
İç Hukukta İnsan Hakları Semineri

Avrupa Konseyi, 20 - 21 Eylül 2007 tarihlerinde Belgrat'da, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin iç hukukta uygulanmasında yüksek mahkemelerin rolünü konu edinen bölgesel bir seminer düzenledi. Seminere Avrupa Konseyine üye 13 Devletin Yüksek Mahkemelerinden temsilciler katıldı. Seminere Arnavutluk, Avusturya, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Macaristan, Moldova, Karadağ, Romanya, Sırbistan, Slovenya, Makedonya ve Türkiye'den temsilciler katıldı. Seminer sırasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı Jean-Paul Costa'da bir konuşma yaparak "Tarafsız ve bağımsız yargıç yoksa adil yargılanmaya riayet de yoktur ve sonuçta da insan haklarının etkili bir biçimde korunması da yoktur." dedi.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin iç hukukta uygulanmasında yüksek mahkemelerin rolününe dikkatleri çeken Jean-Paul Costa'nın konuşma metnini Fransızcadan Zafer Salan çevirdi. Metnin tamamını okumak için lütfen ziyaret ediniz: http://www.rightsagenda.org/main.php?id=237

İnsan Hakları Gündemi Derneği
(0312) 428 06 10-11 (Ankara)
(0312) 428 06 13 (Ankara)
(0232) 489 55 28 (İzmir)
(0232) 489 70 39 (İzmir)
www.rightsagenda.org



 |